
Derya Açar Ergüç yazdı: Hafızayı seslendirmek
Sürekli değişen iletişim dünyasında, ürettiğimiz içerikleri günümüz alışkanlıklarına göre modifiye etmek önemli bir hedef. Bir içeriği üretip kendi haline bırakmak yerine onu daha erişilebilir kılmak ve tüketimini uzun süreler devam ettirmek gerekiyor. Böylece hedef kitlenize sürekli yeni formatlarda içerik sunmuş oluyorsunuz.
Günümüzde iletişim, markalar adına hep aynı yöntemlerle yürümüyor. Sürekli yeni formatların üretildiği, teknolojinin çok hızlı ilerlediği bu zamanda insanların ilgisini sürekli tutmak için farklı içerik türleri sunmak önemli. Sesli içerikler de son yıllarda bu çeşitliliğin önemli bir parçası oldu. Geçen sene katıldığımız, Marketing Türkiye tarafından düzenlenen The TECH Summit’teki konuşmalarda da izleyici kadar dinleyici olan kitleden ve sesli içeriklerin öneminden bahsedilmişti. Bu, kitlelere sunduğumuz içeriklerin çeşitlenmesi açısından da çok önemli bir mesajdı. Uzun emeklerle üretilen içeriklerin tek seferde tüketilmemesi, uzun döneme yayılması ve hatırlanabilir olması için de onları sürekli güncellemek gerektiğini de bizlere hatırlattı.
Aslında hafızamız da böyle çalışmıyor mu? İnsanlar hem duyarak hem de görerek bilgileri ve kişileri akılda tutarlar; ancak her bireyin öğrenme ve hafıza stili farklılık gösterebilir. Kimi insanların sesleri, konuşmaları ve anlatılanları, yani işitsel hafızası daha kuvvetlidir; kiminin ise yüzleri, mekânları ve görüntüleri, yani görsel hafızası çok daha iyidir ve bunları daha kalıcı şekilde zihninde saklamayı başarır.
Biz iletişimciler de yaptığımız işlerin, içeriklerin, insanların hafızasında yer etmesini, iz bırakmasını isteriz. Bir içeriğin gerçekten etkili olup olmadığını, çoğu zaman ne kadar kişiye ulaştığından değil, aradan zaman geçtiğinde ne kadar hatırlandığından anlarız.
Birikimler arşivde kalmamalı
Aristoteles, Hafıza ve Çağrışımla-Hatırlatma adlı denemesinde hatırlamanın çağrışımlarla ilişkisine dikkat çekiyor. Bir şeyi hatırlamak çoğu zaman onu olduğu gibi zihinde saklamaktan değil, başka bir şeyin bize onu çağrıştırmasından geçiyor. Bir koku bizi yıllar öncesine götürebilir, duyduğumuz bir şarkı belirli bir anı yeniden canlandırabilir, bir görüntü hiç beklemediğimiz bir kişiyi ya da mekânı hatırlatabilir.
Bizim kuşak için bunun güzel örneklerinden biri Çokomilk’in “Hiç Aklımdan Çıkmıyor ki” reklamı olabilir. Bugün bu cümleyi duyduğumuzda bile reklamın müziğini ve ses tonunu hatırlayabiliyorsak, belki de bunun nedeni tam olarak bu çağrışım gücü.
İletişim de aslında böyle çalışır. İyi bir içerik yalnızca o anda dikkat çekmekle kalmayabilir; önce zihinde başka bir şeyle bağ kurar. Bir ses, bir cüm le, bir görüntü ya da bir hikaye… İçerik ile insanın kendi deneyimi arasında bir bağ kurulduğunda, iletişim görünür olmaktan çıkar ve hafızada yer etmeye başlar.
Salt’ta yaptığımız işlere baktığımda, hafıza meselesinin bizim için ayrıca önemli bir yeri var. Arşiv ve araştırma temelli çalışan bir kurum olarak yıllar içinde yalnızca yeni içerikler üretmiyor, aynı zamanda giderek büyüyen bir bilgi birikimi oluşturuyoruz. Dolayısıyla bizim için önemli olan, bu birikimin yalnızca arşivde kalması değil; farklı yollarla yeniden karşılaşılabilir, keşfedilebilir ve hatırlanabilir olması.
Aristoteles, Hafıza ve Çağrışımla-Hatırlatma adlı denemesinde hatırlamanın çağrışımlarla ilişkisine dikkat çekiyor. Bir şeyi hatırlamak çoğu zaman onu olduğu gibi zihinde saklamaktan değil, başka bir şeyin bize onu çağrıştırmasından geçiyor.
Yeni formatlarla yeni hedef kitlelere ulaşmak…

Salt Blog da bu birikimlerin önemli bir parçası. Salt’ın çalışma alanlarına yönelik araştırmacıların yazdığı yazılar ya da Salt Araştırma Fonları’ndan yola çıkarak başlatılan yazı dizileriyle geniş bir bilgi birikimini ulaşılabilir kılıyor. Geçen yıl Marketing Türkiye The TECH Summit’te, sesli içeriklerin yükselişi ve farklı içerik formatlarıyla kitlelere ulaşmanın önemi üzerine yapılan konuşmalar da bizim için bu birikime farklı bir yoldan ulaşma fikrini düşündürdü. İletişim çalışmalarımız kapsamında bu yıl Salt Blog’daki seçili yazıları seslendirmeye başlamamız da bu düşünceden doğdu.
Böylece belki de yayınlanmasının üzerinden birkaç yıl geçmiş yazıyı yeniden gündeme getirmek, ona farklı formatta yeni bir hayat vermek ve belki de daha önce ulaşamadığı insanlara ulaştırmak istedik. Burada bir önemli nokta da blog yazılarını herkes için daha erişilebilir hale getirmekti. Blog yazıları ile web sitemizde biriken hafıza, dinlenebilir formata gelerek daha çok insana daha rahat bir şekilde ulaşmış oldu.
Yazı seslendirmelerinde en çok dikkat ettiğimiz nokta, hangi yazıları seslendireceğimizi seçmekti. Bunun için ilk aşamada daha hikaye gibi akan yazıları tercih ettik. Böylece dinlerken daha iyi takip edilebilir yazılara ulaşmış olduk. Şimdiye kadar üç Salt Blog yazısını seslendirdik. Üçüne de baktığınızda benzer bir tema göreceksiniz. Üçü de farklı şehirlerdeki bellek mekanlarına odaklanıyor. Bu yazılardan ilki, Salim Aykut Öztürk’ün yazdığı Neredeymiş Bu Tatavla? 100 Yıllık Bir İnşa Hikayesi, tarihI Tatavla semtinin yıllar içinde geçirdiği dönüşümü inceliyor. Ozan Torun’un yazdığı Saraydan Sonra, Otelden Önce: Çırağan’da 50 Yaz isimli yazı, günümüzde hepimizin önünden geçtiği fakat belki de çok azımızın eski halini bildiği bir yeri, şimdi yerinde bir otel olan Şeref Stadı Havuzu’nu anlatıyor. Seslendirdiğimiz üçüncü yazı olan Arsuz Otel: Doğu Akdeniz Kıyısında Bir Odak Noktası’ında ise Burcu Kütükçüoğlu, Hatay’ın Arsuz ilçesinde yer alan Arsuz Otel’in bölge halkı için önemini ve yıllar içinde geçirdiği değişimlerle beraber mimari mirasını konu alıyor. Üç yazı da anlattığı yerlerin yıllar boyu biriken hafızasını, o yerleri bilmeyenlere de çok güzel bir şekilde aktarıyor. Seslendirmelerinin yapılmasıyla beraber de bu hafıza artık dinlenebilir bir forma geldi.
Hafızayı sürekli kılmak
Sürekli değişen iletişim dünyasında, ürettiğimiz içerikleri günümüz alışkanlıklarına göre modifiye etmek önemli bir hedef. Bir içeriği üretip kendi haline bırakmak yerine onu daha erişilebilir kılmak ve tüketimini uzun süreler devam ettirmek gerekiyor. Böylece hedef kitlenize sürekli yeni formatlarda içerik sunmuş oluyorsunuz. Ayrıca eğer Salt gibi bir kurumsanız, araştırmalar sonucu biriken bilgi birikimi ve hafızayı sürekli kılmak için de bu tarz yenilikleri denemek gerekiyor.
Ağustos verileri açıklandı: Adana’da lahmacun fiyatları cep yakıyor!
