Beyaz yakalı çalışan mutsuzlaşıyor

FranklinCovey, son üç yılda yaptığı envanter sonuçlarını analiz etti ve ortaya beyaz yakalı çalışanların sağlık, yaşam, planlama ve geri bildirim alma gibi alanlarda sorunlar yaşadığını, daha stresli, daha mutsuz ve daha zor bir hayatın içinde olduğunu ortaya çıkardı.

Eğitim ve Danışmanlık şirketi FranklinCovey, “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” envanterinden son üç yılda elde ettiği verileri analiz etti. Çalışan sayısı 300 ve üzerinde olan şirketlerdeki 1500 beyaz yakalı çalışanla 2017 – 2019 yılları arasında yapılan envanterlerden elde edilen sonuçlar, Türkiye’deki beyaz yakalı iş gücünün, sağlık, yaşam, planlama ve geri bildirim alma gibi alanlarda yaşadığı sorunlara dikkat çekiyor.

FranklinCovey Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Selda Bağlan’a göre Türkiye’de beyaz yakalı çalışanların hayatı her geçen yıl daha zorlaşıyor. Bunun birkaç nedeni olduğunu aktaran Bağlan sözlerine şöyle devam ediyor: “Beyaz yakalı çalışanlar kendine çok az vakit ayırıyor, beden sağlığına pek dikkat etmiyor, işlerini planlamakta, odaklanmada, önceliklendirme yapmakta ve yaşamının dengesini ayarlamakta zorlanıyor. En önemlisi de geri bildirim almaktan yani eleştirilmekten hoşlanmıyor. Dolayısıyla daha zor ve daha mutsuz bir hayatları oluyor.”

Sağlık öncelik değil

Yapılan analize göre, Türkiye’deki beyaz yaka çalışanların globaldeki benzer görevde çalışanlara göre beden sağlığına dikkat etmesinin daha düşük olması bu konuya öncelik vermediğini, uğraştığı ve odaklandığı başka öncelikler olduğunu gösteriyor. Bağlan, bu bakış açısı ve/veya durumun bir süre sonra iş kaybı veya meslek hastalıklarının artmasına neden olabileceğini söylüyor.

Kendine zaman ayırmama stres kaynağı

Türkiye’de çalışma saatlerinin nispeten daha uzun olması, çalışanların kendilerine ayırdıkları veya ayırmak istedikleri zamanı kısaltan bir unsur. Özellikle büyük şehirlerdeki trafik sorunu nedeniyle yolda kaybedilen süreler de eklendiğinde çalışanların hafta içi sadece iş ve özel hayatındaki temel görevleri dışında kendilerine yatırım yapacak veya yeni alanlarda uzmanlaşacak ya da hobileri ile ilgilenecek vakti bulmaları zorlaşıyor. Bağlan’a göre, beyaz yaka çalışanların kendilerine düzenli zaman ayırmadığını düşünmesi bir süre sonra beraberinde stresi getiriyor ve bu da çeşitli hastalıklara yol açıyor. En önemlisi de bu durum yenilenme ve sürekli gelişimin önünde büyük bir engel oluyor.

Geri bildirim almayı, eleştirilmeyi sevmiyoruz

Yapılan analizde dikkat çeken bir diğer başlık ise geri bildirime olan yaklaşım. “Geri bildirime açık bir toplum değiliz” diyen Bağlan, “Özellikle geliştiren (olumsuz) geri bildirime yaklaşım, daha çok kabul etmeme yönünde ve bu durum bireysel gelişimin önünde çok ciddi bir engel. Ayrıca iş yerinde bir güven ortamı yoksa geri bildirimin samimiyetine karşı güven olmadığından bir direnç oluşabiliyor” diyor.

Son olarak Bağlan, önceliklendirme ve odaklanma konusunda da alınması gereken bir yol olduğunu aktarıyor. Bağlan sözlerine şöyle devam ediyor: “Her iki başlıkta da 2019 yılında ciddi bir düşüş görüyoruz. Bu durum son zamanlarda dijitalleşmenin de etkileri ile hızlanan ve veya hızlanması gereken iş yaşamındaki hedeflerin veya beklentilerin de hızlı değişmesi nedeniyle oluyor.  Şirketler hızlı değişim gerektirdiği için sürekli hedeflerini değiştiriyor veya değiştirmeyi konuşuyor. Değişen şirket öncelikleri beyaz yakalı çalışanların hatta yönetim seviyesi dahil kafasının karışmasına, kendi işinde öncelikleri belirleyememesine ve odaklanamamasına yol açıyor. Tüm bunlar stres yaratarak beden sağlığını koruma konusundaki zorlukları tetikliyor.”

Envanter analizinde dikkat çeken noktalar:

– Türkiye’de 2017 ve 2018 yılında yüksek olan beden sağlığına dikkat etme oranı, 2019’da düşüyor.
– Her gün kendine vakit ayırma oranı 152 ülkenin ortalaması olan küresel rakamın çok altında kalıyor.
– Her hafta işleri planlamak ve düzenlemek için vakit ayırma, iş dışında da hayatı planlamak ve düzenlemek için vakit ayırma, genel anlamda etkililiği muhafaza etmek için hayatın farklı yönlerini dengede tutma (iş,boş zaman, aile vb.) oranlarımız da diğer yıllara kıyasla 2019’da aşağıya iniyor.
– ‘Olumsuz geri bildirimleri savunmaya geçmeksizin kabul ederim’in oranı da global ortalamanın çok altında kalıyor.
– ‘Önceliklerim konusunda netimdir’ ve ‘Odağımı kaybetmem ve diğer kişilerin sorunlarının araya girmesine veya günüme yön vermesine müsaade etmem’ oranı da 2019’da azalıyor.

 

İLGİLİ HABERLER