
Yapay zeka arşivlerde henüz insan emeğinin yerini alamadı
Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te konuşan SALT yöneticileri Deniz Ova ve Lorans Tanatar Baruh, 2 milyonu aşkın belgeden oluşan dijital arşiv serüvenini anlattı. Kültürel mirasın korunmasında teknolojinin rolüne değinen yöneticiler, yapay zekanın çok katmanlı arşiv belgelerinde henüz insan emeğinin yerini tam alamasa da GPT-5 gibi modellerle doğruluğu artırdığını belirttiler.

Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te teknoloji, pazarlama ve iş dünyasının dönüşüm gündemi sahneye taşındı. The TECH Summit’in ikinci gününde AI Powered Commerce sahnesinde Salt Genel Müdürü Deniz Ova ve Salt Araştırma ve Programlar Yardımcı Direktörü Lorans Tanatar Baruh konuşmacı olarak yer aldı.
Deniz Ova ve Lorans Tanatar Baruh, SALT’ın bir teknoloji zirvesinde neden yer aldığını açıklayarak konuşmaya başladı. SALT, kökleri 1990’lara uzanan ve Garanti BBVA’nın kurduğu üç kültür kurumunun birleşiminden oluşan, çok disiplinli bir bellek ve araştırma merkezi. Kurumun hem fiziksel hem dijital mekanları, Türkiye’nin sanat, mimarlık, tasarım, kent, toplum ve ekonomi tarihine dair geniş bir arşivi barındırıyor. Bu arşiv yalnızca raflarda saklanan bir koleksiyon değil; toplumsal belleği yeniden kurmak için sürekli işlenen, analiz edilen ve kamuyla paylaşılan dinamik bir bilgi alanı olarak konumlanıyor.
Öncü bir arşiv…
SALT, 2011’den itibaren dijital yayıncılık ve dijital arşivciliği kurumun temel işlevlerinden biri haline getirdi. SALT Online üzerinden 2 milyonun üzerinde dijitalleştirilmiş belgeye erişim sağlanıyor, bu belgeler 19. ve 20. yüzyıldan fotoğraflar, planlar, haritalar, cam negatifler, metinler ve yakın dönemde dijitalleştirilen ses ve görüntü kayıtlarını içeriyor. Bu verilerin üretimi son derece emek yoğundu: Her bir belge taranıyor, kataloglanıyor ve yaklaşık 7 anahtar kelimeyle etiketleniyor, bu süreç bir belge için ortalama 40 dakika sürüyor. Arşivin küresel erişimi ise oldukça yüksek. Özellikle ABD, Almanya, İngiltere ve Fransa’daki araştırmacılar tarafından yoğun biçimde kullanılıyor.
Konuşmacılar, arşivin dijitalleşme serüveninin Türkiye’de öncü nitelik taşıdığını vurguladı. 1998’de Osmanlı Bankası arşivleri dijital ortama taşınmıştı ve bu çalışma dünya çapındaki büyük ulusal kütüphanelerle aynı döneme denk gelmişti. 2013’te uzaktan erişime açılan arşiv, Türkiye’nin kültürel belleğini yalnızca korumuyor, aynı zamanda dolaşıma sokarak yeni araştırmaların önünü açıyor. SALT’ın amacının Doğu Akdeniz’in kırılgan, afetler ve savaşlarla tehdit edilen kültürel belleğini korumak ve herkes için erişilebilir kılmak olduğu vurgulandı.
Kültürel arşivlerde yapay zeka: İmkanlar, sınırlar ve sorumluluklar
Pandemi dönemi, SALT’ın üniversitelerle yürüttüğü deneysel yapay zeka projelerini hızlandırmıştı. Görsel tanıma, metadata analizi ve arşiv metinlerinin okunması gibi konularda yapılan denemeler, teknolojinin henüz arşiv belgelerinin çok katmanlı yapısını tam olarak algılayamadığını göstermişti. Reşit Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi ve Osmanlı Bankası personel dosyaları üzerinde yapılan çalışmalar, hem insan emeğine hem de makine desteğine ihtiyaç duyulduğunu kanıtlamıştı. Ancak 2024’te GPT-5 ile yapılan testlerde doğruluk oranının belirgin şekilde yükseldiği ifade edildi.
Konuşmada, kültürel arşivlerde yapay zeka kullanımının etik ve hukuki boyutlarına da dikkat çekildi. KVKK, telif hakları, açık kullanım koşulları ve kaynak şeffaflığı gibi konular kültürel kurumlar için operasyonel zorunluluklar haline gelmişti. Deniz Ova ve Lorans Tanatar Baruh, kültür tarihini dijital olarak erişilebilir kılmak için yalnızca mühendislerin değil; hukukçuların, bilgi belge uzmanlarının, tarihçilerin ve sosyal bilimcilerin birlikte çalışmasının gerektiğini vurgulayarak konuşmayı tamamladı.
The TECH Summit raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz…
featured The Tech Summit 2025
