27 Mayıs Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Yılın teknoloji trendleri
Haberler

Yılın teknoloji trendleri

Marketing Türkiye
21 dakika önce
9 dk okuma

Deloitte Teknoloji Trendleri 2026 raporunu yayımladı… 17 yıldır aralıksız teknoloji trendlerini ortaya koyan ve sektörlerin geçirdiği dönüşümü gözler önüne seren raporun bu yılki ana mesajı başarılı organizasyonların teknoloji alanındaki denemelerden “ölçülebilir etkiye” geçeceğini ortaya koyuyor. Rapora göre yapay zeka, ekosistemin her köşesinde temel bir katmana dönüşürken rekabet avantajını belirleyecek asıl fark “yeniden tasarım” olacak.

Deloitte Teknoloji Trendleri 2026 raporu hakkında değerlendirmelerde bulunan Deloitte Türkiye Teknoloji ve Dönüşüm İş Birimi Lideri Hakan Göl’e göre, yapay zeka artık kurumsal teknolojinin hiçbir köşesini “dokunulmamış” halde bırakmıyor. Göl, “Geçen yılın ‘kanıtlama ve mümkün olanı görme’ odağından bu yıl ‘ölçekleme’ odağına geçiyoruz. Yapay zeka tarafından oluşturulan yanıtlar, geleneksel web sitelerine olan tıklama oranlarını üçte birden fazla oranda azaltmış durumda. Yapay zeka platformlarının organik trafiğin yüzde 6,5’ini yönlendirirken, bir yıl içinde bu oranın yüzde 14,5’e ulaşması bekleniyor. Yapay zeka girişimlerinin, geliri 1 milyon dolardan 30 milyon dolara çıkarmada SaaS şirketlerine kıyasla 5 kat daha hızlı ölçekleniyor” diyor. Gelin, Hakan Göl’ün yorumları eşliğinde raporda öne çıkan 5 trendi birlikte inceleyelim…

1. Yapay zeka robotlarla fizikselleşiyor

Yılın teknoloji trendleri

Yapay zeka artık ekranlarla sınırlı değil; endüstriyel robotlardan otonom sistemlere uzanan bir hatta somut değer üretiyor. Amazon’un bir milyonuncu robotunu devreye alması ve şirketin yapay zeka modeli DeepFleet’in depo içi seyahat verimliliğini yüzde 10 arttırması, “fiziksel yapay zeka” dalgasının hızlandığını gösteriyor. UBS’nin tahminine göre; 2035’e kadar iş yerlerinde 2 milyon insansı robot kullanılacağı öngörülürken, bu robotlar için toplam adreslenebilir pazarın 2050’ye kadar 1,4-1,7 trilyon dolar bandına ulaşması bekleniyor. Bu öngörüler, operasyonların ve iş gücü tasarımının yeniden düşünülmesini gündeme taşıyor.

Önemli çıkarımlar:

● Prototipten üretime: Yapay zeka destekli robotlar daha erişilebilir hale geliyor; çünkü robotik teknoloji, yapay zeka ve dijital simülasyon/eğitim bir noktada birleşiyor; hesaplama ve ağ altyapısı üretim kabiliyetleri ilerliyor; maliyetler düşüyor ve pratik kullanım örnekleri ortaya çıkmış durumda.

● Fiziksel yapay zeka kırılma noktası: Doğrusal büyüme yerini üstel (eksponansiyel) büyümeye bırakacak, bu da niş bir alandan ana akım kullanıma geçişi sağlayacak. Üretim, akıllı depolama ve tedarik zinciri operasyonları bu teknolojinin deneme sahası oldu. Kullanım alanı; güvenliğin, hassasiyetin veya erişilebilirliğin en önemli olduğu durumlarda insan yeteneklerini artırmaya ihtiyaç duyan her sektöre yayılacak.

● İnsansı robotlar ve ötesi: İnsansı robotik hem kurumsal hem de tüketici uygulamalarıyla fiziksel yapay zekadaki bir sonraki sınır (yeni aşama) olacak. Bunu nihayetinde biyo-hibrit robotlar ve kuantum robotiği takip edebilir.

Fiziksel yapay zekadaki gelişmeler:

Fiziksel yapay zeka; makinelerin gerçek zamanlı olarak fiziksel dünyayı otonom bir şekilde algılamasını, anlamasını, üzerinde muhakeme yürütmesini ve onunla etkileşime girmesini sağlayan yapay zeka sistemlerini ifade ediyor. Bu yetenekler; robotlarda, araçlarda, simülasyonlarda ve sensör sistemlerinde kendini gösteriyor. Onları devrimsel kılan şeyse tek başına otomasyon değil; aksine, dijital zeka ile fiziksel dünya arasındaki boşluğu doldurma kapasiteleri.

İş dünyasına etkisi:

Teknolojik ilerlemeler ve iyileştirilmiş üretim süreçleri maliyetleri aşağı çekerek karmaşık yapay zeka destekli robotların büyük ölçekli ve güvenilir bir şekilde üretilmesini sağladı. Bu durum, birçok farklı sektörde pratik uygulamaların önünü açtı. Açık kaynaklı geliştirme süreçleri ve standartlaşan (meta haline gelen) bileşenler pazara giriş engellerini daha da düşürse de fiziksel yapay zeka sistemleri hala gelişmiş işlemcilere ihtiyaç duyuyor; bu da fiyatlarının şimdilik geleneksel robotların üzerinde kalmasına neden oluyor. Amazon gibi kuruluşların verimliliği artırmak, iş gücü açığını kapatmak ve operasyonel kabiliyetleri iyileştirmek amacıyla bu teknolojileri başarıyla ölçeklendirdiği otonom araçlar ve depo otomasyonu gibi belirli alanlarda kullanım giderek yaygınlaşıyor.

2. “Agentic” iş gücüne hazırlık

Yılın teknoloji trendleri

Birçok kurum, agentic yaklaşımlarda pilot uygulamalardan üretime (yüksek ölçekte kullanıma) geçişte zorlanıyor. Temel sorun, mevcut süreçlerin otomasyonuyla yetinilmesi… Oysa lider organizasyonlar, agentfirst yeniden tasarım, yönetişim ve maliyet (FinOps) yönetimini birlikte ele alıyor. Deloitte’un araştırmalarına göre; kuruluşların yalnızca yüzde 11’i agentic sistemleri ölçekli şekilde kullanıyor. Yüzde 38’i pilot aşamasında bulunurken, yüzde 42’si hala agentic stratejisi konusunda yol haritası geliştirdiğini belirtiyor. Yüzde 35’inin ise resmi bir stratejisi yok. Kuruluşların yüzde 64’ü önümüzdeki iki yılda yapay zeka yatırımlarını arttırmayı planlıyor; teknoloji bütçelerinde yapay zeka payının ortalama yüzde 8’den yüzde 13’e yükselmesi bekleniyor.

Önemli çıkarımlar:

● Agentic gerçeklik kontrolü: Agentic yapay zeka şu anda neredeyse tüm işletmeler için en önemli öncelik. Ancak, kötü planlanmış agent uygulamaları; iş hedefleriyle uyumsuzluk ve süreçleri yeniden düşünme konusundaki isteksizlik nedeniyle başarısızlığa uğruyor.

● Otonom operasyonların mimarisi: Öncü kuruluşlar süreçleri yeniden tasarlıyor, agent’ları bir “silikon iş gücü” olarak yönetiyor, kurum genelinde agent’ları orkestre ediyor ve eski (legacy) sistemlerin rolünü yeniden değerlendiriyor. Bu işletmeler, agent yatırımlarının geri dönüşünü almaya başlıyor.

● Geleceğin dijital iş gücü: Agent’lar; destekten (augmentation) otomasyona ve (muhtemelen “Yapay Genel Zeka – AGI” gerektirecek olan) tam otonomiye uzanan özerklik yelpazesinde ilerledikçe, başarılı işletmeler insan ve silikon meslektaşlar arasında nasıl sinerji yaratacaklarını çözecekler. İşletmelerin hangi görevleri agent’lara devrettiği ve insan iş gücünü nasıl kullandığı, temel bir ayırt edici faktör olacak.

Agentic iş gücündeki gelişmeler

İşletmeler, agentic yapay zekayı benimseme süreçlerini hızlandırıyor; ancak birçoğu, işin nasıl yürütülmesi gerektiğini yeniden düşünmek yerine sadece geleneksel, insan merkezli süreçleri otomatikleştirdikleri için zorluklarla karşılaşıyor. Öncü kuruluşlar, operasyonları agent uyumluluğu için temelden yeniden tasarlayarak gerçek değeri fark ediyorlar; örneğin dijital çalışanlar için yeni agent uyumlu çerçeveler ve yönetim yaklaşımları geliştiriyorlar. İlk kanıtlar, agent dönüşümünü başarıyla yönetmenin insanları makinelerle değiştirmekle değil hem insan hem de silikon tabanlı çalışanların benzersiz güçlü yönlerinden yararlanan yeni insan-yapay zeka iş birliği formları oluşturmakla ilgili olduğunu gösteriyor.

İş dünyasındaki etkisi:

İleri görüşlü kuruluşlar, eski iş akışlarını sadece otomatikleştirmek yerine süreçleri uçtan uca analiz ederek hem agent’lar hem de insanlar için yeni iş birliği olanaklarının kapısını açıyor. Ancak bu dönüşüm, finansal karmaşıklığı da beraberinde getiriyor; çünkü kötü yapılandırılmış agent etkileşimleri öngörülemeyen kaynak tüketimini tetikleyebiliyor. Gelişmiş finansal operasyon çerçeveleri, gerçek zamanlı izleme ve otomatik ölçeklendirme gibi otomatik kaynak yönetimi taktikleriyle maliyetlerin takip edilmesine yardımcı oluyor ve yapay zeka yatırımlarının insan kaynaklarıyla aynı titizlikle yönetilmesini sağlıyor.

Ayrıca kuruluşlar agent’ları benimsedikçe; agent’ları işe almak (onboard), eğitmek, izlemek ve yeniden görevlendirmek için geleneksel İK kavramlarından yararlanan ancak onlarla sınırlı kalmayan, yeni iş gücü yönetim çerçeveleri tanımlamalı; dijital kimlik doğrulama ve sıfır güven (zero trust) mimarisi aracılığıyla şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlamalı.

3. Altyapı stratejileri yeniden yazılıyor

Yılın teknoloji trendleri

Yapay zeka çıkarım (inference) maliyeti iki yılda 280 kat düşse de kullanım hacminin hızla artması nedeniyle şirketlerin toplam harcaması büyüyor ve yüksek hacimli iş yüklerinde bulut maliyetleri kritik eşiklere ulaşıyor. Bu nedenle kurumlar bulut + onprem (kurum içi) + edge (uç) bileşenlerini birlikte ele alan hibrit mimarilere yöneliyor.

Önemli çıkarımlar:

● Çıkarım ekonomisi uyanış çağrısı: Son 10 yıla damgasını vuran bulut öncelikli (cloud-first) stratejiler ekonomik ve operasyonel engellere takılırken, yapay zeka maliyetleri altyapı hesaplamalarının yeniden yapılmasını zorunlu kılıyor.

● Yapay zeka için optimize edilmiş veri merkezi: Bulut, yerel (on-prem) ve uç (edge) sistemlerin en iyi özelliklerini bir araya getiren özel amaçlı yapay zeka altyapı ekosistemleri; işletmelerin yeteneklerini arttırmak ve maliyetleri yönetmek için hesaplama altyapıları üzerindeki kontrolü geri almalarına olanak tanıyor.

● Veri merkezi yeni sınırlara doğru ilerliyor: Optik, nöromorfik ve kuantum hesaplama gibi gelişmekte olan hesaplama paradigmalarının olgunlaşması, işletmeler özel görevler için giderek daha uzmanlaşmış araçları benimsedikçe, veri merkezlerini evrilmeye devam etmeye zorlayacak.

Hesaplama stratejisindeki gelişmeler:

Kuruluşlar, eski altyapı stratejilerinin yapay zekanın yoğun ve sürekli taleplerine ayak uyduramadığını fark ediyor. Bulut tabanlı hizmetler kullanılırken tekrarlayan yapay zeka çıkarımları (inference), maliyetleri hızla yükseltebilir; ayrıca veri egemenliği, gecikme süresi gereksinimleri, fikri mülkiyet (IP) koruması ve dayanıklılık konularında zorluklar yaratır. Öncü işletmeler, bulut ve yerel sistemler arasında basit bir geçiş yapmaktan ziyade, artık her bir iş yükünü doğru hesaplama kaynaklarıyla eşleştiren hibrit ve amaca uygun altyapılar tasarlıyor. Bu hesaplama rönesansında, tıpkı bulutun son 10 yılda BT stratejisini yeniden şekillendirmesi gibi, hibrit yapay zeka altyapısının (bileşenleri aşağıda tanımlanmıştır) bilinçli entegrasyonu, yarının liderlerini artan maliyetler ve performans darboğazları nedeniyle geride kalanlardan ayıracaktır.

İş dünyasındaki etkisi:

İşletmeler, yapay zeka kullanımındaki hızlı artışın, özellikle agentic yapay zeka iş yüklerinin, çıkarım maliyetlerindeki düşüşten daha hızlı ilerlemesi ve buna bağlı olarak fırlayan operasyonel giderler nedeniyle yapay zeka ekonomisinde bir uyanış çağrısıyla karşı karşıya. Kuruluşlar, öngörülebilir iş yükleri için yerel yatırımları bulut kullanımına karşı giderek daha fazla tartıyor; yasal düzenlemeler ve gerçek zamanlı operasyonel talepler, özellikle veri üzerinde yerel kontrolü önceleyen bölgelerde yeni veri merkezi inşasını tetikliyor. Ancak mevcut birçok veri merkezi, yapay zeka için teknik olarak uyumsuz kalıyor; GPU gibi yüksek performanslı hesaplama ve sürdürülebilir soğutma yöntemleri için gereken gelişmiş mimariden yoksun. Bu açıkları fark eden şirketler, yapay zeka benimsenmesi ölçeklenmeye devam ederken altyapı darboğazlarından kaçınmak için kendilerini konumlandırarak geleceğin veri merkezlerini şekillendirmeye başlıyor.

4. Bileşik etkiyle hızlanan dönüşümde “yeniden tasarım”

Yılın teknoloji trendleri

Teknoloji liderleri yapay zekada denemekten ölçülebilir etkiye geçmek zorunda. Benimseme hızı ve yatırım/altyapı/veri döngüsü, inovasyonu “bileşik” şekilde hızlandırıyor; bu hızın gerisinde kalmamak için kurumların süreçlerini yalnızca otomatize etmek yerine yeniden tasarlaması gerekiyor.

Teknoloji fonksiyonu yalnızca otomasyondan ibaret olmayan şekilde yeniden kurgulanıyor; yapay zeka iş birliği tasarımı, edge AI mühendisliği gibi yeni rol ve yetkinliklerin yükselişe geçiyor.

Önemli çıkarımlar:

● İçerideki düşman: Çoğu kuruluş hala üretken (generative) ve agentic yapay zekanın keşif aşamalarında olduğunu kabul etse de veriler, yapay zekanın önceliklerinden ve insanlarından amacına kadar teknoloji organizasyonunu birçok yönden temelden yeniden yapılandırdığını gösteriyor.

● Yapay zeka destekli bir geleceğe hazırlanmak için stratejiler: Yöneticiler; modüler mimariler tasarlayarak, insan-makine iş birliğini teknoloji yetenek stratejilerinin merkezine koyarak, CIO rolünü yeniden tanımlayarak ve kademeli değişim yerine “yeniden hayal etmeyi” önceliklendiren cesur hedefler belirleyerek aktif bir şekilde yapay zeka odaklı bir geleceğe hazırlanıyor.

● Yapay zeka destekli bir teknoloji organizasyonunun göstergeleri: Her kurumun yapay zeka yolculuğu kendine özgü bir noktadan başlasa da başarılı yapay zeka destekli teknoloji organizasyonları ortak özellikleri paylaşır. Bu tanımlayıcı göstergeler, yapay zeka odaklı bir dünyada başarılı olabilecek teknoloji organizasyonları için yeni standardı temsil ediyor.

Yapay zekaya özgü (AI-Native) teknoloji organizasyonundaki gelişmeler:

Yapay zeka agentları ve insan yeteneği günlük operasyonlarda birbirine sıkı sıkıya bağlandıkça organizasyonel tasarımdaki geleneksel statik yaklaşımlar yerini çevik ve yinelemeli modellere bırakıyor. Ortaya çıkan yeni organizasyonel model daha yalın, daha hızlı ve her seviyede yapay zeka ile derinlemesine entegre olmuş durumda; bu da sürekli öğrenme ve optimizasyonu mümkün kılıyor.

İş dünyasına etkisi:

Teknoloji liderlerinin yaklaşık yüzde 70’i, ekiplerini doğrudan üretken yapay zekaya yanıt olarak büyütmeyi planlıyor. Araştırmalar, kuruluşların uzmanlık ihtiyacını karşılamak için yeni pozisyonlar oluşturduğunu ve yapay zeka mimarları gibi rollerin önümüzdeki iki yıl içinde yüzde 30’dan yüzde 58’e çıkacağını gösteriyor. Bu ivme, teknoloji organizasyonlarının görev tanımını da değiştiriyor. Günümüzde CEO’lar, iş stratejisini yönlendirmek için teknoloji liderlerine güveniyor ve büyük ölçekli işletmelerin çoğu (Deloitte Teknoloji Yöneticileri Anketi’ne göre yüzde 66’sı), teknoloji organizasyonlarını bir hizmet merkezi yerine bir gelir kaynağı olarak görüyor.

5. Siber savunmada yapay zeka dilemması

Yılın teknoloji trendleri

Yapay zeka siber savunmada hem risk hem de fırsat yaratıyor ve dolayısıyla güvenliğin en baştan tasarıma gömülmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. CISO’ların büyük çoğunluğunun şifresiz kimlik doğrulamayı uyguladığını veya uygulamayı planladığını belirtmesi, kimlik güvenliğinin dönüşüm ajandasındaki yerini güçlendiriyor. 2028’e kadar yapay zeka araçlarının kullandığı verilerin yüzde 80’inin sentetik olacağı öngörülüyor. Sentetik verinin yükselişi, nöromorfik bilişim, edge AI, AI giyilebilirleri, biyometrik doğrulama, agent’ların mahremiyet etkisi ve temel modellerde olası “plato” işaretleri gibi sinyallerin yakından izlenmesi gerekiyor.

Önemli çıkarımlar:

● İçerideki düşman: Yapay zeka çözümlerinin kurum genelinde hızla yaygınlaşması, güvenlik ekipleri için karmaşık yeni zorluklar yaratıyor: Hem kurumun kendi yapay zeka araçlarını kullanımından hem de bu sistemlere saldıran dış kötü niyetli aktörlerden kaynaklanan, yeni yollarla (vektörlerle) kendini gösteren tanıdık riskler.

● Yapay zekaya karşı yapay zeka ile mücadele: Bu karmaşık tehditleri ele almak için geliştirilen çok boyutlu bir risk azaltma stratejisi; yeni nesil koruma önlemlerini ve yapay zeka savunma sistemlerinden yararlanmayı içeriyor.

● Yapay zeka siber riskleri ilerleyecek ancak çözümler de ilerleyecek: Yapay zeka her fiziksel sisteme (örneğin elektrik şebekeleri, tedarik zincirleri) nüfuz ettikçe, fiziksel dünya hem kurumsal hem de ulusal siber güvenliği etkileyen bir saldırı vektörü haline gelecek.

Yapay zeka ve siber güvenlikteki gelişmeler:

Kuruluşlar yapay zekayı ölçekli bir şekilde devreye aldıkça bir paradoksla karşılaşıyorlar: Yapay zeka hem rekabet avantajlarını keskinleştirebilir hem de karmaşık yeni güvenlik riskleri yaratabilir. Ortaya çıkan tehdit vektörleri arasında yetkisiz “gölge yapay zeka” (shadow AI), yapay zeka destekli siber saldırılar ve yapısal sistem zafiyetleri yer alıyor. Yine de yapay zekanın kendisi yenilikçi savunma imkanları sunuyor ve siber güvenliğin temel ilkeleri, hala vazgeçilmez olsa da hızla adapte edilmeli. Bu ikili gerekliliği yönetmek için kuruluşlar; veri koruma, erişim yönetimi ve altyapı sıkılaştırma gibi kritik kontrolleri tesis ederek güvenliği en başından itibaren yapay zeka girişimlerine dahil etmeli. Sonuç olarak, yapay zeka inovasyonunu güvence altına almak bir ikilem değil, bir zorunluluk. Güvenliği bir kısıtlama değil, bir kolaylaştırıcı haline getiren işletmeler, rekabet avantajını sürdürmek ve gelişen dijital riskleri yönetmek için en iyi konumda olacaklar.

İş dünyasına etkisi:

Yapay zeka ile ilgili pek çok acil risk artık kuruluşların kendi içinden kaynaklanıyor. Bunların başında, bireysel ekipler tarafından yapılan onaylanmamış kullanımların yönetişim kör noktaları yarattığı ve hassas verileri potansiyel ihlallere, manipülasyona ve yetkisiz erişime maruz bıraktığı “gölge yapay zeka” geliyor. Kuruluşlar, yapay zeka kaynaklı riskleri yönetmek için uygulama izleme, erişim kontrolleri ve güvenli yazılım geliştirme gibi siber güvenlik pratiklerini genişletiyor. Mevcut kontrolleri güncelleyip etkin uygulayarak ve güvenlik ekiplerini yapay zeka ile destekleyerek bir yandan riskleri azaltabilir bir yandan da güvenle inovasyon yapmaya devam edebilirler.

Başarı için gelişmiş teknolojiden fazlası gerekiyor

Yılın teknoloji trendleri
Hakan Göl
Deloitte Türkiye Teknoloji ve Dönüşüm İş Birimi Lideri

✓ İş dünyasında yapay zeka gündemi artık “deneme” yapmaktan “ölçeklemek ve kalıcı değer üretmeye” evrildi. Liderler, rekabette farklılaşmanın anahtarının yapay zekayı otomasyon, inovasyon ve hızlanmayı sağlamak için kullanmak olduğunu fark etti. Ancak başarı için gelişmiş teknolojiden fazlası gerekiyor. Kurumların süreçleri yalnızca otomatize etmesi değil, yeniden tasarlaması; yatırımları iş çıktılarıyla ilişkilendirmesi ve hızlı uygulamaya alması gerekiyor.

✓ Birçok işletme agentic yapay zeka uygulamalarından kayda değer bir dönüşüm görmüyor; çünkü operasyonlar temelden yeniden tasarlamak yerine mevcut süreçler otomatikleştiriliyor. Oysa önde gelen kuruluşlar, agent-first tasarımını benimsiyor; çoklu agent orkestrasyonu uyguluyor ve agent’ları, özel yönetim çerçeveleri gerektiren silikon tabanlı bir iş gücü olarak ele alıyor.

✓ Bu, agent’ların işe alıştırılması, performans takibi ve FinOps maliyet yönetimini kapsıyor. Gelecek; kademeli otonomi seviyelerine, hibrit insan-dijital iş güçlerine ve sürekli öğrenme için agent’ların ürettiği verilerden yararlanmaya işaret ediyor. Bu da işletmelerin çalışma ve rekabet biçimini dönüştürüyor.

✓ Teknolojik değişimin hızı kökten değişti ve bu kalıpları erken fark eden kuruluşların uyum sağlamak için zamanı olacak. Başarı; kademeli değişim yerine, sürekli evrimi benimsemeyi ve operasyonları cesurca yeniden hayal etmeyi gerektiriyor.

Marketing Türkiye Nisan sayısını okumak için TIKLAYIN

featured
1 Tek kişilik yaşamlar...
Tek kişilik yaşamlar…
2 Hangi platform kullanıcısını ne kadar tanıyor?
Hangi platform kullanıcısını ne kadar tanıyor?
3 Hibrit mi yoksa elektrikli mi? Tüketici kararını verdi...
Hibrit mi yoksa elektrikli mi? Tüketici kararını verdi…
4 Turizmde deneyimin yeni dinamikleri Brandverse Horizons’ta konuşuldu
Turizmde deneyimin yeni dinamikleri Brandverse Horizons’ta konuşuldu
5 Starbucks® yeni dondurma serisini tanıtırken "dondu"
Starbucks® yeni dondurma serisini tanıtırken “dondu”
Güncel Haberler
Yılın inovatif ürünleri...
Yılın inovatif ürünleri…
Yılın teknoloji trendleri
Yılın teknoloji trendleri
Influencer marketing'de dengeler değişiyor: Artık güç mikrolarda...
Influencer marketing’de dengeler değişiyor: Artık güç mikrolarda…
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

Karaca’dan kapsayıcı tasarım hamlesi: “Karaca For All” koleksiyonu için Galataport’ta dikkat çeken konumlandırma
Haberler
Karaca’dan kapsayıcı tasarım hamlesi: “Karaca For All” koleksiyonu için Galataport’ta dikkat çeken konumlandırma
Sena Tufan
20 Nisan 2026
Trussardi, Ipekyol Group ile Türkiye pazarına giriyor
Haberler
Trussardi, Ipekyol Group ile Türkiye pazarına giriyor
Marketing Türkiye
16 Mart 2026
PR'ın "babası", manipülasyonun ustası: Edward Bernays
Haberler
PR’ın “babası”, manipülasyonun ustası: Edward Bernays
Sena Tufan
3 hafta önce
İş dünyasında haftanın atamaları (18-24 Nisan)
Haberler
İş dünyasında haftanın atamaları (18-24 Nisan)
Nafizcan Önder
24 Nisan 2026
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.