
Her 8 meslekten biri yapay zeka ile dönüşüm eşiğinde
Yapay zekanın istihdam üzerindeki etkisi henüz verilerde net biçimde görünmese de, özellikle en kırılgan sektörlerin giriş seviyesindeki pozisyonlar başta olmak üzere, iş gücü piyasasının belirli segmentlerinde bu etki yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Coface ile OEM (Tehdit Altındaki ve Yeni Ortaya Çıkan Meslekler Gözlemevi) tarafından hazırlanan çalışma, otomasyon riskinin artık yalnızca rutin işlerle sınırlı kalmadığını, bilişsel ve yüksek beceri gerektiren görevlere de hızla yayıldığını ortaya koyuyor. Bu durum istihdam yapısında köklü bir dönüşüm ihtimalini beraberinde getiriyor.
Coface ve OEM tarafından 30 civarında ülkeyi kapsayan ve 923 mesleğin incelendiği yeni bir araştırma, otomasyonun iş dünyasında yarattığı yapısal dönüşümü gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, geçmişteki teknolojik gelişmelerin aksine, yapay zeka artık tekrara dayanmayan, bilişsel, karmaşık ve yüksek beceri gerektiren görevleri giderek daha fazla risk altına sokuyor.
Her 8 meslekten biri dönüşüm eşiğinde
Çalışmaya göre, ajan tabanlı yapay zekanın yaygınlaşması senaryosunda yaklaşık her sekiz meslekten biri, görevlerinin en az yüzde 30’unun otomasyona açık olması nedeniyle “derin dönüşüm” eşiğini aşıyor. Bu durum mesleklerin ortadan kalkacağı anlamına gelmese de, iş yapış biçimlerinin ciddi biçimde değişeceğine işaret ediyor.
En yüksek risk; mühendislik, bilgi teknolojileri, finans, hukuk, idari işler ve bazı yaratıcı mesleklerde görülüyor. Buna karşılık, otomasyona en az maruz kalan meslekler büyük ölçüde manuel becerilere dayanan ya da standartlaştırılması zor insan etkileşimleri içeren alanlarda yoğunlaşıyor. Buna karşılık üretim, inşaat, bakım, ulaşım ve hizmet sektörleri gibi fiziksel beceri ve insan etkileşimi gerektiren alanlar görece daha düşük risk taşıyor.
Türkiye görece düşük risk grubunda
Ülkeler arasında da önemli farklar dikkat çekiyor. Türkiye’de otomasyona açık görevlerin toplam istihdama oranı yaklaşık yüzde 12 seviyesinde kalırken, Birleşik Krallık’ta bu oran yüzde 20’ye yaklaşıyor. Bunun temel nedeni, yüksek gelir seviyesine sahip ekonomilerde bilgi yoğun ve bilişsel işlerin daha büyük paya sahip olması.
Türkiye, otomasyon etkisine göre sıralanan ülkeler arasında düşük etki grubunda yer alıyor. Bu grupta yer alan ülkeler Kuzey ve Kuzeybatı Avrupa’ya kıyasla yüksek otomasyon etkisine sahip kurumsal ve bilgi-yoğun mesleklerin daha düşük paya sahip olduğu; buna karşılık satış, kişisel hizmetler, inşaat, ulaşım ve bazı durumlarda tarım gibi alanların istihdam yapısında daha yüksek ağırlık taşıdığı bir profil sergiliyor.
Sadece istihdam değil, ekonomik dengeler de değişebilir
Araştırma, yapay zekanın etkisinin yalnızca istihdamla sınırlı olmadığını vurguluyor. Yapay zeka, vasıflı ve yüksek ücretli meslekleri hedef aldığı için yaygınlaşması halinde ekonomik ve sosyal dengeleri bozabilir. Özellikle yüksek beceri gerektiren işlerde otomasyonun artması, katma değerin emekten sermayeye kaymasına neden olabilir. Bu durum, vergi gelirlerinden sosyal güvenlik sistemlerine kadar geniş bir ekonomik dengeyi etkileyebilir. Vergi sistemleri büyük ölçüde işgücünün doğrudan ve/veya dolaylı vergilendirilmesine dayanan ülkeler için bu gelişme, vergi gelirlerini (sosyal güvenlik primleri, gelir vergisi, KDV vb.) azaltırken aynı zamanda kamu harcamalarını (işsizlik sigortası, eğitim) artırarak çifte bir bütçe sorunu yaratabilir.
Ayrıca eğitim ile istihdam arasındaki bağın da yeniden şekillenebileceğine dikkat çekiliyor. Araştırma, uzun süreli eğitim programlarının hazırladığı bazı görevlerin daha kolay otomatikleştirilebilir hale gelmesi durumunda eğitim düzeyi, ücret ve iş güvenliği arasındaki bağlantıın zayıflayabileceğine işaret ediyor. Bu bulgular işverenlerin artık diploma yerine; problem çözme, uyum sağlama ve yapay zekayı etkin kullanma gibi becerilere daha fazla önem verebileceğini gösteriyor.
