Perakendeyi ürün odaklı bir yapıdan çıkarıp; keşfetmek, ilham almak ve vakit geçirmek üzerine kurulu yeni bir deneyim alanına dönüştürmeyi hedefliyor COMMUNITÉ… Ev ile iş arasında konumlanan yeni bir “üçüncü alan” yaratma vizyonuyla yola çıktıklarını belirten COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal ile alışverişi bir sonuç değil süreç olarak gören bu yeni yapıyı, kategori sınırlarını aşan kürasyon stratejisini ve İstanbul’dan Milano, Madrid ve Atina’ya uzanan küresel hedeflerini konuştuk…
COMMUNITÉ’nin kuruluş fikri hangi ihtiyaçtan ve hangi pazar boşluğundan doğdu? Türkiye’de tüketici tarafında nasıl bir deneyim eksikliği gözlemlediniz?
COMMUNITÉ’nin çıkış noktası, perakendenin yalnızca ürün odaklı bir yapıdan çıkıp deneyim odaklı bir alana dönüşmesi gerektiği fikriydi. Türkiye’de bu alanda güçlü markalar olmasına rağmen, ziyaretçilerin vakit geçirmek, keşfetmek ve ilham almak için gidebileceği bir alan eksikliği vardı.
Bizim çıkış noktamız tam olarak burasıydı. Alışverişi sadece bir sonuç değil, bir süreç olarak ele alan bir yapı kurguladık. İnsanların alışverişten öte vakit geçirmek, keşfetmek ve ilham almak için gideceği bir alan ihtiyacı gördük. COMMUNITÉ bu anlamda bir boşluğu dolduruyor.
COMMUNITÉ’yi bir marka mı, platform mu yoksa yeni nesil bir ekosistem olarak mı tanımlıyorsunuz? Sizi pazardaki diğer markalardan ayrıştıran noktalar neler?
COMMUNITÉ’yi tek bir tanıma sığdırmak zor. Bir marka kimliği taşımasının yanı sıra, farklı markaları ve deneyimleri bir araya getiren yaşayan bir ekosistem olarak konumlanıyor. Çünkü burada hiçbir şey sabit değil; sürekli değişen ve gelişen bir yapıdan söz ediyoruz. Bizim için bu aynı zamanda perakendeye bakışımızı yeniden tanımlayan bir adım.
Ayrıştığımız en önemli nokta da tam olarak bu. Hikayeyi ve kürasyonu merkeze alan, çok sesli ve etkileşimi yüksek bir yapı kuruyoruz. Ziyaretçiye, ürünün ötesinde, sürprizlerle ilerleyen bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.

COMMUNITÉ CEO’su
Son yıllarda tüketicinin beklentilerinin değiştiği sıkça dile getiriliyor. Sizce bugün insanlar markalardan neler bekliyor?
Bugün insanlar yalnızca bir ürün ya da hizmet değil, bir deneyim ve bağ kurmak istiyor. Markaların sunduğu şeyin ötesinde, onlara nasıl bir his ve anlam verdiği daha önemli hale geliyor.
Tüketici artık daha seçici, daha bilinçli ve daha fazla etkileşim arıyor. Bu da markaları sadece ne sunduklarıyla değil, nasıl bir dünya kurduklarıyla da değerlendirilir hale getiriyor.
Tüketici artık yalnızca “sahip olmak” değil, “ait olmak” istiyor. COMMUNITÉ bu topluluk hissini nasıl inşa etmeyi planlıyor?
Bizim için en kritik konulardan biri bu. COMMUNITÉ’yi tasarlarken en başından itibaren “topluluk” fikriyle hareket ettik. Bu yaklaşımı sadece iletişim diliyle değil, fiziksel alan kurgusuyla da destekliyoruz.
İnsanların alışverişin yanı sıra etkinlikler, geniş ve ferah alanlarla buluşmaların da yer aldığı bir deneyim alanı sunuyoruz. Bu yapıyı sürekli canlı tutmayı hedefliyoruz. Buraya gelen herkesin kendini bir topluluğun parçası gibi hissetmesi bizim için çok önemli.
Topluluk dediğimiz yapı da zaten zaman içinde, paylaşılan deneyimlerle ve tekrar eden buluşmalarla oluşuyor. COMMUNITÉ de bu sürekliliği besleyen bir zemin sunuyor.
COMMUNITÉ’nin Türkiye’deki rekabeti nasıl etkilemesini bekliyorsunuz? Mevcut oyuncular için nasıl bir kırılım yaratabilir?
Biz doğrudan bir rekabet yaratma iddiasıyla yola çıkmadık. Ancak yaptığımız işin doğal olarak farklı bir perspektif getireceğini düşünüyoruz. Perakende zaten dönüşüm içinde ve bu dönüşümde deneyim çok daha merkezi bir hale geliyor.
COMMUNITÉ’nin bu anlamda sektöre yeni bir bakış açısı kazandırmasını bekliyoruz. Belki de en büyük etkisi, perakendenin nasıl sunulduğuna ve nasıl kurgulandığına dair algıyı değiştirmek olacak.

Nasıl bir mağaza deneyimi vadediyor COMMUNITÉ?
Bizim için mağaza bir satış noktası değil, bir deneyim alanı. İçeri girdiğinizde sadece ürünlere bakıp çıkmayacağınız; zaman geçireceğiniz, keşfedeceğiniz ve farklı alanlarla karşılaşacağınız bir yapı kurguladık. Her köşede başka bir hikaye, başka bir atmosfer var. Bu da ziyaretin her seferinde farklı hissettirmesini sağlıyor. Amacımız, insanların plan yaparak geldiği bir yer olmak, iş ile ev arasında zaman geçirebilecekleri bir 3. yer olarak konumlanabilmek.
Marka karmasını nasıl bir stratejiyle yaptınız?
Marka seçimini tamamen kürasyon yaklaşımıyla ele alıyoruz. Bizim için önemli olan güçlü isimleri bir araya getirmekten öte; kendi hikayesi, dili ve duruşu olan markaları aynı zeminde buluşturmak.
İstinyePark ve Galataport’ta toplam 450 moda, 125 kozmetik ve 70 home markayla başlıyoruz. Bu seçkinin önemli bir kısmı Türkiye’de ilk kez yer alıyor ve her biri bilinçli bir yerleşim kurgusunun parçası.
Buradaki asıl farklılık, markaları kategoriler üzerinden değil, anlatılar üzerinden yan yana getirmemiz. Böylece alışılmış eşleşmelerin dışında, birbirini besleyen ve yeni anlamlar üreten bir yapı ortaya çıkıyor.
Seçkiyi oluştururken farklı şehirlerden ve kültürlerden beslenen geniş bir araştırma süreci yürüttük; ama nihai amaç her zaman aynıydı: keşif hissini canlı tutan, sürprizli ve katmanlı bir deneyim sunabilmek.
İstanbul’dan sonra Atina, Madrid ve Milano gibi şehirleri hedefliyorsunuz. Bir Türk perakende modelini lüksün merkezlerine taşırken en büyük rekabet avantajınız ne olacak?
En büyük avantajımız esneklik ve bakış açımız. Biz daha yeni nesil bir modelle yola çıktığımız için klasik yapıların sahip olduğu katı sınırlar bizde yok. Daha hızlı uyum sağlayabiliyoruz. Aynı zamanda farklı kültürleri bir araya getirme konusunda güçlü bir refleksimiz var. Bu da bizi sadece bir perakende markası olmaktan çıkarıp, farklı şehirlerde anlam bulan bir deneyim modeline dönüştürüyor.
COMMUNITÉ’nin marka konumlandırmasını tanımlarken en çok hangi değerlerin altını çiziyorsunuz?
Deneyim, topluluk ve kürasyon bizim en temel üç odağımız. Bunun yanında özgünlük ve dinamizm de çok önemli. Çünkü sabit kalan bir yapı olmak istemiyoruz. COMMUNITÉ’nin yaşayan, değişen ve her ziyaretinde yeni bir şey sunan bir yer olması bizim için en kritik değerlerden biri.
Önümüzdeki 5 yılda pazarı şekillendirecek en kritik dinamikler sizce neler olacak? COMMUNITÉ bu gelecekte kendini nasıl konumlandırıyor?
Önümüzdeki dönemde deneyim daha da merkezde olacak. Bunun yanında dijital ve fiziksel dünyanın entegrasyonu çok daha güçlü hale gelecek. Ayrıca tüketicinin beklentisi daha seçici ve daha bilinçli bir noktaya gidiyor. Bu da markaları daha özgün ve daha şeffaf olmaya zorluyor. COMMUNITÉ bu gelecekte kendini daha esnek, daha deneyim odaklı ve topluluk merkezli bir yapı olarak konumlandırıyor. Amacımız bu dönüşümü takip etmekten ziyade, onun aktif bir parçası olmak ve yeni bakış açıları sunabilmek.

