
Duayen reklamcı Oğuzhan Akay’dan okul saldırıları sonrası pazarlama sektörüne ortak sorumluluk çağrısı
Son dönemde yaşanan okul saldırıları, ekranlarda ve dijital platformlarda yer alan şiddet içeriklerini yeniden tartışmaya açtı. Bu trajik olayların ardından kimi reklamverenler, şiddet barındıran içeriklere reklam vermeme yönünde net bir tavır ortaya koydu.
Ünlü reklamcı Oğuzhan Akay da LinkedIn hesabından paylaştığı yazısında, ortaya konan bu refleksin tekil kararlarla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Akay, sektörün tüm paydaşlarını, markaların hangi içerik evreninde yer alacağına dair ortak bir ilke ve çözüm üretmeye davet ediyor.
İşte Oğuzhan Akay’ın o yazısı…
“Bir reklamcıdan çağrı ve öneri!
Reklam sektörüne ajanslarda, derneklerde hizmet vermiş, yönetmiş, markaları için emek vermiş, marka değerlerine katkıda bulunmuş, halen de çalışan bir iletişim profesyoneli ve bir gazeteci ve yazar olarak bu çağrı ve öneriyi ülkemize, toplumumuza, bireylere karşı sorumluluğumun ve aydın olmanın gereği olarak ve tüm iyi niyetimle yapıyorum.
Dünyayı sarsan savaş ortamı ve kaos bir yana, ülkemizde gün geçmiyor ki üzücü, yaralayıcı, bizleri sarsan bir olayla karşılaşmayalım.
Öncelikle hepimizi derinden etkileyen, eğitmenleri, öğretmenleri, velileri ve sonuçta toplumumuzu sarsan bir trajedi yaşandı.
Üzüntüm büyük.
Okul saldırısında hayatını yitiren fidanlarımıza ve öğretmenimize rahmet, yaralı evlatlarımıza acil şifalar diliyorum.
Benzeri ABD’de ve kuzey ülkelerinde zaman zaman görülen okul saldırılarından evlatlarımızı ne yazık ki koruyamadık, engelleyemedik. Bizde olmaz dedik. Oldu!
Evlatlar! Kurtlar Vadisi’yle başlayan, saldırıyı, şiddeti, ensesti, aldatmayı, çeteleşmeyi özendiren, bunu bir rol model gibi sunan dizilere yıllarca maruz bırakıldınız.
Uyuşturucular okulların arka bahçelerine girdi.
Bilgisayar oyunları, sosyal mecralar şiddeti besledi, büyüttü, adeta normalleştirdi.
Ne diziler bunun tümüyle suçlusu, ne filmler, ne oyunlar.
Suç sizlerde değil hepimizde.
Aileden başlayan, çocuk eğitiminde başıboşluğu özgürlük sayan,eğitim hayatına yansıyan bir yetiştirme sorunu var.
Öfke, akran düzeyinde baskı ve yalnızlaştırma ve diğer etkenler yazılarak, nedenler uzatılabilir.
Şimdi biz ne yaptık da bunlar oldu? diye soruluyor. Bir şey yapılamadı, sorun da bu.
Sektörümüzün içeriklerinden sorumluyuz, ama bunların nerelerde yayımlanacağına yaratıcı ajanslar karar vermiyor, yıllardır bu konuda pay sahibi değiller.
Reklam yerleştirmede son karar, hedef kitleye, izlenme oranlarına, stratejiye, bütçelere bağlı.
Buradaki karar yeri medya şirketleri ve reklam verenler.
Başta Yapı Kredi, Vestel olmak üzere sağduyulu markalarımızın başlattığı, şiddeti özendiren, şiddet kullananları rol model haline getiren içeriklere reklam vermeme kararını uzun yıllardır bu mesleği yapan biri olarak. destekliyorum.
Diğer reklam verenlerin ve medya şirketlerinin de bu öneriyi destekleyeceğini öngörüyorum.
Dileğim bu.
Ama denetlenmeyen her şeyi yasaklamanın da köklü ve acil bir çözüm olmayacağını da biliyorum.
Çünkü kötülük, yolunu daima bulur.
Yerli olmaz yabancı içerikle bulur.
Başta RD, RVD, RYD olmak üzere tüm sektör dernekleri, psikologlar, pedagoglar, sosyologlar, gazeteciler, içerik üreticileri, medyacılar ve resmi yetkililer; bu çok boyutlu konu üzerinde çözümler üretmek ve ortak akılda buluşmak üzere bir sempozyum yapabilirler mi?
Neden olmasın?.
Sorun da bizim, çözüm bulmak da işimiz olsa gerek
Bu, çocuklarımıza ve gençlerimize borcumuzdur.
Çünkü ben ve benim gibi düşünen tüm reklamcılar sizleri hedef kitle olarak değil, daima evlatlarımız olarak gördük, görüyoruz.”
