Spor dünyasında alışılagelmiş sponsorluk anlayışı, logoların görünürlüğü ve marka bilinirliği üzerinden şekillenirken; Visa, ezber bozan bir yaklaşımla odağına “deneyimi” alıyor. Bir taraftarın heyecanla bilet aldığı andan stadyumdaki ilk temassız ödemesine, Formula 1 pistlerindeki ekonomik hareketlilikten bir olimpiyat sporcusunun kürsüye uzanan hikayesine kadar; Visa, teknolojisini bu devasa ekosistemin “görünmez mimarı” olarak konumlandırıyor. FIFA Dünya Kupası’ndan Olimpiyatlara, Formula 1’in yüksek hız dünyasından EuroLeague’in parkelerine uzanan geniş bir sahada, “tanıklık etme” stratejisinin nasıl bir ekonomik ve kültürel kaldıraca dönüştüğünü; Team Visa ile yazılan başarı hikayelerini ve sponsorluk kavramının geleceğini Visa Türkiye Pazarlama Başkanı Ülkü Yüksel ile konuştuk…

Visa Türkiye Pazarlama Başkanı
Visa bugün dünya genelinde çok sayıda spor organizasyonu, takım ve etkinliğin sponsoru. Bu desteğin ardındaki içgörü ve “tanıklık” stratejiniz nedir?
Visa olarak spor dünyasında sponsorluk kavramını yeniden tanımlıyoruz diyebilirim. Çünkü Visa için spor, hiçbir zaman sadece bir görünürlük alanı ya da erişim fırsatı olmadı; tam tersine, insanların hayatlarındaki en yoğun duygularla, en unutulmaz anlarla kesişebildiğimiz çok katmanlı bir deneyim alanı olarak konumlanıyor. Bu nedenle Visa’nın spor pazarlaması yaklaşımı, klasik sponsorluk modelinden ayrışarak, markayı taraftar yolculuğunun her anına entegre eden stratejik bir alan olarak şekilleniyor.
Bu yaklaşımın temelinde bizim için “tanıklık” fikri yatıyor. Ancak burada bahsedilen tanıklık, deneyimin akmasını mümkün kılan, çoğu zaman görünmeyen ama kritik bir rol üstlenmek anlamına geliyor. Bir taraftarın maç bileti almasıyla başlayan, seyahat planlamasıyla devam eden, stadyuma giriş, ödeme, içerik tüketimi ve sonrasında dijital etkileşimlerle genişleyen bu yolculukta Visa, deneyimin kesintisiz ilerlemesini sağlayan altyapıyı sunuyor.
Örnek vermek gerekirse; FIFA Dünya Kupası ve EuroLeague gibi organizasyonlarda taraftar deneyimini destekleyen ödeme ve erişim çözümleri sunarken, Olimpiyat Oyunları gibi global platformlarda ve Visa Cash App RB Formula One Team aracılığıyla Formula 1 dünyasında ise seyahatten konaklamaya, etkinlik deneyiminden ticari hareketliliğe kadar uzanan çok daha geniş bir ekosistemin parçası haline geliyoruz.
Bu da markayı, deneyimin dışında konumlanan bir sponsor olmaktan çıkarıp, deneyimin bizzat kendisinin bir parçası haline getiriyor.

Visa’nın sponsorluk yaklaşımında görünürlükten ziyade “yolculuk” deneyimi öne çıkıyor. Bunu nasıl tanımlıyorsunuz?
Visa olarak sponsorlukları yalnızca görünürlük sağlayan iletişim alanları olarak değil, taraftar deneyimini uçtan uca dönüştüren stratejik platformlar olarak görüyoruz. Bu kapsamda FIFA Dünya Kupası ve Olimpiyat Oyunları gibi dünyanın en büyük spor organizasyonlarında resmi ödeme teknolojisi partneri olarak konumlanırken; Visa Cash App RB Formula One Team ile de Formula 1 dünyasında yer alarak küresel spor ekosisteminin farklı alanlarında güçlü bir varlık gösteriyoruz. Etkinlik alanlarındaki ödeme altyapılarından kart sahiplerine sunulan özel erişimlere, ön satış fırsatlarından taraftar deneyimini kolaylaştıran ödeme ve alışveriş çözümlerine kadar deneyimin farklı aşamalarında aktif rol alıyoruz.
Visa kart sahiplerine özel bilet erişimleri, ayrıcalıklı deneyimler ve etkinlik avantajları sunarken; organizasyon tarafında ise milyonlarca işlemin hızlı, güvenli ve kesintisiz şekilde gerçekleşmesini sağlayan altyapıyı destekliyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca “orada olmak” değil; sporun yarattığı ekonomik, kültürel ve duygusal ekosisteme somut katkı sunabilmek. Bu nedenle sponsorluklarımızı, taraftarın yolculuğunu kolaylaştıran ve deneyimi daha erişilebilir hale getiren uzun vadeli platformlar olarak değerlendiriyoruz. Özel kampanyalar, kart sahibi ayrıcalıkları ve deneyim odaklı aktivasyonlarla sponsorluklarımızı klasik görünürlük anlayışının ötesine taşıyarak gerçek bir taraftar deneyimine dönüştürmeye odaklanıyoruz.
Özellikle Formula 1 dünyası, bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. Çünkü bu alan yalnızca yarışlardan ibaret değil; turizmden konaklamaya, yeme-içmeden perakendeye kadar pek çok sektörü harekete geçiren küresel bir ekonomik ekosistem yaratıyor. Yarış takvimine dahil olan şehirler, hafta sonu boyunca ciddi bir ekonomik hareketlilik ve uluslararası görünürlük kazanırken; Visa Cash App RB Formula One Team aracılığıyla bu dünyanın içinde yer almak, Visa’nın küresel spor vizyonunu farklı temas noktalarında hayata geçirmesine olanak tanıyor. Formula 1’in yeniden Türkiye gündeminde yer alması da ülkemizin spor turizmi potansiyelini, küresel etkinlik kapasitesini ve ekonomik dinamizmini uluslararası ölçekte daha güçlü biçimde ortaya koyabilecek önemli bir fırsat sunuyor.

Team Visa projesi nasıl ortaya çıktı, bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Team Visa Projesi, sporculara geldikleri yer veya geçmişleri her ne olursa olsun hem sahada hem saha dışında gelişmek için ihtiyaç duydukları araçları, kaynakları ve desteği sağlamak üzere, 2000 yılında hayata geçirildi. Bugün farklı ülkelerden ve farklı geçmişlere sahip sporcuları bir araya getiren Team Visa, yalnızca sportif başarıya değil, sporcuların kişisel yolculuklarına da yatırım yapan küresel bir platform niteliğini taşıyor.
Bizim için Team Visa gibi platformlar bizim spora yaklaşımımızın daha insani ve duygusal boyutunu tamamlıyor. Büyük organizasyonların yarattığı kitlesel etkiyi, bireysel hikayelerle dengeleyen bu yapı, sporla kurduğumuz ilişkiyi daha samimi ve sürdürülebilir hale getiriyor.
Yüzlerce sporcunun yolculuğuna uzun vadeli destek sunmak, Visa olarak benimsediğimiz kalıcı bağ kurma hedefinin önemli bir parçası.
Biz Team Visa’yı ilham veren ve kültürel karşılığı olan bir hikaye platformu olarak görüyoruz. Çünkü sahadaki başarı kadar, hikayenin kendisi de değer yaratıyor. Bu kapsamda 2024 Paris Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’nda Team Visa çatısı altında Türkiye’den Olimpik Boksör Buse Naz Çakıroğlu, Olimpik Tekvandocu Hakan Reçber ve Paralimpik Okçu Öznur Cüre Girdi’yi destekledik. Olimpiyatlardan gümüş madalya ile dönen atletimiz Buse Naz Çakıroğlu’nun başarısıyla gururlandık. Öznur Cüre Girdi’nin ise Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda her birimizi çok gururlandırarak altın madalya kazanması ve dünya rekoru kırması, bu yaklaşımın ne kadar güçlü bir etki yarattığını açıkça ortaya koydu.
Visa’nın farklı pazarlarda yerel iş birlikleri ve ortak sponsorluk modelleri neye göre şekilleniyor?
Visa’nın spor yatırımlarını farklı pazarlarda ölçekleyebilmesini sağlayan en önemli unsurlardan biri, global ile yereli bir araya getirme becerisi. Küresel platformlar, yerel iş ortaklıklarıyla birleştiğinde yalnızca daha geniş kitlelere ulaşmakla kalmıyor; aynı zamanda daha anlamlı ve kültürel olarak daha güçlü deneyimler ortaya çıkıyor.
Türkiye’de çok değerli bankalarla gerçekleştirdiğimiz iş birliklerinin, global spor etkinliklerini birer yaşam tarzı deneyimine dönüştürmesi bu yaklaşımın güçlü örneklerinden biri. Bu model, aynı zamanda modern pazarlamanın en kritik gerekliliklerinden birine cevap veriyor: Global ölçekte tutarlı, yerelde ise anlamlı olmak.
Spor organizasyonlarının ülke ve şehir tanıtımına katkısını Visa nasıl değerlendiriyor?
Sporun şehirler ve ülkeler üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, Visa olarak rolümüz daha da stratejik bir hal alıyor. Büyük organizasyonlar, düzenlendikleri destinasyonları küresel vitrine taşırken aynı zamanda ciddi bir ekonomik hareketlilik yaratıyor. Artan ziyaretçi sayısı, yükselen harcama hacmi ve genişleyen turizm etkisi, sporun artık yalnızca bir etkinlik değil; aynı zamanda güçlü bir ekonomik kaldıraç olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Biz ise bu ekosistemde yalnızca işlemleri kolaylaştıran bir oyuncu değil; aynı zamanda veri ve içgörü sağlayarak bu değerin daha sürdürülebilir hale gelmesine katkı sunuyoruz. Örneğin Formula 1 gibi organizasyonlar aracılığıyla, bu etkinliklerin düzenlendiği şehirlerde oluşan ekonomik hareketliliği destekliyoruz. Formula 1 yarışlarının yeniden ülkemizde düzenlenecek olması da bize, Türkiye’nin spor turizmi potansiyelini uluslararası arenada daha görünür kılmak ve bu değerli ekonomik hareketliliğin ülkemize taşınmasına katkı sağlamak açısından önemli bir fırsat sunuyor.
Türkiye’de de bu yaklaşımı güçlü iş birlikleriyle hayata geçiriyoruz. Garanti BBVA ile gerçekleştirdiğimiz çalışmalar kapsamında Shop&Fly Diamond Visa kart sahiplerine FIFA Dünya Kupası deneyimini yerinde yaşama fırsatı sunarken; EuroLeague Resmi Ödeme Partnerliğimiz kapsamında Türkiye İş Bankası ile taraftarların maç deneyimini temassız, hızlı ve güvenli ödeme çözümleriyle destekliyoruz.

Türkiye’nin 24 yıl sonra yeniden FIFA Dünya Kupası’nda yer alması da bu heyecanı bizim için daha anlamlı hale getiriyor. Bu tür stratejik ortaklıklar, küresel vizyonumuzu yerel ölçekte somutlaştırırken iş ortaklarımızın marka değerini güçlendirmeye ve Türkiye’nin uluslararası spor ekonomisindeki görünürlüğüne katkı sunmaya devam ediyor. Bu bakış açısıyla spor, bizim için yalnızca bir iletişim alanı değil; şehirlerin, ülkelerin ve ekonomilerin büyümesine katkı sağlayan stratejik bir platform.
Seyahat eden taraftarlar için Visa’nın “güven ikonu” rolü nedir?
Tüm bu çerçevede Visa olarak üstlendiğimiz en kritik rollerden biri de güven.
Spor, insanları harekete geçiren bir güç. Taraftarlar takımlarını desteklemek için sınırları aşıyor, yeni şehirlere ve deneyimlere açılıyor. Bu yolculukta ödeme güvenliği ve kesintisizlik, deneyimin en temel unsurlarından biri haline geliyor.
Visa’nın küresel ağı ve ileri güvenlik altyapısı, bu deneyimin arka planında kesintisiz şekilde çalışarak, taraftarların yalnızca anın heyecanına odaklanabilmesini sağlıyor. Bu nedenle rolümüz, global ölçekte görünür olmaktan çok güvenilir olmak ve deneyimi mümkün kılmak. Yani aslında biz hem sporu hem de sporun içinde var olduğu dünyayı güçlendiriyoruz.
Sizce geleceğin spor sponsorluğu nasıl şekillenecek? Visa bu dönüşümün neresinde duruyor?
Geleceğe bakıldığında spor sponsorluklarının daha kişisel, daha veri odaklı ve daha etkileşimli bir yapıya evrileceği açık.
Deneyimler giderek bireyselleşiyor; taraftarlar artık sadece izlemek değil, deneyimin içinde aktif olarak yer almak istiyor. Bu noktada veri ve yapay zeka, deneyimi gerçek zamanlı olarak şekillendiren en kritik araçlar haline geliyor.
Visa olarak bu alandaki uzun yıllara dayanan veri ve yapay zeka yatırımlarımız, bizi bu dönüşümün merkezine konumlandırıyor. Bugün spor deneyimini yalnızca kolaylaştırmakla kalmayıp, gelecekte Agentic AI destekli, kişiselleştirilmiş taraftar yolculuklarını mümkün kılacak altyapıyı da inşa ediyoruz.
Artık mesele yalnızca sponsorluk yapmak değil; deneyimi öngörebilmek, kişiselleştirebilmek ve her temas noktasını anlamlı hale getirebilmek.
Visa kendisini spor ekonomisinde nasıl konumlandırıyor?
Visa olarak, spor ekonomisinde kendimizi bu ekosistemin akışını mümkün kılan bir oyuncu olarak konumluyoruz.
Sporun yarattığı değer zincirine baktığımızda, seyahatten konaklamaya, perakendeden eğlenceye kadar uzanan geniş bir ticaret alanı görüyoruz. Visa da tam bu noktada devreye giriyor.
Ödeme, erişim, güvenlik ve veri katmanlarını görünmez hale getirdiğinizde, geriye sporun yarattığı saf duygu kalıyor. Visa’nın katkısı da tam olarak burada başlıyor: Deneyimi kesintisiz kılarak, o duygunun önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmak. Bu nedenle Visa, FIFA Dünya Kupası’ndan Olimpiyatlara ve Formula 1’e, EuroLeague’den Tour de France’a kadar geniş bir ekosistemde, yalnızca var olan değil; o deneyimi mümkün kılan altyapıyı kuran bir oyuncu olarak konumlanıyor.

