
AYM’den e-ticaret platformları için kritik karar: Kargoların içeriğinden sorumlu olacaklar
Anayasa Mahkemesi, e-ticaret alanında aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluğuna ilişkin iki kritik düzenlemeyi iptal ederek önemli bir karara imza attı. Anayasa Mahkemesi’nin son kararı, e-ticaret platformlarının ayıplı mallardan sorumsuzluğuna ilişkin düzenlemeleri iptal ederek dijital platformların yükümlülük alanını genişletti.
Anayasa Mahkemesi’nin elektronik ticaret alanını yakından ilgilendiren son kararı, dijital platformların hukuki sorumluluklarına ilişkin yeni bir dönemin kapısını araladı. Mahkeme, e-ticaret platformlarının içerikten sorumsuz tutulmasına yönelik hükümleri iptal ederek platformların kargoların içeriğinden sorumlu olmasına karar verdi.
İptal edilen ilk düzenleme, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin 6. fıkrasının (d) bendi kapsamında yer alıyordu. Söz konusu hüküm, aracı hizmet sağlayıcıların ayıplı mal nedeniyle tüketicilerin sahip olduğu haklardan sorumlu tutulmamasını öngörüyordu. İkinci iptal ise 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesinin 1. fıkrasına yönelik oldu. Bu düzenleme, platformların kendi sistemlerinde yer alan içerik ile bu içeriklere konu mal ve hizmetlerden doğan hukuka aykırılıklardan sorumsuz olduğunu düzenliyordu.
AYM’nin kararı yalnızca “tüketici sözleşmeleri” yönünden verdi, yani bu değişiklik B2B yapılan satışları kapsamazken yalnızca B2C satışları kapsıyor. Karar, Resmi Gazete’de yayımlanırken yeni düzenlemeler için dokuz aylık geçiş süreci öngörüldü.
Kararı değerlendiren hukukçu Mehmet Mücahit Arvas, Anayasa Mahkemesi’nin platformları aktif ve pasif ayrımına tabi tutmak yerine genel olarak “aktif” kabul ettiğini ve bu nedenle içerikten sorumlu tuttuğunu belirtti. Arvas, kararın temelinde tüketicinin mülkiyet hakkının platformların mülkiyet hakkından üstün tutulması olduğunu kaydetti.
Arvas karara yönelik ilk izlenimlerini şöyle sıraladı:
– Aracı hizmet sağlayıcıların sorumsuzluk ilkesini mahremiyet açısından inceleme yapmaması çok tehlikeli sonuçlar verebilir. Bu kararla tüm platformlara, hukuka aykırı içeriği kontrol etmek dahil aktif rol oynamak ödevi de verilmiş oldu. Kargolarımıza, ne aldığımıza bakmaları konusunda yetki verildi. Zira bir platformda içerikten sorumlu isem bunu yapmak zorundayım savunması geliştirecektir.
– Halbuki aracı hizmet sağlayıcıların sorumsuzluk prensibi, iletişimin gizliliğinden gelen evrensel bir ilke. Anayasa Mahkemesinin bu ilkeyi bu kadar dar yorumlaması bir hayli şaşırtıcı.
– Loreal&Ebay davası derinlemesine incelenmiş olsaydı bu konuda daha net kurallar belirlenmiş olabilirdi.
– Avrupa Dijital Hizmetler Kanunu’ndan da sadece ilgili madde yönünden referans alınması çok yetersiz. Zira AB, çözümü içerikten sorumluluk değil ilave yükümlülüklerle çözme yaklaşımı sergilemektedir.
– Şimdi kanun koyucuya düşen görev aktif rol kriterlerini net bir şekilde belirleyerek platformlara mümkün mertebe hukuka aykırı içeriğin olmaması yönünde ilave yükümlülükler getirmektedir.
– Ürün güvenliği mevzuatı çerçevesinde incelendiğinde platformların imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcı yanında bir iktisadi işletmeci olarak kabul edileceği ve üründen de sorumlulu olacağı sonucu artık pek yakında konuşulacak olması da bir başka konu.
Hukukçu Bilal Tanrıverdi ise LinkedIn hesabından yaptığı değerlendirmede AYM kararının e-ticaret platformları açısından oldukça önemli olduğunu kaydetti. Tanrıverdi değerlendirmesinde “Karar, platformların “biz sadece aracıyız” savunmasına dayanan mevcut sorumluluk rejimini önemli ölçüde etkileyecek” dedi. Kararı, tüketicilerin platformlara karşı da hak ileri sürebilmesinin önünü açabilecek önemli bir adım olarak nitelendiren Tanrıverdi, “Önümüzdeki dönemde platformların hukuki sorumluluğu, denetim yükümlülükleri ve tüketicilerin başvuru yolları daha fazla tartışılacak gibi görünüyor” değerlendirmesinde bulundu.
