
Turizmde deneyimin yeni dinamikleri Brandverse Horizons’ta konuşuldu
Turizmde rekabetin ekseni artık deneyimle şekilleniyor… Seyahat kararlarını sosyal medya içerikleri, creator önerileri ve algoritmalar belirlerken; markalar için fark yaratmanın yolu da bütünsel deneyim tasarımından geçiyor. Marketing Türkiye ve BoomSonar iş birliğiyle bu yıl ilk kez düzenlenen Brandverse Horizons, tam da bu dönüşümün izini sürmek üzere sektör profesyonellerini 16 Mayıs’ta Antalya’daki Sherwood Exclusive Kemer otelde düzenlenen zirvede bir araya getirdi.
Turizm sektörü artık yalnızca konaklama, ulaşım ya da destinasyon rekabetiyle sınırlı değil. Tüketicilerin deneyimleri, hikaye anlatımı ve içerik stratejileri de sektörü şekillendiren en önemli etkenlerden. Tüketicilerin seyahat tercihlerini sosyal medya içerikleri, kullanıcı yorumları ve algoritma destekli öneri sistemleri yönlendirirken; markalar için görünürlükten çok anlamlı etkileşim yaratmak önem kazanıyor. Brandverse Horizons da sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirerek turizmde deneyim markası yaratmanın kodlarını masaya yatırdı.
“The Next Experience Era: AI, Content & The New Consumer” ana temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, 16 Mayıs Cumartesi günü Sherwood Exclusive Kemer ev sahipliğinde düzenlendi. Bu yıl ilk kez İstanbul dışında gerçekleşen Brandverse Awards 2026 jüri buluşmasına “Hospitality powered by” katkısı sunan Sherwood Exclusive Kemer’de gerçekleşen organizasyonda; deneyim ekonomisinden creator etkisine, yapay zekadan yeni nesil turist davranışlarına uzanan başlıklar çok boyutlu bir bakışla ele alındı.
Etkinlik kapsamında “Turizmde Oyun Kurucu Güç: Deneyim Ekonomisi” başlığı öne çıktı. Günümüzde turistlerin bir konaklama hizmetinden öte, bütünsel bir deneyim satın aldığına dikkat çekilirken; deneyim tasarımının markaların temel rekabet alanı haline geldiği vurgulandı. “Yeni Nesil Turist ve Karar Mekanizmaları” başlığında ise dijitalleşmenin seyahat tercihlerini nasıl dönüştürdüğü konuşuldu.
Programda creator ekonomisinin turizm sektöründeki etkisi de kapsamlı biçimde ele alındı. İçerik üreticilerinin artık yalnızca erişim sağlayan değil, deneyimi yeniden tanımlayan aktörler haline geldiğine dikkat çekilirken; güçlü hikaye anlatımı, deneyim tasarımı ve premium’laşma arasındaki ilişki de tartışıldı. Ayrıca deneyim, içerik ve medyanın entegre biçimde kurgulanmasının marka bilinirliğinin ötesinde doğrudan ticari değere nasıl dönüştüğü değerlendirildi. Yeni dönemde turizm markaları için asıl rekabet alanının; deneyimi ölçülebilir, sürdürülebilir ve satışa dönüşebilen bir yapıya dönüştürmek olduğu vurgulandı.
Gelecek, deneyimi bugünden tasarlayanların olacak

Marketing Türkiye Genel Yayın Yönetmeni
● Yapay zeka tüm alanlarda ezberimizi bozuyor ama daha çok pazarlamanın, iletişimin ve en önemlisi “deneyimin” anayasasını yeniden yazıyor. Geleceğe hazır olmak şimdi her zamankinden daha önemli. Dün konserve, bugün daha hızlı olan daha derinlikli sorular soranlarla eşitiz. Bugün en önemli konu geleceği öngörmek. Marketing Türkiye ve BoomSonar’ın düşünsel üretimi olan Brandverse Horizons platformunda, “The Next Experience Era” yani “Gelecek Deneyim Çağı”nın kapılarını araladık.
● İçinde bulunduğumuz dönemde artık AI bir “trend” olmaktan çıktı; pazarlamanın yeni gerçekliği, stratejilerimizin ana işletim sistemi haline geldi. Ancak şunu unutmamalıyız: Yapay zeka bize veriyi verir, hızı verir, optimizasyonu verir; ama “anlamı” ve “duyguyu” hala insan kurgular.
● Yeni nesil tüketici artık bir otel odası ya da bir uçak bileti satın almıyor. Algoritmaların ona sunduğu seçenekler arasından, ruhuna dokunacak, sosyal medyasında bir “hikaye” değerine dönüşecek o biricik anı arıyor. Bu etkinliği Antalya’da, Sherwood Exclusive Kemer’in ev sahipliğinde gerçekleştirmemizin çok stratejik bir sebebi var. Antalya, Türkiye turizminin sadece vitrini değil; mutfağıdır, laboratuvarıdır ve lideridir.
● Antalya’nın omuzlarında sadece misafir ağırlama yükü yok; Antalya, Türk turizminin “standart belirleyicisi” olma sorumluluğunu taşıyor. Dünyanın içinden geçtiği bu teknolojik dönüşümde, Antalya’nın “her şey dahil” modelinden “her anı dahil” deneyim modeline evrilmesi, tüm dünyaya öncülük etmesi gereken bir zorunluluk. Liderlik, sadece en çok turisti ağırlamak değil; en yüksek katma değerli hikayeyi yazabilmektir.
● Bugün Antalya, AI destekli kişiselleştirilmiş tatil deneyimlerinden, creator ekonomisinin merkezine yerleşen destinasyon hikayelerine kadar her alanda oyun kurucu olmak zorunda. Gelecek, onu deneyimleyenlerin değil; o deneyimi bugünden tasarlayanların olacak.
Kişiselleştirme ile keşif arasındaki denge korunmalı

Karpat Creative Chairman
● Turistler artık paylaşabilecekleri anların peşinden gidiyor. Bir dönem bu konuda en güçlü referans kaynaklarından biri Michelin’di. Bugün ise TikTok’un da benzer ölçekte bir etki yarattığını söylemek mümkün. İnsanlar artık sadece herkesin deneyimlediği ve memnun kaldığı yerlere gitmek istemiyor; daha önce hiç yaşamadıkları, onları şaşırtacak deneyimlerin peşinden koşuyor. Bu noktada lüks kavramı da dönüşüyor. Michelin denildiğinde akla uzun yıllar boyunca daha üst segment, daha erişilmesi zor deneyimler geliyordu. Ancak günümüzde tatilcinin lüksten beklentisi değişiyor. İnsanlar artık yalnızca konforu değil; hikayesi olan, keşif hissi yaratan ve kendilerinde iz bırakan deneyimleri değerli buluyor.
● Örneğin yerel ekmeklerle ilgili bir deneyim yaşadığımda buna gerçekten şaşırdım. Hem çok beğendim hem de daha önce böyle bir şeyle karşılaşmayı hiç beklemiyordum. Üstelik konu hakkında önceden neredeyse hiçbir bilgim yoktu. O an şunu düşündüm: Dünyanın farklı yerlerinden insanların da bu ekmekleri tattığında aynı şaşkınlığı yaşayacak, hikâyesini dinlediklerinde bundan çok etkilenecek. Hatta sırf bu deneyimi yaşamak için buraya gelmek isteyebileceklerini fark ettim.
● Bugün algoritmalar bize sürekli olarak “şunları severim”, “bunu yemem”, “bana uygun bir deneyim öner” yaklaşımıyla çalışan sistemler sunuyor. Burada önemli bir denge ortaya çıkıyor: Kişiselleştirme ile keşif arasındaki denge… Evet, insanlar kendilerine özel deneyimler istiyor. Ancak seyahatin önemli bir kısmı hala beklenmedik olanla karşılaşmak, şaşırmak ve yeni bir şey keşfetmekten geçiyor. Bu nedenle gelecekte deneyim tasarımında sadece tüketicinin mevcut tercihlerini takip etmek değil, onu yeni keşiflerle karşılaştırabilmek de belirleyici olacak.
Antalya’ya dair “paket tur” algısı yıkılıyor

Sherwood Resorts and Hotels Regional Director of Sales and Marketing
● Günümüzde turist artık yalnızca seyahat etmiyor; kitleler kendilerine yakın yaşam tarzlarını, değerlerini ve bu değerlerle örtüşen deneyimleri arıyor. Elbette deneyim ihtiyacı da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Bu noktada dikkat çeken bir diğer unsur ise bilgiye erişim biçimi. Yapay zeka ve dijital teknolojilerin yoğun kullanıldığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar artık bilgiye çok daha hızlı ulaşmak istiyor. Bu da temel olarak bir bilgi tüketim modeline işaret ediyor. Günümüzde bilgiye erişim hızı ve doğruluğu hem kullanıcı davranışlarını hem de sektörleri doğrudan şekillendiriyor.
● Turizm tarafında da bunun etkisi oldukça belirgin. Örneğin bugün artık rezervasyon platformlarının yalnızca tek bir merkezden değil, farklı dijital kanallar ve veri akışları üzerinden şekillendiğini gözlemliyoruz. Bu da tüketici davranışının doğrudan teknoloji şirketleriyle birlikte evrildiğini gösteriyor. Bir başka örnek üzerinden bakıldığında, uzun yıllar Antalya’nın daha çok “paket tur” mantığıyla anıldığını söylemek mümkün. Ancak bugün bu algının değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Antalya ve benzeri destinasyonlarda artık daha parçalı, daha kişiselleştirilmiş ve deneyim odaklı bir turist profili öne çıkıyor.
● Artık yalnızca fiziksel bir ürün ya da hizmetten bahsetmiyoruz. Artık deneyim, içerik ve anlatı da en az fiziksel temas kadar önemli hale geliyor. İnsanlar bir yere gitmeden önce o yeri dijital dünyada yaşıyor, hakkında içerik tüketiyor ve bir beklenti inşa ediyor. Ardından fiziksel deneyim bu dijital beklentinin üzerine ekleniyor. Öte yandan, günümüz turizminde yalnızca fiziksel deneyim değil, dijital anlatı da belirleyici hale gelmiş durumda. Sosyal medya içerikleri, diziler, film projeleri ve influencer paylaşımları destinasyon algısını doğrudan etkiliyor. Artık bir yer yalnızca bulunduğu coğrafyayla değil, aynı zamanda anlatıldığı hikayeyle de değer kazanıyor.
● Bu çerçevede markalar ve destinasyonlar için önemli olan, yalnızca “iyi bir ürün” sunmak değil, aynı zamanda nasıl hissedildiğini tasarlamak haline geliyor. Konaklama, yeme-içme veya seyahat deneyimi artık duygusal bir bağ kurma alanı olarak da değerlendiriliyor.
Tüketim, “varlığa” değil “deneyime” doğru kayıyor

MullenLowe Istanbul CEO’su ve Ajans Başkanı
● Dünyada bugün “hareket ölçeği” diye tanımlayabileceğimiz bir gerçeklik var. 2024 verilerine göre, dünyada herhangi bir 15 dakikalık zaman diliminde ortalama 7 bin 550 uçak havada oluyor. Bu yoğunluk bazı zirve anlarda 15 bine kadar çıkabiliyor. Yani sadece 15 dakikalık bir periyotta bile küresel ölçekte inanılmaz bir hareketlilikten söz ediyoruz. Bu ölçekte düşündüğümüzde, havadaki yolcu sayısı yine herhangi bir 15 dakikada yaklaşık 1,2 milyon kişiye ulaşıyor. Bu, aslında tek başına bile bize şunu söylüyor: Dünyada seyahat hiç olmadığı kadar büyük, hiç olmadığı kadar yoğun ve hiç olmadığı kadar normalleşmiş durumda.
● Seyahat harcamalarına baktığımızda ise çok net bir dönüşüm görüyoruz. Artık toplam harcamanın çok büyük bir kısmı deneyime ve seyahatin kendisinden alınan keyfe odaklanmış durumda. Yani tüketim, “varlığa” değil “deneyime” doğru kaymış durumda. Bu da bizi çok net bir yere götürüyor: Geleceğin turizm markaları artık daha fazla seçenek sunan markalar olmayacak; zamanı daha anlamlı hissettiren markalar olacak.
● Burada ilginç olan şu: Bu söylediğimiz şeyler aslında farklı disiplinlerde, farklı konuşmalarda da karşımıza çıkıyor. Hiç planlamadan, hiç önceden konuşmadan aynı kavramlara temas ediyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz dönem, zaten bizi aynı noktalara taşıyor. Aynı gerçeklikler farklı alanlarda kendini yeniden üretiyor. Ürün dediğimiz şey aslında belirli bir aşamadan sonra satılabilir ve tüketilebilir hale geliyor. Ürünün üzerine bir hizmet eklendiğinde ise artık daha soyut bir alana geçiyoruz. Bu noktada ürün, bir deneyimle birlikte tüketiciye sunuluyor.
● Ama deneyim dediğimiz şey bambaşka bir şey. Deneyim, sahnelenen bir şey. Bir restorana girdiğinizde kapıda sizi karşılayan kişinin “günaydın” demesi bir ürün değil, bir meta değil; tamamen bir deneyimdir. Turizme bunu uyarladığımızda ise şunu görüyoruz; bir destinasyon artık sadece bir yer değil. Bir otel bir oda değil, bir seyahat sadece bir hareket değil. Bunların hepsi, deneyim ekonomisi içinde yeniden tanımlanıyor. Turizm artık “hatırlanmaya değer anların tasarımı.” Daha doğru bir ifadeyle, anlam üreten anların kurgulanması. İnsanlar artık bir seyahatten döndüklerinde sadece “güzel geçti” demek istemiyor. “Gördüm, öğrendim, yaşadım, değiştim” demek istiyor. Ve bu değişim arzusu, giderek daha baskın hale geliyor.
Artık daha doğal içerikler öne çıkıyor

Gaia Creative Group CEO’su
● Turizm ve destinasyon pazarlamasına baktığımızda, aslında çok daha temel ihtiyaçlara dokunan bir alandan söz ediyoruz. Özellikle Antalya gibi güçlü destinasyonlarda konu artık yalnızca temel ihtiyaçları karşılamakla sınırlı değil. Dünyadaki değişim bir anda gerçekleşmiş gibi görünse de bu süreç zaman içinde biriken dalgaların sonucu. Bugün geldiğimiz noktada, deneyimin pazarlanması artık belirli otoriteler tarafından tanımlanan ve yönlendirilen bir alan olmaktan çıktı. Tüketicinin beklentisi ve yönelimi çok daha belirleyici hale geldi. Bu durum farklı sektörlerde de karşımıza çıkıyor. Tüketicinin nereye gittiğini doğru okuyabilmek ve deneyimi buna göre evrimleştirmek son derece kritik.
● İşte bu noktada içerik üreticileri devreye giriyor. İnsan deneyimi en önemli unsur ancak artık kullanıcı beklentileri çok daha çeşitlendi. Geleneksel segmentasyon modelleri, macera arayanlar ya da dinlenmek isteyenler gibi, teorik olarak hala kullanılıyor olsa da gerçekte bu ayrımların birey düzeyinde karşılığını bulmak oldukça zor. Önemli olan, mevcut hedef kitlenin beklentilerini doğru analiz etmek ve buna uygun deneyimler tasarlayabilmek.
● Burada içerik üreticileri çok önemli bir rol oynuyor. Araştırmalar gösteriyor ki kullanıcıların paylaştıkları seyahat deneyimleri, özellikle kullanıcı tarafından üretilen içerikler, çok daha otantik ve güvenilir bulunuyor. Biz uzun yıllar boyunca aşırı steril, kusursuz görseller ve idealize edilmiş aile kurgularına maruz kaldık. Havuz başında mutlu aileler, kusursuz tatil anları… Ancak bugün bu tür içerikler tüketicide aynı güveni yaratmıyor. Artık daha doğal, daha içselleştirilmiş ve kişisel deneyimlere dayalı içerikler öne çıkıyor.
● Z kuşağı büyük oranda TikTok’ta gördüğü bir destinasyon hakkında araştırma yapıyor. Aynı şekilde bugün yapay zeka araçlarının da devreye girmesiyle birlikte insanlar kendi seyahat planlamalarını bu sistemler üzerinden oluşturuyor. Ancak değişmeyen bir şey var: İnsanlar hala güvendikleri kişilerin deneyimlerinden etkileniyor.
● Öte yandan çok daha geniş ölçekli kampanyalardan söz edebiliriz. Milyonlarca kişiye ulaşan projeler, destinasyonların küresel görünürlüğünü ciddi şekilde artırdı. Ancak burada önemli olan sadece erişim değil, doğru segmentasyonla doğru kitleyi yakalayabilmek. Ayrıca “Digital Travel Personality” dediğimiz yeni bir kavram da giderek önem kazanıyor. Yapay zeka destekli sistemler, kullanıcıların destinasyon seçimlerini şekillendirmeye başladıkça, bu alan daha da stratejik hale gelecek.
Kullanıcıyı güçlendirmeyi merkeze aldık

The Purest Solutions Co-Founder ve CEO’su
● Bizim hikayemiz 2020 yılında başladı. O dönemde Türkiye’de cilt bakım pazarında yerli kozmetik markalarının pazar payı yalnızca yüzde 2 seviyesindeydi. O günlerde biz seçeneklerin arttığı, güvenin ise azaldığı bir senaryo görüyorduk. Güvenin azalması bizim için en kritik konuydu çünkü biz bu işi kurarken odağımıza güveni yerleştirdik.
● O dönem aktif içerikler, agresif aktif bileşenler, daha önce yalnızca kliniklerde ya da profesyonel uygulamalarda kullanılan içerikler ilk kez evde kullanılmaya başlanıyordu. Biz bu ürünleri doğrudan son kullanıcıya ulaştıran bir marka olduk. Dolayısıyla ilk sorumuz, “Kullanıcıda güveni nasıl inşa ederiz?” oldu. Bu nedenle marka olarak doğduğumuz andan itibaren eğitimi, bilgilendirmeyi ve kullanıcıyı güçlendirmeyi merkeze aldık.
● Bugün geldiğimiz noktada insanlar ne kullandığını, neden kullandığını, nasıl kullanacağını en basit haliyle öğrenmek ve uygulamak istiyor. Biz de tüm iletişimimizi bu doğrultuda sadeleştirdik. Kullanıcılar bunu satın aldı, bunu konuşmaya başladı ve bu sadelik bir etki alanı yarattı. Ardından kendimize yeni bir soru sorduk: Gerçekten işe yarayan bakım neden bu kadar karmaşık olmak zorunda? Bizim görevimiz bu karmaşıklığı sadeleştirmekti. Çünkü pandemi dönemiyle birlikte insanların cilt bakımı alışkanlıkları değişmiş, bilgiye erişim artmış ama aynı zamanda kafa karışıklığı da çoğalmıştı.
● Bu süreçte kullanıcılarımız doğal bir şekilde bizim fahri elçilerimize dönüştü. Ürünlerimizi anlatmaya, deneyimlerini paylaşmaya başladılar. Arkadaş gruplarında, WhatsApp sohbetlerinde bu içerikler yayıldı. Bu da markanın organik biçimde konuşulmasını sağladı. Üç girişimciyle başlayan hikayemiz bugün 155 kişilik bir ekiple üç farklı lokasyonda faaliyet gösteren bir yapıya dönüştü.
● Biz “viral content” kültürüne çok inanıyoruz. Çünkü bir kullanıcı gerçekten oyuna dahil olduğunda değişim başlıyor. Kullanıcı hikayeyi sahiplenip anlatmaya başladığında gerçek büyüme gerçekleşiyor. Jüri değerlendirmelerinde de gördüğümüz gibi, düşük bütçeyle yüksek etki yaratabilen işler gerçekten çok değerli. Biz de aynı yaklaşımı benimsedik: Kullanıcıyı ne kadar sürecin içine dahil ederseniz, etki o kadar büyüyor. Çünkü biz anlatmadık; onlar anlattı. Marka konuşmadı; deneyim konuştu.
Statü artık deneyimlenen şeylerle tanımlanıyor

Publicis Groupe Türkiye Chief Strategy Officer’ı
● Dünya değişiyor. Bugün aslında turizm artık yalnızca insanın nereye gittiğiyle ilgili değil, neye gittiğiyle ilgili. “Neden gidiyoruz?” sorusu, dönüşen tüketim dünyasında giderek daha merkezi bir soruya dönüşüyor. Bu nedenin peşinden gitmek gerekiyor; çünkü tüketiciyi anlamanın, turizmde neyin satın alındığını çözmenin yolu buradan geçiyor.
● Tatil dediğimiz olgu, hayatın dışında bir kaçış olmaktan çıkıp hayatın kendisine daha fazla entegre oluyor. İnsanlar çok çalışıyor ve bu çalışmanın karşılığında kendilerini tatille ödüllendiriyor. Küresel ölçekte tüketicilerin yaklaşık yüzde 70’i tatili artık vazgeçilmez bir ihtiyaç kalemi olarak görüyor. Buna paralel olarak gezgin sayısı da artıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 58’i seyahat ediyor ve özellikle genç kuşakların etkisiyle bu oranın 2050’de yüzde 70’e çıkması bekleniyor. Yani neredeyse dünya, sürekli hareket halinde olan bir gezginler topluluğuna dönüşüyor.
● Ancak tablo sadece büyüme üzerinden okunmamalı. Seyahat etmek giderek daha da zorlaşıyor. Burada mesele yalnızca ekonomik baskılar değil. Elbette enflasyon ve alım gücü sorunları var; fakat asıl belirleyici olan jeopolitik belirsizlikler. Bir destinasyonun bir anda kapanabilmesi, planların öngörülemez şekilde değişmesi, iklim krizinin yarattığı ani hava ve doğa koşulları… Tüm bunlar seyahati hem daha değerli hem de daha kırılgan bir deneyime dönüştürüyor. Bu noktada tüketici şunu söylüyor: “Eğer gidiyorsam, gerçekten değsin” Artık mesele yalnızca paranın karşılığını almak değil; zamanın karşılığını da almak. Çünkü günümüzde zaman, en az para kadar hatta çoğu zaman daha da kıymetli bir kaynak.
● Dünya değişiyor; daha fazla seyahat ediyoruz ama daha zor seyahat ediyoruz. Bu da değer algısını köklü biçimde değiştiriyor. Seyahatin anlamı dönüşüyor: Dün görmek yeterliyken, bugün hissetmek gerekiyor. Bu yüzden deneyim artık merkezde. İnsanlar sadece bir yeri görmek istemiyor; orada yaşamak, hissetmek, hikayenin bir parçası olmak istiyor. Statü artık sahip olunan şeylerle değil, deneyimlenen şeylerle tanımlanıyor.
● Markalar ve destinasyonlar için asıl mesele, tüketicinin zihninde ve hafızasında ne kadar güçlü bir iz bırakabildiği. Seyahat artık anlam, deneyim ve hafıza üretme süreci. Detaylara ne kadar çok anlam yüklerseniz, rekabette o kadar güçlü bir yer ediniyorsunuz. Bugünün turizm dünyasında fark yaratan şey de tam olarak bu.
Tüketici değişiyor ve değişmeye devam edecek

TikTok Client Solutions Lead, Consumer Industries, Turkey & South Asia
● 2000’li yılların öncesinde tatil planı yapmak için gazetelerdeki ilanlara bakar, otellerin telefon numaralarını bulup tek tek aramaya çalışırdık. Bilgi sınırlıydı ve kontrol tamamen karşı taraftaydı. 2000’li yıllarla birlikte arama motorları hayatımıza girdi. Artık bilgiye erişim tek taraflı olmaktan çıktı. İnsanlar istedikleri bilgiyi arayabiliyor, filtreleyebiliyor ve kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirebiliyordu. Bu aslında tüketiciye ilk kez “Ben ne görmek istiyorum?” deme hakkı verdi. Bugün ise artık “içerik ekonomisi” dediğimiz bir yapıdan söz ediyoruz. Çünkü her ekonomide olduğu gibi burada da üretim araçları, dağıtım mekanizmaları ve tüketim alışkanlıkları var. Teknoloji sayesinde artık çok daha hızlı içerik üretebiliyor, çok daha fazla platform üzerinden tüketebiliyor ve çok farklı formatlarla karşılaşabiliyoruz.
● İçerik üretimiyle tüketimi aynı hızda ilerlemiyor. İçerik tüketiminde hala artış var ama özellikle 2010’larda gördüğümüz büyüme ivmesine kıyasla bugün ciddi bir yavaşlama söz konusu. Çünkü hepimizin yalnızca 24 saati var. İşte bu noktada “içerik açığı” dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Çok fazla içerik üretiliyor ama yeterince tüketilemiyor. Bu nedenle içeriklerin büyük bölümü havada kalıyor.
● Teknoloji içerik üretiminde büyük bir büyüme yarattı ama değer yaratma konusunda aynı başarıyı gösteremedi. Bu yüzden kısa form videolar bu kadar yükseldi. Çünkü artık kimse 40 dakikalık videoları tüketmeye vakit ayırmak istemiyor. İnsanlar içeriği hızlıca tüketip bir sonrakine geçmek istiyor. Bu yalnızca sosyal medya videolarında değil; dizilerde, filmlerde, müzikte ve hatta kitaplarda da görülüyor.
● “Antalya tatili” diye bir arama yaptım ve karşıma çıkan ilk videolardan biri yaklaşık 1 saat 55 dakikalıktı. Ama benim ihtiyacım o anda bu değildi. Antalya’da nerede kalınır, ne yenir, hangi plajlara gidilir gibi daha kısa, daha hızlı tüketilebilir bilgi arıyordum. Aynı aramaları YouTube Shorts ya da TikTok tarafında yaptığınızda ise bambaşka bir tüketim deneyimiyle karşılaşıyorsunuz. Araştırmalar TikTok’un diğer platformlara göre yaklaşık 1.6 kat daha fazla izlendiğini gösteriyor. Evet, videolar daha kısa ama insanlar platformun içinde daha uzun süre kalıyor. Tüketim alışkanlıkları değişiyor, tüketici değişiyor ve değişmeye devam edecek. Bu noktada artık mesele yalnızca kaliteli içerik üretmek değil. Asıl mesele, tüketicinin tükettiği içerikler arasında sizin ne kadar var olabildiğiniz.
Tatil artık fiziksel, zihinsel ve ruhsal yenilenme demek

Setur Antalya Marina Müdürü
● Bugün artık kruvaziyer ve marina dünyasının yalnızca teknik altyapılarla ya da operasyonel süreçlerle tanımlanmadığı yeni bir dönemin içerisindeyiz. Deniz turizmi tarafında yaşanan dönüşüm, aslında bütün premium turizm anlayışını yeniden şekillendiriyor. Biz de bu dönüşümün merkezinde yer alan marina deneyiminin artık çok daha bütünsel bir yapı haline geldiğini görüyoruz. Eskiden misafire verilen hizmet daha çok operasyonel ihtiyaçlar üzerinden tanımlanıyordu. Bugün ise asıl soru, “Misafirlerimizle nasıl daha derin ilişkiler kurabiliriz ve onları nasıl daha iyi anlayabiliriz?”
● Marina deneyimi misafirin denizle, tesisle, bulunduğu bölgeyle, çalışanlarla, markayla ve hatta o atmosferin ruhuyla kurduğu temasın tamamını kapsayan bütünsel bir yolculuğa dönüştü. Bugün seyahat, ürün ve hizmetler artık yalnızca fonksiyonel ihtiyaçlar üzerinden değerlendirilmiyor; bunların etrafında oluşan hikaye ve his çok daha önemli hale geliyor.
● Türkiye açısından baktığımızda bu dönüşüm çok önemli bir noktada duruyor. Uzun yıllar boyunca turizmde başarıyı ziyaretçi sayıları, doluluk oranları ve yatak kapasitesi üzerinden ölçtük. Ancak bugün artık daha nitelikli ziyaretçi, daha yüksek deneyim değeri ve tekrar eden sadakat ilişkileri çok daha önemli hale geldi. Marina dünyasında bu dönüşüm daha da belirgin hissediliyor. Çünkü marina misafiri genellikle yüksek beklentiye sahip bir profil. Zamanı değerli, hizmet kalitesine duyarlı, deneyime açık ve ilişkisel temasları önemseyen bir kitleyle karşı karşıyayız.
● Bugün global premium turizmde birkaç temel trend çok net biçimde öne çıkıyor. Birincisi kişiselleştirme. Misafir artık standart paketler değil, kendi beklentilerine göre şekillenmiş deneyimler istiyor. İkincisi wellness ve iyi yaşam yaklaşımı. Tatil artık yalnızca dinlenmek değil; fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak yenilenmek anlamına geliyor. Üçüncüsü yerel özgünlük. İnsanlar her yerde aynı deneyimi yaşamak istemiyor. Bulunduğu destinasyonun ruhunu hissetmek istiyor. Ama bunu yaparken aynı zamanda güvenlik, konfor ve aidiyet hissini de kaybetmek istemiyor. Dördüncü önemli başlık ise görünmez teknoloji. Evet, yapay zekayı ve dijital sistemleri süreçlerimize çok daha fazla dahil ediyoruz. Ancak burada kritik olan şey artık yalnızca teknoloji değil; duygusal zeka. İnsan dokunuşunun değerini kaybetmeden teknolojiyi görünmez biçimde deneyimin içine yerleştirebilmek gerekiyor.
Havayollarının rolü yeniden tanımlanıyor

Türk Hava Yolları İletişim ve Marka Yönetimi Başkan Yardımcısı
● Mesele yalnızca bir destinasyona ulaşmak değil; o destinasyonu bir deneyime dönüştürebilmek. Artık hiçbirimiz yalnızca bir yere gitmek istemiyoruz. İnsanlar gittikleri yeri hissetmek, yaşamak ve oranın bir parçası olmak istiyor. Geçmişte seyahat daha çok bir yeri görmekle ilgiliydi. İnsanlar artık yalnızca destinasyonu ziyaret etmiyor; o şehrin kültürünü, yaşam tarzını ve ruhunu deneyimlemek istiyor. Türkiye’nin geçirdiği dönüşüm de aslında tam olarak buna benziyor. Örneğin Antalya artık yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değil. Dünya standartlarındaki tesisleri, spor organizasyonları, gastronomisi ve yaşam kültürüyle artık global ölçekte güçlü bir marka şehir haline geliyor.
● Biz de Türk Hava Yolları olarak Antalya’nın marka değerine katkı sağlayan birçok uluslararası organizasyonun içerisinde yer alıyoruz. Özellikle spor turizmi tarafında önemli sponsorluklarımız bulunuyor. Bugün turizmde rekabet artık yalnızca destinasyonlar arasında değil; deneyimler arasında yaşanıyor. Bu nedenle marka hikayesi hiç olmadığı kadar stratejik hale geldi. Çünkü artık destinasyonlar insanların hafızasında yer edecek, paylaşmak isteyecekleri hikayeler yaratmak zorunda. Havayolları da tam bu noktada kendi rolünü yeniden tanımlıyor.
● Geçmişte havayolları daha çok operasyonel başarılarla değerlendirilirdi. Kaç noktaya uçtuğu, kaç uçağı olduğu, zamanında kalkış oranları gibi kriterler ön plandaydı. Elbette bunlar hala çok önemli. Ancak artık yeterli değil. Çünkü yolcunun markayla ilk teması uçağa bindiği anda başlamıyor. Çok daha öncesinde başlıyor. Sosyal medyada gördüğü bir içerik, bir sponsorluk çalışması, reklam filmi, haber yansıması ya da havalimanında yaşadığı deneyim… Bunların hepsi marka algısını oluşturan parçalar haline geliyor. Bu yüzden bugün havayolları artık yalnızca insan taşımıyor. Aynı zamanda hikaye, kültür ve deneyim taşıyor.
● Bugün Türkiye’yi yalnızca bir destinasyon olarak anlatmıyoruz. Türkiye’yi kültürüyle, gastronomisiyle, tarihiyle, yaşam tarzıyla ve çeşitliliğiyle dünyaya anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü Türkiye’nin en güçlü taraflarından biri tam olarak bu çeşitlilik.
AI destekli müşteri hizmetleri kritik hale gelecek

Deloitte Türkiye Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri
● Bugün baktığımızda yalnızca içerik üretmek ya da görünür olmak yetmiyor. Gerçek anlamda bütün dijital varlıkların, özellikle de web sitelerinin yeniden optimize edilmesi gerekiyor. Çünkü artık kullanıcı yalnızca bilgi okumak istemiyor; o bilgiyi anlayabilmek, kendi ihtiyacına göre filtreleyebilmek ve sonunda gerçekten kendisine uygun bir öneri almak istiyor.
● Benim öngörüm şu: Otellerin ve seyahat markalarının önümüzdeki dönemde çevrim içi seyahat entegrasyonlarında kendi verilerini ve içeriklerini çok daha optimize hale getirmeleri gerekecek. Çünkü sosyal medya ilham alınan bir mecra olmaktan çıkıyor. İnsanlar gördükleri içerikten doğrudan rezervasyona geçmek, planlamanın detaylarını da aynı akış içinde yönetmek istiyor.
● Aslında bunu yaklaşık 7-8 yıldır e-ticaret tarafında anlatıyoruz. Platformlar ve mecralar birbirine yakınsıyor. E-ticaret platformları sosyal medya gibi davranmaya başladı; sosyal medya platformları da e-ticaret platformları gibi davranmaya başladı. Aynı dönüşümü seyahat sektöründe de çok net göreceğiz. Önümüzdeki dönemde dijital ajanlar, yapay zeka destekli planlama sistemleri ve sosyal platformların iç içe geçtiği yeni bir yapı oluşacak. Özellikle Gen Z ve milenyallerin bu dönüşüme çok hızlı adapte olduğunu, hatta büyük ölçüde şimdiden bu sistemleri kullanmaya başladığını görüyoruz.
● Dolayısıyla mesele artık yalnızca “scroll etmek” değil. Gerçek anlamda rezervasyon yapmak, seyahat planlamak ve deneyimin tamamını dijital akış içinde yönetmek haline geliyor. Bu yolculuğun birçok aşamasında yapay zeka çok daha görünür olacak. Özellikle oteller açısından AI destekli müşteri hizmetlerinin çok kritik hale geleceğini görüyoruz.
● Burada mesele yalnızca operasyonel verimlilik değil. Aynı zamanda hizmet kalitesi, tutarlılık, hız, geri dönüş süreleri ve müşteri memnuniyeti gibi birçok başlıkta yapay zeka ciddi katkı sağlayacak. Özellikle rezervasyon süreçlerinde, otel içi deneyimin kişiselleştirilmesinde ve müşteri yönlendirmelerinde çok daha akıllı sistemlerle karşılaşacağız. Ama bunun için markaların veri altyapılarının çok güçlü olması gerekiyor. Çünkü artık müşteri deneyimi yalnızca konaklamadan ibaret değil; seyahat öncesinden başlayıp seyahat sonrasına kadar devam eden bütünsel bir ilişki yönetimine dönüşüyor.
● Yani müşterinin doğru anda doğru bilgiyle yönlendirildiği, ona özel öneriler sunulduğu ve tüm deneyimin kişiselleştirildiği bir dünyaya gidiyoruz. Bu yapının merkezinde de büyük ölçüde yapay zeka olacak. Türkiye’de henüz çok yaygın olmasa da ödeme sistemleri ve dijital ödeme trendleri de bu dönüşümün önemli parçalarından biri olacak gibi görünüyor. Özellikle frictionless payment dediğimiz, deneyimi kesintiye uğratmayan ödeme modellerinin önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacağını düşünüyoruz.
En iyileri en iyiler seçti: Brandverse Awards jüri süreci tamamlandı
