
İnsan “kıymet”leri
European Association for People Management (EAPM) desteğiyle PERYÖN öncülüğünde derlenen; Boston Consulting Group (BCG) ile World Federation of People Management Associations (WFPMA) tarafından hazırlanan “Creating People Advantage (Yetenek Avantajı Yaratmak) 2026” Raporu için yaklaşık 7 bin İK yöneticisi ve şirket liderinin görüşü alınmış.
Raporda, İnsan Kaynakları (İK) liderlerinin hangi virajları döneceği, hangi fırtınalara göğüs gereceği ortaya konmaya çalışılmış.
Raporu irdelemeden önce şu “kaynak” konusuna göz atmakta yarar var. İnsanın maden, petrol, kömür gibi ham madde olarak ele alınmasının günümüz koşullarında doğru sonuçlara ulaştırmadığı Bersay İletişim Danışmanlığı tarafından tespit edilmiş ve tükenecek bir girdi değil; kurumun ruhu, hafızası ve en büyük “kıymeti” olarak 1999 yılında, İnsan Kıymetleri® adı altında fikri mülkiyet hakları alınmıştır.
İnsan bir “kaynak” değil “kıymet”tir
Marketing Türkiye’nin Şubat 2015 sayısında konuya değinmiş ve demişiz ki: “Feodal ortaçağ toplumlarında alıp satılan, meta olarak görülüp, her biri kendine has toplumsal kurgular içinde yerlerini alan Tebaa, Reaya, Self vb. ifadelerle adlandırılıyorlardı; endüstri toplumunun başında onlara ‘Personel’ ya da ‘Eleman’ dendi; sonlarına doğru da ‘İnsan Kaynakları’ kavramı kullanılmaya başlandı. Enerji, su, para gibi kullanılıp tüketilip sonra bir kenara atılan kaynak gibi… Postmodern bilgi toplumunda ise değeri sürekli artırılan ‘Kıymet’ olarak ele alınacaklardı.”
Dönelim rapora… Dört temel bulgudan söz ediliyor:
• İK Yetkinliği ve İş Değeri: Güçlü İK yetkinliklerine (çalışan bağlılığı, işe alım, sürdürülebilirlik vb.) sahip şirketler, iş hedeflerini daha stratejik bir şekilde destekliyor.
• Geleneksel Alanlardaki Güç: Şirketlerin uyum, çalışan ilişkileri ve işe alım gibi geleneksel alanlarda yetkinlikleri yüksek olsa da bu alanlar tek başına üstün iş performansı sağlamak için yeterli değil.
• Dijital ve Yapay Zeka Eksikliği: Dijital çözümlerin gelecekteki önemi hızla artarken (13 basamak yükselerek 12. sıraya çıkmıştır), İK fonksiyonlarının bu alandaki mevcut yetkinlikleri hala en düşük seviyelerde.
• KOBİ’lerin Durumu: Büyük şirketler Üretken Yapay Zeka (GenAI) ve veri analitiğine öncelik verirken, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) dijital dönüşümde geride kalıyor.
Türkiye küresel sıralamanın gerisinde
PERYÖN Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür’e göre, Türkiye verileri İK’dan beklentilerin çok yüksek olduğunu göstermiş. Katılımcıların yüzde 75’i bu departmanlardan “iş kararlarını besleyen stratejik içgörüler” bekliyormuş.
BCG Ortağı Anıl Demir ise yapay zeka dönüşümünde teknolojinin, işin sadece yüzde 30’una tekabül ettiğini belirterek, “Kalan yüzde 70 ise insanı, organizasyonu ve süreçleri bu dönüşüme uyumlu hale getirmekten geçiyor” demiş. Yani mesele yine dönüp dolaşıp insana, o eşsiz “kıymete” geliyor. Demir, kurumların “yetkinlik bazlı” stratejik iş gücü planlamasına yönelmeleri gerektiğinin altını çizmiş.
EAPM Başkanı Berna Öztınaz’ın vurguladığı nokta ise düşündürücü. Türkiye’de “performans yönetimi” ve “çalışan bağlılığı” gibi konular, küresel sıralamaya göre alt sıralarda kalmış. Bu durum, verimlilik peşinde koşarken “insan kıymetini” ihmal edip etmediğimizi sorgulamanın zamanının geldiğine işaret ediyor.
İK liderleri için dört temel stratejik hamle
Rapor İK liderleri için dört temel stratejik hamle öneriyor:
1. İK, sadece operasyonel bir destek birimi olmaktan çıkıp, tüm çabalarını doğrudan iş sonuçlarına (karlılık, büyüme, inovasyon) bağlamalı.
2. İnsan kaynakları direktörleri hem İK süreçlerini dijitalleştirmeli hem de kurum genelindeki yapay zeka dönüşümünün insan ve yetenek boyutuna liderlik etmeli.
3. Şirketler, roller yerine becerilere odaklanan “beceri tabanlı” bir strateji geliştirmeli ve tüm seviyelerde liderlik yetkinliklerini yenilemeli.
4. Yapılan değişikliklerin kök salması için net bir yönetişim yapısı oluşturulmalı, yeni davranışlar performans yönetimine dahil edilmeli ve bir hesap verebilirlik kültürü yaratılmalı.
Mevcut durumu kavramak için gayet önemli önermeler olsalar da gelecek tasarımı açısından düğümü çözecek olan “kıymet” yaklaşımıdır. Eğer kurumda insan sadece kaynak olarak görülüyorsa, o kaynak bir gün kuruyabilir. Ancak çalışan “kıymet” olarak ele alındığında, dijitalleşme de yapay zeka da o kıymeti parlatacak birer araç haline gelir. Tam da olması gerektiği gibi…
En gelişmiş algoritma dahi, “adanmışlık” duyarlılığıyla çalışan bir insanın sağlayacağı mucizeyi yaratamaz.

