18 Şubat Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Ali Atay: Yetersiz insan olmak bana komik geliyor
Haberler

Ali Atay: Yetersiz insan olmak bana komik geliyor

Marketing Türkiye
3 saat önce
4 dk okuma

Ali Atay, Türkiye’de absürt mizahın ve kendine özgü anlatı dilinin en güçlü temsilcilerinden… Oyunculuktan yönetmenliğe, senaryodan kurguya uzanan üretim pratiğinde onu farklı kılan nokta ise konudan ziyade hikaye anlatma biçimi. Disney+’ta izleyiciyle buluşan Sekizinci Aile, Atay’ın bu yaklaşımının en güncel ve belki de en rafine örneklerinden… Kalabalık bir aile üzerinden kurulan absürt evren, yalnızca güçlü bir mizah dili değil; aynı zamanda anlatım biçimi, karakter inşası ve markalarla kurulan yaratıcı ilişki açısından da çok katmanlı bir yapı sunuyor. Ali Atay’la yaptığımız söyleşide, kendi sinema ve mizah anlayışından Sekizinci Aile’nin ortaya çıkış sürecine, dijital platformların sunduğu özgürlükten marka iş birliklerine uzanan geniş bir çerçevede üretim yolculuğunu konuştuk…

Yaptığınız işlere bütüncül ola­rak baktığımızda karşımıza bir “Ali Atay Sineması”, bel­ki de daha önemlisi bir “Ali Atay Mizahı” çıkıyor. Siz ken­di sinema anlayışınızı ve mizahi yaklaşımı­nızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben aslında hikaye anlatmakla ilgileniyorum. Hi­kayenin kendisiyle değil ama anlatma biçimiyle, onu aktarış şekliyle… Oralarda eğleniyorum en çok. Çok basit bir hikayeyi çok farklı yollarla an­latmak mümkün. Mesela bir karakterin 10 dakika­lık bir serüvenini iki saatte de anlatabilirsiniz. Yol belli değildir yani, olmamalıdır da. Benim için gü­zel olan da bu aslında. Bir hikayeyi belli bir yolu, bir şablonu takip etmeden anlatmak.

“Leyla ile Mecnun” gibi kültleşmiş yapım­lardan bugüne uzanan yolculuğunuza dö­nüp baktığınızda, sizi en çok dönüştüren işler hangileri oldu? Bugünkü Ali Atay’ı o projeler nasıl şekillendirdi?

Şekillendiğimi çok da düşünmüyorum, sürekli de­ğişiyor. Gündelik hayatımda nasılsam öyle biraz. Bir saatim diğerine uymuyor genelde. Ne hissetti­ğimi bilmeden devam edebiliyorum günüme. Ba­zen sırf bu yüzden erken yatıyorum ya da çok geç yatıyorum. Bazen “Tamam, çözdüm her şeyi” der­ken bazen “Şimdi ne yapmalıyım?” ya da “Düşün­mesem daha mı iyi?” diye oradan oraya devriliyor duygu durumum. O yüzden beni şekillendiren bir proje, bir yapı, bir senaryo, bir film hiç olmadı, olmayacak bundan sonra da belli ki. Ben genel olarak sadece yapmakla ilgileniyorum. Sonrası gerçekten umurumda olmuyor. Bitti mi bu film? Bitti. İçime siniyor mu? Olabildiği kadar. Tamam, geçmiş olsun. Bir durayım şimdi. Hep böyle oldu. Kim sevdi, kim izledi, kim sevmedi… Bunların be­nimle pek alakası olmuyor. Süreç bitti mi ben ta­mamım. Süreç; hikayeyi bulup montajda müzikle­ri yerleştirmeye, hatta renk düzenlemesine kadar sürüyor. Filmi kilitlediğim anda vedalaşıyorum.

“Sekizinci Aile” fikri ilk nasıl ortaya çıktı? Güçlü mizahını bir kenara koyarsak, dizi izleyiciye hangi mesajları veriyor?

Çok eskiden, proje düşünürken ortaya attığım bir fikirdi. Tekrar gündeme gelmesi de öyle oldu. Kalabalık bir kadro yaratmak istiyordum. Bu aile fikri de buna çok iyi hizmet etti. “Hikaye ne ol­sun”dan çok, “Kalabalık mı az kadro mu?” sorusu benim ilk sorduğum soru oluyor bir işe başlarken.

Bağır çağır bir aile hikayesi anlatmak, benim ha­yatım boyunca ara ara dönüp yapacağım bir şeye dönüştü bence. Bu kadar fazla insan bir arada ya­şamaya mecbur olunca ister istemez komik anlar çıkıyor ortaya. Bir de benim oynamaktan da çek­mekten de en zevk aldığım karakterler genelde beceriksiz karakterler oluyor… Aptal değil ama yetersiz. Yetersiz insan bana komik geliyor bi­raz. Yetersiz bir insanın çok önemli mevzulardan bahsetmesi falan… Ben bir şey yaparken ne mesaj verdiğini düşünmüyorum ya da ne mesaj vermek istediğim üzerine hiç düşünmüyorum. Söylediğin şeylerin içinde minör mesajlar illa ki oluyordur ama yaptıkça karşıma çıkan şeyler bunlar. Ben verdiği mesajdan çok, ilham verici olmasıyla ilgi­leniyorum.

Ali Atay: Yetersiz insan olmak bana komik geliyor

Hem oyuncu hem yönetmen olarak aynı projede yer almanın avantaj ve dezavantaj­ları neler?

Hemen, en azından benim için dezavantajlı bir şey olduğunu söyleyeyim. Oyuncuları izlemeyi tercih ediyorum. Onları kurduğum dünyaya alıştırmak için daha verimli oluyor böyle. Bütün sıkıntılarını, beklentilerini bir oyuncu olarak bildiğim için iki taraf da rahat ediyor. Bir de inanılmaz iyi oyuncu­larımız var. E, daha ne? Avantajlarını pek bilmi­yorum açıkçası. Öyle büyük tecrübelerim yok bu konuda. Montajda kendime torpil yapmaktan da korkarım biraz. Çünkü montajda iyi oyunla ilgi­leniyorum ben. Devamlılık, ışık kusurları, netlik, fluluk falan iyi oyun karşısında hükmü geçmeye­cek detaylar benim için.

Son dönemde ağırlıklı olarak dijital plat­formlara projeler yaptığınızı görüyoruz. Bu bir tercih mi yoksa TV’nin dayattığı ka­lıpların bir sonucu mu?

Herhangi bir şeyin sonucu değil aslında. TV’ye de iş yapabilirim. Dijital platformların avantajı, so­nunu bildiğiniz bir yola çıkıyor olmanız. Koştur koştur iş yapmamak gibi bir rahatlık var. Daha kompakt çalışabiliyorsunuz. Bir de bölüm süreleri daha kısa tabii.

Pek çok araştırma TV izleyicisinin daha çok komedi istediğini gösteriyor. Ancak üretim tarafında bu istek karşılık bulmuyor. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

O durum başka. TV’ye komedi yapmak bu dönem, bu sürelerle biraz zor gibi duruyor. İstenirse onun da formülü bulunur ama şu an TV’de komedi yap­mak konusu kapandı gibi duruyor.

Bir oyuncu ve yaratıcı olarak markalarla yapılan iş birliklerinde sizin için vazgeçil­mez sınırlar neler?

Markalarla çalışırken biraz alan açılabildiğinde iş gerçekten iyi oluyor. Herkesin kendi beklentisi var tabii ama ortak bir noktada buluşunca ortaya ya­şayan, akılda kalan işler çıkıyor. Yoksa yapılan şey içerik kalabalığının içinde kaybolup gidiyor.

“Sekizinci Aile” projesinde Dyson ve McDonald’s ile dikkat çekici iş birlikleri yaptınız. Markayı senaryonun bir parçası­na dönüştürdünüz. Bu fikir nasıl oluştu?

Sekizinci Aile’de Dyson ve McDonald’s ile de tam olarak böyle oldu. Biraz onlar esnedi, biraz ben. Kimse kimseyi zorlamadı. Yerleştirmeleri bana bı­raktılar, ben de hikayenin içine doğal bir şekilde aldım. Zorla yapılan işler çabuk unutuluyor ama hikayenin parçası olan şeyler kalıyor.

featured
1 Düşünmeyi yapay zekaya devredip “sahte uzmanlık” çağına giriyoruz!
Düşünmeyi yapay zekaya devredip “sahte uzmanlık” çağına giriyoruz!
2 Ekonomide güven sorunu derinleşiyor...
Ekonomide güven sorunu derinleşiyor…
3 Zam tablosu netleşti: Kimin maaşı ne kadar arttı?
Zam tablosu netleşti: Kimin maaşı ne kadar arttı?
4 Yargıtay’dan tüketici hukukunda emsal niteliğinde karar: Fatura sahibi olmayan fiili kullanıcı da “tüketici” sayılacak
Yargıtay’dan tüketici hukukunda emsal niteliğinde karar: Fatura sahibi olmayan fiili kullanıcı da “tüketici” sayılacak
5 ETi'nin yüzü, usta oyuncu Şener Şen oldu
ETi’nin yüzü, usta oyuncu Şener Şen oldu
Güncel Haberler
Markalı perakende yıla sert düşüşle başladı!
Markalı perakende yıla sert düşüşle başladı!
Curling efsanesi 16 yıl sonra geri döndü
Curling efsanesi 16 yıl sonra geri döndü
Yapay zekanın gözüne girme rehberi
Yapay zekanın gözüne girme rehberi
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

CarrefourSA, A101'e mi satılıyor? Sabancı Holding’den açıklama geldi...
Haberler
CarrefourSA, A101’e mi satılıyor? Sabancı Holding’den açıklama geldi…
Nafizcan Önder
15 Aralık 2025
Markalı perakende yıla sert düşüşle başladı!
Haberler
Markalı perakende yıla sert düşüşle başladı!
Ferruh Altun
10 dakika önce
NK Projeler’den Hande Yener’e “Hande Bizi Sezen’e Götür” davası
Haberler
NK Projeler’den Hande Yener’e “Hande Bizi Sezen’e Götür” davası
Marketing Türkiye
3 hafta önce
Anı yakaladığını sanan ama anın ne söylediğini hiç duymayan markalar
Haberler
Anı yakaladığını sanan ama anın ne söylediğini hiç duymayan markalar
Nafizcan Önder
3 hafta önce
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.