Zor, ama umutsuz değil…

Bundan tam 15 yıl önce, 1 Ocak 2005’te Marketing Türkiye’de yazmaya başlamışım. Bugüne kadar aralıksız tam 288 köşe ya­zısı… Hiçbirinde bu kadar heye­can duyduğumu hatırlamıyorum…

Çocukluğumun gazetelerinin yeni yılla ilgili yaptıkları sayfaları hiç unutmam. Eski yıl hırpa­lanmış, yorulmuş, göbekli, bitkin, sırtında tor­basıyla çekip giden bir ihtiyar olarak çizilirken yeni gelen yıl dünya güzeli, mayolu gencecik bir kadın olarak canlandırılırdı.

Kadının boynundan beline doğru inen ve ar­kasından dolanarak tekrar boynuna gelen kur­deleye yeni yıl yazılırdı. Bu tür illüstratif anla­tımları en iyi yapanlardan biri de hiç şüphesiz rahmetli Bedri Koraman idi.

Dergiden arkadaşlar arayıp bu sayıyı özel olarak hazırladıklarını söyleyip 2019’a bir genel bakış ve 2020 ile ilgili bir tür gelecek öngörüsü yaz­mamı istediklerinde o yılbaşı karikatürleri geldi aklıma…

O zamanlar kısmen de olsa “istihza” ile (hafif alaya alarak) baktığım o karikatürlerde anlatıl­maya, ima edilmeye çalışılan duygu ve düşünce­leri, yıllar sonra bizzat neredeyse birebir yaşadı­ğımı fark ettim…

Ne biçim bir yılmış 2019…

Geçmişte benim için de bir türlü geçmek bilme­yen, çeşitli olumsuzlukların bir araya üşüşüp başıma yıkıldığı yıllar olmuştur. Mesela 2005 öyle bir yıldı…

2019 da bence hem Türkiye hem de bizim sektör için o yıllardan biriydi sanki…

Hani Bektaşi’nin önüne iki şişe şarap koymuşlar ve hangisinin daha iyi olduğunu test etmesini istemişler. Bizimki birinci şişeyi dikmiş kafası­na lıkır lıkır sonuna kadar içip bitirmiş. Şişeyi masaya koyarken işaret parmağıyla ikinci şişeyi göstermiş. “Bu daha iyi”, demiş. Adamlar şa­şırıp “Aman Erenler” diye sızlanmışlar “İkinci şişenin tadına bile bakmadın daha!”… Bektaşi kendinden emin cevap vermiş: “Birinci şişeden daha kötü” olamaz…

Boyumuzdan büyük kelam etmiş olmayalım ama 2020’nin 2019’dan daha kötü olması için gerçekten çok özel koşulların tezahürü şart… Öyle bir yıldı 2019… Onunla ancak hain darbe girişiminin olduğu 2016 yarışabilirdi belki.

2018’deki seçimler ilginç bir kırılma noktası oluşturdu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Siste­mi start aldı. Hemen ardından “finansal darbe” girişimi denen operasyon başladı… 11 Ağustos Pazar günü başlayıp 13 Ağustos Salı günü dur­durulmuş olan Londra menşeili operasyonda 200 milyar dolarlık bir transaksiyonun devreye sokulduğu söylenir.

Hani doların 7.40’ı bulduğu, pek çok “Hızlı Ya­nılmacının” kısa sürede 10’u geçeceğini iddia et­tikleri bu dramatik saldırı 2019’da yerel seçim­ler öncesi iki kez daha tekrarlandı…

Bütün bu operasyonlar Türkiye’nin hayli sağ­lam finans sistemine gelip tosladılar ve sonuçta manipülasyonları yürütenler büyük maddi, bu manipülasyonların çığırtkanlığını yapan ekono­mik tahmin hokkabazları da büyük itibar hasa­rına uğradılar.

Merkez Bankası’nın elinde bulunan ve Bakan­lığın yönetimindeki diğer enstrümanların dev­reye sokulup Türkiye’deki dolar dalgalanma­larından büyük kârlar elde etmeyi planlayan merkezler büyük hüsrana uğradılar…

Haber garantili PR’cılık bitiyor

Savaş kazanılmış, saldırılar savuşturulmuştu; ancak Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyen güçlerin medya, STK’lar ve iş dünyası üzerindeki oyun ve baskıları durmuyordu…

Bu ortamda en çok kısılan bütçeler her zamanki gibi tabii ki “soft power” yatırımlarıydı… Pazarlama, halkla ilişkiler, reklam, araştırma, insan kaynakları, eğitim gibi…

İletişim sektörünü iki ayrı kanattan sıkıştıran iki faktör daha vardı. Birincisi TV, yazılı basın, outdoor gibi konvansiyonel medya üzerinden elde edilen ciddi kârlarla ilgiliydi. Bunlar çok daha düşük kâr marjlarıyla çalışan dijital iletişim ortamının yaygınlaşması, her türlü tahmini alt üst eden sosyal medya ortamına duyulan güvenin hızla artarak basılı medyayı geride bırakması sonrasında birden erimeye başladı…

Halkın yüzde 74’ünün gazete okumadığı, kahir çoğunluğunun TV seyretmediği bir ülke haline geliverdik. Bu nedenle TV’ler, dizileri çok hassas reyting terazisinde tartıp yeterli kitleye ulaşamayanları zırt pırt yayından kaldırdılar…

İkincisi ise halkla ilişkiler sektöründeki transformasyonla ilgiliydi… Yazılı medyanın tiraj erimesine uğraması ve sayıca da azalması sonucu, hem etkileri hem de yazılı basında çalışan insan sayısı hızla azaldı. Dijital medyada boy göstermek çok daha büyük önem kazandı. Bu nedenle de “Haberlerinizi gazetelerde garantili çıkarırız” PR’cılığı erimeye başladı. 2019’da, yıllardır işaret edilen, PR sektöründe ancak hazırlık ve yatırımlarını tamamlayanların yaşama şansı bulacağı “Content is the king” dönemi sektöre hâkim olmaya başladı…

Bu zor yılı atlatanlar, 2020’ye umutla giriyorlar… Aynen Bedri Koraman’ın yeni yıl soyutlamasındaki güzeller gibi, yepyeni umutlar, yeni ufuklar ve planlar gerektiren bir güzelliği, güzelce yaşamak ya da onu berbat etmek bizim elimizde.

Başarının sırrını içinde taşıyan üç sihirli kavramın üçünü birden hayata geçirdiniz mi karada ölüm yok: Will, Skill, Focus… Yani İrade, Beceri ve Odaklanma…

İnsan bir gemiymiş, fikri yelkeniymiş, aklı da dümeni… “Kullan gemini, göreyim seni” demiş atalarımız…

Yolunuz açık olsun…

İLGİLİ HABERLER