Kuruyemiş üzerinden Türk halkını tanımak

Günseli ÖZEN

Gazetecilik güzel meslek. Öğrenme damarınız kabardı da merak mı ettiniz, nerede ne oluyor gidip sorabiliyorsunuz. İşin güzel yanı soruyorsunuz, yanıtlıyorlar.…
PAYLAŞ

Gazetecilik güzel meslek. Öğrenme damarınız kabardı da merak mı ettiniz, nerede ne oluyor gidip sorabiliyorsunuz. İşin güzel yanı soruyorsunuz, yanıtlıyorlar. Aslında bu çaba okunan bir yazı çıkarmak için şirketin başarısının gerisindeki sırları öğrenmek. Benim için Tadım da öğrenilesi kategoriden bir marka. Marka ürünleriyle bu kadar ortada ve sanki çok tanıdıkmış gibi gelirken şirketin, kurucularının hikayesi pek de bilinmiyor. Başlangıçta kurucu büyükbaba “Fıstıkçı Arap” lakabıyla bilinirmiş. Antep fıstığını İstanbullulara tanıttığı ve daha 1950’li yıllarda Antep fıstığını Amerika’ya ihraç ettiği söylenir. Bu kadar köklü bir şirket olmasına rağmen kurucularını basının renkli sayfalarında pek görmeyiz. Öyle ki şimdilerde yönetim kurulunda yer alan üçüncü kuşaktan Emre Tekinalp’i karşılıklı dostane bir konuşmaya ikna etmek bile pek kolay olmadı! Şirketin sözcüsü Tadım Pazarlama Direktörü Zeynep Göçmen ile rakamlar, yatırım, pazar büyüklüğüyle ilgili konuşurken Yönetim Kurulu Üyesi Emre Tekinalp de bizimleydi ve akışta sohbete katıldı.

Fıstıkçı Arap, Mehmet Tekinalp ve Mengü Ertel…

İşini sessiz sedasız ve iyi yapan şirketlerden biri Tadım. Marka çok göz önünde, daha doğrusu her yerde. E, nasıl olmasın nihayetinde paketli kuruyemiş pazarının lideri. Üçüncü kuşağın yönetimde olduğu Türkiye’deki az sayıdaki şirketlerden biri Tadım. İkinci kuşaktan Mehmet Tekinalp şirketin kuruluşunu 1971’nda İstanbul’da yapsa da büyükbaba “Fıstıkçı Arap” 1940’lardan beri Gaziantep’te fıstık ticaretiyle uğraşıyordur. Mehmet Tekinalp hedefe, “Kuruyemişi paketleyerek en kaliteli ürünü en taze haliyle ve en uygun fiyattan tüketiciye sunmayı” koyduğu için işleri o gün de bugün de pek kolay olmuyor. Ürünün doğasına uygun “Tadım” ismi marka adı olarak seçilirken logo da bir büyük ustaya Mengü Ertel’e tasarlatılıyor. Tadım yönetimi yurt dışında da yatırım yapmaya devam ediyor. Gebze ve Almanya’da kuruyemiş, kuru meyve ve kuruyemiş bar üretim tesisleri bulunuyor. Başarıyı, “Üreticiden alınan birinci kalite hammaddeyi son teknolojiyle el değmeden işlemek, paketlemek ve en taze haliyle tüketiciye ulaştırmak” olarak tanımlıyor Zeynep Göçmen.

Yeni heyecan yeni ürün

2018 Nisanı’nda “Kendin için iyi bir şey yap” dedi Tadım yönetimi. Tadım Pazarlama Direktörü Zeynep Göçmen, sağlıklı yaşam trendinin çiğ kuruyemiş pazarını büyüttüğünü söylüyor. Pazar çiğ ürünler üzerinden büyüyedursun en çok tercih edilenler yüzde 43’le fındık, yüzde 3’le ceviz içi ve yüzde 28’le kuru kayısı. Peki, ne zaman yiyoruz? Yüzde 84 ile en çok ara öğün olarak kuruyemiş tüketiyormuşuz. Tadım’ın bana göre başarısının gerisinde tüketim alışkanlıklarını iyi gözlüyor, hızlı aksiyon alıyor ve ürünleştiriyor olması var. Tadım Bar sağlıklı beslenme ve ara öğün yeme trendinin bir parçası olarak büyük bir potansiyele sahip. Taazetecilik dım Bar 2017 yılında 2016’ya kıyasla yüzde 187 büyümüş ve cirosu üçe katlanmış. Büyüme hâlâ devam ediyor.

Ay çekirdeğinden vazgeçmiyoruz

Nisan 2018’de IPSOS tarafından CAPI yöntemiyle 15-55 yaş arasında, 300’ü kadın, 300’ü erkek tüketiciyle yapılan araştırmaya göre: Halkımız sıkı bir kuruyemiş tüketicisi. Haftada ortalama 3,6 paket kuruyemiş, 1,6 paket çiğ kuruyemiş ve 1,5 paket kuru meyve tüketiyor. Kuruyemiş Bar tüketenler genellikle ve nedense bu işi gizli saklı evde yapıyor. Ayda bir, evde, öğleden sonraki saatlerde, çay / kahve eşliğinde, sağlıklı atıştırmalık olarak tüketiyor. Biz ay çekirdekçiyiz. Bırakın paketsiz, markasız ve diğer paketli markalıları bir yılda tüketilen sadece Tadım Ay Çekirdeği paketlerini uç uca eklediğimizde dünyanın çevresini dönebiliyor. Yine bir yılda tüketilen Tadım Ay Çekirdeği paketlerini üst üste koyduğumuzda dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa’nın 40 bin katı yüksekliğe ulaşılıyor. Bir yılda tüketilen Tadım Ay Çekirdeği paketlerini üst üste koyarsak Everest’e 3707 kez tırmanılıyor.

Mesaj kaygısız son cümle

Tadım Euroleague’in ana destekçisi. Final Four’da Fenerbahçe’yi izlemek üzere Emre Tekinalp’in konuğu olarak Belgrad’a gidiyoruz. Seyahat boyunca Tadım’ın lezzet, tazelik ve büyüme stratejileri üzerine sohbet ediyoruz. Gördüğüm odur ki bir dünya markası olma vizyonuyla yatırımlar yapılıyor. Heyecanlı ve istekliler. Dünya markası olurlar mı, olurlar. Yolları açık olsun.

 Akşam balı fazla kaçırdım!

Dağlara doğru tırmanan araçta en arkada oturuyorum. Amacım geriye de bakmak. Durmaksızın yükseliyoruz. Geride bıraktığımız yükseklik, karşı dağların arasına saklanmış koyların tamamını görecek noktaya, kızılçam ormanlarının yaşam alanına kadar sürüyor. Yüksekte, çok yüksekteyiz. Burada başka bir dünya var. Balparmak’ın “Muğla’ya bal hasadına gidiyoruz” davetini alınca balın fabrikaya girişinden paketlenerek satışını anlattığım sürecin öncesini, meşakkatli tarafını göreceğimi düşünerek kabul ettim. Sonrasında gelen mesajlarda aslında Muğla ormanlarında bizi neyin beklediğini anlamak hiç de zor olmadı. “Parfüm sıkmayın, açık renkli, tercihen desensiz pantolonlarla kapalı ayakkabılar giyin ve saçlarınızı da toplayın” diyordu Excel’in bal hasadı deneyimli müşteri temsilcileri. Kurallara uymayanlara ne olurdu sorusunun yanıtınıysa arılar zaten vermiş oldu.

Balparmak Çam Balı Hasadı (11)

Kıymetini bilene doğa cömert

Muğla’nın Marmaris ve Yerkesik bölgelerinde Kasım ayına kadar devam edecek hasatta bu yıl 15 bin ton çam balı elde edilmesi bekleniyor. Kızılçamdan elde edilen çam balı dünyadaki salgı balları arasında en değerlisi. Çam balı Muğla-Marmaris-Aydın- Kuşadası ve Çanakkale ile Kaz Dağları’nın belirli bölgelerinde üretiliyor. Bizde bir kızılçamdan yılda en az 14-20 kilo arasında çam balı elde edilebiliyor. Bu bal 10 bin arıcı ailesinin de geçim kaynağını oluşturuyor. 10 bin rakamı dile kolay. Arıcılıkta ailenin tümünü birlikte çalışıyor. Kadınlar hem becerikli, hem dişli. Bu meşakkatli süreci anlamak için bölgeye gitmek, arıcılık yapan köylülerle hasadı yaşamak gerek. Balparmak bal ve arı ürünleri alanında Türkiye’nin ilk ve tek Ar-Ge merkezine sahip. Her yıl 8-10 bin adet bal numunesi analiz ediliyor. Cironun yaklaşık yüzde 2’si Ar-Ge çalışmalarına ayırılıyor. BallıMix, Apitera serisi, Katla Balla gibi katma değerli ürünler bu anlayışın ürünü.

Liderlik sorumluluk demek

Balparmak YK Başkanı Özen Altıparmak, “Arılar ekosistemin en önemli canlı ve dünyamızın geleceği. 2004 yılından bu yana Türkiye’deki arıcılara eğitim veriyor ve zirai ilaç kullanımı, su ve çevre kirliliği, baz istasyonlarıyla radyolojik etkileşim ve iklim değişikliği gibi arı popülasyonlarını olumsuz etkileyen konularda farkındalık yaratılıyor. Yeni bir girişim olarak da Balparmak Arıcılık Akademisi’ni başlatıyoruz. Önceliğimiz kırsal kalkınma bölgelerindeki kadın ve gençlerin arıcılığa kazandırılması. Akademiyi başarıyla tamamlayanlara da arılı iki kovan hediye ederek arıcılığa adım atmalarını sağlayacağız” diyor.

PAYLAŞ