
İş dünyasında “sessiz evrim” ve “yıkıcı devrim” aynı anda yaşanıyor
The TECH Summit’te konuşan Kuantum Araştırma & Qmindlab Kurucusu, Yapay Zeka Politikaları Derneği Başkan Yardımcısı Volkan Kılıç, yapay zekanın iş dünyasında yalnızca süreçleri değil işin tanımını da dönüştürdüğünü vurguladı. Türkiye’de hızlı adaptasyon oranlarına dikkat çeken Kılıç, “gölge yapay zeka” riskinden yeni pazarlama paradigmalarına kadar uzanan dönüşümün, şirketler için hem fırsat hem de kritik bir yönetim sınavı yarattığını söyledi.

Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te teknoloji, pazarlama ve iş dünyasının dönüşüm gündemi sahneye taşındı. 58 oturumda 84 konuşmacıyı sahnesine taşıyan The TECH Summit’in üçüncü gününde Kuantum Araştırma & Qmindlab Kurucusu Yapay Zeka Politikaları Derneği Başkan Yardımcısı Volkan Kılıç “The (R)Evolution of Business” başlıklı oturumunda iş dünyasının yapay zeka ile geçirdiği evrimi derinlemesine ele aldı.
Volkan Kılıç konuşmasına, iş dünyasının tarihinde belki de ilk kez aynı anda hem “sessiz bir evrim” hem de “yıkıcı bir devrim” yaşandığını söyleyerek başladı. Yapay zekanın artık iş yapış şeklini dönüştürmekle kalmayıp işin kendisini de dönüştürdüğünü ve yepyeni bir normal yarattığını vurguladı. Beş yıldır sürdürülen araştırmaların iki bin sekiz yüz elli toplum paydaşı ve üç bin dört işletmeyi kapsayan geniş veri setiyle dönüşümün hem birey hem şirket boyutunda ölçümlenebilir hale geldiğini belirtti. Türkiye’de toplumun yüzde 57,6’sının yapay zeka ile tanışmış olması, global ortalamaların çok üzerinde bir adaptasyon hızına işaret etti.
Veriler, bireysel kullanımın günlük hayatta yoğunlaştığını gösterdi: Toplumun yüzde 35’i her gün, yüzde 40’ı haftada birkaç kez yapay zekaya başvurdu. Kullanım amaçları iş, kişisel ihtiyaç ve eğitim olarak üç ana başlıkta toplanırken, bu üç alanın hepsini kapsayan yüzde 6’lık “bilimsel sinerjistler” grubu yapay zekayı adeta ikinci beyin gibi kullandı. İşletmelerde ise yapay zeka adaptasyonu son dört yılda yüzde 14’ten yüzde 25,2’ye yükseldi; kurumsal yapılarda bu oran yüzde 80’i aştı. En yoğun kullanım pazarlama, müşteri analizi ve finansal karar destek sistemlerinde görüldü.
Araştırmanın en kritik bulgularından biri “gölge yapay zeka” kavramı oldu. İşletmelerin yüzde 39,2’sinde yapay zeka kullanımı varken bunun yüzde 14’ünün tamamen çalışan inisiyatifiyle, şirket politikası ve güvenlik protokolleri dışında gerçekleştiği görüldü. Bu durum hem veri sızıntısı riskini hem de siber güvenlik açıklarını büyüttü. Ayrıca işletmelerin yüzde 62’sinde yapay zeka eğitimi verilmediği, yüzde 80’inde kullanım politikası olmadığı tespit edildi. Buna rağmen kullanım alanlarını genişleten eski kullanıcılar ile yeni başlayıp hızla adapte olmaya çalışan büyük bir kitle arasında belirgin bir makas oluştu.
Konuşmanın önemli bir bölümü, yapay zeka yatırımlarının iş sonuçlarına olan etkisineayrıldı. Verimlilik ve hız artışının ötesinde artık doğrudan gelir artışı (yüzde 17) ve maliyet azalması (yüzde 11,8) gibi somut finansal etkilerin ölçüldüğü bir döneme girildiği belirtildi. CEO’ların yüzde 42’si yapay zekayı yeni bir gelir kaynağı olarak gördüklerini ifade etti. Bunun yanında tüketici davranışları da dramatik şekilde değişti: Yüzde 29’un üzerinde bir kitle, satın alma kararlarında doğrudan yapay zekadan destek aldı; bu oran B2B satın alma profesyonellerinde yüzde 39’a çıktı. ChatGPT’nin önerdiği sonuçların yüzde 28,3’ünün Google’da listelenmemesi, SEO’nun önemini azaltarak “Generative Engine Optimization” ve “AI Interaction Optimization” gibi yeni kavramları pazarlamanın merkezine taşıdı.
Volkan Kılıç, e-ticaret öneri sistemlerinin hala davranışsal veri eksikliği nedeniyle istenen düzeyde performans gösteremediğini, buna karşılık dizi/film öneri algoritmalarının yüzde 74 gibi yüksek bir başarı oranına ulaştığını vurguladı. Davranışsal veri olmadan yapay zeka modellerinin yeterince gelişemeyeceğini, bu nedenle pazar araştırmalarının hala kritik olduğunu belirtti. Son bölümde ise yapay zeka ile insan–makine iletişiminin kalitesi ele alındı:
Modern LLM tabanlı asistanların memnuniyet puanının 3,7 iken, eski nesil NLP chatbot’larının 2 seviyelerine düşmesi, kötü kurgulanmış yapay zeka deneyimlerinin müşteri kaybına yol açabileceğini gösterdi. Markaların, web sitesi deneyimi ile AI deneyimini bütünleştirerek ChatGPT gibi platformlara kullanıcı kaptırmasını engellemesi gerektiğini ifade etti.
Konuşma, şirketler için yapay zeka reçetesinin yedi maddede özetlenmesiyle tamamlandı.
