
Yarının dünyasında bizi ne bekliyor? 5 senaryo, 5 ayrı dünya…
AXA’nın 2026 Öngörü Raporu, iklim krizi, yapay zeka, göç, demografik dönüşüm ve jeopolitik gerilimlerin kesişiminden doğabilecek beş farklı gelecek senaryosunu ortaya koydu. Rapor, geleceğin tek ve doğrusal bir yönde ilerlemeyeceğine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde AXA, küresel dönüşümlerin geleceğe olası etkilerini ele alan “AXA Öngörü Raporu 2026: Geleceklerin Atlası” çalışmasını yayımladı. AXA Öngörü Ekibi ile Berlin merkezli gelecek araştırmaları ve tasarım stüdyosu NORMALS iş birliğinde hazırlanan rapor, iklim değişikliğinin yanı sıra yapay zeka, göç, yaşlanan nüfus ve jeopolitik gerilimlerin birbirleriyle etkileşerek farklı gelecekler yaratabileceğine işaret ediyor.
Klasik gelecek tahminlerinden farklı olarak “Yeni Gelecek Arketipleri” yaklaşımını kullanan çalışma, gerçek veriler ve güncel gelişmelerden yola çıkarak beş kurgusal bölge üzerinden olası gelecekleri ele alıyor. Senaryolar; kurumların, karar vericilerin ve toplumların gelecekte karşılaşabileceği dönüşümleri bugünden tartışabilmesi için birer düşünce aracı olarak sunuluyor.
İklim krizi sistemsel bir dönüşüm de yaratıyor
Rapora göre iklim değişikliği gelecekte yalnızca çevre politikalarını değil, insanların nerede yaşayacağını, nasıl çalışacağını, gıdanın nasıl üretileceğini ve kentlerin kimler için güvenli olacağını da belirleyen temel unsurlardan biri haline gelebilir.
Beş senaryodan ilki olan Ayokarang Resif Bölgesi, hızla azalan biyoçeşitliliğin sağlık, biyoteknoloji ve ekonomi açısından stratejik bir kaynağa dönüşmesini ele alıyor. Bu gelecekte mercan resiflerinin restorasyonu; yerel toplulukları, bilim insanlarını, yatırımcıları ve risk yöneticilerini aynı ekosistem içerisinde buluşturuyor.
Stüdyo Odgrod senaryosu ise yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisine odaklanıyor. Şehirlerden kırsal bölgelere doğru yeni bir hareketliliğin yaşandığı bu senaryoda, terk edilmiş tarım alanları teknoloji, kooperatifler ve yeni üretim modelleriyle yeniden canlandırılıyor. Böylece teknolojik dönüşümün yalnızca meslekleri değil, insanların yaşam alanlarını da değiştirebileceğine dikkat çekiliyor.
İklim göçü ve eşitsizlik yeni toplumsal yapılar yaratabilir
Amadare Ağı, iklim koşullarının ağırlaşması nedeniyle yaşanan yer değiştirmelere karşı kadınların öncülük ettiği dayanışma ağlarının ortaya çıktığı bir geleceği tasvir ediyor. Senaryoda toplulukların krizlere karşı ortaklaşa geliştirdiği çözümler öne çıkıyor.
Harmoni Limanı ise iklim risklerine karşı ileri teknolojilerle korunan ve abonelik modeliyle çalışan şehirleri ele alıyor. Ancak bu model, iklim değişikliğine karşı güvenliğin de satın alınabilen bir ayrıcalığa dönüşmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Böylece iklim uyumunun, gerekli önlemler kapsayıcı biçimde tasarlanmadığında toplumsal eşitsizlikleri daha da artırabileceği vurgulanıyor.
Beşinci senaryo olan Marsilya 2 ise Arktik bölgesinin küresel ekonomide giderek daha kritik hale gelmesini konu alıyor. Küresel ortalamadan daha hızlı ısınan Arktik’te yeni deniz rotaları, veri merkezleri, kritik mineraller ve egemenlik mücadelelerinin ortaya çıkabileceği öngörülüyor. Senaryo, iklim değişikliğinin mevcut kaynakları ve ekonomik dengeleri dönüştürürken yeni fırsatların yanı sıra yeni bağımlılık ve jeopolitik gerilimler yaratabileceğine işaret ediyor.
AXA’dan “adaptif sigortacılık” vurgusu
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, raporun ortaya koyduğu dönüşümün sigortacılık sektörünün rolünü de değiştirdiğini belirtti. Ölken, iklim değişikliğinin artık teknoloji, göç, kentleşme, sağlık ve ekonomik eşitsizliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, risklerin farklı coğrafyalara ve sektörlere hızla yayılabildiğine dikkat çekti.
Ölken, geleceğin sigortacılığının yalnızca gerçekleşmiş risklerin sonuçlarını karşılayan bir modelden daha fazlası olması gerektiğini belirterek “önleyici, empatik ve adaptif” bir yaklaşımın önemini vurguladı.
Ölken değerlendirmesinde “Geleceği kesin olarak tahmin edemeyiz; ancak riskleri bugünden daha iyi anlayabilir, kamu, özel sektör ve toplum arasında güçlü iş birlikleri kurabilir ve değişime birlikte uyum sağlayabiliriz. Dayanıklılık ekonomisindeki liderliğimizi, sigorta ekosistem mimarlığına dönüştürmeye kararlıyız” dedi.
