Küresel gıda devi bir kez daha ayağa kalktı!

Küresel markaları diğerlerinden ayırt eden en belirgin özelliği, kurumsallığın da bir göstergesi olan projelerinin uzun süreli olması. 2010 yılını hatırlıyorum. Dönemin Unilever CEO’su Paul Polman’ın “sürdürülebilirlik” kavramına sahip çıktığı ve bir iş modeli olarak dünyaya armağan ettiği zamanlar. Dönemin yöneticileri “sürdürülebilirlik” kavramıyla iş modellerinin nasıl dönüştüğünü anlatırken bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi dinleyeceğimi varsaymış, ancak sunum bitince bu hem şirket için tasarruf ve kazanç hem de kısıtlı dünya kaynaklarının efektif kullanılması demiş, inanmış ve kısıtlı dünya kaynakları adına kalemimle sahip çıkmıştım. Projenin baştan koyulan 10 yıllık süresi biz pandemideyken bitti. Şimdilerde bir başka hamle yapıyor dünya devi ve “Yarının Gıdaları” ile bir geniş inisiyatif olarak yeniden başka bir etaba geçiyor.

Ekran başındayız. Unilever tarafından gönderilen iç mutfaklarında pişirilmiş nevaleleri yiyerek basın toplantısı yapıyoruz. İtiraf edeyim ki bu çok keyifli. Öğlen saatinde basın toplantıları ya da çevrimiçi toplantılar aralarda ekranı kapatıp ağza bir parça atıştırılarak yapılmamalı.

Uzun yıllardır tanıyorum Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı’yı. Ekranda görünce bile mutlu oluyorum. Kölükfakı, “Sürdürülebilirlikten Yarının Gıdalarına” geçişi heyecanla anlatıyor.


Gıda dağılımı adil değil!

Önce problemleri ortaya koyalım: Dünya gıda sisteminde ciddi aksaklıklar var ve bu durum, herkesi değişim için zorluyor.

  • Dünyada 2 milyar insan fazla kilolu, buna karşın 1 milyar insan açlık sınırında.
  • DSÖ’nün verilerine göre, dünyada 2 milyar insan vitamin ve mineral eksikliği yaşıyor.
  • Gıda sistemi küresel sera gazı salınımının yüzde 20’sinin müsebbibi; una karşılık üretilen tüm gıdaların üçte biri çöpe gidiyor.
  • Dünya genelinde yiyeceklerimizin yüzde 75’i 12 bitki ve 5 hayvan türünden geliyor.
  • Bitkisel gıda tüketiminin yüzde 60’ı sadece buğday, pirinç ve mısırdan elde ediliyor.
  • Ve dünya, önümüzdeki yıllarda 10 milyar insanın nasıl besleneceğine sorusuna yanıt bulmaya çalışıyor.

 

Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı:

Adil bir küresel gıda sisteminin şekillenmesi için 4 temel taahhütte bulunuyor ve ‘Yarının Gıdaları İnisiyatifini’ başlatıyoruz.” diyor ve bu 4 taahhüdü açıklıyor:

  1. Sürdürülebilir tarımsal ham maddeler kullanımını ve bitkisel temelli gıda seçeneklerini artırmak.
  2. Besleyici gıdaları herkes için erişilebilir kılmak. 2025 yılına kadar yeterli ve dengeli beslenmeye katkı sağlayan ürünlerimizi iki katına çıkaracağız.
  3. Tüm ürün gruplarımızda kalori, tuz ve şeker miktarını azaltmaya devam edeceğiz.
  4. Gıda atığını yarıya indirmek. 2025’e kadar üretimden, ürünlerimizin raflara ulaşmasına kadar olan süreçteki doğrudan faaliyetlerimizde gıda atıklarını yarıya indireceğiz.

Küresel gıda üreticisi olarak sorumluluğumuz var!

“Yıllardır hayata geçirdiğimiz iyi uygulamaları, gıda kategorimizin yeni taahhütleriyle birlikte daha ileriye taşıyacağımız için çok heyecanlıyız. Önümüzde uzun bir yol var… Ancak ortak çabalar ile daha sağlıklı bir dünya yaratıp daha sürdürülebilir ve besleyici gıdaları beslenmeye dahil edebileceğimize inanıyoruz. Önümüzdeki 5-7 yedi yıl içinde, et ve süt ürünlerine seçenek olarak bitkisel temelli gıdalardan oluşan global büyüklüğü 1 milyar Euro’ya ulaşacak yeni bir gıda iş kolu geliştirmeyi planlıyoruz.”

Sürdürülebilir yaşam yolculuğunda neler başardık?

“Sürdürülebilir tarımsal ham maddeler kullandık.

  • 2010 yılından bu yana sürdürülebilir tarımsal ham maddelerimizin miktarını %14’ten %62’ye yükselttik;
  • 2012 yılında WWF ile başlattığımız ‘Sürdürülebilir Tarım Programı’ ile bugüne kadar birlikte çalıştığımız 4.000 çiftçiye geleceğe dost tarım uygulamaları konusunda eğitimler verdik.
  • Türkiye, Lipton çayın hem üretilip hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği Sertifikası (RA) alan ülke oldu. 2011 yılından beri her sene 35.000 kişiye doğru tarım uygulamaları hakkında eğitim verildi.
  • Magnum kakao çekirdeklerinin %98’inden fazlası sürdürülebilir şekilde Rainforest Alliance Certified ™ çiftçilerinden temin ediliyor.”

Besleyici gıdaları erişebilir kıldık

“‘Geleceğin Gıdası’ olarak tanımlanan 50 ham maddenin yer aldığı bir rapor hazırladı. Geleceğin 50 Gıdası listesinde Türkiye’de kolayca bulabileceğimiz gıdalar var: Kabak çiçeği, bamya, bakla, börülce, mercimek, maş fasulyesi, soya fasulyesi, karabuğday, horasan buğdayı, kinoa, kavuzlu buğday, kırmızı lahana, ıspanak, keten tohumu, kenevir tohumu, susam tohumu, ceviz, fasulye filizi, nohut filizi gibi. Bu gıdaların besin değerleri de oldukça yüksek. Kadim Anadolu, tüm bu leziz ve besleyici gıdalar açısından tam bir cevher ve biz bu ham maddeleri kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz.”

Tuz, şeker, kalori ve plastik kullanımını azaltmak

  • “Knorr tarafında, özellikle çorbada yüzde 5 ila yüzde 20 oranında tüketici tercihlerine göre tuzu azalttığımız ürünlerimiz var. Salata soslarımızda, bazı harçlarda, çeşni ürünlerimizde, makarna soslarımızda tuz azaltıldı.
  • Son 3 yılda ortalama yüzde 10-15 oranında şeker azaltımı gerçekleştirdik. Carte D’or ürünlerinde ortalama yüzde 6, Algida Keyif ürünlerinde ortalama yüzde 9 şeker azaltıldı.
  • Algida ürün portföyümüzde şeker ilavesiz ve tatlandırıcı içermeyen; şekeri meyveden gelen Frootie yüzde 100, Frootie Super gibi ürünleri menümüze kattık.
  • Ambalajlı dondurma portföyümüzün yüzde 95’i, 2025 itibariyle en fazla 22 gram şeker ve 250 kcal içerecek.
  • Çocuklara yönelik dondurmalarımız 2014 yılından bu yana porsiyon kontrollü ve porsiyon başına 110 kcal ya da daha düşük kaloriye sahip.”

Sürdürülebilir ambalaj

  • “‘Dünyanın ilk geri dönüştürülebilir çorba ambalajı’nı Türkiye’de geliştirmeyi başardık. Çok katmanlı yapısıyla geri dönüştürülmesi en zor ambalajlardan birinde bunu başardık ve dünyaya örnek olduk. 2021’de tüm poşet ambalajlarda yüzde 100 geri dönüştürülebilir olacağız.
  • Dondurmada ise yüzde 97 oranında geri dönüştürülebilir ambalaj kullanıyoruz. Her geçen yıl Lightweight gibi teknolojilerle özellikle ev tipi dondurma kaplarımızda kullandığımız plastiği azaltıyoruz.
  • Çay ambalajlarının %100’ü geri dönüştürebilir. 2021’de demlik ve bardak poşet çaylarımızda kullandığımız filtre kağıdında, doğada çözünebilir bitki bazlı çay kağıdına geçme planımız bulunuyor.”

Gıda israfını azaltmak

  • “2013’ten beri hızlı tüketim ürünleri sektöründe bir ilk olarak, Türkiye’deki 7 fabrikamız ve 2015 yılından beri ofislerimiz, depolarımız ve Ar-Ge merkezlerimiz ‘çöplüğe sıfır atık’ statüsünde çalışıyor.
  • Ve gıda atığının ev dışı tüketimde çok önemli olduğunu biliyoruz, burada UFS Academy ile farkındalığı artırmak üzere çalışacağız.”

İLGİLİ HABERLER