Bir mecra olarak QR kodu ve içine yerleştirilmiş mucizeler

QR kodunun ilk görüldüğü zamanları sanırım her birimiz hatırlarız. Barkodun küçük kardeşi olarak hayatımıza giren QR kod, bundan sadece birkaç ay önce müşterilerinin dijital deneyimlerini öncelik haline getirmiş markalara has bir özellikken, pandemiyle birlikte akıllı telefonu olan herkesin sosyal hayatında önemli bir konuma geldi. Ve ne oldu dersiniz? Bu durum pazarlama profesyonellerinin dikkatinden kaçmadı…

QR kodları; restorandan hizmet sektörünün her kategorisine, kamu hizmetlerinden bilgi güvenliğine kadar, akıllı telefon sahiplerinin bilgi ve içeriğe ulaşmasını kolaylaştıran önemli bir özellik. Ancak yetileri sadece bununla kalmak zorunda değil. QR kodlar; paketlemeden dağıtıma, sürdürülebilirlik hikayelerinden lüks giyim tasarımcılarının günlük programlarını kadar hikayelerini anlatabileceği bir mecra da olabilir. Peki, markalar Asya Pasifik bölgesinin dünyanın geri kalanına kıyasla hayli yol kat ettiği günlük QR kod kullanımından neler öğrenebilir?

Bir inovasyon danışmanlık network’ü olan R/GA’in Singapur direktörü Felix Rompis, “Milyarlarca mobil kullanıcı ödemelerini e-ticaret, sosyal medya ve mobilite servislerini bir çatı altında kusursuzca toplayan AliPay, WeChatPay, GrabPay gibi ‘süper applerden’ yapıyor. Bu toptancı uygulamayla süper app sahipleri tüketicilerinin nerede olduğunu takip edebildikleri gibi QR kodu kullanımları sayesinde hedef kitlelerinin satınalma alışkanlıklarını da gözlemleyebiliyor. QR kodların markalara, pazarlama ve reklam profesyonellerine vaat ettiği en büyük özellik de işte bu; medya ekosistemiyle müşterilerinin satınalma yolculuklarındaki duraklarını görebiliyorlar.” diyor.

“Batı teknoloji ekosistemi Asya’daki rakiplerinin kapsamlı yayılmasını henüz yakalayamadı. Bu geride kalmışlığın nedeni, WhatsApp Business ve Instagram shop’un varlığından da anlayabileceğiniz gibi, yeterince çabalamıyor olmaları değil. Aksine, bu teknoloji devlerinin yolu, sektörlerinin üzerinde karabulutlar gibi gezen kurallar ve sistemsel engeller tarafından kesildi. Yapısal aksiyonlar üzerinde yeterince güce sahip olmamaları da cabası. Ancak hepsinden önemlisi, önlerine çıkan en büyük engel; müşteri ilgisizliği”.

İnsanların yeni alışkanlıklara (gerek kişisel hayatları gerek teknolojik alışkanlıkları) hızla geçmesi için global bir pandeminin yaşanması gerektiğini belirten Rompis, bu süreç sona erdiğinde yeni edindiğimiz alışkanlıkların sadece bir avuç kadarının bizimle yoluna devam edeceğini belirtiyor. Rompis, “İnsanlar restoranlara akın edip kağıt menülerin sayfalarını çevirmek istiyor; ancak ödemelerini temassız yapmaya devam edebilmek öncelikli arzuları arasında” örneğini vererek hangi alışkanlıkların kalıcı olacağına dair fikir yürüterek, “QR kodun hayatını uzun kılacak da işte bu: mobil ödemeler” diyor.

Adludio Asya direktörü Benjamin Pavanetto, Singapur’da QR kodlarının özellikle kişi takibini mümkün kılması ve dijital temassız ödemelere olanak sağlaması nedeniyle COVID-19’a karşı savaşta önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

QR kodlarının benzer bir başarıya Çin’de de ulaştığını belirten Pavanetto, QR’un abisi barkodun Çin’de yeterince başarılı olamamasını veri güvenliği hakkındaki endişelere bağlıyor. “Hükümetler bu duruma etkili regülasyonlar getirmeli” diyen Pavanetto, Çin’deki kullanıcıların QR kodlarını en yaygın olarak alışveriş, açıkhava reklamcılığı, hayvanların kime ait olduğunu belirlemek ve hızlı bağışlarda bulunmak için yaptığını belirtiyor.

Öyle ki, Guangdong’daki yerel bankaların birçoğu hastane ve pazar gibi yüksek riskli bölgelerde nakit parayı yok etmeye başladı.

Mastercard yıllardır bu teknolojiyi Asya kıtası öncelikli olmak üzere hem satış profesyonelleri hem de tüketicilerin alışkanlıklarından biri haline getirmeye çalışıyor. Bunun nedeni; dijital ve temassız ödemeler söz konusu olduğunda önemi artan QR kodu.

Mastercard Güney Doğu Asya Başkanı Safdar Khan, QR kodunu Hindistan ve Tayland arasında (ve elbette ülkelerin sınırları içerisinde) temassız ödemeyi mümkün kılmak üzere geliştirilen Bharat QR aplikasyonuyla standart haline getirildiğini belirtiyor.

Khan, “Asya’dan içselleştirmemiz gereken anahtar öğreti; QR kodlarının avantajları hakkında eğitimi ve farkındalığı ön plana çıkaracak adımlar atmak olmalı. Ancak Asya ülkelerinin dijital ödeme sistemleri ve nakitsiz ticarette attığı büyük adımlara rağmen, kıtanın belli bölgelerinde nakit hala tercih edilen ödeme şekli olmaya devam ediyor. Şirketleri QR kodu konusunda aralarında dijital ekonomide yer edinmek de dahil pek çok avantajı anlatmak ve bu teknolojiyi iş yapış sistemlerine nasıl entegre edeceklerine dair eğitmek şart.” sözleriyle Asya kıtasında QR kodun geldiği yeri özetliyor.

QR kodunun sosyal ve finansal alanlarda bilgi akışının de-facto mekanizma olması yakındır desek yanılmış olmayız. Bunun yanı sıra sağlık bilgilerine ulaşım, fiziksel alanlarda yol bulma, süreçleri ve ödemeleri mümkün kılma gibi pek çok farklı ihtiyacın karşılanmasında QR kodun yaygınlaştığını göreceğiz.

Yüksek çözünürlüklü ya da eski versiyon bir kamera olması fark etmeksizin tek bir tık ile bilgi okuyabilen sistem şöyle dursun, etrafındaki tüm ögelere rağmen kolay seçilebilir olmasıyla QR kod navigasyondan ulaşıma, sosyal ilişkilerden toplumsal iletişime, finanstan sağlığa birçok konuyu daha ulaşılabilir kılacak.

Kim bilir belki de markalar ve kurumlardan sonra, sırada kartvizit veya nüfus cüzdanı yerine kişisel QR kodları kullanmak da vardır…

Marketing Türkiye podcastlerini kaçırmamak için TIKLAYIN!

İLGİLİ HABERLER