
Algoritmalardan hayata: Rekabet artık “davranış mühendisliğinde” kazanılıyor
Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, artan teknoloji yorgunluğuna dikkat çekerek; kullanıcıların sadece “birbiriyle bağlı” cihazlar değil, “kendileriyle ilişkili” ve hayatlarını kolaylaştıran çözümler aradığını belirtti. Uylukçuoğlu yeni dönemde; eksikleri marketten otomatik sipariş eden veya arızaları önceden tahmin eden sistemler gibi “hayatı anlayan” ve derin bağlam (deep context) sunan teknolojilerin rekabetin kurallarını baştan yazdığını söyledi.

Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te teknoloji, pazarlama ve iş dünyasının dönüşüm gündemi sahneye taşındı. 58 oturumda 84 konuşmacıyı sahnesine taşıyan The TECH Summit’in üçüncü gününde Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukcuoğlu, “Algoritmalardan Hayata” başlıklı çarpıcı sunumuyla yapay zekanın yaşamın her katmanını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koydu.
Duygu Badem Uylukçuoğlu’nun “Algoritmalardan Hayata” sunumu, yapay zekanın yalnızca bir teknoloji değil; tıpkı elektrik gibi altyapısal, her şeyi dönüştüren bir katman olduğunu vurgulayarak başladı. Yapay zekanın hızlı yayılımının aslında teknolojik bir rekor olmadığını, insanların bu davranışı son derece hızlı benimsemesinden kaynaklandığını belirtti. Ancak rekabetin artık yalnızca ürün ve pazarlama üzerinden değil; altyapı yatırımı, ekosistem kapasitesi ve veri hacmi üzerinden şekillendiğini söyledi. Türkiye’deki yatırım seviyesinin düşük olmasının rekabet açısından dezavantaj yarattığını, buna rağmen Vestel’in bunu fırsata çevirerek uygulamada global ölçekte örneği az görülen entegre akıllı yaşam ekosistemleri geliştirdiğini ifade etti.
Sunumun ana temasını, “rekabetin ürünlerde değil, davranış mühendisliğinde kazanıldığı” fikri oluşturdu. Yapay zeka entegre cihazların ancak tüketicinin günlük davranışlarına temas edip gerçek değer ürettiğinde benimsendiğini vurguladı. IoT cihazların büyük kısmının kapasitesinin kullanılmamasının sebebinin teknoloji yorgunluğu ve gerçek yaşam bağlamının eksikliği olduğunu söyledi. Kullanıcıların cihazların “birbiriyle bağlı” olmasını değil, “kendilerine bağlı ve kendileriyle ilişkili” olmasını istediklerini belirtti.
Büyük veri tek başına anlamlı değil
Vestel’in akıllı yaşam uygulaması bu noktada devreye girerek kullanıcı davranışını merkeze alan bir mimari sundu. Uylukçuoğlu, 33 milyon aktif televizyondan gelen bağlamsal verinin analiz edilmesini; kişiye özel programlanan çamaşır makinelerini; tüketicinin uyku alışkanlığını öğrenip otomatik bildirim gönderen klimaları; dolabın içeriğine göre yemek öneren ve eksik malzemeleri Migros sanal markete otomatik sipariş eden sistemleri bu yaklaşımın yorgunluğu ve gerçek yaşam bağlamının eksikliği olduğunu söyledi. Kullanıcıların cihazların “birbiriyle bağlı” olmasını değil, “kendilerine bağlı ve kendileriyle ilişkili” olmasını istediklerini belirtti.
Sunumda veri mimarisinin kritik önemi de ele alındı. Büyük verinin tek başına anlamlı olmadığını; derin bağlam (deep context) ve dikey modeller olmadan rekabet avantajı üretilemeyeceğini ifade etti. Algoritmik ekonominin ise tüketici kararlarının yüzde 70’ten fazlasını etkilediğini; izlenen içerikten satın alma davranışına kadar birçok adımın öneri sistemleri tarafından şekillendiğini anlattı. Vestel’in çoklu platform yorumlarını tek modelde özetleyebilmesi veya cihaz arızasını oluşmadan tahmin edebilmesi, bu yeni ekonominin pratik yansımaları olarak aktarıldı.
Sunumun kapanışında Uylukçuoğlu, asıl dönüşümün cihazları akıllı yapmakta değil, hayatı anlayan teknolojiler geliştirmekte olduğunu söyledi. Rekabeti belirleyecek olanın da algoritmalardan gerçek insan deneyimine geçişi yönetebilme kapasitesi olduğunu vurguladı.
Stratejik çıkarımlar:
- Yapay zeka artık bir ürün özelliği değil, altyapı katmanı. Elektrik gibi her sistemin temelini oluşturuyor; rekabet bunu erken içselleştiren şirketlerde şekilleniyor.
- Tüketiciler “bağlı cihaz” değil, “kendisiyle ilişkili cihaz” istiyor. Kullanıcı bağlamını anlamayan IoT ürünleri hızla değersizleşiyor.
- Davranış mühendisliği, teknolojiden daha kritik. Başarı cihazın yeteneğinde değil, kullanıcı davranışını dönüştürebilme gücünde.
- Teknoloji yorgunluğu büyüyor. İnsanlar teknolojiyi değil, hayatını kolaylaştıran sonuçları benimsiyor; gereksiz özellik fazlalığı değer kaybettiriyor.
- Verinin gücü bağlamla ortaya çıkıyor. 33 milyon TV kullanıcısından gelen veri bile ancak derin modelleme ile anlamlı hâle geliyor.
- Algoritmik ekonomi tüketici kararlarını kontrol ediyor. Öneri sistemleri satın alma davranışının çoğunu yönlendiriyor — bu, markalar için hem risk hem fırsat.
- Sürdürülebilirlik, akıllı cihaz ekosisteminin ayrılmaz parçası. Enerji tasarrufu, akıllı fatura ve kullanım optimizasyonu tüketici beklentileri arasında artık temel ihtiyaç
The TECH Summit raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz…
featured The Tech Summit 2025
