
Çalışanların yüzde 85’i yıllık izinde işten kopamıyor
Kolay İK’nın araştırmasına göre çalışanların büyük bölümü yıllık izin döneminde zihinsel olarak işten uzaklaşamıyor. Katılımcıların yüzde 42’si dönüşte biriken iş yükünü düşünürken, yalnızca yüzde 15’i tatilde işten tamamen kopabildiğini söylüyor.
Yıllık izin dönemleri çalışanlar için dinlenme ve yenilenme fırsatı sunarken, iş yükü ve dönüş kaygısı bu süreci gölgede bırakıyor. İnsan kaynakları platformu Kolay İK’nın LinkedIn ve kendi uygulaması üzerinden 263 çalışanın katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma, çalışanların büyük bölümünün tatildeyken bile iş hayatından zihinsel olarak kopamadığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 42’si, yıllık izinde işten uzaklaşmasını en çok işe döndüğünde karşılaşacağı biriken işlerin zorlaştırdığını belirtti. Çalışanların yüzde 23’ü tatil sırasında işlerini kontrol etmeye devam ettiğini ifade ederken, yüzde 20’si ise izin öncesinde işleri yetiştirme telaşı yaşadığını söyledi. Buna karşılık yalnızca yüzde 15’lik kesim yıllık izinde işten tamamen uzaklaşabildiğini dile getirdi.
Araştırma sonuçları, çalışanların yüzde 85’inin izin öncesinde, izin sırasında ya da işe dönüş düşüncesi nedeniyle işle bağını sürdürdüğünü gösterdi.
En çok Ağustos’ta izin kullanıldı
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı, çalışanların yalnızca tatilde e-posta kontrol etmesinin değil, işe dönüşte karşılaşacakları yoğunluğu düşünmelerinin de dinlenme sürecini olumsuz etkilediğini belirtti. Yalı, izin yönetiminin yalnızca tarih planlamasından ibaret olmadığını vurgulayarak, görev devirlerinin yapılması, acil durum sorumlularının belirlenmesi ve dönüşteki iş yükünün dengeli planlanmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca tatildeki çalışanlara ulaşılmaması ve e-posta kontrolü beklentisinin şirket politikalarında açık şekilde tanımlanması gerektiğini ifade etti.
Kolay İK’nın 2025 yılına ait 1 milyon izin verisinin analizine göre ise çalışanların en fazla izin kullandığı ay Ağustos oldu. Veriler, çalışanların hafta sonlarıyla birleştirilen kısa süreli izinleri daha sık tercih ettiğini ve uzun tatiller yerine daha kısa ancak daha sık dinlenme modelinin yaygınlaştığını ortaya koydu.
