
Tüketicinin kimsenin görmediği ev halleri
Türkiye’de pazarı anlamanın anahtarı artık nüfus değil, hane yapısı… Aynı ürün, aynı fiyat ama bambaşka karar mekanizmaları… Türkiye’de hızla değişen hane yapısı ve küçülen yaşam alanları, tüketimi tek bir “ortalama tüketici” üzerinden okumayı neredeyse imkansız kılıyor. Hanelerdeki bu dönüşüm ise beraberinde yeni sorular getiriyor: Bu evlerin içinde kimler var, nasıl yaşıyor ve ne satın alıyorlar? Research İstanbul tarafından 12 ilde 2 bin 9 hane ile gerçekleştirilen “Ev Hali” araştırması, tam da bu sorunun peşine düşerek makro veriyi gündelik hayatın gerçekleriyle yorumluyor…
Türkiye’de tüketim dinamiklerini anlamak için kullanılan temel referans noktası değişiyor. Artık belirleyici olan nüfusun büyüklüğü değil, bu nüfusun nasıl ve kimlerle yaşadığı. Research İstanbul tarafından 12 ilde 2 bin 9 hane ile gerçekleştirilen “Ev Hali” araştırması, değişen yaşam biçimlerinin tüketim davranışlarını nasıl yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Araştırma, aynı kategori ve fiyat aralığında konumlanan ürünlerin dahi farklı hane tiplerinde bambaşka satın alma motivasyonlarıyla karşılık bulduğunu göstererek, pazarlama stratejilerinde segmentasyonun yeniden ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

Hanelerdeki dönüşümün arkasında ise dikkat çekici bir demografik kırılma var. 2012’de yaklaşık 75,6 milyon olan Türkiye nüfusu, 2024’te yüzde 13 artışla 85,6 milyona ulaştı. Aynı dönemde hane sayısı ise yüzde 34 artarak 19,7 milyondan 26,5 milyonu aştı. Bu fark, aynı nüfusun daha küçük ve daha fazla sayıda haneye bölündüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Ortalama hane büyüklüğü de bu değişimi doğrular nitelikte: 2008’de yaklaşık 4 kişi olan ortalama hane halkı, 2024 itibarıyla 3,1’e gerilemiş durumda. Bu tablo, tüketimden iletişime kadar pek çok alanda karar setlerinin yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor.
Haneler boşanmalarla bölünüyor
Hanelerdeki dönüşümlerin arka planında değişen toplumsal dinamikler yer alıyor. Yıllık boşanma sayısı 2012’de 123 binken 2024’te 187 bine yükseldi. Aynı dönemde evlilikler 603 binden 568 bine geriledi. Her boşanma, çoğu zaman bir haneyi ikiye bölüyor. Boşanmalarla birlikte tek ebeveynli ya da tek kişilik yeni yaşam alanları oluşuyor. Nitekim bugün Türkiye’de hanelerin yüzde 20’si tek kişilik; yani her beş evden biri artık yalnız yaşayan bireylerden oluşuyor.
Aynı kapı numarası, farklı hayatlar
Araştırma, Türkiye’de değişen hane yapısını anlamak için alışılmış demografik kırılımların dışına çıkıyor. Yaş ve gelir yerine “hane tipi” temel değişken olarak ele alınıyor. Yalnız yaşayan emeklilerden çift gelirli ailelere, küçük çocuklu çekirdek ailelerden öğrenci evlerine kadar uzanan 11 farklı profil üzerinden yapılan sınıflandırma, ülkedeki çeşitlenmenin fotoğrafını çekiyor. Elde edilen bulgular, benzer gelir düzeyine sahip haneler arasında belirgin davranış farkları olduğunu ortaya koyuyor. Aynı gelir grubundaki iki hanenin alışveriş kanalı tercihleri, beslenme alışkanlıkları, temizlik ürünü seçimleri ve finansal karar alma süreçleri birbirinden ayrışıyor. Araştırmaya göre belirleyici olan yalnızca gelir seviyesi değil, aynı zamanda hanenin yapısı.
Kişisel deneyimler reklamların önüne geçiyor
Araştırma, tüketici davranışlarının yanı sıra ev içi iş bölümünde dikkat çekici farklılıklara işaret ediyor. Ev içi temizlik yükünün nerede toplandığı, hane tipine göre dramatik biçimde değişiyor. Çift gelirli olmayan çiftlerde ve küçük çocuklu hanelerde işlerin yüzde 60’tan fazlası tek kişinin sırtında. Öğrenci evlerinde ise eşit sorumluluk paylaşımı yüzde 55’e çıkarken, bu gruplarda birlikte ev işi yapmak en sık gerçekleştirilen ortak aktiviteler arasında yer alıyor. Araştırma, aynı ürünü sunan markaların farklı hane tiplerine hitap ederken tek tip iletişimle ilerlemesinin etkisini sınırlayabileceğine işaret ediyor.
Haneler küçülüyor, tüketim büyüyor

Türkiye’de tek kişilik hanelerin artışı, tüketimi daraltmak yerine farklılaştırarak büyütüyor. Aynı çatı altında yaşayan dört kişinin tek bir buzdolabı kullandığı modelden, dört ayrı hanede dört ayrı ürün talebine geçiş, özellikle dayanıklı tüketim kategorilerinde büyümeyi nüfustan çok hane sayısına bağlı hale getiriyor. Ancak araştırma, farklılaşmanın yalnızca tüketim ürünlerinde değil, finansal tercihlerde ve günlük alışkanlıklarında da belirginleştiğini gösteriyor.
Finansal hedeflerin hangi ürünle karşılandığı da benzer bir tabloyu yansıtıyor. Ev almak ya da araba almak isteyenlerin yaklaşık yüzde 60’ı banka ürünü kullanmayı düşünürken, borç kapatmak isteyenlerin yüzde 69’u banka ürününe yönelmeyeceğini söylüyor. Hanelerin finansal ürüne açıklığını belirleyen unsurun sosyoekonomik konumdan çok hedefin kendisi olduğu görülüyor. Finansal yönetim biçimlerinde de net ayrımlar görülüyor. Çift gelirli hanelerde finansal yönetim büyük oranda ortak yürütülüyor. Çift gelirli olmayan çiftlerde yük tek kişiye binmiş durumda. Tek ebeveynli hanelerde zaten başka seçenek yok; kararlar tek bir kişinin omuzlarında.
Alışveriş kanalı tercihlerinde ise geleneksel ile modern bir arada varlığını sürdürüyor. Zincir marketlerin fiziksel mağazaları tüm hane tipleri için birincil kanal olmayı korurken, pazar, mahalle fırını ve kasap gibi geleneksel noktalar da önemini kaybetmiyor. Temizlik alışkanlıklarında da benzer bir tablo dikkat çekiyor. Hanelerin yüzde 53’ü eski kumaş ve bez kullanırken, yüzde 26’sı eski diş fırçasını hala temizlik aracı olarak değerlendiriyor. Geleneksel malzemeleri tercih edenlerin yüzde 55’i ise bunun nedenini “daha iyi temizlemesi” olarak açıklıyor.
Hazır gıda tüketiminde de çelişkili ama gerçekçi bir yaklaşım öne çıkıyor. Hanelerin yüzde 55’i hazır gıdaların sağlığa zararlı olduğunu düşünse de, yüzde 65’i zaman baskısı altında bu ürünleri “kurtarıcı” olarak görüyor. Hatta hazır gıdaları zararlı bulan hanelerin yüzde 40’ı, pratiklik nedeniyle bu ürünleri sık tüketmeye devam ediyor. Veriler, tüketici davranışlarının yalnızca ekonomik koşullarla değil; zaman yönetimi, alışkanlık ve gündelik hayatın pratik ihtiyaçlarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın metodolojisi
Ev Hali 2026 araştırması, Marketing Türkiye adına Research İstanbul tarafından 3 Mart–10 Nisan 2026 tarihleri arasında İBBS-1 bölge temsiliyeti dikkate alınarak 12 ilde yürütüldü. Araştırma bilgisayar destekli yüz yüze anket yöntemiyle 2.009 hane ile gerçekleştirildi. Örneklem birimini haneler oluşturmaktadır. Hane tipleri önce büyüklük, ardından hane içindeki kişilerin çalışma durumu, yaşları ve birbirleriyle ilişkileri dikkate alınarak 11 tip olarak tanımlandı. Görüşmeler, hanede günlük yaşam, yemek, temizlik ve alışveriş kararlarına katılan kişilerle gerçekleştirildi.
