4 Temmuz Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Bireysel yükün kolektif güce dönüştüğü yer: EMİNEVİM

Bireysel yükün kolektif güce dönüştüğü yer: EMİNEVİM

Marketing Türkiye
6 saat önce
7 dk okuma

Tasarruf finansman sektörünün Türkiye’deki kurucusu Eminevim’in yola çıkış hikâyesinin çok temel bir soruya dayandığını söylüyor Eminevim Genel Müdürü Dr. Murat Ayyıldız: “Bu kadar temel bir ihtiyaca ulaşmak neden bu kadar zor ve maliyetli?”. Bu sorunun ardından Eminotomotiv markası doğuyor, 2005 yılında ise aynı model konut finansmanına uyarlanıyor. Ayyıldız’ın ifadeleriyle “Elbirliği” modeli ile birlikte bireysel yükler kolektif güce dönüşüyor… Peki, Eminevim bu sürdürülebilir modeli yıllar içerisinde nasıl inşa etti? Sektörün bugün geldiği noktada Eminevim’in rolü ne? Hepsi ve daha fazlasını Dr. Murat Ayyıldız ile konuştuk…

Bireysel yükün kolektif güce dönüştüğü yer: EMİNEVİM
Dr. Murat Ayyıldız
Eminevim Genel Müdürü

Türkiye’de tasarruf finansmanı denildiğinde bugün akla ilk gelen markalardan biri Eminevim. Sektörünüzün de kurucusu konumundasınız. Bu sürecin gerisinde nasıl bir yolculuk var?

Tasarruf finansmanı Türkiye’de bugün güçlü bir model olarak konuşuluyorsa, bunun arkasında çok samimi bir ihtiyaçtan doğan, gerçek bir hayat hikâyesi var. Aslında kuruluş hikâyemiz çokça merak ediliyor; bu nedenle çok doğru bir noktaya temas ettiniz. Zira bu modeli gerçekten anlayabilmek için, önce neden ve hangi amaçla kurulduğunu doğru okumak gerekiyor. Kurucumuz merhum A. Emin Üstün Bey’in hayatı boyunca en temel motivasyonu, insanlara fayda üretmekti. Bu yaklaşım, kurduğumuz sistemin sadece finansal değil, aynı zamanda insani bir temele dayanmasını sağladı.

Emin Bey, bu modeli hayata geçirmeden önce 15–20 yıllık iş tecrübesine sahip, mühendis kökenli bir girişimciydi. Mühendis bakış açısı, yani sorunlara pratik, kalıcı ve sistematik çözümler üretme refleksi, bu yolculuğun temelini oluşturdu. Kendi hayatında yaşadığı bir deneyim ise bu sürecin kırılma noktası oldu. Bir iş insanı olmasına rağmen araç satın almak için finansmana erişimde zorlanması ve yüksek maliyetlerle karşılaşması, onu şu soruyla baş başa bıraktı: “Bu kadar temel bir ihtiyaca ulaşmak neden bu kadar zor ve maliyetli?” Emin Bey her zaman şunu ifade ederdi: Her ailenin, bütçesine uygun, hayatını kolaylaştıracak bir araca sahip olması bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır. Bu düşünceden hareketle, “hem inanç değerlerimiz hem de kültürümüzün merkeze konulduğu bir model geliştirilebilir mi?” sorusuna odaklandı. Burada iki temel ilke belirleyici oldu: Sistemin faizsiz olması ve kökünü kadim dayanışma kültürümüzden alması.

Bu yaklaşımın sonucu olarak 1991 yılında Eminotomotiv doğdu ve kısa sürede önemli bir karşılık buldu. Ardından 2005 yılında aynı model konut finansmanına uyarlandı. Bugün geldiğimiz noktada, “Elbirliği” adını verdiğimiz bu modelle yarım milyonu aşkın insanı faizsiz şekilde ev ve araç sahibi yaptık. Geriye baktığımızda, aslında bir iş modelinden çok daha fazlasını inşa ettiğimizi görüyoruz: İnsanların en temel ihtiyaçlarına, kendi değerleriyle uyumlu bir çözüm sunan bir ekosistem. Ve bu vizyon, bugün de yolumuzu belirlemeye devam ediyor.

Eminevim ortaya çıktığında tüketicinin en büyük ihtiyacı neydi? O dönemde klasik finansman modellerinin çözemediği hangi boşluğu gördünüz?

Eminevim’in ortaya çıktığı dönemi doğru analiz etmek, aslında sunduğumuz değeri anlamak açısından kritik. Çünkü biz bir üründen ziyade, çok net bir yapısal ihtiyaca cevap verdik. Kurulduğumuz yıllarda tüketicinin en temel ihtiyacı araç sahibi olabilmekti. Kurucumuz Emin Üstün Bey’in de sıklıkla ifade ettiği gibi, 90’lı yılların Türkiye’sinde mütevazı bir araca sahip olmak dahi geniş kitleler için önemli bir hayaldi. Talep son derece güçlüydü; ancak bu talebi karşılayacak finansmana erişim, toplumun büyük bir kesimi için ya mümkün değildi ya da ciddi maliyetler barındırıyordu.

Elbette o dönemde finansman sağlayan kurumlar önemli bir işlev üstleniyordu. Ancak burada altını çizmek gerekir ki klasik finansman sistemlerinin işleyişi gereği, talep ile finansmana erişim eş zamanlıdır. Bu yapı, sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak adına başvuru sahiplerinin belirli ve çoğu zaman katı kriterlerden geçirilmesini zorunlu kılar. Bu bir tercih değil, sistemin doğasıdır ve finansal disiplin açısından gereklidir. Ancak Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçekliği bu noktada farklı bir tablo ortaya koyuyordu. Batı merkezli kurgulanan finansman modelleri; gelir dağılımı, tasarruf alışkanlıkları ve kültürel dinamikler açısından ülkemizle birebir örtüşmüyordu. Bunun yanı sıra, inanç temelli hassasiyetlere sahip geniş bir kesim için de mevcut sistemler yeterince kapsayıcı değildi. Dolayısıyla finansmana yönelik güçlü bir talep olmasına rağmen, bu talebi karşılayacak kapsayıcı ve sürdürülebilir bir model eksikliği söz konusuydu. Biz tam da bu ihtiyaca yönelik yapısal boşluğu doldurduk. Amacımız, mevcut sistemi eleştirmekten ziyade, onun ulaşamadığı bir alana çözüm üretmekti.

Bu doğrultuda geliştirdiğimiz Elbirliği modeliyle, talep ve erişimi aynı ana sıkıştıran bir yapı yerine, dayanışma ve tasarruf temelli, zaman içinde kurgulanan ve daha geniş kitleleri kapsayan bir sistem inşa ettik. Bugün geldiğimiz noktada şunu net bir şekilde ifade edebiliriz: Eminevim, yalnızca bir finansman modeli sunmadı; finansmana erişimde eksik kalan bir halkayı tamamladı. Bir anlamda, sistemin dışında kalanlarla finansal çözümler arasında güçlü bir köprü kurduk. Bu yaklaşım da tasarruf finansmanını Türkiye’de kalıcı ve güvenilir bir seçenek hâline getirdi.

Sektörün gelişimine öncülük eden bir marka olarak Eminevim’in bu dönüşümde nasıl bir rol üstlendiğini düşünüyorsunuz? Sektör standartlarının oluşmasına katkı sağlayan adımlarınız neler oldu?

Bugün geriye dönüp baktığımızda, 35 yıllık birikimimizin sektörün standartlarının oluşmasına ciddi katkı sağladığını net bir şekilde ifade edebiliriz. Elbette 35 yıl önce yola çıktığımız yapı ile bugünkü kurumsal yapımız birebir aynı değil. Ancak işin özü, yani sistemin nüvesi hiç değişmedi: İnsanlara fayda sağlamak. Bu faydayı da insanların birbirleriyle dayanışmasına vesile olarak ve bunu faizsiz bir modelle mümkün kılarak üretmek.

Bu yolculuk boyunca sistem defalarca test edildi. Farklı ekonomik koşullar, değişen müşteri beklentileri ve operasyonel zorluklar bize sürekli öğrenme ve gelişim imkânı sundu. Biz de bu testlerden elde ettiğimiz içgörülerle; ürün yapılarımızdan şubeleşme stratejilerimize, operasyonel süreçlerimizden müşteri deneyimine kadar hemen her alanı yeniden ele aldık ve geliştirdik. Bugün “know-how” olarak tanımladığımız bu birikim, aslında sahada edinilmiş, sınanmış ve sürekli iyileştirilmiş bir tecrübenin sonucudur.

İlk günden itibaren attığımız en kritik adımlardan biri de güveni sistemin merkezine yerleştirmek oldu. Şeffaflık, sözleşme disiplini ve müşteri haklarını koruyan yaklaşımımız zamanla sektörün referans noktalarından biri hâline geldi. Bugün sektörde yaygın olarak kullanılan birçok uygulamanın, bu uzun yıllara dayanan tecrübenin bir çıktısı olduğunu söylemek mümkün. Bu noktada şunun altını özellikle çizmek gerekir: Sektördeki mevcut uygulamalar tesadüfen oluşmadı. Her biri, yıllar içinde edinilen deneyimlerin, yapılan iyileştirmelerin ve ciddi bir emeğin sonucu olarak bugünkü hâline ulaştı.

Bugün geldiğimiz noktada tasarruf finansmanı, hem kurumsal standartları hem de yasal altyapısıyla güçlü bir finans modeli hâline gelmiş durumda.

Tasarruf finansmanı modeli Türkiye’de uzun yıllardır varlığını sürdüren bir sistem. Ancak son yıllarda hem regülasyonlar hem de artan ilgiyle birlikte daha görünür bir sektör hâline geldi. Bugün tasarruf finansmanı sektörünün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tasarruf finansman modeli, kökleri dayanışma kültürüne dayanan ve uzun yıllardır varlığını sürdüren bir sistem. Ancak son dönemde regülasyonların devreye girmesiyle birlikte sektörün çok daha kurumsal, şeffaf ve güvenilir bir yapıya kavuştuğunu görüyoruz. Bu dönüşümde en kritik unsur, sektörün denetleyici kurumların şemsiyesi altına alınması oldu. Neticede tüm oyuncular özel teşebbüs ve bu yapıların sağlıklı şekilde işlemesi için kurallar koyan, denetleyen ve dengeleyen bir otoriteye ihtiyaç vardır.

Bu çerçevede, sağlıklı işleyen bir sistemin sürdürülebilirliği için bir “hakem” mekanizması elzem oluyor. Bu rolün en güvenilir ve en adil şekilde devlet tarafından üstlenilmesi, sektör açısından güçlü bir güven zemini oluşturdu ve önemli bir kırılma noktası yarattı. Bugün geldiğimiz noktada tasarruf finansmanı; artan standartları, güçlenen kurumsal yapısı ve yükselen tüketici güveni ile finansal sistemin tamamlayıcı bir unsuru hâline gelmiştir. Önümüzdeki dönemde de bu gelişimin, dijitalleşme ve müşteri odaklı inovasyonlarla daha da pekişeceğine inanıyoruz

Bireysel yükün kolektif güce dönüştüğü yer: EMİNEVİM

Tasarruf finansmanı sistemi doğası gereği güven temeline dayanıyor. Bu sektörde güveni inşa eden en kritik unsurlar neler?

Çok isabetli bir noktaya değindiniz. Tasarruf finansmanı modelinde sistemin merkezinde güven yer alır ve bu güven, söylemden çok tutarlılıkla inşa edilir. Bizim yaklaşımımızda güvenin temelinde süreklilik ve netlik vardır. İlk gün hangi amaçla yola çıktıysak, bugün de aynı amaç doğrultusunda ilerliyoruz: Her bireyin temel haklarından olan barınma ve ulaşım ihtiyacını; bütçesine uygun, faizsiz, şeffaf ve sürdürülebilir bir modelle karşılayabilmesini sağlamak. Bu tutarlılık zamanla bir samimiyet oluşturur; samimiyet ise güvene dönüşür. Gerçekleştirdiğimiz her teslimat, verdiğimiz sözleri yerine getirdiğimizin somut bir göstergesi oluyor. Bu sayede yarım milyondan fazla insanın teveccühünü kazanmış olmak, güvenin en güçlü teyidi. Elbette bu güven yalnızca kurumların kendi çabasıyla değil, aynı zamanda sistemin bütüncül yapısıyla da güçlenir.

Eminevim’in güçlü bir güven markası olarak algılanmasının arkasında hangi stratejik adımlar ve değerler bulunuyor?

Eminevim’in güçlü bir güven markası olarak konumlanmasının arkasında, kısa vadeli kazanımlardan ziyade uzun vadeli değer üretimine dayanan bir yaklaşım yer alıyor. Aslında bu yaklaşımın temelinde, finans sektörünün en temel refleksi olan sürdürülebilirlik bulunuyor. Zira her finansal yapının önceliği kârlılığı maksimize etmekten evvel, sistemin sağlıklı ve kesintisiz şekilde devamlılığını sağlamaktır. Biz de stratejimizi bu gerçeklik üzerine inşa ettik. Dolayısıyla bizim için temel soru “Nasıl büyüyebiliriz?” değil; “Nasıl sağlıklı ve istikrarlı şekilde büyüyebiliriz?” olmuştur. Çünkü verdiğiniz sözü tutabilmeniz için, o sözü gerçekleştirebilecek sağlam bir sistem kurmanız gerekir. Bu nedenle güvenin temelinde yalnızca taahhüt değil, o taahhüdü mümkün kılan sürdürülebilir yapı yer alır.

Bir önceki soruda da ifade ettiğim gibi, güveni esas olarak verdiğimiz sözleri tutarak inşa ediyoruz; ancak burada belirleyici olan, bu sözleri nasıl tutabildiğimizdir. Bunun cevabı ise nettir: Sağlıklı ve sürdürülebilir ürün yapıları. Bu nedenle ürün geliştirme süreçlerimizde en temel kriterimiz sürdürülebilirliktir. Sahadan zaman zaman yeni ürün talepleri ya da mevcut ürünlerde değişiklik önerileri alıyoruz. Ancak bu talepleri değerlendirirken tek bir soruya odaklanıyoruz: Bu yapı uzun vadede sürdürülebilir mi? Eğer bu soruya net bir “evet” yanıtı veremiyorsak, o ürünü hayata geçirmiyoruz.

Bu yaklaşım, 35 yıllık istikrarlı büyüme hikâyemizin de temelini oluşturuyor. Aynı disiplin, operasyonel süreçlerimizden organizasyon yapımıza kadar tüm alanlara yansıyor. Tüm ürün ve süreçlerimiz detaylı fizibilite çalışmalarından geçirilir. Bu noktada, her biri kendi alanında uzman mühendis kadromuz kritik bir rol üstlenir. Özetle, Eminevim’de güven; tutarlılık, sözünü tutma disiplini ve en önemlisi sürdürülebilirlikten ödün vermeyen stratejik yaklaşımın doğal bir sonucudur.

Tasarruf finansmanı sistemine yönelik talepte özellikle son dönemde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Elinizdeki veriler neyi gösteriyor?

Son dönemde tasarruf finansmanı sistemine yönelik talepte belirgin ve çok boyutlu bir artış gözlemliyoruz. Türkiye’de geniş bir kesimin finansmana erişimde çeşitli kısıtlarla karşı karşıya olması, tasarruf finansmanını doğal bir seçenek hâline getiriyor.

Biz de zaten yola çıkarken ihtiyaca yönelik bu yapısal boşluğu doldurmayı ve bir köprü olmayı hedefledik. Bununla birlikte son dönemde dikkat çekici bir değişim de gözlemliyoruz. Finansman piyasasındaki arz kısıtları ve maliyetlerin artmasıyla birlikte, daha önce sistemle tanışmamış yeni bir segmentin tasarruf finansmanına yöneldiğini görüyoruz. Özellikle son 2–3 yılda, geçmişte bu modelle tanışmayan ancak mevcut koşullar nedeniyle alternatif arayışına giren bir kitlenin sisteme dahil olmaya başladığını söyleyebiliriz.

Diğer taraftan, faiz hassasiyetine sahip bireylerin sistemdeki ağırlığı da güçlü şekilde devam ediyor. Bu hassasiyet, modelimizin tercih edilmesinde önemli bir motivasyon unsuru olmayı sürdürüyor. Dolayısıyla üye profilinde kısmi bir çeşitlenme olduğunu ifade edebiliriz. Özetle, tasarruf finansmanına olan talep hem derinleşiyor hem de genişliyor.

Sektör yaratan markaların en önemli özelliklerinden biri tüketici alışkanlıklarını değiştirebilmesi. Eminevim, Türkiye’de insanların ev ve araç sahibi olma biçimini nasıl değiştirdi?

Geleneksel finansman modellerinde sahiplik, çoğunlukla borçlanma ve finansmana anlık erişim üzerine kuruludur. Biz ise bu anlayışı, planlama, tasarruf ve dayanışma eksenine taşıdık. Yani bireysel yükü, kolektif bir güce dönüştürdük. Bu değişim, sadece finansal bir tercih değil; aynı zamanda davranışsal bir dönüşüm anlamına geliyor. Bugün geldiğimiz noktada, yarım milyonu aşkın insanın bu sistemle ev ve araç sahibi olması, bu yaklaşımın sahadaki karşılığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu da aslında farklı finansman yöntemlerinin bir arada var olabildiği ve birbirini tamamladığı daha kapsayıcı bir yapıya işaret ediyor. Bugün geldiğimiz noktada, Eminevim sahipliği, borç odaklı bir süreçten çıkarıp; planlı, sürdürülebilir ve değer temelli bir yolculuğa dönüştürdü.

Sektör yaratan markalar

Eminevim
1 Ticaret Bakanlığı'ndan yapay zeka, influencer ve hedefli reklamlara kapsamlı düzenleme: Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...
Ticaret Bakanlığı’ndan yapay zeka, influencer ve hedefli reklamlara kapsamlı düzenleme: Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…
2 Ticaretin kuralları yeniden yazılıyor: Geleceğin modeli entegre ekosistem
Ticaretin kuralları yeniden yazılıyor: Geleceğin modeli entegre ekosistem
3 Yapay zeka haftada bir gün kazandırıyor ancak "iş tatmini paradoksu" yaratıyor
Yapay zeka haftada bir gün kazandırıyor ancak “iş tatmini paradoksu” yaratıyor
4 Fast Food'ta "tavuk" hegemonyası
Fast Food’ta “tavuk” hegemonyası
5 Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” dönemi başladı
Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” dönemi başladı
Güncel Haberler
Yeteneği elde tutmanın yolu yan hakları güçlendirmekten geçiyor...
Yeteneği elde tutmanın yolu yan hakları güçlendirmekten geçiyor…
Markaların artık tüketiciden önce "algoritmaların" gözüne girmesi gerekiyor
Markaların artık tüketiciden önce “algoritmaların” gözüne girmesi gerekiyor
Türkiye'nin zaman karnesi: Görünmez emek kadınların, sosyal medya hepimizin vaktini alıyor
Türkiye’nin zaman karnesi: Görünmez emek kadınların, sosyal medya hepimizin vaktini alıyor
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

36 yıllık hafıza, bitmeyen dönüşüm: Marketing Türkiye yeni yaşını sektör paydaşlarıyla kutladı
Haberler
36 yıllık hafıza, bitmeyen dönüşüm: Marketing Türkiye yeni yaşını sektör paydaşlarıyla kutladı
Nafizcan Önder
2 gün önce
Taylor Swift, 2 milyar dolarlık servetiyle müzik tarihinin en zengin kadın sanatçısı oldu
Haberler
Taylor Swift, 2 milyar dolarlık servetiyle müzik tarihinin en zengin kadın sanatçısı oldu
Sena Tufan
3 hafta önce
Brandverse Horizons, Antalya'da turizm sektörünün geleceğine ışık tutacak
Haberler
Brandverse Horizons, Antalya’da turizm sektörünün geleceğine ışık tutacak
Sena Tufan
11 Mayıs 2026
Turizmde "altın yıl" geride kaldı, ufukta ise "kriz yılı" var...
Haberler
Turizmde “altın yıl” geride kaldı, ufukta ise “kriz yılı” var…
Gülben Dikmen
4 hafta önce
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.