
Yeteneği elde tutmanın yolu yan hakları güçlendirmekten geçiyor…
Çalışan beklentilerindeki değişim, şirketlerin yan hak politikalarını da yeniden şekillendiriyor. Mercer Marsh Benefits’in 500’ün üzerinde şirketin katılımıyla hazırladığı 2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması, işverenlerin artık yalnızca ücret politikalarına değil; sağlık, wellbeing ve çalışan deneyimini güçlendiren uygulamalara odaklandığını ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre şirketlerin 2026 gündeminde sağlık sigortası kapsamının geliştirilmesi, yan hakların çalışanlara daha etkin anlatılması, toplam ödül paketlerinin daha şeffaf biçimde paylaşılması ve wellbeing uygulamalarının yaygınlaştırılması öne çıkıyor.
Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 96’sı çalışanlarına sağlık sigortası sağlıyor. Bunların yüzde 49’u hem özel sağlık hem tamamlayıcı sağlık sigortasını birlikte sunarken, yüzde 32’si yalnızca özel sağlık sigortası, yüzde 15’i ise yalnızca tamamlayıcı sağlık sigortası sağlıyor.
Özel sağlık sigortası sunan şirketlerin yüzde 56,3’ü ise teminatı çalışanın yanı sıra eş ve çocuklarını da kapsayacak şekilde oluşturuyor. Araştırma, sağlık güvencesinin artık çalışan deneyiminin temel bileşenlerinden biri haline geldiğine işaret ediyor.
Sağlık sigortası en önemli yan hak olmaya devam ediyor
Araştırmaya göre sağlık sigortası şirketlerin en fazla öncelik verdiği yan hak olmayı sürdürüyor. Katılımcı şirketlerin yüzde 42’si mevcut sağlık teminatlarını genişlettiğini veya yeni teminatlar eklediğini belirtiyor.
Sağlık sigortasını; yemek yardımı, uzaktan çalışma, şirket aracı, yol yardımı, araç yardımı, esnek yan haklar, ek yıllık izin, bireysel emeklilik, hayat sigortası ve wellbeing uygulamaları takip ediyor.
Hibrit çalışma kalıcı hale geldi
Araştırma, pandemi sonrasında yaygınlaşan hibrit çalışma modelinin iş dünyasında kalıcı hale geldiğini de gösteriyor.
Katılımcı şirketlerin yüzde 60’ı hibrit çalışma modelini uygularken, yüzde 29’u tamamen ofisten çalışıyor. En yaygın uygulama ise haftada üç gün ofisten çalışma modeli olarak öne çıkıyor.
Çalışma modellerinde kayda değer bir değişim yaşanmaması, hibrit yapının dengeli bir şekilde benimsendiğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ise bu yapının, şirketlerin operasyonel ihtiyaçları ve çalışan beklentileri doğrultusunda evrilmeye devam etmesi bekleniyor.
Şirketlerin yüzde 47’si çalışanlarına yemek çeki sunarken, yüzde 28’i hem yemekhane hem yemek çeki uygulamasını birlikte yürütüyor. Ulaşım tarafında ise şirketlerin yüzde 37’si ulaşım ödeneği, yüzde 30’u servis hizmeti, yüzde 25’i ise her iki seçeneği bir arada sunuyor.
Yemek ve ulaşım desteklerinin ardından en yaygın uygulamalar arasında yüzde 53 ile bayram yardımı, yüzde 41 ile yılbaşı yardımı ve yüzde 21 ile giyim yardımı yer alıyor.
Şirket araçlarında uzun dönem kiralama öne çıkıyor
Araştırma, şirket araçlarına ilişkin tercihleri de ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 71’i uzun dönem araç kiralamayı tercih ederken, yüzde 17’si satın alma yöntemini benimsiyor.
Şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsis ediyor. Elektrikli araç seçeneği sunan şirketlerin oranı yüzde 28 olurken, şarj desteği sağlayanların oranı ise yüzde 27 seviyesinde bulunuyor.
Genel müdür seviyesinde en çok tercih edilen model Audi A6 olurken, onu BMW 5 Serisi ve Mercedes-Benz E-Class takip ediyor. Üst yönetimde ise BMW 3 Serisi, BMW 5 Serisi ve Škoda Superb öne çıkarken; satış ekiplerinde en yaygın tercih Renault Clio olarak dikkat çekiyor.
Enflasyon ve “yetenek savaşı”, yan haklarda yeni standartları zorluyor
MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın iş dünyasında çalışan memnuniyeti ve bağlılığının yalnızca ücret politikalarıyla açıklanamayacağını, yan hakların kapsamının ve kalitesinin de belirleyici hale geldiğini ortaya koyduğunu ifade eden Mercer Marsh Benefits Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Lideri Fuat Ünal, “Çalışma hayatındaki dönüşüm, şirketleri yalnızca daha fazla yan hak sunmaya değil, çalışanları daha iyi anlayarak daha anlamlı deneyimler tasarlamaya yönlendiriyor. Bugün insan kaynakları dünyasının önemli trendlerinden biri, standart yan hak modellerinden çalışan ihtiyaçlarına göre şekillenen daha kişiselleştirilmiş çalışan deneyimlerine geçiş.
Yan hak stratejisinin temel sorusu artık ‘hangi imkanları sunuyoruz?’ değil; ‘çalışanlarımızın hayatlarına nasıl gerçek bir değer katıyoruz?’ olmalı. Sağlık, wellbeing ve esnek çalışma modellerinin öne çıkması; çalışanların işverenlerinden bir fayda paketinden öte, farklı yaşam dönemlerinde yanlarında olan bütünsel bir deneyim beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak kurumlar, çalışan yolculuğunun tamamını destekleyen stratejik bir çalışan deneyimi alanı olarak ele alanlar olacak” dedi.
Küresel iş gücünde güven erozyonu: Çalışanların yüzde 60’ı iş arayışında
