
“Sektör yaratan markalar” Marketing Türkiye Mayıs sayısında!
Bazı markalar vardır; yalnızca bir ürün/hizmet satmaz, yepyeni bir alışkanlık yaratır. Dün hayatımızda olmayan bir ihtiyacı görünür kılar, sonra da o ihtiyacı günlük rutinin vazgeçilmez parçasına dönüştürür. Bir bakarsınız dakikalar içinde teslimat beklemeye başlamışız, bir bakarsınız evdeki her alan için ayrı bir temizlik ürünü kullanıyoruz. İşte o markalar yalnızca kendi başarı hikayelerini yazmakla kalmaz, arkalarından gelen onlarca markaya da yeni bir yol açarlar. Marketing Türkiye Mayıs sayısında onları yani “Sektör yaratan markaları” kapağına taşıyor…
“Yeni nesil anneler”den “Dünya Kupası yolunda kırmızı-beyaz marka evreni”ne, “algoritmaların labirentinde marka olmak”tan 2026’nın Tavsiye Şampiyonları’na uzanan geniş bir perspektifle hazırlanan Marketing Türkiye Mayıs sayısı, bugünü anlamlandırırken, yarının dinamiklerini çözümlemeye de odaklanıyor. Tüketici davranışlarındaki kırılmaları, markaların değişen iletişim reflekslerini ve kültürel kodların pazarlama dünyasına yansımalarını çok katmanlı bir bakış açısıyla ele alan dosyalar; sektöre hem veri hem de içgörü bazlı güçlü bir okuma sunuyor.
Bu zengin içeriğe, Kenan Doğulu ve Çiçek Çizmeci Devge ile gerçekleştirilen, kariyer yolculuklarından yaratıcı üretim süreçlerine uzanan ilham verici söyleşiler eşlik ediyor.
Keyifli okumalar.
Dev yatırıma dev ünlü: “Shaq diye 5G” kampanyası nasıl doğdu?

5G gibi teknik ve soyut bir teknolojinin iletişimini yapmak telekomünikasyon sektörünün en büyük iletişim sınavlarından biriydi. Turkcell bu sınavdan, teknik vaatleri tekrarlamak yerine kategorinin dilini tamamen değiştirerek geçti. “Şak” kelimesinin yarattığı hız algısından doğan “Shaq Diye 5G” kampanyası; global bir yıldızı yerel kültürle buluşturan ve tüketicinin dikkatini saniyeler içinde yakalayan bir iletişim modeli yarattı. Turkcell İletişim, Medya ve Marka Direktörü Mustafa Alcan ve Rafineri Ajans Ortağı Emre Kaplan ile ilk haftasında 95 milyonun üzerinde izlenen ve 12 milyonu aşkın müşteriyi harekete geçiren bu dev kampanyanın 8 aylık oluşum sürecini konuştuk.
Dünya Kupası yolunda kırmızı-beyaz marka evreni

Dile kolay tam 24 yıl… O gün saçlarını Ümit Davala gibi kestiren çocuklar büyümüş olsa da bugün hala “Arar buluruz izini” sözleri duyulduğu anda aynı ortak bir coşku ve mutluluk kaplıyor içimizi. A Milli Futbol Takımımız Dünya Kupası biletini kazanarak marka evrenini de kırmızı-beyaza boyadı kelimenin tam anlamıyla. Çünkü Dünya Kupası yalnızca futbolun değil, ortak hafızanın, birlikte yaşanan duyguların ve yıllar sonra bile unutulmayan anların sahnesi. Peki, markalar bu dönemde en çok nelere dikkat etmeli? Futbolun yarattığı ortak duyguyu yalnızca bir reklam malzemesi olmaktan çıkarıp gerçek bir bağa nasıl dönüştürebilirler? Kırmızı-beyaz coşkunun içinde görünür olmak mı önemli, yoksa yıllar sonra hatırlanacak o ortak hikayenin bir parçasına dönüşebilmek mi?
Kenan Doğulu: “İçimde çok renkli bir lunapark var”

7’den 70’e her kuşağın hayatına dokunmuş, sayısız aşk hikayesinin fon müziği olmuş bir isim Kenan Doğulu. “İçimde çok renkli bir lunapark var gibi hissediyorum” diyen Doğulu, aslında kendi hikayesinin de manşetini veriyor. Bu lunaparkta pop da var jazz da senfoni de var elektronik etkili müzik de… 32 yılı aşan kariyerinde yalnızca hit şarkılar üretmekle kalmadı, aynı zamanda güçlü bir “star markası” da yarattı… Ve uzun soluklu marka iş birlikleriyle pazarlama sektöründe de kalıcı bir yer edindi. Zamansız kalabilmesinin sırrından dünya sahnelerindeki konserlerine, Dola Music’ten yapay zekanın sanatla kurduğu ilişkiye ve yeni projelerine uzanan kapsamlı bir yolculuğa çıktığımız Doğulu, keyifli söyleşimizin finalinde, belki de tüm bu hikayenin en güçlü hayalini de dile getiriyor: Bir gün global bir hit çıkarmak ve bir filmle en iyi şarkı Oscar’ını almak…
Yeni nesil anneler

Türkiye’de annelik pratiği sessiz ama güçlü bir dönüşümden geçiyor. Yeni nesil anneler, çocuklarını bakım verip büyütülmesi gereken aile üyelerinden öte duygusal ihtiyaçları, kararları ve gelişim süreçleri olan birer birey olarak görüyor. Sevgiyi ifade etmek, kuralların nedenini açıklamak ve çocukla düzenli iletişim kurmak artık anneliğin merkezinde yer alırken; fiziksel cezalandırma ya da katı disiplin anlayışı giderek azalıyor. Peki, yeni nesil anneleri “yeni” yapan unsurlar neler? Onları kendi annelerinden hangi pratikler ayırıyor? Yanıtlar, Marketing Türkiye adına Research İstanbul tarafından gerçekleştirilen “Yeni Nesil Anneler” araştırmasından…
AI “Junior” düşmanı mı?

Yapay zekanın ajansların “mutfağına” girmesiyle reklamcılıkta yıllardır süregelen usta-çırak ilişkisi de kökünden değişiyor. Giriş seviyesindeki operasyonel görevler birkaç prompt ile saniyeler içinde otomatikleşirken “Geleceğin senior’ları nerede ve nasıl yetişecek?” sorusu da gündeme geliyor. Verimlilik ile öğrenme arasındaki bu yeni denklemin çözümüne dair ipuçları aranırken ajans liderleri uyarıyor: Kısa vadeli verimlilik uğruna genç yetenekleri yetiştirmeyi ihmal etmek, gelecekte ciddi bir yetenek krizine yol açabilir…
Havalimanlarında lounge rekabeti!

Havacılık sektöründeki rekabet artık uçuş ağlarının ötesinde, havalimanı deneyiminde de yeniden tanımlıyor. Bir zamanlar sınırlı bir ayrıcalık olan lounge’lar, bugün artık yolcu memnuniyetini ve marka algısını doğrudan etkileyen stratejik temas noktalarından biri. Dijitalleşme, kişiselleştirme ve wellness odaklı yeni yaklaşımlar, lounge’ları bekleme alanı olmaktan çıkarıp deneyim merkezlerine dönüştürüyor…
Çiçek Çizmeci Devge: “Teknoloji insanlığın en büyük şansı olabilir”

Kendi merakının peşinden giderek teknoloji anlatıcılığına uzanan bir yolculuk Çiçek Çizmeci Devge’nin ki… YouTube kanalı “Çiçek ile Teknoloji”de, “anlamak ve anlatmak” odağında şekillenen içerik üretim pratiğiyle teknolojiyi karmaşık bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarıp herkes için erişilebilir bir hikayeye dönüştürüyor. Yapay zekayı bir tehditten ziyade yaratıcılığı destekleyen bir “süper güç” olarak tanımlayan Devge; içeriklerin giderek tekdüzeleştiği bir gelecekte samimiyetin, kişiselliğin ve “insan dokunuşunun” yeniden değer kazanacağını ve doğru kullanıldığında teknolojinin insanlığın en büyük şansı olacağını söylüyor…
2026’nın tavsiye şampiyonu markalar

Pazarlama dünyasında iletişim temposu her geçen gün artıyor; kampanyalar, reklamlar ve yaratıcı projeler ardı ardına hayata geçiriliyor. Ancak tüm bu iletişim yoğunluğu içinde markalar için en güçlü referans hala tüketicinin kendi deneyimini paylaşması. Marketing Türkiye adına Kuantum Araştırma tarafından gerçekleştirilen “Tavsiye Şampiyonları” araştırması da tam olarak bu noktaya odaklanıyor. Özgün bir metodolojiyle hazırlanan çalışma, 29 farklı kategoride tüketicilerin en çok tavsiye ettiği markaları ortaya koyarak gerçek marka savunuculuğunun izini sürüyor.
Türkiye’nin en iyi işverenleri

Great Place To Work®, “Türkiye’nin En İyi İşverenleri” listesini bu yıl da kamuoyuyla paylaştı. 175 binden fazla çalışanın görüşlerini yansıtan araştırma; çalışan deneyiminde yeni kırılma noktalarına işaret ederken; güvenin yalnızca bir kültür unsuru değil, doğrudan performansın belirleyicisi haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre yüksek güven ortamı inovasyonu ve yapay zeka yatırımlarının etkisini katlarken, anlam ve hakkaniyet beklentisinin karşılanmadığı yapılarda “sessiz kopuş” riski büyüyor.
İş dünyasının “Günah Keçisi” İK’nın yükselişi

Sosyal medyada “meme” kültürünün öznesi kim olursa olsun işi kolay değil. Ofansif mizah ardı ardına birbirini besliyor, “şaka” bazen gerçeklik algısını yıkıyor… Son dönemlerde insan kaynakları departmanı da bu mizah dilinden payına düşeni aldı. Hatta iş mizahı geçip İK profesyonellerine yönelen bir nefret söylemine dönüştü. Ancak gerçeklik hiç de sosyal medyada konuşulduğu gibi değil. Zira araştırmalar insan kaynakları liderlerinin hem yetki hem de etki alanlarının somut bir biçimde büyüdüğünü ve büyüyeceğini gösteriyor. Öyleyse gelin önce meselenin gerçekliğine araştırmalar ışığında birlikte bakalım, sonra da sözü önde gelen insan kaynakları liderlerine bırakalım…
Koku sektöründe oyun “muadil” ile değişiyor

Bir zamanlar sokak aralarındaki ufak dükkanlarda satılan ve çoğu zaman tüketicilerin kullandığını saklamayı tercih ettiği açık parfüm, bugün büyük alışveriş merkezlerinin baş köşesinde yer alan devasa bir sektöre dönüştü. Küresel ölçekte değişen tüketici alışkanlıkları, Z kuşağının tabuları yıkan şeffaflığı ve ekonomik gerekçeler, parfüm dünyasında yepyeni bir muadil kültürü inşa etti. Peki, orijinal lüks markalarla muadil devlerinin birlikte büyüdüğü yeni koku pazarının anatomisi nasıl şekilleniyor? Muadil parfüm sektörünü büyüten nedenler neler?
Gelenekten fonksiyona: Çeyiz pazarının yeni dinamikleri

Türkiye’de kuşaklar boyu aktarılan çeyiz geleneği; maliyetler, dijitalleşme ve değişen tüketim alışkanlıklarının etkisiyle kabuk değiştiriyor. Gençler artık çeyize toplu yatırım yapmak yerine zamana yayılan rasyonel kararlar alıyor. Geleneksel “eksiksiz set”ler ise yerini kişiselleştirilmiş ve işlevsel çözümlere bırakıyor. Peki, bu yeni ekosistemin şifreleri neler? Yanıtlar Marketing Türkiye için Research İstanbul’un gerçekleştirdiği “Çeyiz Araştırması”ndan geliyor.
Algoritmaların labirentinde marka olmak

Dijital evrenin genişlemesiyle birlikte markalaşma da köklü bir mutasyona uğradı. Artık bir logonun her yerde olması, o markanın zihin payında (share of mind) yer ettiği anlamına gelmiyor. Algoritmaların küratörlüğünde şekillenen bu yeni iletişim ekosisteminde, medya planlama da bütçeyi mecralara bölüştürmekten öte doğru anı yakalamak, bağlamı yönetmek ve veriyi sezgiyle birleştirmek sanatına dönüşüyor. Peki, bu yeni dünyanın medya planlama gerçekleri neler? Verimlilikten kişiselleştirmeye uzanan yolda bizi nasıl bir medya planlama dünyası bekliyor?
