
The Purest Solutions sadece veri değil, kullanıcı odaklı ilerliyor
The Purest Solutions Kurucu Ortağı ve CEO’su Alim Ozan Evliyaoğlu, The TECH Summit sahnesinde markanın “veri, komünite ve etki” üzerine kurulu mimarisini anlattı. Şirket kültürünün merkezine çevikliği ve “fikir, dene, ölç, optimize et” döngüsünü koyduklarını belirten Evliyaoğlu, markalarının sadece verinin “ne” söylediğine değil, kullanıcıları sürekli dinleyerek “neden” söylediğine odaklanan “user-driven” bir yaklaşımla büyüdüğünü vurguladı.

Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te teknoloji, pazarlama ve iş dünyasının dönüşüm gündemi sahneye taşındı. The TECH Summit’in ilk gününde Expereince Powered Future sahnesinde “Data, Community, Impact: New Growth Architecture of Beauty” oturumunda The Purest Solutions & Imprime Kurucu Ortağı & CEO’su Alim Ozan Evliyaoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Alim Ozan Evliyaoğlu, konuşmasına önce çok basit ama güçlü bir soruyla başladı: “The Purest Solutions kullananlar elini kaldırabilir mi?” Salondaki yüksek el sayısını, 5,5 yıllık genç bir markanın erişim gücü ve penetrasyonunun kanıtı olarak okudu. Ardından bütün sunumu üç eksen üzerine kurdu: Veri, komünite, etki.
The Purest Solutions, pandeminin ortasında doğan, tam dijitalleşme döneminde şekillenmiş bir güzellik markası. E-ticaretin patladığı, sosyal medyanın hızlandığı, her temasın ölçülebildiği bir dönemde doğdukları için “data-driven” kültür çok erken oturuyor. Ama Evliyaoğlu konuşmasında kritik bir ayrım yaptı: “Biz sadece data-driven değiliz, user-driven’ız.”
Veri onlar için ne olduğunu anlatıyor; ama neden olduğunu anlamak için sürekli müşteriyi dinliyorlar:
- Ürün yorumları,
- Sosyal medya geri bildirimleri,
- Müşteri hizmetleri notları,
- Kart/kutu içi formlar…
Bunların hepsi; ürün geliştirme, pazarlama, satış, kampanya tasarımı gibi tüm süreçlere geri besleme olarak dönüyor. Şirket kültürünün kalbinde ise growth hacking ve hız var:
- Fikir ➞ dene ➞ ölç ➞ optimize döngüsü,
- Küçük ekiplerle hızlı testler,
- “Hızlı ol, ama aceleci olma” prensibi.
Evliyaoğlu bunu “indie beauty” mantığıyla bağladı: Küçük, çevik, veri ve teknolojiyle büyüyen markalar; geleneksel, büyük oyuncuların kullandığı pazarlama araçlarını daha yaratıcı ve optimize şekilde kullanarak pazarda yıkıcı etki yaratabiliyor.
Veriden içgörüye, içgörüden deneyime: Parfüm örneği
Purest için kırılma noktalarından biri de parfüm kategorisi. Parfüm tipik olarak offline deneyime bağımlı bir ürün; insanlar kokuyu denemeden almak istemiyor. The Purest Solutions ekibi şu soruya takılıyor: “Parfümü online nasıl satarız?”
Çözümleri çok basit ama zekice:
- Müşteriye orijinal ürünün tester’ını, tam boy ürünle birlikte gönderiyorlar.
- Müşteri önce tester’ı deniyor.
- Beğenmezse kutuyu açmadan ürünü geri gönderiyor; beğenirse ürünü kullanmaya devam ediyor. Bu model için pazarlama bütçesine baştan yüzde 5 iade & kargo maliyeti koyuyorlar ve “bu test bizim pazarlama yatırımımızdır” diyerek ilerliyorlar.
Sonuç:
- Parfüm markası, ilk yılında Trendyol’da en çok ciro getiren 3. marka oluyor.
- Türkiye’nin en hızlı büyüyen parfüm markalarından biri haline geliyor.
Evliyaoğlu, konuşmasında bu örnek üzerinden çok net mesaj verdi:
Küçük bir deney tasarımı, doğru kurgulanmış bir data + içgörü birlikteliğiyle çok büyük büyüme etkisi yaratabiliyor.
Community: Köpük değil, sadakat ve aidiyet
Sunumun ikinci ayağı “community” oldu. The Purest Solutions, sosyal medyayı sadece reklam alanı değil, samimi bir sohbet ve aidiyet alanı olarak kullanıyor.
Örneklerinden biri:
- Kullanıcı, “Allah The Purest Solutions’ı başımızdan eksik etmesin” yazıyor.
- Marka hesabı buna içtenlikle “Amin” diye cevap veriyor.
Bu tür yakın ve “insani” dil, güzellik sektöründe The Purest Solutions’ın etrafında, organik büyüyen bir topluluk oluşturuyor. Evliyaoğlu, performans pazarlamanın ürettiği trafiği “köpük” olarak tanımladı:
- Influencer marketing,
- Kısa süreli kampanyalar,
- Medya harcaması…
Bunlar elbette önemli; ancak asıl sürdürülebilir büyümenin, community ve aidiyetle geleceğini söyledi. Bugün bir marka bir haftada viral olup gündeme gelebilir; ama aynı hızla da unutulabilir. Bu yüzden uzun vadeli stratejilerini;
- Organik büyüme,
- Kullanıcıyla iki yönlü iletişim,
- Toplulukla birlikte ürün & içerik geliştirme üzerine kuruyorlar.
Evliyaoğlu ayrıca şirketin çalışan profiline de değindi:
Ekibin yüzde 92–93’ü kadın; bunun da kategoriyle, kullanıcıyı anlama biçimleriyle ve üretilen içgörülerin niteliğiyle çok yakından ilişkili olduğunu vurguladı.
Impact: Plastik free festival ve sürdürülebilirlik
“Impact” kısmında The Purest Solutions’ın sosyal ve çevresel duyarlılık tarafı öne çıkıyor. Özellikle de plastik kullanımı… The Purest Solutions, yalnızca kendi ambalajlarını dönüştürmekle yetinmiyor; “Plastic Free Festival” adlı bir hareket de başlattı:
- Müze Gazhane’de düzenlenen festivalde 25 konuşmacı, 50’den fazla marka yer alıyor.
- Etki Çemberi Vakfı ile iş birliği yapılıyor.
- “Plastiksiz de eğlenebiliriz” fikri üzerinden, mikroplastik tüketimi ve plastik azaltımı konusunda farkındalık yaratılıyor.
Evliyaoğlu, bir yetişkinin haftada bir kredi kartı büyüklüğünde mikroplastik tükettiği bilgisini sahnede paylaştı ve bunun ne kadar çarpıcı olduğu üzerinden markanın sorumluluk duygusunu anlattı. Bu festival ve benzeri girişimlerle The Purest Solutions, “sadece ürün satan marka” değil, değer ve etki üreten bir aktör olmayı hedefliyor.
Stratejik çıkarımlar:
- Growth tasarlanır: Büyüme bir “tesadüf” değil; veri, kullanıcı dinleme, hızlı test–öğren– optimize kültürüyle planlanan bir süreç.
- Data + community + impact üçlüsü: Sürdürülebilir marka değeri; sadece performans ve satıştan değil, topluluk ve toplumsal etki yaratmaktan geliyor.
- Kullanıcı-driven yaklaşım: Data “ne”yi söyler; “neden”i anlamak için sürekli kullanıcıyı dinleyen, her kanalı geri bildirim kaynağına çeviren markalar öne geçiyor.
- Basit ama cesur deneyler büyük fark yaratır: Parfümde tester + iade modeli, küçük bir fikirle büyük bir kategori kırılımı ve hızlı büyüme getiriyor.
- Kampanya köpüğü vs. gerçek sadakat: Influencer, performans ve kısa vadeli trafik “köpük” yaratır; community ve aidiyet ise markayı kalıcı kılar.
- Sürdürülebilirlik artık yan proje değil, marka kimliğinin parçası: Plastik Free Festival gibi inisiyatifler, kozmetik kategorisinin plastik sorumluluğunu görünür kılıyor ve markaya güçlü bir “purpose” katıyor.
- Kozmetik + teknoloji = yeni nesil beautytech: AI destekli analiz araçları, WMS yatırımları, tech unit kurulumu Purest’i klasik kozmetik markalarından ayrıştırıyor.
- Start-up ruhu korunmalı: 44 ülkeye çıkan, kategori lideri bir markanın bile hâlâ “start-up esnekliği ve açlığı” ile hareket etmesi, rekabet avantajı yaratıyor.
- Kültür ve ekip mutluluğu, büyümenin yakıtı: Yolculuğun keyfine vurgu, şirket içi motivasyon ve yaratıcılık için temel bir stratejik tercih olarak öne çıkıyor
