
Ofise dönüş kadınları iş hayatından uzaklaştırıyor
Küresel iş gücü çözümleri şirketi ManpowerGroup’un yayımladığı “İnsanla Gelen Fark: Geleceğin İş Dünyası Trendleri” raporu, iş dünyasının yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir kırılma sürecinden geçtiğini ortaya koyuyor. Rapora göre pandemi sonrası uygulamaya konulan zorunlu ofise dönüş politikaları, kadın çalışanların işten ayrılma olasılığını erkeklere kıyasla üç kat artırıyor. Ayrıca saha çalışanlarının yüzde 39’u gelirinden memnun olmadığını, yüzde 36’sı ise geçimini sağlamak için ikinci bir işe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
41 ülkede 12 binden fazla çalışan ve 40 bin işverenle gerçekleştirilen araştırmaya dayanan rapor; sosyal yalnızlığın yaygınlaştığı, jeopolitik belirsizliklerin ve çevresel baskıların arttığı bir dönemde, alışılan ve güvenilen sistemlerin sarsılmaya başladığını gözler önüne seriyor.
Çalışmanın “Değişen Normlar” başlığı altında şu dört temel trend detaylı bir şekilde ele alınıyor: ofise dönüş, azalan güven, artan eşitsizlikler ve enerji talebindeki yükseliş.
Kadınlar için ofise dönüş daha riskli
Pandemi döneminde yaygınlaşan esnek ve uzaktan çalışma modellerinin birçok çok uluslu şirket tarafından geri çekilmesi dikkat çekiyor. Haftanın beş günü ofisten çalışma uygulamasına dönüş, özellikle kadın çalışanlar üzerinde belirgin bir etki yaratıyor. Rapora göre zorunlu ofise dönüş sonrasında kadınların işten ayrılma ihtimali erkeklere göre üç kat daha yüksek. Ayrıca tam zamanlı ofis içi pozisyonların doldurulması, hibrit ya da uzaktan rollere kıyasla ortalama yüzde 23 daha uzun sürüyor.
İş dünyasında güven erozyonu
Raporun ikinci trend başlığı olan “azalan güven”, jeopolitik belirsizlikler, iklim krizi ve ekonomik dalgalanmaların iş dünyasında yarattığı güvensizliğe işaret ediyor. Hem çalışanlar hem de liderler, verilerin ve sistemlerin güvenilirliği konusunda daha temkinli. Dünya genelinde işverenlere duyulan güvenin zayıfladığı ve birçok çalışan liderlerinin insanları kasıtlı olarak yanılttığına inanıyor. Kurumlar ve bireyler, iş gücünde gerçekte neler olup bittiğini doğru biçimde değerlendirmek ve nasıl ilerlemeleri gerektiğini anlamak için güvenilir bilgi kaynakları bulmakta zorlanıyor. Karışıklık ve çelişkili bilgilerin arttığı ortamlarda, çalışanlar karar alma süreçlerinde yön kaybı yaşayabiliyor.
Gelir memnuniyetsizliği ve ikinci iş ihtiyacı
“Artan eşitsizlikler” başlığı altında ise gelir dağılımındaki dengesizlikler öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler’in 2025 tarihli raporuna göre, yoksulluğun azaltılmasında kayda değer ilerlemeler sağlanmış olsa da birçok insan gelir basamaklarında yukarı doğru ilerlerken bile kırılgan bir konumda kalmaya devam ediyor. Servet ve refah giderek daha dar bir kesimde yoğunlaşırken; ekonomik şoklar, kalıcı enflasyon ve artan kariyer istikrarsızlığı, korku ve belirsizlikle şekillenen bir toplumsal iklim yaratıyor. Araştırmalara göre saha çalışanlarının yüzde 39’u gelirlerinden memnun değil, yüzde 36’sı ise gelirlerini desteklemek için ikinci bir işe ihtiyaç duyuyor.
Yapay zeka enerji talebini artırıyor
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise enerji talebindeki artış. Yapay zeka odaklı veri merkezlerinin çoğalması, küresel elektrik tüketimini yükseltiyor. Bu gelişme, ölçeklenebilir yeşil enerji çözümlerine ve bu altyapıyı kurup sürdürecek nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı daha da kritik hale getiriyor. Öyle ki enerji ve kamu hizmetleri sektöründeki işverenlerin yüzde 76 ile büyük çoğunluğu, ihtiyaç duydukları nitelikli yeteneği bulmakta zorlandıklarını ifade ediyor.
“Esnek çalışma modelleri artık bir zorunluluk”
ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı yaptığı değerlendirmede, “İş dünyasında yaşanan dönüşüm yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmanın çok ötesinde. Yeni dönem aynı zamanda derin bir kültürel değişimi de beraberinde getiriyor. Zorunlu ofise dönüş gibi esnekliği sınırlayan uygulamalar, özellikle kadın yetenekler için iş hayatını sürdürülemez hale getirebiliyor. Araştırmamız, çalışanların beklentileri ile kurumların politikaları arasındaki uyumsuzluğun hem yetenek kaybına hem de işe alım süreçlerinin uzamasına yol açtığını açıkça ortaya koyuyor. Geleceğin iş dünyasında başarılı olmak isteyen kurumların, güveni yeniden inşa eden, kapsayıcı ve esnek çalışma modellerini merkeze alan bir yaklaşımı benimsemesi artık bir tercih olmaktan çok bir zorunluluk” dedi.
