
Ekonomide güven sorunu derinleşiyor…
Ekonomik belirsizliklerin, maliyet baskılarının ve güven tartışmalarının gündemi belirlediği bir yılı geride bırakırken, iş dünyası 2026’ya temkinli bir bakışla hazırlanıyor. Marketing Türkiye için Sia Insight tarafından üst düzey yöneticilerin katılımıyla bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen “İş Dünyası Gündem Değerlendirme Araştırması”, iş dünyasının önümüzdeki döneme dair beklentilerini ve kırılgan başlıkları mercek altına alıyor… Gelin, yıl sonu değerlendirmeleri için referans çalışmalarından biri haline gelen araştırmanın detaylarına hep birlikte bakalım…
Ekonomi başta olmak üzere yapısal sorunların gündemi belirlediği, öngörülebilirliğin ise her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir yıl oldu 2025… İş dünyası ise belirsizliklerle şekillenen bu tablo içinde hem bugünü yönetmeye hem de yeni yıla dair stratejilerini yeniden kurgulamaya çalışıyor. Marketing Türkiye için Sia Insight tarafından üst düzey yöneticilerin katılımıyla gerçekleştirilen “İş Dünyası Gündem Değerlendirme Araştırması”, bu arayışın nabzını tutarak iş dünyasının beklentilerini, kaygılarını ve önceliklerini ortaya koyuyor…
2025’te iş dünyasının en önemli gündemi ekonomi oldu
Araştırmaya göre C level yöneticilerin yüzde 47’si Türkiye’nin en önemli sorunu olarak ekonomiyi işaret ediyor. Ekonomi başlığı, 2024’te de yüzde 48 ile ilk sırada yer almıştı. Bu tablo, önceki yıllarla büyük ölçüde örtüşürken; dikkat çeken kırılmalardan biri hukuk ve adalet alanındaki sorunlara yönelik farkındalığın artması oluyor.
2018’den 2025’e uzanan dönemde iş dünyasının Türkiye’ye ilişkin en önemli sorun algısı büyük ölçüde değişmiyor. Ekonomi ve ekonomi yönetimi, her yıl olduğu gibi 2025’te de yüzde 47 ile ilk sırada yer alıyor. 2018–2021 döneminde ekonomi başlığı yüzde 46–58 bandında seyrederken, 2020’de pandemi yüzde 25 ile öne çıkan ikinci başlık oldu. 2021 yılında ise ekonomi ve ekonomi yönetimi yüzde 58 ile dönemsel zirvesine ulaştı. 2022 ve 2023’te enflasyon, sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 21 oranlarıyla dikkat çeken sorunlar arasında yer alırken, hukuk ve adalet bu dönemde yüzde 11 seviyelerinde ölçüldü. 2024’te hukuk/adalet başlığı yüzde 20’ye yükselirken, 2025’te yüzde 34 ile en hızlı artış gösteren sorun alanı oldu. Eğitim sistemi her yıl istikrarlı biçimde yüzde 6–12 bandında seyretti. Enflasyonu en büyük sorun olarak görenlerin oranı ise 2025’te yüzde 14 olarak ölçüldü.
Türkiye ekonomisine duyulan güven
Türkiye ekonomisine duyulan güven düzeyi, 2024 yılına kıyasla anlamlı bir değişim göstermiyor. Buna karşın, güven oranının son derece düşük seviyelerde seyretmesi dikkat çekiyor. Üst düzey yöneticilerin yalnızca yüzde 7’si ülke ekonomisine güvendiğini belirtirken, yüzde 72’si ekonomiye güven duymadığını ifade ediyor.
Büyüme beklentisi sınırlı, “stabilite” öne çıkıyor

İş dünyasının önümüzdeki yıla ilişkin Türkiye ekonomisi beklentilerinde durağanlık algısı öne çıkıyor. 2025 yılına yönelik değerlendirmelerde yöneticilerin yüzde 55’i ekonominin mevcut seyrini koruyacağını öngörüyor. Küçülme beklentisi yüzde 32 düzeyinde ölçülürken, büyüme bekleyenlerin oranı ise yüzde 13 ile sınırlı kalıyor.
Enflasyon ve kur beklentileri yüksek seyrini koruyor

Araştırma bulgularına göre her 10 yöneticiden 4’ü önümüzdeki yıl enflasyonun artacağını öngörüyor. Enflasyonun artacağı ya da düşeceği yönündeki beklentiler önceki yıla kıyasla zayıflarken, “aynı seviyede kalacak” görüşü daha belirgin hale geliyor. 2026 yılı için öngörülen ortalama enflasyon oranı yüzde 38 olarak hesaplanıyor.
İşsizlik artacak
İş dünyasının önümüzdeki bir yıla ilişkin işsizlik beklentilerinde tablo büyük ölçüde değişmiyor. 2025 yılında yöneticilerin yüzde 85’i Türkiye’de işsizlik oranının artacağını öngörüyor. İşsizliğin mevcut seviyesini koruyacağını düşünenlerin oranı yüzde 14 olurken, azalacağını öngörenlerin payı oldukça sınırlı kalıyor.
2018’den bu yana işsizliğin artacağı yönündeki beklenti yüksek seyrini sürdürürken, bu oran 2020’de yüzde 90 ile zirve yaptı. 2021–2023 döneminde görece gerileyen artış beklentisi, 2024 ve 2025’te yeniden yükselişe geçti. İşsizliğin azalacağı yönündeki beklenti ise tüm yıllar boyunca düşük seviyelerde seyrediyor.

TÜİK verilerine güvenenlerin oranı yüzde 14
İş dünyasının TÜİK tarafından açıklanan büyüme, işsizlik ve enflasyon verilerine yönelik güveni sınırlı kalmaya devam ediyor. 2025 verileri, yöneticilerin büyük bölümünün resmi istatistiklere mesafeli yaklaşımını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Büyüme verileri özelinde 2025’te yöneticilerin yüzde 48’i TÜİK açıklamalarına hiç güvenmediğini, yüzde 18’i ise güvenmediğini ifade ediyor. Buna karşılık, büyüme verilerine güvenenlerin toplam oranı yüzde 14 seviyesinde kalıyor.
İşsizlik oranı açıklamalarında da benzer bir tablo öne çıkıyor. 2025’te yöneticilerin yüzde 51’i TÜİK’in işsizlik verilerine hiç güvenmediğini, yüzde 21’i ise güvenmediğini belirtiyor. Bu başlıkta güvenenlerin oranı yüzde 11 olarak ölçülüyor.
Enflasyon verileri ise güvenin en düşük olduğu alanlardan biri olmaya devam ediyor. 2025’te yöneticilerin yüzde 51’i enflasyon açıklamalarına hiç güvenmediğini, yüzde 24’ü ise güvenmediğini ifade ediyor. Enflasyon verilerine güvenenlerin toplam oranı yüzde 7 ile sınırlı kalıyor.
Türkiye, yabancı sermaye açısından cazibesini yitiriyor

Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri, yabancı sermayeye yönelik algının belirgin biçimde zayıflaması oluyor. İş dünyasının değerlendirmelerine göre Türkiye, yabancı sermaye açısından cazibesini kademeli olarak kaybediyor. 2025’te yöneticilerin yüzde 61’i Türkiye’nin yabancı sermaye için cazip bir pazar olmadığını düşünürken, bu oran 2021’de yüzde 41 seviyesindeydi. Türkiye’yi yabancı yatırımcılar açısından cazip bulanların oranı 2025’te yüzde 21 ile sınırlı kalırken, kararsızların payı yüzde 18 olarak ölçülüyor.

Bütçeler aynı kalacak
Firmaların yatırım, pazarlama ve iletişim bütçeleri büyük ölçüde geçen yılla paralel biçimde planlanıyor. Pazarlama bütçelerinde “aynı kalacak” beklentisi güçlenirken, yatırım artışı öngörüsü önceki yıla kıyasla geriliyor. Nitekim her 10 yöneticiden yalnızca 3’ü yatırımlarında artış bekliyor. Çalışan sayısına ilişkin beklentilerde de temkinli bir tablo öne çıkıyor; her iki yöneticiden biri, önümüzdeki yıl çalışan sayısının mevcut seviyesini koruyacağını düşünüyor.
Yapay zeka bütçeleri artış eğiliminde
İş dünyasında yapay zeka yatırımlarına yönelik iştah belirgin biçimde artıyor. Araştırma bulgularına göre firmaların yüzde 52’si önümüzdeki dönemde yapay zeka için ayırdığı bütçeyi artırmayı planlıyor. Yapay zeka bütçesinin mevcut seviyesini koruyacağını belirtenlerin oranı yüzde 19 olurken, bütçesini azaltacağını söyleyenlerin payı yüzde 1 ile oldukça sınırlı kalıyor. Buna karşılık firmaların yüzde 20’si, yapay zeka alanında henüz herhangi bir harcama yapmadığını ifade ediyor.
Sektörel beklentilerde durağanlık hakim
Önümüzdeki yıla ilişkin sektör beklentileri, iş dünyasında denge arayışının sürdüğüne işaret ediyor. 2025’te yöneticilerin yüzde 41’i, faaliyet gösterdikleri sektörlerin durağan bir performans sergileyeceğini öngörüyor. Büyüme beklentisi yüzde 34 ile yeniden güç kazanırken, küçülme öngörüsü yüzde 25 seviyesinde ölçülüyor.

Ekonomi yönetimine güven düşük
İş dünyasının hükümetin ekonomi politikalarına yönelik güveni 2025’te de düşük seyrini koruyor. Faiz politikaları özelinde yöneticilerin yüzde 79’u, hükümetin izlediği politikalara güvenmediğini ifade ediyor. Bu alanda güvenenlerin oranı yüzde 12, kararsızların payı ise yüzde 9 olarak ölçülüyor.
Döviz politikalarına ilişkin algı da benzer bir tablo ortaya koyuyor. 2025’te yöneticilerin yüzde 82’si hükümetin döviz politikalarına güvenmediğini belirtirken, güvenenlerin oranı yüzde 10, fikri olmayanların payı ise yüzde 9 düzeyinde.
Enflasyon politikaları ise güvenin en düşük olduğu alanlardan biri olmayı sürdürüyor. 2025’te yöneticilerin yüzde 85’i, hükümetin enflasyonla mücadele politikalarına güvenmediğini ifade ederken, bu başlıkta güvenenlerin oranı yüzde 9 ile sınırlı kalıyor.
Araştırmanın metodolojisi
Marketing Türkiye için Sia Insight tarafından gerçekleştirilen “İş Dünyası Gündem Değerlendirme Araştırması” 17 Kasım–5 Aralık 2025 tarihleri arasında farklı sektörlerden C düzeyinde görev yapan 92 yöneticiyle, online olarak gerçekleştirildi.
