
Toplumun yüzde 87’si çocukların suça karışma oranının arttığını düşünüyor
Son yıllarda suça karışan çocuklar meselesi Türkiye gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. İstanbul’da 16 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetmesiyle birlikte bu tartışma yeniden alevlendi. Kamuoyundaki endişe, Aksoy Araştırma’nın gerçekleştirdiği “Çocuk Suçluluğu Algısı Araştırması”nda da karşılık buluyor. Araştırmaya göre Türkiye’de toplumun yüzde 87’si, çocukların suça karışma oranının son yıllarda arttığını düşünüyor.
Toplumun büyük bölümü “artış” görüşünde

Aksoy Araştırma’nın çalışmasında katılımcılara, “Son 10 yıl içinde Türkiye’de 14-18 yaş grubundaki çocukların yaralama ve gasp gibi suçlara karışma durumlarıyla ilgili hangisi sizin fikrinize daha yakındır?” sorusu yöneltildi.
Katılımcıların yüzde 67,7’si bu tür suçlara karışma oranının “çok arttığını”, yüzde 19,7’si ise “arttığını” ifade etti. “Fikrim yok” diyenlerin oranı yüzde 9,6’da kalırken, azaldığını düşünenlerin oranı yüzde 3’ün altında kaldı.
Bu tabloyla birlikte, çocukların suça sürüklenme oranının arttığını düşünenlerin toplam oranı yüzde 87’ye ulaştı.
Suça sürüklenmenin temel nedenleri ne?

Araştırmada katılımcılara bu kez çocukların suç çetelerine katılmasında etkili olduğunu düşündükleri nedenler soruldu. “En etkili üç nedeni belirtir misiniz?” sorusuna verilen yanıtlar, sorunun yalnızca bireysel değil, yapısal boyutlara da işaret etti.
Katılımcıların yüzde 63,2’si çocukların suça karışmasında en önemli neden olarak “cezasızlık ya da az ceza alma”yı gösterdi. Bu yanıtı yüzde 53,1 ile “suç ve suçlunun özendirilmesi”, yüzde 36 ile “eğitimin kalitesinin düşmesi” izledi.
“Cüreti artırılmış cehalet”
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy, Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin “cüreti artırılmış cehalet” olduğunu vurguladı. Aksoy’a göre suçun ve suçlunun meşrulaştırılması, özellikle dijital mecralar üzerinden ciddi bir toplumsal risk yaratıyor.
Aksoy değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Suçun ve suçlunun önü açık. Nasıl ki uyuşturucu meselesinde arzı kesmeden sonuç alamazsınız, burada da suçun ve suçlunun övülmesini, meşrulaştırılmasını kesmeden hiçbir şey yapamazsınız. Bugün olumsuz vakaların önemli bir kısmı, başta sosyal medya olmak üzere, potansiyel katil olarak karşımızda duruyor.”
Özellikle sosyal medyada suç içeriklerinin görünürlüğüne dikkat çeken Aksoy, cezaevi süreçlerinin dahi birer “kahramanlık anlatısına” dönüştüğünü belirtiyor.
“Bugün hırsızlar, katiller, torbacılar cezaevlerine adeta kahraman edasıyla gönderiliyor. Çıkışlarında törenlerle karşılanıyorlar. Bu da bir başkasının cesaretini artırıyor. O nedenle buna ‘cüreti artırılmış cehalet’ diyorum.”
Ertan Aksoy’a göre çocukların ve gençlerin suça sürüklenmesinin arkasında yalnızca cezasızlık ya da sosyal medya etkisi değil, derin bir gelecek umutsuzluğu da yatıyor.
Sosyal medya etkisi ile gençlerin hayatında büyük bir kıyaslamanın söz konusu olduğunu ifade eden Aksoy, “Yani birilerinin hayatı sürekli lüks içerisinde, mutluluk içerisinde yaşadığına dair bir anlatı… Ama kendi yaşamına döndüğünde ise bunların tam tersini gören bir gençlik söz konusu. Umudunu mesleğinde, kendi birikiminde göremeyen çocuklar dönüp hızlı zenginleşme arayışları içerisine giriyor. Peki hızlı zenginleşme en temelde nereden geçer? Maalesef suça bulaşmaktan geçiyor” açıklamasını yaptı.
