Tüketici “markalar yanlış bilgiye karşı mücadele etmeli” diyor!

Teknolojinin getirdiği en büyük nimetlerden birisi de şüphesiz; bilgiye kolay ve hızlı erişim. Ancak ne yazık ki bu fırsat manipülatif amaçlarla biçimde kullanıldığında yanlış bilgi de aynı yayılma hızına sahip oluyor. Yeni bir anket, İngiliz tüketicilerin büyük çoğunluğunun (yüzde 71) reklamverenlerin yanlış bilgilere karşı mücadeleyi daha ciddiye almasını istediğini ortaya koydu. Dijital marka yönetimi platformu Yext tarafından yürütülen araştırma, insanların yalnızca yüzde 41’inin markalara güvendiğini ve yüzde 45’inin tüm markaların çevrimiçi olarak doğru bilgileri iletmekte zorlandığını düşündüğünü ortaya koyuyor…

Censuswide tarafından Ağustos ayında gerçekleştirilen; İngiltere, Fransa ve Almanya’dan eşit olarak seçilen 6 bin AB tüketicisinin yanıtladığı çevrimiçi ankette Birleşik Krallık’taki insanların yüzde 87’si yanlış bilginin bir sorun olduğunu, yüzde 57’si ise durumun daha da kötüye gideceğinden korktuğunu ifade ediyor.

İngilizlerin yüzde 55’i şu anda yanlış bilginin yayılmasıyla ilgili olarak salgın öncesine kıyasla çok daha fazla endişe duyuyor. Bu durum, aynı zamanda Birleşik Krallık reklam endüstrisinde de bir güven krizinin fitilini ateşledi. Tüketiciler reklam ve medya sektörlerinin halkın güvenini yeniden inşa etmek için daha yakın işbirliği yapmasını istiyor.

Markalar bu durumdan nasıl etkileniyor?

İngilizlerin geçtiğimiz 12 ayda yanlış bilgilendirme nedeniyle ürün ve hizmetlere 2,1 milyar sterlin harcaması tüketicilerin markalara bakışı üzerinde oldukça büyük bir hasar bıraktı. Bu tür deneyimler, markalara güvenen tüketicilerin oranının yüzde 41’e düşmesine ve yüzde 45’nin markaların yanlış bilgi sorunu olduğu konusunda hemfikir olmasına neden oldu.

Ankette yanlış bilginin sorumluları yüzde 42 ile markanın kendisi işaret edilirken, yüzde 20’lik bir oranla arama aracı olarak gösterildi. Web tarayıcısının sorumlu olduğunu düşünenlerin oranı ise (yüzde 10) diğerlerine kıyasla oldukça düşük.

Bu tür mayın tarlalarıyla karşı karşıya kalan halk, giderek proaktif bir duruş benimsiyor. Artık tüketicilerin yüzde 64’ü bir bilgiyi olgu olarak kabul etmeden önce ikincil kaynaklara danışıyor, yüzde 59’uysa markalar ve işletmelerin beyanlarını aktif olarak kontrol ediyor. Bu görev, halka açık bilgilerin büyük bir kısmı tarafından daha da zorlaştırılırken, yüzde 47’si parmaklarının ucunda bulunan veri miktarı yüzünden bunalmış durumda.

Yanlış bilgi, tüketicilerin yüzde 63’ünün kafasındaki güven ile doğrudan birleştirilirken, yüzde 71’i satın alma kararlarını yalnızca güvenilir kaynaklara dayanarak alıyor ve satın alma tercihlerini de yine güvendiği markaların ürünleri ve hizmetlerinden yana kullanıyor. Aslında bu veri bile tek başına “yanlış bilgi” sorunun markalar için nasıl bir tehlike yarattığını kanıtlar nitelikte.

Yext EMEA genel müdürü Jon Buss, “Sahte haberlerin ve güncel olmayan çevrimiçi bilgilerin çoğalması nedeniyle, halk bilgiye her zamankinden daha fazla şüpheyle yaklaşıyor; ve bu, işletmelerin tepki vermesi gereken bir güvensizlik kültürü yaratıyor.” diyor. Buss, markalara sunduğu tavsiyelerini şu şekilde sonlandırıyor: “Sorularına yanıt alamamak, tüketicilerin işlerini başka bir yere götürmelerine neden oluyor. Artık her marka için ilk adım, gerçekleri için savaşmak olmalı.

Kaynak: The Drum

İLGİLİ HABERLER