
SES gruplarının ötesine bakmak: “Türkiye’nin Duygusal Kabileleri” Marketing Türkiye Kasım sayısında!
Aynı gelir grubunda, benzer koşullarda yaşayan insanlar neden farklı umutlara tutunuyor, aynı markalarda farklı anlamlar buluyor? Marketing Türkiye adına Insolve Research’ün gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Duygusal Kabileleri” araştırması, geleneksel sosyoekonomik sınıflandırmaların ötesine geçerek ortak yorgunluğun ardındaki altı ayrı duygu dünyasını görünür kılıyor. Marketing Türkiye, Kasım sayısında kırgınlıktan dayanışmaya, içe çekilmeden temkinli iyimserliğe uzanan bu haritanın izini sürerken markaları tüketiciyi ne kadar tanıdıkları üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor…
Pazarlama liderlerinden beklentiler artarken görev süreleri neden kısalıyor? “CMO’lardan beklenti artıyor, görev süreleri kısalıyor” dosyası, genişleyen sorumluluklarla hızlanan sonuç beklentisi arasında yeniden şekillenen CMO rolünü mercek altına alıyor. Marketing Türkiye adına Sia Insight’ın gerçekleştirdiği “Türk Futbolu ve Hakemlere Güven Araştırması” ise düdüğün tarafsızlığına duyulan inancı sorgularken, hakemlikteki itibar bunalımının futbol ekonomisine uzanan etkilerini gündeme taşıyor.
“Beğeniden imparatorluğa: Yaratıcı ekonomi altın çağında” dosyası, içerik üreticilerinin medya patronlarına, stratejik ortaklara ve marka sahiplerine dönüşümünü inceliyor. “Türkiye’nin en güçlü perakende medya platformları” ise mağaza trafiğinin, uygulama ziyaretlerinin ve alışveriş verisinin reklam dünyasında kazandığı yeni değerin izini sürüyor.
Holdinglerle markaları arasındaki güven bağını haritalandıran “Holding-Marka DNA Eşleşmesi” araştırmasından indirim vaatlerini tüketicinin şüphesiyle birlikte ele alan Black Friday dosyasına, ekmeğin değişen anlamından atıştırmalık barlarının yükselişine ve ağız bakımındaki yeni rekabet alanlarına uzanan zengin bir içerik seçkisi de Kasım sayısında okurları bekliyor.
Keyifli okumalar…
Türkiye’nin duygusal kabileleri

Tüketiciyi anlamak için geleneksel sosyoekonomik statü (SES) sınıflandırmasının ötesine bakma zamanı geldi de geçiyor bile… Aynı gelir grubunda, benzer koşullarda yaşayan insanlar farklı umutlara tutunuyor, aynı markalarda farklı anlamlar buluyor. Marketing Türkiye adına Insolve Research’ün gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Duygusal Kabileleri” araştırması, ortak yorgunluğun ardındaki altı ayrı duygu dünyasını görünür kılıyor. Kırgınlıktan dayanışmaya, içe çekilmeden temkinli iyimserliğe uzanan bu harita, markaları tüketiciyi ne kadar tanıdıkları ve onun hayatında nerede karşılık buldukları üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor…
Türk hakemliğinde itibar bunalımı

Düdüğün tarafsızlığına duyulan inanç kaybolursa oyundan geriye ne kalır? Hakem tartışmaları adliye koridorlarına taşınırken, aşınan güvenin faturası tribünlerden futbolun tutkuyla beslenen ekonomisine kadar uzanıyor. Marketing Türkiye adına Sia Insight’ın gerçekleştirdiği “Türk Futbolu ve Hakemlere Güven Araştırması”, karar verenlerin bu kez kamuoyundan nasıl bir karne aldığını ortaya koyuyor. Spor kulüplerinden duymaya alışık olduğumuz “enkaz devraldık” sözü, bu kez Türk hakemliğinin itibarını yeniden inşa edecek profesyoneller için karşılık buluyor. Ancak bu enkazı kaldırmak için açıklamadan fazlası, güveni yeniden tesis edecek somut adımlar gerekiyor…
Türkiye’nin en güçlü perakende medya platformları

Raf başı, kasa önü, katalog sayfası… Perakendeci, markalara görünürlük sunmanın değerini hep biliyordu. Bugün bu ilişkinin ölçeği değişiyor, markaların reklam bütçeleri perakendenin kasasında giderek daha fazla yer buluyor. Mağaza trafiği, uygulama ziyaretleri ve alışveriş verisi yeni bir ekonomik değer kazanırken, perakende medya güçlü bir vaat sunuyor: Satın almaya hazır tüketiciyle, kararını şekillendirdiği anda buluşmak… Gelin küresel ve yerel araştırmaların ışığında, Türkiye’de pazaryerlerinden market zincirlerine uzanan bu dönüşümün izini birlikte sürerek, perakendenin medya dünyasındaki geleceğine daha yakından bakalım…
“Markalaşma verilen sözü tutmakla başlar”

Bir şefin markası, adının ne kadar duyulduğuyla mı, yarattığı güvenle mi ölçülür? Somer Sivrioğlu, kişisel markasını şöhretten öte zamana yayılan bir güvenin üzerine inşa ediyor. Ünlü şef, “İnsanlar isminizi duyunca sizden ne bekleyeceklerini biliyorsa bir marka oluşmaya başlamıştır… Görünürlük kapıyı açıyor ama sonrasında verdiğiniz sözü tutmanız gerekiyor. Markanın asıl işi orada başlıyor” sözleriyle güçlü bir markanın temelindeki güven ve tutarlılığa dikkat çekiyor. Somer Şef, marka iş birliklerinde ise markayla kişisel bir bağının bulunmasına gayret ettiğini belirterek “İnsanların bana duyduğu güveni o markaya da taşıyorum” diyor…
Holding-Marka DNA’nız ne kadar eşleşiyor?

Marketing Türkiye ve VeriNays iş birliğiyle geliştirilen “Holding-Marka DNA Eşleşmesi” modeli, markalar ile holdingleri arasındaki o ölçülmeyen gri alanı ilk kez haritalandırıyor. Tüketicilerin yüzde 78’i holding varlığını güçlü bir “güven sertifikası” olarak görse de dev amiral markalar holdingleri gölgede bırakıyor ve portföylerin zihinsel bağ haritasındaki kırılmalar ciddi bir görünmezlik riski yaratıyor. Portföydeki gizli değerleri, taşıyıcı kolonları ve olası bir krizde tüm grubu sarsabilecek “riskli bağları” gün yüzüne çıkaran araştırma; Z kuşağında incelen “holding kalkanına” ve kriz anında sorumluluğu doğrudan holdinge yükleyen tüketici beklentilerine dikkat çekiyor.
Black Friday: Sepette indirim, akılda şüphe!

Bir cuma gününün takvimdeki yerinden taşıp dünyanın ortak alışveriş gündemine dönüşmesi, başlı başına bir markalaşma hikayesi… Black Friday, farklı pazarlarda farklı isimlerle anılsa da aynı vaadi sahipleniyor: Kaçırılmayacak bir fırsat. Ancak bir aya yayılan kampanyalar, büyüyen indirim vaatleri ve giderek daha fazla sorgulayan tüketici, bu küresel markanın ikna gücünü de sınava sokuyor. Küresel ve yerel araştırmaların ışığında Black Friday’i mercek altına alırken, araştırmacıların ve pazarlama liderlerinin rehberliğinde alışveriş takviminin küresel markasının kodlarını çözüyoruz…
CMO’lardan beklenti artıyor, görev süreleri kısalıyor

Pazarlama liderlerinin görev süreleri kısalırken kendilerinden beklenenler artıyor. Markanın itibarını korumak, müşteri deneyimini geliştirmek ve talep yaratmakla başlayan sorumluluk alanı; gelir büyümesi, yapay zeka dönüşümü, teknoloji yatırımları ve şirketin ticari stratejisine kadar uzanıyor. Üstelik tüm bunların daha sınırlı bütçelerle ve daha hızlı sonuç beklentisiyle gerçekleştirilmesi isteniyor. Araştırmalar, CMO koltuğundaki hareketliliğin yalnızca performans baskısıyla açıklanamayacağını; şirketlerin pazarlama liderinden beklentilerini ve bu rolü organizasyon içinde nasıl konumlandırdıklarını da yeniden değerlendirdiğini gösteriyor.
Tüketici ekmeği yeniden tanımlıyor

La Lorraine Bakery Group ve Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma’nın gerçekleştirdiği “Türkiye’de Ekmek Tüketimi” araştırması, ekmeğin toplumdaki varlığını korurken anlam değiştirdiğini ortaya koyuyor. Sonuçlara göre “ekmeksiz doyulmaz” algısı Baby Boomer kuşağında yüzde 67,4 ile gücünü koruyor. Ancak Z kuşağında bu oran yüzde 43,5 seviyesine düşerken geleneksel beslenme kültüründe de tarihi bir kırılma yaşanıyor. Genç kuşakların farklılaşan tercihleriyle temel gıdadan tamamlayıcı ürüne evrilen ekmek kategorisinde, tazelik beklentisi ve yükselen sağlıklı alternatifler pazarı yeniden şekillendiriyor.
Beğeniden imparatorluğa: Yaratıcı ekonomi altın çağında

Bir zamanlar yalnızca “ürünü paylaşan kişi” olarak kodlanan içerik üreticileri; bugün medya patronu, dağıtım kanalı ve marka sahibi kimlikleriyle oyunun kurallarını baştan yazıyor. Geleneksel medyanın dönüşümden geçtiği bu dönemde trilyon dolarlık bir ekosisteme yürüyen yaratıcı ekonomi; tek seferlik reklamları elinin tersiyle iten, masaya stratejik ortak olarak oturan ve kendi markalarını inşa eden yeni nesil medya devleri yaratıyor. Peki yaratıcı ekonominin en güncel trendleri neler? Influencer marketing nasıl bir dönüşüm geçiriyor?
Atıştırmalık dünyası “bar” ile dönüşüyor

Bir avuç kuruyemiş, bir parça meyve veya bisküvi… Atıştırmalık dünyasında uzun süredir değişmeyen bu klasik seçeneklere son yıllarda güçlü bir alternatif eklendi: Barlar. Bir dönem yalnızca spor salonlarında ve marketlerin diyet raflarında karşılık bulan protein ve enerji barları, bugün çok daha geniş bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Yüksek protein, düşük şeker, lif, bitkisel içerik ve fonksiyonel fayda gibi çok yönlü vaatlerle zenginleşen bu kategori, geleneksel atıştırmalık kavramı ile iyi beslenme arasındaki sınırı yeniden çiziyor.
Ağız bakımında değişen rekabet: Ürün çeşitliliği, kişiselleştirme ve teknoloji

Diş macunu ve diş fırçasıyla başlayan ağız bakım rutini; hassasiyet, beyazlatma ve diş eti sağlığı gibi farklı ihtiyaçlara yönelik ürünlerle genişliyor. Elektrikli diş fırçalarından ağız duşlarına, özel formüllerden teknoloji destekli cihazlara uzanan bu çeşitlilik, markaların rekabet alanını da yeniden şekillendiriyor. Estetik beklentiler ve kişiselleştirilmiş bakım anlayışı, kategorinin yeni gelişim alanlarını belirliyor.
