İşiniz tehdit altındayken yetenek trendlerini gözden kaçırmayın!

Mercer dokuz ana sektörden 16 farklı coğrafyada yedi binden fazla üst yönetici, HR profesyoneli ve beyaz yakalıyla yaptığı Global Talent Trends araştırmasında, “Empatiyle yönetim” beklentisinin öne çıktığını söylüyor. Yönetimlerin bir yandan ekonomik zorlukları yönetirken diğer yandan  şirketin psikolojik sağlığını da eş zamanlı düşünmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu iki odaklı dikkatin bugün her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Farklı sektörlerin etkilenme yüzde ve sürelerini de araştıran Mercer, Global Talent Trends araştırmasında katılımcıların yüzde 77’si AI ve teknolojinin her boyutta insan kaynağının varlığını bir biçimiyle etkileyeceğini ve yüzde 34’ü de bu etki nedeniyle işlerini üç yıl içinde kaybedebileceklerini düşündüklerini ortaya koyuyor.

Çalışanlar patronlarından hem sağlıklarını korumalarını hem de yapageldikleri işlerin gelecekte de devam etmesi için yeteneklerini yeni koşullara uygun olarak dönüştürmek üzere çaba göstermelerini beklediklerini ifade ediyorlar. Çalışanların bu beklentilerinin gerisinde ayrıca pazar değerlerinin azalmamasına önem verilmesi de bulunuyor.

Çalışanların yüzde 61’i patronlarının sağlıklarını koruyacağına, yüzde 55’i de işgücünün geleceğin trendlerinin doğrultusunda evrilmesi için kendilerine olanak verileceğine inanıyor.

Patronlar ise içinde bulunulan elverişsiz makroekonomik koşullara rağmen teknoloji dalgasını yakalama konusunda oldukça tutkulular. Sadece yüzde 29’u dijital dönüşümün beklenen kadar ilgi görmeyeceğini, yüzde 39’u daha fazla yeteneğin şirket havuzuna alınması gerektiğini, yüzde 34’ü otomasyona yatırım yapılması gerektiğini ve yüzde 40’ı da stratejik işbirliklerine inandığını söylüyor.

Araştırma, bireysel gelecekleri konusunda endişelenen çalışanları aksiyona geçirmek için “lider firmaların yaptığı gibi çalışanlarınızın, meslektaşlarınızın ve tüketicilerinizin önemsediği konularda nabız tutun, veriyi toplayın ve yorumlayın” görüşü ortaya çıkarken, deneyimleri zenginleştirmenin ve her gün yeni deneyimler tasarlamanın da altı çiziliyor. “Çalışanlarınızı neyin harekete geçirip enerjik kıldığını tespit edin” diyen Global Talent Trends, ticari çıkarlarınızla çalışanlarınızın endişeleri arasında mutlaka empati kurulmasının önemine vurgu yapıyor.

 

Sadece geleceğe odaklanın

Giderek artan sorumluluklarla birlikte yeni bir yönetim biçimi şekilleniyorken şirketlerin başa çıkmak durumunda olduğu en önemli konu neyin başarıyı getireceği konusundaki belirsizlik. C-suite yöneticilerin yüzde 85’i hala şirket ortaklarının menfaatini öncelik olarak değerlendirdiğini söylerken yüzde 35’i tüm paydaşların göz önünde tutulması konusunda görüş bildiriyor. Üst yönetim değişimin pek çok açıdan etkisini göreceklerini ifade ederken işin zorluğunun insan kaynakları yönetiminde olduğunun altını çiziyor. Farklı kuşakların bir arada çalıştığı işletmelerde X kuşağı hala işbaşındayken geriden gelenler için kariyer şansı giderek azalıyor. Diğer yandan Z kuşağı ise şeffaflık konusunda güvence istiyor.

Yeni beceri kazanma yarışı başladı

Şirketlerin yüzde 99’u büyük boyutlardaki değişim ihtiyacını 2020’de yaşananlara yüklese de yeni becerilere olan ihtiyaç, sahip olunanlar arasındaki açıklığın büyük boyutlarda olduğunu gösteriyor. Bugün en büyük yatırımın yeni becerilere yapılması gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çalışanlar da bu durumun oldukça farkında. Son dönemde yeni beceriler kazanma konusunda istekliliklerini dile getirmiş olsalar da içinde bulunduğumuz dönem tam anlamıyla hızlı bir başlangıç “kick-start” gerektiriyor. Bazı sektörler ve alanlar için henüz vakit varsa da yeni beceriler kazanmak için zaman kaybetmemek gerekiyor.

HR yönetimlerinin yüzde 34’ü işgücünün becerilerini geliştirmek, yenilemek ve yenilerini kazandırmak üzere çalışma yapmayı doğru buluyor. Yüzde 40’ı çalışanlarının nasıl bir yeteneğe sahip olması gerektiğini bilmiyor. HR yöneticilerinin kaybolan bu içgörüsü endişe verici boyutta.

Rolleri ve kariyer fırsatlarını yeniden tasarlamadan yer değiştirmenin, yeniden yapılanmanın risk olduğunu hepimiz biliyoruz. HR yöneticileri çalışanları için yeteneklerini geliştirebilecekleri bir süreç ve kariyerlerinde katma değer yaratacak bir plana sahip olmadan hareket etmemeliler.

Bilimi duyumsayarak çalış

İyi haber işgücü karşılığının metriklere bağlı olarak hesaplanması hızla disipline oluyor. Veriler son beş yıl içerisinde yüzde 10’dan yüzde 39’a ulaşan işgücü karakteristik özelliklerinin kullanımının dörtnala koştuğunu söylüyor. Bu gelişmeye rağmen ölçümlerden elde edilen içgörüler iş gücünün yönetimi için daha kapsamlı bir şekilde kullanılabilir; katılımcı kurumlardan sadece yüzde 43’ü istifa etmek üzere olan çalışanlarının kimler olduğunu tanımlamak için ölçümlerden yararlanırken yüzde 18’i ödeme stratejilerinin performans üzerindeki olumlu/olumsuz etkisinin bilincinde ve yüzde 12’si ise kurum içinde yaşanabilecek eşitsizliklerin önüne geçmek ve tekrarlanmamasını sağlamak üzere analitik verilerden yararlanıyor.

Peki birkaç aydır içinde bulunduğumuz kriz süreci doğrultusunda iş gücünün sürdürülebilirliği söz konusu olduğunda kurumlar doğru konuları ele alıyor mu? Evden çalışmanın getirdiği mesai artışıyla birlikte bitiş noktalarına yaklaşmış olan çalışanları hakkında veriye sahip olan kurumların oranı yüzde 24 ile sınırlı kalırken şirketlerin sadece yüzde 15’i çalışan işe alma, freelance çalışan veya yeni çalışanlar yetiştirme seçeneklerinden hangisinin kendi kurum kültürleri ve sürdürülebilirlikleri için en iyisi olduğunun bilincinde.

 

Deneyimi ateşle

Çalışan deneyimi 2020 yılının kalanı boyunca da HR departmanları için ilk öncelikler arasında olacak. Araştırmaya katılanların yüzde 58’i insan odaklı çalışmayı benimsediklerini söylüyor. C-Suite yöneticilerin yüzde 27’si daha iyi bir çalışan deneyimine yapılan yatırımın geri dönüşü olacağına inanıyor. Bunun nedeni yöneticilerin çalışan deneyimi ve üretkenlik arasındaki direkt bağlantıyı henüz kavrayamamış olması. Yöneticilerin yüzde 48’i çalışanların sağlığının konu iş gücü olduğunda en çok önem verdikleri ölçüt olduğunu belirtmesine rağmen hali hazırda sağlık ve refah stratejilerini oluşturmuş olan HR liderlerinin oranı yüzde 29’la sınırlı. Japonya ve İngiltere’deki çalışanlar başta olmak üzere tükenmişlik sendromu tüm iş gücü endişelerinde başı çekiyor. Global iş gücünün üçte ikisi önümüzdeki sene boyunca iş yoğunluğundan ötürü sürmenaj olabileceklerinden endişe ediyor. Sosyal mesafe, evde kalmak, karantina kuralları ve sokağa çıkma yasakları da hiç şüphesiz bu endişeyi körükleyen faktörlerden.

 

Empatiyle kazananlardan olun

İhtiyaçlar inovasyonu beraberinde getirir; biz de hiç süphesiz yeni yaşama ve çalışma sistemlerine adapte olmaya başladık. Kurumlar genç kuşakları kendilerine çekmek, işlerini tekrar harekete geçirmek ve çalışan sağlığını ön plana çıkarmak üzere çalışmalara başladı. Özetle, zor zamanlar şirketleri yeni iş ve insan ilişkileri modelleri denemeye itiyor. Çalışanlarına insan ve üretkenlik değerlendirmelerini birlikte yapacak kadar değer veren, kısa vadeli kazançlardansa kolektif kazancın sağlanacağı gelecek planlarına yatırım yapan ve her paydaş için daha iyi bir gelecek için çalışan kurumlar kazanıyor. Empati işte tam da bu ve ona her gün evrimleşen belirsiz dünyamızda ayakta kalmak için her zamankinden çok ihtiyacımız var.

 

Kaynak: Global Talent Trends 2020 Raporu – Win with Empathy

İLGİLİ HABERLER