Her iki kişiden biri AVM ve berberlerde alınan önlemleri yetersiz buluyor

Binom, Covid-19 salgını sürecinde Mayıs ayı itibariyle başlayan normalleşme sürecine dair yaklaşımları Türkiye genelinde araştırdı. Araştırma kapsamında, Türkiye nüfusunu temsil eden toplam 1288 kişi ile görüşüldü. Ardından kantitatif görüşme yapılan kişiler arasından AVM’ye gitme konusundaki yaklaşımlarına bağlı olarak belirlenen profillerle kalitatif görüşmeler gerçekleştirilmiş olup; normalleşme dönemi, AVM ve Kuaför/Berberlerin açılmasına yaklaşımları derinlemesine irdelendi.  Normalleşme sürecinin başlamasından sonra gerçekleştirilen araştırma 15-18 Mayıs tarihleri arasında tamamlandı.

Araştırma sonucunda, normalleşme süreci kapsamında 11 Mayıs itibariyle açılan AVM ve kuaför/berberlere gitme eğilimi, bu eğilimin altında yatan motivasyonlar ve bu uygulamaya dair yaklaşımlar ortaya kondu.

Normalleşme, kontrollü yaşama dönüşü çağrıştırıyor

Normalleşme denildiğinde akıllara, kontrollü rahatlama, kontrollü sosyal hayat, tedbir dönemi, kademeli eskiye dönüş gibi çağrışımlar geliyor. Bu dönem, bireysel ihtiyaçlar ve ekonomik canlanma ihtiyacı ile ev dışına çıkılan bir dönem olarak görülüyor. Adeta salgın ile yaşamayı öğreneceğimiz, salgın tedbirleri ile sosyo-ekonomik hayatımızı tekrar kurmaya çalışacağımız bir dönem olarak düşünülüyor.

AVM’ler ile kuaför/berberlerin açılış tarihini erken bulanların oranı yüzde 72

AVM’ler ile kuaför/berberlerin açılması için 11 Mayıs erken bir tarih olarak değerlendirildi. Büyük çoğunluk bu tarihi erken bulup AVM’ye gitmeyi planlamıyor.

Türkiye genelinde her 10 kişiden 9’u yakın zamanda AVM ziyareti planlamıyor.

Yüzde 65’lik bir kesim AVM Ziyareti için salgın tehlikesinin tamamen geçmesini bekleyeceğini belirtirken, yüzde 25’lik kesim ise yakın zamanlı bir ziyaret planı yapmıyor.

Diğer yandan, 11 Mayıs haftasında AVM’ye gidenler Türkiye genelinde yüzde 2’lik bir kesim. Bu oran ise normal AVM’ci kitlenin yaklaşık yüzde 25’ine tekabül ediyor.

Kuaför/berberler ise ziyaret eğiliminin daha yüksek olduğu noktalar. Yüzde 34’lük bir kesim kuaföre/berbere ya gitmiş ya da gitmeyi planlıyor. Erkeklerin ise berbere gitme eğilimi kadınlara göre daha yüksek. Diğer yandan kuaföre/berbere gitmek için salgının tamamen bitmesini bekleyen yüzde 41’lik bir kesim mevcut.

AVM’lerin, kuaför ve berberlerin açılması ekonomik nedenlere dayandırılıyor

AVM’lerin açılmasının nedenlerini irdelediğimizde, bu uygulamanın genel olarak ekonomik canlanma ihtiyacına dayandırıldığı görülüyor. AVM’ye gitme eğilimi yüksek olanlar ise buna psikolojik olarak normal hissetme ihtiyacını da ekliyor.

Bu süreçte AVM’leri ziyaret etmenin uyandırdığı genel hissiyat, uzun süredir alınan tedbirlerin, özenle yönetilen sürecin kesintiye uğrayacağı yönünde. AVM’ye gitmeyi planlamayan çoğunluğun da içinde bulunduğu kesim, AVM’ye gitme davranışını, ihtiyaçlardan çok keyfi bir davranış, çevreye karşı sorumsuzluk ve bilinçsizlik olarak görüyor.

Kuaför ve berberlerin açılması ise daha ihtiyaca dayalı bir uygulama olarak nitelendirilmekte. Ancak bu işletmelerde bölgeye göre alınan tedbirlerin değişkenlik gösterdiği, sosyo-ekonomik değişkenlerin işletmelerin hijyen konusundaki tutumlarına da yansıdığı düşünülüyor. Kişiye özel ürün kullanımı ise en elzem görülen tedbir.

Her iki kişiden biri alınan önlemleri yetersiz buluyor

AVM’lerde alınan önlemleri yetersiz bulanlar yüzde 55, kuaför ve berberlerdeki önlemleri yetersiz bulanlar ise yüzde 50’lik bir kesim. Her iki kişiden biri alınan önlemleri yeterli bulmuyor.

Bununla birlikte, kuaför ve berberleri ziyaret oranıyla bağlantılı olarak, alınan önlemlerin yeterli olduğunu düşünenler AVM’lere göre yüzde 15 daha fazla.

AVM’lerle ilgili en çok “kalabalık ortam ve havalandırma sorunu endişe yaratıyor 

Yakın zamanda AVM’ye gitmeyi düşünmeyenler AVM ziyaretlerinin yeni vaka sayısını artıracağı kanaatinde. Bu kesim için AVM’ler artık sosyal aktivite alanı olmadığından ihtiyaçları için alternatif kanallardan alışverişi tercih edecekler. AVM’de endişe yaratan unsurların başında, kalabalık olma ihtimali, havalandırma sorunu, kişisel tedbir almayan müşteriler ve ürünle temas / ürün deneme geliyor. AVM şu an için sağlık açısından güven vermeyen bir mekan.

Diğer yandan AVM’leri açıldıktan sonra ziyaret eden kişiler, hem AVM’nin hem de ziyaretçilerin gerekli tedbirleri aldığını düşünürken, onlar da AVM’leri eskisi gibi sosyalleşme veya eğlence merkezi olarak görmüyor.  AVM’lerin açılmasını ekonomiyi canlandıracak bir adım olarak değerlendiren bu kitle yeni döneme uyum sağlamada daha istekli.

AVM’lere neden gidildi?

AVM’lere gidenlerin bayram ve yaz giyim alışverişi, teknoloji, gıda alışverişi gibi nedenlerle kısa süreli ziyaretler gerçekleştirdiği görülüyor. Diğer yandan AVM ziyaretçileri, salgına karşı tedbir alma konusunda AVM’leri, cadde üzerindeki mağazalardan daha disiplinli buluyor.  AVM girişinde ateş ölçülmesi, müşterilerin maskesiz alınmaması, dezenfektan sağlanması, sosyal mesafe kuralına uyulması, çalışanların kurallara uyması ve daha “hijyenik” bulunması, bu kişilere cadde mağazalarındansa AVM’yi daha güvenli hissettiriyor.

Ancak bütün bunların yanında AVM ziyaretlerinin altında, eski AVM atmosferi arayışı, salgın ile yaşamaya alışma, psikolojik rahatlama ihtiyacı gibi motivasyonların da yattığı görülmekte. Öyle ki, eski AVM atmosferini bulamayanlar, bu sakin ve bir çok işletmenin açık olmadığı mekan karşısında kendisini tuhaf, eksik ve salgın konusunda daha endişeli hissediyor. AVM’ye gidilmesi bu kitle için daha “normal” hissetmenin, panik havasının dağılmasının ve salgın ile yaşamayı öğrenmenin bir göstergesi.

ARAŞTIRMA KÜNYESİ

Binom tarafından gerçekleştirilen Covid-19 Süreci Gündem Değerlendirme Araştırması kapsamında; IBBS-1 düzeyinde Türkiye temsili olarak, 18-60 yaş arası, ABC1C2 SES grubuna mensup kişilerle, kadın-erkek eşit dağılımlı olarak toplam 1288 kişi ile, CATI (Bilgisayar destekli telefon görüşmeleri) metoduyla görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından anket yapılan kişiler arasından, AVM’ye gitme eğilimlerine göre belirlenen profillerle dengeli dağılım gözetilerek Tele-depth (Telefonda derinlemesine görüşme) yöntemiyle 34 kalitatif görüşme gerçekleştirildi. 15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmanın istatistiki hata payı, yüzde 95 güven aralığında  ± yüzde 3’tür.

İLGİLİ HABERLER