
DHL Express Türkiye ev sahipliğinde güven kültürü ve liderlik odağa alındı
Great Place To Work® Inspiring Series’in mayıs ayı buluşması, DHL Express Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşti. DHL Express Türkiye’nin İstanbul Havalimanı’nda yer alan operasyon merkezinde düzenlenen ve iş dünyasının farklı sektörlerinden insan kaynakları (İK) liderlerini bir araya getiren etkinlikte; güven kültürünü sürdürülebilir kılan liderlik yaklaşımları, çalışan deneyimini güçlendiren uygulamalar ve sahadan beslenen iş yeri kültürü anlayışı ele alındı.
Kahvaltı ve sohbetle başlayan etkinliğin açılış konuşmasını DHL Express Türkiye İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Müge Arslan gerçekleştirdi.
Müge Arslan, DHL’in neden yüksek güven kültürüne sahip bir iş yeri olduğunu kurum içi uygulamalar ve çalışan deneyimi yaklaşımı üzerinden örneklerle anlattı. Arslan, yüksek güven skorları kadar çalışan katılım oranlarının da kurum kültürünün sürdürülebilirliği açısından kritik olduğuna dikkat çekti.
DHL’de güven kültürünün temelinde birebir iletişim, kapsayıcı liderlik ve sürekli gelişim yaklaşımı yer alıyor. Sertifikalı Uluslararası Uzmanlık (CIS) gelişim programları kapsamında yöneticilerin ve İK ekiplerinin birbirinden öğrenmesinin ve sahaya çıkmasının önemli bir kültür pratiği olduğu paylaşılırken, İK ekiplerinin yılda en az bir kez sahada gözlem yaptığı aktarıldı.
Great Place To Work® Türkiye Chief Community Officer’ı M. Volkan Tarsus ise “İyi bir iş yeri dediğimizde aslında neyi kastediyoruz?” sorusundan yola çıkarak güven kültürünün organizasyonlar üzerindeki dönüştürücü etkisini değerlendirdi. Tarsus, güçlü kurum kültürlerinin yalnızca çalışan memnuniyetiyle değil; süreci tutkuyla sahiplenen, insan odağını şirket stratejisinin merkezine yerleştiren liderlerle inşa edildiğini vurguladı. İyi bir iş yerinin ise güven, aidiyet ve ortak amaç duygusuyla sürdürülebilir başarı yaratan organizasyonlar olduğunun altını çizdi.
DHL’in global çalışan deneyimi uygulamaları da etkinliğin dikkat çeken başlıkları arasındaydı. Her yıl kutlanan “Takdir Haftası” kapsamında çalışan başarılarının hem dijital platformlarda hem yüz yüze etkinliklerde görünür kılındığı aktarılırken, “Yılın Çalışanları” programıyla farklı ülkelerden çalışanların bir araya geldiği global buluşmaların aidiyet kültürünü güçlendirdiği paylaşıldı.
Kariyer yolculuğundan liderlik perspektifine
DHL Express Türkiye Genel Müdürü Volkan Demiroğlu, kendi DHL kariyer yolculuğundan yola çıkarak kurum kültürünün çalışan deneyimi üzerindeki etkisini paylaştı. Farklı görevler ve deneyimlerle şekillenen kariyer sürecinden örnekler aktaran Demiroğlu, DHL’de gelişim fırsatlarının, güven kültürünün ve çalışanı merkeze alan yaklaşımın güçlü liderlik anlayışını besleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını vurguladı.
Demiroğlu’nun konuşması, sürdürülebilir başarının yalnızca operasyonel güce değil, çalışanların potansiyelini ortaya çıkaran bir kurum kültürüne dayandığını ortaya koydu.
Kültürün merkezinde insan var
Etkinliğin panel oturumunda ise DHL Group bünyesindeki farklı iş birimlerinden insan kaynakları liderleri bir araya geldi. DHL Express Türkiye İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Müge Arslan, DHL Global Forwarding & Freight Türkiye ve Levant Bölgesi İnsan Kaynakları Direktörü İlknur Beyazıt ve DHL eCommerce Türkiye CHRO’su Seda Armağan’ın katıldığı panelde; çalışan bağlılığı, güven kültürü, liderlik yaklaşımı ve çalışan deneyiminin geleceği farklı perspektiflerden ele alındı.

Panelde DHL Global Forwarding & Freight tarafındaki birleşme sürecinin yalnızca operasyonel değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm olduğuna dikkat çekildi. Farklı organizasyonel hafızaları ortak bir aidiyet duygusunda buluşturmanın önemine değinilirken; CIS eğitimleri, güçlü geri bildirim kültürü ve çalışan bağlılığı süreçlerinin bu dönüşümde önemli bir rol oynadığı paylaşıldı. Çalışan deneyimini sürekli ölçümleyen EOS anket süreçleri ise sürdürülebilir aidiyet kültürünün temel yapı taşlarından biri olarak öne çıktı.
Panelin ortak mesajı netti: Kalıcı başarı yalnızca süreçler ve sistemlerle değil, çalışanların seslerinin duyulduğu, gelişime dahil olduğu iş yeri kültürünün gerçek bir parçası olarak hissettiği organizasyonlarla mümkün.
