
KPMG Raporu: Yapay zeka iklimi kurtarırken kendi enerji krizini mi yaratıyor?
KPMG’nin 1.200’den fazla küresel enerji lideriyle gerçekleştirdiği yeni araştırma, yapay zeka ve yeşil dönüşüm arasındaki kritik ilişkiyi gözler önüne seriyor. Sektör liderlerinin yüzde 97’sine göre yapay zeka net sıfır hedefleri için “can suyu” niteliğinde. Ancak madalyonun diğer yüzünde de ciddi bir enerji tüketimi tehdidi yer alıyor…
KPMG tarafından yayımlanan “Yapay Zekanın İkili Vaadi: İklim hedeflerini hızlandıran ve enerji sistemini dönüştüren etki” başlıklı rapor, yapay zekanın enerji dönüşümündeki rolünü mercek altına alıyor. Araştırma, yapay zekanın sadece temiz enerji dönüşümünü hızlandırmakla kalmayıp, iklim hedeflerine ulaşmada merkezi bir aktör olduğunu ortaya koyuyor. Ancak rapor, artan enerji talebi ve altyapı yetersizlikleri gibi önemli soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Yapay zeka: İklim krizine karşı yeni “Süper Kahraman” mı?
Küresel enerji sektörünün rotası, yapay zeka teknolojileriyle yeniden çiziliyor. 1.200’den fazla liderin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, yapay zekanın sadece temiz enerji dönüşümünü hızlandırmakla kalmayıp, iklimle mücadelede aktif bir “itici güç” olduğunu kanıtlıyor. Öyle ki, araştırmaya katılan her 10 enerji yöneticisinden neredeyse tamamı (yüzde 97’si) yapay zekayı net sıfır hedeflerini hızlandıracak net pozitif bir güç olarak konumlandırıyor. Dahası, yöneticilerin yüzde 87’si bu teknolojiyi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmanın tam merkezine koyuyor.
Peki, kurtarıcı kendini besleyebilecek mi?
Ancak yapay zekanın iklim vaatleri, beraberinde devasa bir enerji iştahını da getiriyor. Rapora göre, veri merkezlerinin yapay zeka kaynaklı enerji tüketiminin yakın gelecekte yüzde 8’den yüzde 36’ya fırlaması bekleniyor. Bu ciddi artışa rağmen, şirketlerin sadece yüzde 30’u kısa vadede yapay zekanın kendi enerji verimliliğini optimize etmeye odaklanıyor.
Her ne kadar yöneticilerin yüzde 96’sı bu devasa enerji talebinin temiz kaynaklarla karşılanabileceğine inansa da pratik engeller kapıda: Sektör temsilcilerinin yüzde 33’ü yetersiz şebeke altyapısını en büyük bariyer olarak görürken, yüzde 45’i çareyi şebekeyi beklemeyip enerjiyi “yerinde üretmekte” (on-site) buluyor.
Taahhütler samimiyet testinde: Hedefler “net”, uygulamalar “flu”
Şirketlerin net sıfır emisyon taahhütlerinde kağıt üzerinde büyük adımlar atılsa da pratik uygulamalar henüz bu hıza yetişebilmiş değil. Enerji liderleri önümüzdeki 3 yıl gibi kısa bir sürede, yüksek yenilenebilir enerji kullanım oranını (yüzde 75-100 aralığı) bugünkü yüzde 8 seviyesinden yüzde 30’a çıkararak yaklaşık 4 katlık agresif bir büyüme hedefliyor. Ancak sahaya inildiğinde vizyon ile gerçeklik arasındaki boşluklar dikkat çekiyor.
“Temiz enerji” hala ilk gözden çıkarılanlar listesinde
Rapor, şirketlerin sürdürülebilirlik söylemlerinin ne kadar derinleştiğini de sorgulatıyor. Araştırmaya göre, kuruluşların yalnızca yüzde 29’u sıfır net emisyon taahhütlerini tüm değer zincirine yayabilmiş durumda. Daha da çarpıcısı, enerji tüketicilerinin sadece yüzde 13’ü projeleri geciktirmek pahasına bile olsa “temiz enerjinin pazarlık konusu edilemeyeceğini” savunuyor. Bu da yeşil dönüşümün ekonomik veya operasyonel zorluklar karşısında hala kolayca ertelenebildiğini gösteriyor.
“Kurumların bugün alacağı kararlar, gelecekteki konumlarını da belirleyecek”

KPMG Türkiye Şirket Ortağı, İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı Lideri
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Şirket Ortağı, İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı Lideri Gökhan Mataracı, “Yapay zeka bugün, iş dünyasının en kritik iki gündeminin kesişimini temsil ediyor: Sürdürülebilirlik ve büyüme. Bu kesişim, geçmişte çoğu zaman bir denge arayışı olarak ele alınırken, artık doğrudan bir hızlandırıcıya dönüşmüş durumda. Küresel ölçekte elde ettiğimiz bulgular, bu değişimin kapsamını net şekilde ortaya koyuyor.
Araştırmamız, fırsatın büyüklüğü ile uygulamanın hızı arasında belirgin bir boşluk olduğunu ortaya koyuyor. Bu noktada yapay zekayı yalnızca bir talep yaratan unsur olarak görmek eksik kalır. Aksine, doğru konumlandırıldığında yapay zeka; enerji üretiminden dağıtıma, değer zinciri optimizasyonundan karbon yönetimine kadar tüm sistemin yeniden tasarlanmasını mümkün kılan bir ‘zeka katmanı’ işlevi görüyor.
Önümüzdeki iki yıllık dönem bu açıdan kritik bir eşik oluşturuyor. Kurumların bugün alacağı stratejik kararlar; yalnızca enerji maliyetlerini değil, gelecekteki konumlarını da belirleyecek. Erken hareket eden ve teknoloji ile enerji stratejilerini entegre eden organizasyonlar, bu dönüşümün yalnızca takipçisi değil, şekillendiricisi olacak” dedi.
“Yapay zekayı iklim risk yönetimi ve sürdürülebilir yatırım kararlarıyla bütünleşik şekilde kullanabilmek gerekiyor”

KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Şirket Ortağı
KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Şirket Ortağı Sertuğ Özkan ise değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yapay zekanın hızla büyüyen enerji ayak izi, küresel çapta haklı bir iklim tartışmasını beraberinde getirse de araştırmamız bu teknolojinin aslında karbonsuzlaşma yolculuğunda elimizdeki en güçlü araç olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu teknoloji sayesinde kurumlar artık yalnızca karbon emisyonlarını raporlamakla kalmayıp emisyonlarını öngören, yöneten ve azaltma senaryolarını anlık olarak test edebilen bir yapıya geçme fırsatı da yakalıyor.
Ancak bu dönüşümün kalıcı değer yaratabilmesi için yapay zekanın yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir teknoloji olarak görülmemesi de gerekiyor. Asıl farkı yaratacak olan, yapay zekayı iklim risk yönetimi, değer zinciri emisyonları, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir yatırım kararlarıyla bütünleşik şekilde kullanabilmek olacak. Bu yaklaşım, şirketlerin hem düzenleyici beklentilere uyumunu güçlendirecek hem de uzun vadeli dayanıklılıklarını artıracaktır. Önümüzdeki dönemde başarılı kurumlar, yapay zekayı sürdürülebilir büyüme stratejilerinin de temel yapı taşlarından biri olarak konumlandıranlar olacak.”
