Salgından korkmaya devam ediyoruz ancak sabrımız da tükenmek üzere

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüs salgınına yönelik olarak Türkiye’de psikolojimiz ne durumda?  Planlarımız neler? Salgın cinsiyetler arası fark gözetiyor mu?

Bağımsız pazarlama araştırma firması Design Research’ün MegaPOLL Araştırma ile ortak yürüttüğü Korona Virüs Gündem Araştırması normalleşme öncesi & sonrası dönemde duygusal etkiler, beklentiler, planlar & toplumsal cinsiyet konularını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.  1 Haziran itibariyle normalleşme süreci başladı. Sosyal mesafe kuralları & maske takma zorunluluğu ile yeni normale geçiş yaptık.  Peki, yeni normale ne kadar hazırız?

Korku devam, sabır taşı çatlıyor…

  • Araştırma sonuçları gösteriyor ki salgın günlerinde duygusal olarak iniş çıkışlar yaşıyoruz. Normalleşme öncesi döneme göre (Mayıs) olumsuz duygularımızda artış görülüyor. Kaygılı olduğunu belirtenlerin oranı Mayıs’ta %43 iken Haziran’da %58’lere yükseliyor.  Sıkıntının yerini de artık korku & huzursuzluk almış durumda.  Vatandaşların %27’si korku, %36’sı huzursuzluk içinde olduğunu belirtiyor & bu oranlar önceki döneme göre anlamlı şekilde artmış gözüküyor. Sıkılmış/bitkin hissedenlerin oranı ise %37’lerden %25’lere gerilemiş durumda.
  • Olumlu duygularda bilinçli olma hali devam ederken, sabrımızın azaldığı dikkat çekiyor. Vatandaşların %26’sı bilinçli/gerçekçi düşündüğünü belirtirken; sabırlı olma durumu %24’lerden %16’lara gerilemiş.
  • Vaka sayılarının düşmemesi güven duyulan makamlara & salgının biteceğine yönelik pozitif algıyı da negatif etkileyemeye başlamış. Salgının devam etmesi ile birlikte erken dönemde biteceğine yönelik umutlar da azalıyor. “2021 ve sonrasını bulur” diyenlerin oranı Mayıs’ta %36 iken Haziran’da artarak %63’e çıkıyor. 4 aylık salgın sürecinde kamu kuruluşları içinde salgın sürecindeki yaklaşımları açısından vatandaşları en memnun eden kurum hala Sağlık Bakanlığı, ancak Mayıs’ta %83 olan memnuniyet seviyesi Haziran’da %76’ya gerilemiş durumda. Tüm bunlar genel olarak olumlu duygulardan uzaklaştığımızı gösteriyor.

Bu savaşın askerleri ise kadınlar…

  • Salgın döneminde evdeki zamanın artması ile kadınların omuzlarındaki yükün daha da arttığı dikkat çekiyor. Salgın günlerinde hayatın zorluğunu kadınlar yüklendi diyenlerin oranı %48, hem kadın hem erkekler yüklendi diyenlerin oranı %46 olurken, sadece erkeklerin zorlandığını düşünenler ise sadece %4. Kadınlar evdeki iş yükünün artması ile birlikte hem evde hem işte daha çok mücadele eder hale gelmişler. Bu noktada cinsiyetler arasında da görüş farklılıkları dikkat çekiyor. Kadınlar bu süreçte kendilerinin daha çok yorulduğunu ifade ederken; erkeklere göre omuzlardaki yükün daha çok eşit seviyede olduğu değerlendiriliyor. Birçok alanda olduğu gibi salgın döneminde de hayat kadınlara eşit davranmıyor.
    • Ev işi (%80), çocuklarla ilgilenmek (%63), bedensel yorgunluk (%56) konularında kadınların yükü ön planda iken; işe gitme (%61), iş stresi (%58), geçim sıkıntısı (%60) başlıklarında ise hem kadınlar hem erkeklerin etkilendiği daha yoğunlukla belirtiliyor. Bu konularda sadece erkeklerin daha çok etkilendiğini düşünenler ise oldukça az.
  • Evlerde daha çok bir arada olunan korona virüs salgını günlerinde, vatandaşların %84’ü kadına şiddetin, %71’i de çocuğa şiddetin arttığını düşünüyor. Kadınlar da erkekler de bu konuda benzer oranda hem fikirler.

Yeni Normalde Alınan Kararlar & Yapılan Planlar

  • Hayatı, geçmişi, kendimizi sorguladığımız bir dönemde alınan kararlar da dikkat çekiyor. Salgın sona erdikten sonra içe dönme, kendine/aileye odaklanma kararları ön plana çıkıyor.
    • Vatandaşların %77’si “Sağlığıma daha çok özen göstereceğini; %72’si Ailesine daha çok zaman ayıracağını; %64’ü Bireysel/sosyal hayatını gözden geçireceğini; %61’i Kendine / ihtiyaçlarına daha çok zaman ayıracağını belirtiyor.
  • Kısıtların kalkması ile birlikte daha çok açık alanlara gitme (%64), kendi aracı ile seyahat etme (%51) & hastaneye gitme (%44) planları yapılıyor. AVM’ye (%16) / camiye (%23) /spora gitme (%7), otobüs/uçakla seyahat (~%7-12) gibi toplu olarak bulunulacak aktivitelerden kaçınılıyor.

Sadece 10 kişiden 2’si bu yaz için tatil planı yapıyor.

  • Bu yaz tatil yapmayı planlayanların oranı %21’dir.
  • Planlayanlar ise tatilini çoğunlukla Temmuz (%51)-Ağustos (%48) aylarında & kendi yazlığında (%34) veya müstakil ev kiralayarak (%20) yapmayı planlıyor. Otel seçimlerinde ise büyük tesisli oteller (%11) yerine butik/küçük oteller (%16) öne çıkıyor. Araştırma sonuçları gösteriyor ki tatile bu dönemde pek sıcak bakmıyoruz, gidersek de görece daha izole olabileceğimiz ortamları tercih ediyoruz.

İLGİLİ HABERLER