Çocuklarda gelişen marka takıntısına dikkat!

Marka tutkusu sadece yetişkinlerde değil gençler ve çocuklarda da her geçen gün giderek artıyor. Markaya yönelmek yanlış bir durum değildir. Eğer kişi hoşuna gittiği her şeyi marka olsun ya da olmasın alıp kullanıyorsa bu bir davranış bozukluğu değildir.  Ancak takıntılı olduğu markaları, hayat tarzı haline getiriyorsa ve bunu bir yaşam biçimi olarak varlık sebebi sayıyorsa işte o noktada patolojik bir durum var demektir. Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Nörolog Dr. Mehmet Yavuz, marka tutkusunun depresyona bile sebep olabileceğini belirtiyor.

Marka tutkusu, tüketicinin her satın almada, sadece tercih ettiği markayı alma eğilimi olarak tanımlanabilinir. Çocuklar ve gençlerde takıntılı şekilde görülen markalı ürün alma davranışının altında yatan sebep o markanın imajı, yaratacağı etki, marka ile bütünleşerek kendini daha değerli ve önemli hissetme olgularıdır.  Kimlik karmaşası içinde olan gençlerin bazıları markalı eşyaları kullanmanın ekonomik durumunun bir göstergesi ve prestij vesilesi olduğunu düşünmektedir.

Çevre tarafından kabul görme çabası

Marka kullanımı bireyin kendisini yetersiz, değersiz hissetmesini önlemenin bir yolu gibi algılanıyor. Sonuç olarak karşımıza “marka bağımlısı” olup markanın imajını ve kendi dış görünümünü pek çok şeyin üstünde tutan çocuk ve gençler çıkıyor.

Çevre tutumları, medya organlarının propagandaları, toplumsal beklentiler ve baskılar, arkadaş gruplarının marka kullanımını teşvik etmesi sonucunda, çocuklar da bu çılgın tüketim  zincirinin bir halkası olup markaların sağladığını düşündüğü imajlara bağımlı hale geliyor. 

Ailelere ne gibi görevler düşüyor?

Marka takıntısı olan çocuklar ve gençler kaliteli ve ucuz olan markasız eşyalar yerine ailelerinin bütçelerini zorlayacak markalı ve pahalı eşyalara sahip olmak istiyorlar. Kimi zamana da ailelerinden göremedikleri sevgi ihtiyacını, pahallı ürünlerle gidermeye çalışabiliyorlar.

Bu konuda aileye büyük görev düşüyor. Aile, çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli ortam ve toplumsal kurumdur. Aileler çocuklarıyla iletişime geçmeli marka merakının şekil konusunda aşırıya gitmek olduğu anlatılmalıdır. Tabii ki anne babanın da bu konuda çocuğa rol model olması gerekir.

Aile daha çocukluk çağından başlayarak karşısındaki bireye değer, önem ve saygı göstermeli; çocuğun öz saygısının, benlik değerinin, kendine olan güveninin sağlıklı bir şekilde oluşması için çabalamalıdır. Bu şekilde yetişen bir çocuk kendini değerli hissetmek için, mutlu ve doyumlu biri olabilmek için, maddi kaynaklara, pahalı markalara ihtiyaç duymayacaktır.

 

İLGİLİ HABERLER