2016’da kobiler için pazarlama stratejilerini yalınlaştırmanın 10 yolu

 

2016’da pazarlama, lokal işyeri sahipleri ve kobiler için fazla karışmaya başladı. Ulaşılacak kitleler medya frekansları, uygulamalar, platformlar, arama motorları ve sosyal medya sitelerine dağılmış vaziyette.

Bunun üstüne teknoloji de medya ulaşımı ve tüketimini daha da geliştirirken şirketler sektörlerindeki rekabetle başa çıkmak için bu yenilikleri takip etmek durumundalar. Büyük şirketler bunu sağlayacak kaynaklara sahip.

Lokal şirketler için ise, bütün gelgitleri yönetmektense birkaç kritik noktayı doğru bir şekilde kullanmak bu farkı oluşturabilir. Örneğin, pazarlama stratejilerini yalınlaştırmak teknolojik gelişmelerin karışık hale getirdiği rekabet ortamını kontrol edilebilir bir hale getirebilir.

Pazarlama araştırma ve uygulamanızı yalınlaştırmak ve daha hedefli hale getirmek için 10 taktiği şöyle sıralayabiliriz;

1-Sosyal medyayı sadece müşterinizin ilgisini çekmek için kullanın… Ya da hiç kullanmayın.

Sosyal medya platformlarını ücretsiz olduğundan ve çok büyük bir kitleye ulaşım sağladığından gereğinden fazla kullanmayı istemek alışılmadık bir durum değil. Ancak sosyal medya platformunun hala beta olmasından kaynaklanan kullanıcılara lokal şirketlerin yerine dair bilgi verme değeri henüz kanıtlanmış değil.  

Bu duruma istisna olarak grafik merkezli keşfedilmemiş yemek ve perakende ürünlerini öne çıkaran Pinterest ve Instagram’ı alabiliriz. Hatta Pinterest kısa bir süre önce sadece perakende ve yemek üzerine müşteri hizmetleri verdiğini açıkladı.

Bunun dışında sosyal medya varolan müşterilerle iletişimi sağlamlaştırmada, güncel bilgiler sağlamakta ve yeni teklif ve fırsatları iletmede etkili. Bu tür iletişimler şirketinizi müşterilerinizin aklında tutar, onları kaybetmemenizi sağlar ve marka itibarınızı arttırır.

Bunu sağlamak için zaman gerektiği doğru ve zaman kobilerin genelde sahip olmadığı bir kaynak. Yapılan araştırmalara göre kobilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri sosyal medya ve dijital pazarlamanın genelini anlayıp uygulayacak zamana sahip olmamaları. Öyle ki kobilerin yüzde 60’ı kendi yönettikleri sosyal medya hesaplarını 6 ayda bir güncelliyorlar.

Güncel olmayan ve yanlış bilgi müşteri kaybına neden olabilir ve şirketinizin itibarını zedeler. Hal bu ise sosyal medya hesabınızın olmaması daha anlamlı olacaktır.

Google tarafından yapılan bir çalışmanın sonucunda medya kullanımı ve müşteri üzerindeki etki arasında somut bir korelasyon olmadığı belirlendi. Özetle, Facebook sayfanızda veya web sitenizde çok fazla tıklanma olması müşterilerinizin sizden ürün satın alacağı anlamına gelmiyor. Önemli olan müşteri deneyimi ve taleplere cevap veren ürün ve içerik sunmak.

Alternatif bir strateji olarak sosyal medya sayfalarınızı müşterilerinizi asıl kaynaklara yönlendiren kanallar olarak da kullanabilirsiniz. Bu asıl kaynak müşterilerinizin taleplerine etraflıca cevap verebileceğiniz web siteniz olabilir.

2-Mobil merkezli web sitesi tasarımları

Yerli ve global aramalarda mobil masaüstünü geçeli bir hayli oluyor. Her dijital platforma ayrı bir site tasarımındansa sadece mobil bir site tasarımına öncelik verin.

Mobil siteler masaüstünde de ulaşılabilirler. Her ne kadar görüntü olarak normal bir web sitesinden daha fazla boşluklu olsa da veya küçük ekran için tasarlanmış düşük çözünürlüklü grafikler büyük ekranda buğulu gözükse de işlevlerinde bir eksiklik görülmüyor.

Bu strateji e-mail, ücretli arama reklamları, ekran reklamları ve listeler gibi diğer pazarlama formatlarına da uygulanabilir.

3-Gereğinden fazla bilgi veren pazarlamacılardan olmayın

Hepimizin gereğinden fazla bilgi paylaşan arkadaşlarımız vardır. Pazarlamanız stratejinizde bu hataya düşmeyin. Bütün bilgiyi vermek için hızlıca okunan radyo reklamlarında olduğu gibi, bu durumlarda asıl mesajınız da kelime kalabalığı içinde kaybolacaktır.

Günümüzde tüketiciler karar verme sürecini tahrip eden veri fazlalığıyla karşı karşıyalar. Bu durumu yaşamamanız için birkaç taktik şöyle sıralanabilir;

-Kısa ve net harekete geçirici reklamlar kullanın. Eğer en iyi dönüşü telefon aramalarından sağlıyorsanız reklamınıza tıklandığında yeni bir web sitesi yerine arama seçeneği sağlayın. Tıklama sonucu tüketicinin karşısına çıkacak hareketi bir dizeyle açıklayın, “randevu alın” gibi.

-Listelerinizde basit seçenekler sunun. Eğer birey bu konuyla ilgiliyse gerekli bilgiyi yine basit bir şekilde alt başlıklar olarak aktarın. Web sitenize giden bir link de bu ekstra bilgiyi aktarmak için yeterli olur.

-En çok aranan bilgiyi öne çıkarın, web sitenizin ya da dijital platformun görünen bir noktasına görünen bir şekilde yerleştirin.

Müşteri deneyiminizi yalınlaştırmak pazarlamanızı yalınlaştırıp daha konsantre hala getirir.

4-Bütün verinizi en ilgili yüzde 20’nize odaklayın

Pazarlama kitlenizi yüzde 80 yalınlaştırmak kulağa güzel geliyor mu? 80/20 kuralına bakarak (Pareto Kuralı), pazarlama sonuçlarınızın yüzde 80’i aslında en yoğun yüzde 20’lik kullanıcılarınız tarafından belirleniyor. Bu sonuçlara anahtar kelimelerden aramalar, reklamlardan yönlendirilen telefon aramaları ve reklamlardan sağlanan satışlar da dahil.

Durum böyle olunca yüzde 20’nizin kimlerden oluştuğunu netleştirip onlara yatırım yapmak daha anlamlı oluyor. Detaya girip zaman kaybetmek size anlamlı gelmiyorsa, bu kuralı test edin ve pazarlamanızı nereden kısmanız gerektiğini belirlemiş olursunuz.

Varolan taktiklerin çoğu bu anlayıştan yola çıkıyor. Ancak burada alınması gereken ikinci bir ders de var. Bu kuralın bu kadar göz önünde bulunmamasının nedeni süreç içinde karşılaşılan ve netleştirilip ortadan kaldırılması gereken dikkat dağıtan unsurlar.

Durmadan tekrarlanan “ilklere geri dönüş” (back to basics) anlayışı, kobiler de dahil bütün işyerlerini her adımdan sonra dönüp bu adımın geçmişte yararlı olup olmadığını test etmeye davet ediyor. Pazarlama sürecinin hızlı akıntısına kapılıp geriye dönmeden ilerlemek ne yazık ki yeni normlardan biri haline geldi.

5-Hedef kitlenizi netleştirin

Hedeflenmek vermek istediğiniz mesajı yalınlaştırır ve pazarlama stratejinizi geri dönüş almanız en muhtemel olan kitleyle buluşturur. Ancak her hedeflenme süreci aynı değil. Günümüz pazarlamacıları hedeflenmede iyi bir iş çıkardıklarını düşünüyorlar. Ancak Forrester’a göre pazarlamacıların yüzde 66’sı bu konuda etkili bir yol izlediklerini düşünseler de müşterilerin sadece yüzde 33’ü demece katılıyorlar.

Problemlerden biri arama sonrası müşteriye sunulacak reklamların oluşturulmasında yeteri kadar verinin kullanılmaması. VentureBeat tarafından yapılan bir araştırmada pazarlamanın büyük bir kısmının aslında çok kişisel bir kanal olan e-mail üzerinden yürütüldüğü belirlendi.

Her ne kadar daha fazla veri kullanmak yalınlaştırmanın zıttı gibi gözükse de bu süreci baştan gerçekleştirmek uzun vadedeki gereksiz ve boşa giden çabalarınızı baştan elimine eder. Veriler üzerinden yürüyen günümüz iş dünyasında fazla detaylı profiller yaratılabilir ve hedef haline getirilebilir. İdeal müşterinizin hakkında ne kadar bilgiliyseniz o kadar anlamlı arama sonuçları ve reklam sunabilirsiniz.

Bu, ücretli arama reklamları bir kullanıcının karşısına çıktığında, çıkma nedeni sadece anahtar kelimelere değil, aynı zamanda kullanıcının bulunduğu coğrafya, nüfus, arama geçmişi ve diğer profile özel bilgilere göre olacaktır.

6-Hedefleneceğiniz veriyi bir yerde toplayın

Kullanacağınız veriyi tek bir yere koymak sadece analizi ve yönetmeyi kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda veriyi kullanmanızı daha etkili hale getirir. Hedeflenme sürecinde yer yer kullanacağınız birçok kişisel veriyi toplamak yeterli değil.

Ancak Forrester pazarlamacıların verinin tamamını ortala 15 farklı sistemde topladığını açıkladı. Eğer bu 15 sistemden her biri 50 farklı müşteri verisi bulunduruyorsa, bu ortalama 3 verinin beraber kullanılabilmesi demektir.

Pazarlamacıların sadece yüzde 22’si tamamlanmış bir müşteri profili çizmek için topladıkları veriyi tek bir veri ağında topluyorlar. Bu grubun %70’i ideal müşteri profilini yaratmada bu verilerin çok etkili olduğunu belirttiler. Buna karşın tek bir veri ağı kullanmayan pazarlamacıların yüzde 52’si bu profili oluştururken yeterince etkili çalıştıklarını belirtti.

7-Talep karşılamak için programlanmış bir satın alma deneyimi sunun

Programlanmış satın alma deneyimi oluşturduğunuz veriyi otomatik olarak gözden geçirir ve müşteri ile şirketiniz arasındaki iletişimi arttırır. Aynı zamanda reklamlarınızdan yapacağınız satışı birkaç tıklamaya indirerek kolaylaştırır.

İçerik yerleştirmenizi manuel olarak yapmamanız demek bunun test edilmemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak programlanmış bir strateji, reklamınızın farklı medya kanallarında bulunmasını sağlayacaktır.

Kısaca, medyadaki varlığınız artacak ama ideal müşteri profilinize ulaşmakla kalacaktır. Buradan sağlayacağınız ekstra zamanı içeriğinizi geliştirmeye adamalısınız.

Yoğun olarak hedeflenmiş bir pazarlama stratejisinin maliyeti fark yaratacak bir müşteri trafiği olmama ihtimaliyle yan yana geldiğinde göz korkutucu olabilir. Ancak bu hedeflenme aslında tam olarak istediğiniz strateji değil. Bunun yerine birkaç kelimeden oluşan anahtar kavramlar üzerine yoğunlaşın ve hedef kitlenizin aradığı sonuçları sunma olasılığınızı arttırın.

8-Anlamlı ölçümler yapın

Büyük veri (Big Data) ekonomisi ölçümleyip analizini yapabileceğiniz birçok kulvarı beraberinde getiriyor. Ancak bunca verinin arasında asıl ihtiyacınız olanlarını bulmak zor olabilir. Reklamlarınızın işe yaradığını göstermek için birbirleriyle çelişen veriler seçmeniz gayet muhtemel.

Örneğin, xAd’in araştırmasına göre küresel boyutta tıklanmalardan gelen dönüş (click-through rate) performansı yüzde 38 artırırken, telefon aramaları gibi ikincil aksiyonları negatif etkiliyor yüzde 69 bir düşüşe neden oluyor.

Şirketiniz için önem taşıyan rakamlara odaklanmak analitik çokluktan sıyrılıp işiniz için doğru kararlar almanıza olanak sağlayacaktır.

9-E-ticarete sarılın

Otomatikleştirilmiş araçlar ve e-ticaretten sağlanan avantajlar gözden kaçmayacak kadar büyük. Ancak kobiler e-dünyaya adapte olmakta sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Örneğin, Amerika’daki restoranların sadece yüzde 5’i online sipariş ve rezervasyon kabul ediyorlar.

Kobilerin karşılaştığı engelin adaptasyon süresinde geçen zaman ve değişimle gelen tedirginlik olması çok muhtemel.

Bu korkunuzu yendiğinizde tekrar adapte olana kadarki süreç sıkıntılı olsa da ortaya çıkan ürün çok daha yalın ve ilgi çekici olacaktır.

E-ticaret platformları kullanımı verilerin 7/24 takip edildiği, siparişlerin otomatik olarak kaydedildiği, hatırlatmaların e-mail olarak yollandığı, daha az iptalle karşılaşılacağı, daha az hatanın yapıldığı ve daha mutlu müşterilerin varlığına işarettir.

10-İçeriklerinizi bütün platformlarınız ve medyada tekrar kullanın

Büyük şirketler medyanın her bir formu için farklı bir eleman işe alıp e-mailler, arama motoru kampanyları, ekran reklamlar, Twitter, Facebook ve Linkedin hesaplarının tamamında farkli bir içerik üretebilirler. Kobiler bu stratejiyi muhtemelen karşılamayı tercih etmezler.

Kobiler bir adet yüksek kaliteli içerik üretip bunu bütün medya kanallarında paylaşmayı tercih edeceklerdir.

Bu stratejinin hedef kitlenize belirli bir şekilde hitap etmenin zıttı olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Hedeflenmek içeriğinizin medya kanallarındaki hangi kullanıcı grubu tarafından görüleceğini seçmektir. İçeriğinizi birçok medya kanalında tekrar kullanmak medya platformlarında içerik değiştirmeden önceden seçtiğiniz kitlelere ulaşmaya devam eder.

Sonuç olarak, eğer pazarlama süreci sizi boğuyorsa bu stratejilerin sadece bir kısmını uygulamak size zaman ve enerji olarak geri döneceğinden yaptığınız işi iyileştirmenize ve daha fazla önem taşıyan platformlarda yoğunlaşıp bu teknolojilere adapte olmanızı sağlar.

Pazarlama stratejinizi yalınlaştırmak pazarlamaya daha az zaman ve emek harcayacağınız anlamına gelmez. Ama size daha az kafa karışıklığı ve daha net amaçlar oluşturabilmenizi garantiler. Bu da konsantre olup daha etkili olmanızı sağlar.

 

Kaynak: searchengineland.com 

İLGİLİ HABERLER