1 Ağustos itibarıyla reklamcılık dünyasında yeni bir dönem başladı. Hedefli reklamlardan yapay zekayla üretilen içeriklere, influencer iletişiminden indirimli satışlara kadar sektörün pek çok alanında yeni kurallar devrede. Peki, bu yeni dönem reklamveren, ajans ve içerik üreticileri için ne söylüyor? Yaratıcılığın sınırları nerede başlıyor, tüketiciyi koruma sorumluluğu nerede devreye giriyor? Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ile reklamcılık ekosisteminde değişen kuralları ve sektörün yeni dönemde dikkat etmesi gereken başlıkları konuştuk. Dilber, “Gerçek maharet, sınırların varlığında kendini gösterir” diyerek yaratıcılık ve tüketicinin korunması arasındaki dengenin şeffaflık ve dürüstlük üzerinden kurulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu’nun yapısı, çalışma sistemi ve denetim alanları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ekonomik taraflardan daha zayıf halkayı oluşturan tüketicilerin aldatılıp yanıltılmasının, bilgi ve tecrübe eksikliğinin istismar edilmesinin önlenmesi ve böylece tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması açısından ticari reklamların denetimi bir gereklilik haline gelmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile bu denetim görevi kurulan ve Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren ve 23 üyeden oluşan Reklam Kurulu’na verilmiştir.
31 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Reklam Kurulu; ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma ve bunların sonucuna göre 6502 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında durdurma, aynı yöntemle düzeltme, idari para cezası veya gerekli görülen hallerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası ile içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verme yetkisine sahiptir.
Son dönemde Reklam Kurulu’nun denetimlerini sıkılaştırdığı yönünde sektörde güçlü bir algı var. Reklam Kurulu denetimlerini nasıl gerçekleştiriyor?
Tüketicilere yönelik muhtelif mecralarda yer alan ticari reklamlar ve tüketicilere yönelik ticari uygulamalar hakkında inceleme ve denetim yapmaya yetkili tek idari otorite Reklam Kuruludur. Reklam Kurulu, tüketici şikayetleri ve ihbarların yanı sıra re’sen inceleme başlatarak tüketicilere yönelik reklamları ve haksız ticari uygulamaları incelemektedir. Sadece tüketicilerimiz değil kurum ve kuruluşlar ile rakip firmalar da Reklam Kurulu’na başvuruda bulunabilmektedir.
Reklam Kuruluna başvurular, çevrimiçi olarak veya yazılı olarak yapılabilmektedir. Tüketicilerimiz, Reklam Kurulu Modülüne e-Devlet kapısı üzerinden giriş yaparak reklam veya haksız ticari uygulamalara ilişkin şikayetlerini iletebilmektedir. Yine, başvuruların cevaplanması, değerlendirilmesi, şikayet edilen firmalardan savunma alınması, cezai işlem uygulanması gibi tüm sekretarya faaliyetlerinde de Reklam Kurulu Modülünden yararlanılmaktadır.
Bu çerçevede, 2025 yılında Bakanlığımıza ulaşan toplam 27 bin 787 adet başvuru, Reklam Kurulu tarafından karara bağlanmış olup 2026 yılının ilk sekiz ayında Reklam Kuruluna yaklaşık 26 bin başvuru yapılmıştır.
Reklam Kurulu dijitalleşme ile birlikte artan reklam sayısı ve bunun sonucu oluşan yoğun başvuru trafiği sebebiyle başlattığı incelemelerle her türlü mecrada yer alan reklamları yakından takip etmeye çalışmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda tüketicilerimizi aldatan, bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar eden ve haksız rekabete yol açan reklamların tespiti halinde Kurul tarafından 6502 sayılı Kanunda öngörülen idari yaptırım kararları verilmekte ve bu yaptırımlar Bakanlığımızca uygulanmaktadır.
Reklam Kurulu kararları ve bu kararlarda son dönemde öne çıkan hususlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ticaret Bakanlığımız, tüketicileri yanıltan, mağdur eden ve haksız rekabete yol açan uygulamalara karşı denetimlerini artan bir kararlılıkla ve yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Son dönemde Reklam Kurulunda alınan kararlarda; dijital mecralarda artış gösteren aldatıcı reklamlar, yasa dışı yönlendirmeler ve tüketici güvenini istismar eden uygulamalar ön plana çıkmıştır.
2026 yılının ilk sekiz ayında Reklam Kurulu tarafından tüketicilerin ekonomik tercihlerini manipüle eden, güven duygusunu kötüye kullanan ve kamu düzenini tehdit eden uygulamalara karşı gerekli tüm idari yaptırımlar gecikmeksizin hayata geçirilmiştir.
Bu kapsamda, 2026 yılının ilk sekiz ayında Reklam Kurulu tüketicileri aldatıcı ve mevzuata aykırı nitelikteki reklamlar ile haksız ticari uygulamalar nedeniyle toplam 218 milyon TL’nin üzerinde idari para cezası uygulanmıştır.

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü
1 Ağustos itibarıyla reklamcılık dünyasında nasıl bir dönem başladı? Yeni düzenlemelerle birlikte tüketici ve reklamveren açısından en önemli değişiklikler neler?
Gelişen ticari hayat ve artan internet kullanımına bağlı olarak tüketicilere yönelik ticari reklam ve uygulamaların niteliğinde yaşanan çeşitlilik de göz önüne alınarak Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmıştır. 1 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan ve 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenlemelerle; hedefli reklamcılıktan yapay zeka ile oluşturulan reklamlara, çevresel beyanlardan tüketici yorumlarına, sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan tanıtımlardan indirimli satış reklamlarına kadar birçok alanda tüketicilerin korunmasına yönelik yeni kurallar getirilmiştir.
Yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından birini, indirimli satışın başlangıç tarihinden önceki son on gün içinde uygulanan en düşük fiyatın, indirimden önceki fiyat olarak esas alınması oluşturmaktadır. Böylece, kısa süre içerisinde fiyatı yükselterek ardından yüksek oranlı indirim yapıldığı izlenimi oluşturan uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Tüketicinin karşısına gerçekte uygulanmamış veya gerçeği yansıtmayan bir fiyatın “indirimden önceki fiyat” olarak çıkarılması suretiyle yüksek indirim algısı oluşturulması yasaklanmaktadır.
Ayrıca, indirimli satış reklamlarına ilişkin mevzuat hükümlerinden etkilenmemek amacıyla firmaların son dönemde sıklıkla başvurduğu koşullu satış reklamları ile sadakat kart programları üzerinden yapılan indirim kampanyaları da indirimli satış reklamlarına ilişkin mevzuat hükümlerine uygun olmak zorundadır.
Bununla birlikte, tüketicilerin çevrimiçi davranışları ve kişisel veriler analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel olarak reklam içeriğinin sunulduğu hedefli reklamcılık uygulamasına ilişkin düzenlemeler ve çocuklara yönelik kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleri kullanılarak hedefli reklam yapılması yasaklanması tüketicilerin dijital mecralarda korunması bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca sosyal medya etkileyicileri tarafından gerçekleştirilen reklamlar ile tüketicilerin çevresel duyarlılığının suistimal edilmesine neden olabilecek çevresel beyan içeren reklamlara ilişkin detaylı düzenlemeler de tüketicilerin daha bilinçli karar vermesine zemin hazırlayan bir pazarlama iletişimi ekosisteminin varlığı bakımından önem teşkil etmektedir.
Influencer marketing markaların iletişim bütçelerinde giderek daha önemli bir yer ediniyor. Bu noktada bir influencer’ın paylaştığı içeriğin Reklam Kurulu kararlarına uygun olmaması halinde sorumluluk kime ait? Marka, ajans ve içerik üreticisi arasındaki sorumluluk nasıl paylaşılmalı?
Bilindiği üzere, Reklam Kurulu 6502 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında idari yaptırım uygulama yetkisine sahiptir. Bu sebeple, ticari reklamdan sorumluluk hem reklam veren ile reklam ajansı hem de mecra kuruluşundadır. Dolayısıyla, influencer eğer açıkça reklam olduğu belirtmeden paylaşımda bulunursa örtülü reklama ilişkin mevzuat gereği öncelikle örtülü reklam yasağı nedeniyle kendisi sorumlu olurken reklam olduğu açıkça belirtilen bir paylaşımda ise influencer, reklam ajansı ve reklamverenin her biri ayrı ayrı sorumlu olacaktır.
Yapay zeka reklam üretim süreçlerini hızla değiştiriyor. Yapay zekayla oluşturulan görsel, ses ve videolar Reklam Kurulu açısından nasıl değerlendiriliyor? Mevcut mevzuat bu yeni alanları nasıl ele alıyor?
Reklam verenlerin gerçek bir insandan ayırt edilemeyecek nitelikteki yapay zeka ürünü dijital karakterleri kullanırken tüketicinin ilk bakışta anlayabileceği açıklıkta bu durumu tüketicinin dikkatine sunması gerekmektedir. Yeni Yönetmelik düzenlemesiyle tüketicinin karar verme sürecindeki yanılsamaları ve algoritmik manipülasyonları engellemek amacıyla reklam üretim süreçlerinde yapay zekanın sorumlu kullanımı yasal bir zemine oturtulmuş olup reklamlarda şeffaflığın ön planda tutulması Reklam Kurulu kararlarında önemli bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır.
Mevzuat kapsamında getirilen somut kurallardan biri ise, gerçek kişilerin yapay zekayla üretilmiş dijital kopyaları üzerinden sahte deneyim aktarımı yapılmasının yasaklanmasıdır. Bir kişinin bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiye ettiği izlenimini veren yanıltıcı reklamların yanı sıra, abartılmış ve ispatlanamayan yapay zeka görselleri de “aldatıcı reklam” olarak kabul edilmektedir.
“Reklam yapmak giderek zorlaşıyor, yaratıcılığın önünde daha fazla sınır oluşuyor” diyen sektör temsilcilerine ne söylersiniz? Reklamcılıkta yaratıcılık ile tüketicinin korunması arasındaki denge nasıl kurulmalı?
Yeni düzenleme ve uygulamaları yaratıcılığın önünü tıkayan bir bariyer değil, aksine güven üzerine inşa edilmiş yeni bir etkileşim ekosisteminin temel taşları gibi görmek gerekir. Gerçek maharet, kuralların yokluğunda değil, sınırların varlığında kendini gösterir ve yapay zeka gibi güçlü araçların getirdiği özgürlük, tüketici güvenini zedelemediği sürece sürdürülebilir olacaktır. Reklam Kurulu’nun buradaki pozisyonu üretkenliği cezalandırmak değil; gerçeğin manipüle edilmesini, sahte deneyimlerin gerçekmiş gibi sunulmasını engellemek ve dijital ekosistemde adil bir rekabet ortamı sağlamaktır. Tüketiciyi aldatmayan, şeffaf ve dürüst her fikir her zamankinden daha geniş bir alan bulmaya devam edecektir. Dolayısıyla, yaratıcılık ile tüketicinin korunması arasındaki dengenin, “şeffaflık ve dürüstlük” köprüsüyle kurulabileceğini söyleyebiliriz.
Efsane Cuma’da tüketici indirime kanmıyor, fiyatın peşine düşüyor

