2 Eylül Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Haberler

Sanatın yeni küratörleri: Markalar

Gülben Dikmen
39 dakika önce
8 dk okuma

Kültür-sanat alanında yapılan projeler, deneyim ekonomisi ve dijitalleşmenin de etkisiyle; markalar, sanat kurumları ve izleyiciler arasında ortak değer üreten yeni bir yapıya dönüşüyor. Bu dönüşümle birlikte sanat, bir iletişim ya da görünürlük aracı olmaktan çıkarak marka kimliği ve prestij inşasında stratejik bir konuma yerleşirken, izleyici de deneyimi paylaşan ve yeniden üreten aktif bir katılımcı konumuna geliyor.

Sanat pazarlaması, uzun yıllar boyunca ser­gi afişlerinin altına iliştirilen sponsor logo­larından ve “kültüre destek veriyoruz” söy­leminden ibaretti. Ancak günümüzde bu yaklaşım yerini, sanat kurumlarının, mar­kaların ve izleyicilerin ortak değer ürettiği daha bütüncül bir modele bırakıyor. Artık mesele, bir eserin görünürlüğünü artırma­nın ötesinde; sanat etrafında sürdürülebilir bir deneyim, katılım ve kültürel etki alanı inşa etmek.

Bu dönüşüm, özellikle dijitalleşme, dene­yim ekonomisinin yükselişi ve kültürel tü­ketim alışkanlıklarının çeşitlenmesiyle hız kazanıyor. PwC’nin “Experience is Everyt­hing” araştırmasına göre tüketicilerin yüz­de 73’ü satın alma kararlarında deneyimi belirleyici faktörlerden biri olarak görüyor. Kültür-sanat alanı da bu dönüşümden doğ­rudan etkileniyor. Markaların kültür-sanat alanında yaptığı projeler artık bir iletişim faaliyetinin ötesine geçerek kültürel üre­timi hem görünür hem de sürdürülebilir hale getiren stratejik bir alan olarak ko­umlanıyor.

Deneyim ekonomisi ve izleyici dönüşümü

Günümüz izleyicisi artık bir eseri görmekle yetinmiyor, onunla etkileşime girmek, hi­kayesine dahil olmak ve deneyimi paylaş­mak istiyor. Bu durum, sanat kurumlarını “ürün sunan” yapılardan “deneyim tasarla­yan” aktörlere dönüştürüyor. Özellikle mü­zeler ve çağdaş sanat alanlarında etkileşim­li sergi kurguları, ziyaretçiyi merkeze alan mekansal tasarımlar ve hikaye anlatıcılığı temelli küratoryal yaklaşımlar daha belir­leyici hale geliyor.

Sosyal medya ise bu dönüşümün kritik bir parçası olarak öne çıkıyor. Zira ziyaretçi artık izleyici olmaktan çıkarak deneyimi dijital ortamda yeniden üreten ve yaygın­laştıran bir katılımcı rolü üstleniyor. Özel­likle Instagram ve TikTok gibi platformlar, kültür-sanat deneyiminin fiziksel mekan sınırlarını aşmasını sağlıyor.

Bugün birçok kültür-sanat kurumu sergile­ri fiziksel ziyaretten öte dijital dolaşım po­tansiyeli üzerinden tasarlıyor. Immersive sergiler, deneyim odaklı yerleştirmeler ve paylaşılabilir alanlar bu nedenle giderek daha fazla önem kazanıyor. TeamLab, Ate­lier des Lumières ve Van Gogh immersive serileri gibi global örnekler, deneyim eko­nomisinin sanat alanındaki dönüşümünü görünür kılıyor.

Türkiye’de de benzer bir dönüşüm dikkat çekiyor. Contemporary Istanbul’un farklı disiplinleri bir araya getiren deneyim alan­ları, İstanbul Modern’in yeni binasında ziyaretçi deneyimini merkeze alan mimari yaklaşımı ve Salt’ın çok katmanlı kamusal programları, sanat kurumlarının sosyal etkileşim alanı olarak da konumlandığını gösteriyor.

Öte yandan izleyici kitlesinin bir “topluluk” yaklaşımıyla ele alınması, kurumların daha sürekli ve etkileşim odaklı ilişkiler kurma­sına olanak tanıyor. Üyelik programları, özel deneyimler, sanatçı buluşmaları ve dijital içerik serileri; kültür kurumlarının izleyiciyle daha uzun soluklu bağlar kur­masını sağlıyor.

Kültürel sermayenin stratejik kullanımı: Marka ve sanat iş birlikleri

Markaların sanatla kurduğu ilişki uzun yıllar boyunca daha çok sponsorluk ekse­ninde değerlendirildi. Günümüzde ise bu yaklaşım yerini çok daha stratejik ve çok katmanlı bir modele bırakıyor. Artık mar­kalar kültürel etkinliklere destek veren ak­törler olmanın ötesinde, kültürel üretimin doğrudan parçası olan ve toplumsal anlam üretimine katkı sağlayan yapılar olarak ko­numlanıyor.

Bu dönüşümle birlikte sanat, markalar açı­sından bir iletişim aracı olmanın ötesine geçerek kimlik, değer ve duruş inşasının önemli bir unsuru haline geliyor. Özellikle genç tüketiciler, kültürel derinliği ve özgün­lüğü olan markalarla daha güçlü bağ kuru­yor. Deloitte’un “Global Marketing Trends” raporu da tüketicilerin değer odaklı ve kül­türel bağ kurabilen markalara daha yüksek sadakat gösterdiğine işaret ediyor.

Bugün markalar sergi sponsorluklarının ötesine geçerek sanatçılarla ortak üretim süreçlerine dahil oluyor, sanatçı destek programları geliştiriyor ve sanatla enteg­re fiziksel ya da dijital deneyim alanları oluşturuyor. Böylece sanat, reklam yüzeyi olmaktan çıkıp ortak üretim alanına dönü­şüyor.

Bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri moda ve lüks segmentte yaşanıyor. Louis Vuitton’un Yayoi Kusama iş birliği, Dior’un sanatçı kapsül koleksiyonları ve Loewe Foundation’ın sanat odaklı yaklaşı­mı; markaların kültürel sermayeyi marka kimliğinin merkezine yerleştirdiğini göste­riyor.

Türkiye’de ise Beymen’in sanatçı iş birlik­leri, Akbank Sanat’ın uzun soluklu kültür yatırımları, Borusan Holding bünyesinde faaliyet gösteren Borusan Contemporary, sanat ve teknoloji eksenindeki projeleriyle öne çıkarken; Zorlu Holding çatısı altında­ki Zorlu PSM ise markalı deneyim alanla­rının kültür-sanatla nasıl bütünleşebile­ceğinin önemli örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Finans tarafında Türkiye İş Bankası’nın kültürel miras ve sanat yayın­cılığı yatırımları ile İş Sanat dikkat çeker­ken; Garanti BBVA destekli Salt ve İKSV iş birlikleri de özel sektörün kültürel üretime uzun vadeli yaklaşımını gösteriyor.

“Artwashing” ve yüzeysellik

Son yıllarda “artwashing” olarak adlan­dırılan yaklaşım giderek daha yoğun bi­çimde tartışma konusu haline geliyor. Bu modelde sanat, markanın kültürel derinlik üretmesinden çok prestij ve görünürlük sağlamanın bir aracı haline geliyor. Sanatçı emeğinin görünmezleşmesi, yaratıcı süre­cin yalnızca sosyal medyada paylaşılabilir bir dekor estetiğine indirgenmesi ve kültü­rün yüzeysel bir imaj unsuru olarak kulla­nılması en önemli risk alanları arasında yer alıyor.

Bugün bazı markaların yalnızca “Instag­ram’lık deneyim” yaratmaya odaklanan projeleri, sanatın içeriğinden çok tüketim estetiğini öne çıkarabiliyor. Bu durum, kül­türel üretimin metalaşması ve deneyimin hızla tüketilen bir görsel yüzeye dönüşmesi riskini de beraberinde getiriyor.

Sağlıklı bir model ise sanatçının özgünlü­ğünü merkeze alan, karşılıklı saygıya dayalı ve uzun vadeli ilişkiler üzerine kuruluyor. Aksi durumda sanat, kültürel bir üretim alanı olmaktan çıkarak yalnızca ticari bir iletişim aracına dönüşüyor.

Sanat pazarlaması nereye gidiyor?

Önümüzdeki dönemde kültür-sanat odaklı pazarlama projelerinin daha fazla teknolo­ji, veri ve topluluk ekseninde şekillenmesi bekleniyor. Yapay zeka destekli sanat de­neyimleri, kişiselleştirilmiş sergi akışları, dijital koleksiyon kültürü ve hibrit etkinlik modelleri kültür-sanat alanındaki dönüşü­mü hızlandırıyor.

Özellikle genç kuşak tüketiciler “izleyen” olmakla yetinmiyor, deneyimin parça­sı olmak, yorumlayan ve yeniden üreten toplulukların içinde yer almak istiyor. Bu nedenle markalar açısından sanat artık bir sponsorluk alanından öte kültürel aidiyet, topluluk yaratımı ve uzun vadeli marka de­ğeri üretimi için stratejik bir yatırım alanı olarak görülüyor.

Bugün sanat pazarlaması; görünürlükten deneyime, sponsorluktan ortak üretime ve tek yönlü iletişimden kültürel etkile­şime doğru evriliyor. Bu dönüşüm, sanat kurumları kadar; markaların da kültürel dünyayla kurduğu ilişkinin yeniden tanım­landığını gösteriyor.

Kültürel sürdürülebilirlik iş birliğiyle mümkün

Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Oya Eczacıbaşı
İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı

✓ “Sanat pazarlaması” yerine, müzeyi toplumla buluşturan faaliyetler bütünü demeyi daha doğru buluyorum. İngiltere’de müze yönetimi üzerine yüksek lisans yaptığım dönemde, müze faaliyetlerinin tanıtımı ve toplumla kurduğu bağın ülkemizde nasıl geliştirilebileceğine odaklandım. İstanbul Modern’in kuruluşuyla birlikte, koleksiyonumuzu ve eğitim ile sinema programlarımızı bu yaklaşımla, bütüncül bir yapı içinde kurguladık. Amacımız, sanatı herkesin hayatının bir parçası haline getirmek ve bu deneyimin toplumun farklı kesimlerine ulaşmasını sağlamaktı.

✓ Sanatın kültürel değer üretimindeki belirleyici unsuru kurumsallaşmadır. En büyük hedeflerimizden biri, müzenin İstanbul’un modern yüzünü dünyaya anlatan bir simgeye dönüşmesiydi. Renzo Piano imzasını taşıyan yeni binamız bu vizyonun somut bir örneği.

✓ Bir müzenin yalnızca koleksiyon ve sergileriyle değil, mimarisiyle de şehre değer katması, kurumsal algıyı uluslararası ölçekte güçlendiriyor. Ancak bizim için esas olan, bu yapıyı sanatı herkes için erişilebilir kılan yaşayan bir merkeze dönüştürmekti. İstanbul Modern’in toplumla ve paydaşlarıyla kurduğu ilişki bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Bu ilişki, güvene dayalı bir paydaş sinerjisi olarak gelişti ve gelişmeye de devam ediyor.

✓ Kültürel sürdürülebilirlik, kamu, yerel yönetimler ve özel sektörün iş birliğiyle mümkün olur. Bu modelde markalar yalnızca destekçi değil, sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan paydaşlardır. Bu iş birliği hem markalara anlamlı bir derinlik kazandırıyor hem de kentin kültürel dinamizmini güçlendiriyor.

Marka ve sanatçı arasında gerçek bir bağ olmalı

Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Emre Yusufi
Sanatçı

✓ Kültürel sürdürülebilirlik, kamu, yerel yönetimler ve özel sektörün iş birliğiyle mümkün olur. Bu modelde markalar yalnızca destekçi değil, sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan paydaşlardır. Bu iş birliği hem markalara anlamlı bir derinlik kazandırıyor hem de kentin kültürel dinamizmini güçlendiriyor.

✓ Markaların sanata dokunması, ilişki doğru kurulduğunda anlamlı oluyor. Öncelikle sanat, sanatçıyla yapılan bir şey. Ortada sanatçı yoksa sanat da yok. Bu sebepten bu ilişki her nasılsa sanatçıyla da kuruluyor. Sanatçıyla marka arasında gerçek bir bağ varsa -bu bir kullanıcı deneyimi ya da kişisel bir temas olabilir- ortaya çıkan iş çok daha kalıcı ve içsel hale gelir. Bu bağ yoksa iş yalnızca bir üretim olarak kalır.

✓ Ben markaların sanatla kurdukları ilişkide sanatçının o markayla olan ya da olacak bağının çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.

✓ Markalar sayesinde sanat kimi zaman erişilebilir bir hale geliyor aslında. Marka iş birlikleri, normalde sınırlı bir kitleye ulaşan işleri daha geniş bir izleyiciyle buluşturuyor; sanatçının dünyasını gündelik hayata taşıyor. Daha önce o sanatçının bir çalışmasına sahip olma imkanı olmayanlar için bir fırsat doğuyor.

✓ Markanın buradaki sorumluluğu, ortaya çıkan ürün her ne olursa olsun bunun bir sanatçı iş birliği olduğunu sürekli vurgulayarak ayrı bir kategoride pazarlamasını sağlamaktır. “Telifini ödedik, dilediğimiz gibi kullanırız” yaklaşımı sanatla bağdaşmıyor. Ve ayrıca telifi ödenmiş bu çalışmaları yapan sanatçıyı da ön plana çıkarabilmeli.

✓ Sanatçılar arasında sessiz bir rekabet olduğu kadar bir bağ da var. Köşelerin tutulmuş olduğu bu sektörde markanın sanata dokunması diğer sanatçılar için de bir motivasyon kaynağı.

✓ Bu sektör elbette sadece sanatçılardan oluşmuyor. Aslına bakarsak sanatçıdan daha çok sanat alıcısı ve sanatsever var. Markanın sanata dokunması sosyokültürel açıdan daha yüksek bir profil tarafından çok pozitif algılanacaktır. Bu da markayı yaratıcılık üzerinden net bir şekilde ayrıştırır.

Sanat üzerinden kurulan bağ daha kalıcı oluyor

Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Ali Güreli
Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı

✓ Markaların kültür-sanat iş birliklerini yalnızca bir etkinliği, sanatçıyı ya da kurumu görünür kılmak olarak düşünmüyorum. Bana göre bu kavram daha çok; kültürel bir hikayeyi doğru bağlamda anlatabilmek ve insanlarla hem duygusal hem de entelektüel bir bağ kurabilmekle ilgili. Sanat, klasik tüketim alışkanlıklarının dışında işleyen bir alan. İnsanlar bir sanat deneyimine yalnızca “satın almak” için değil; ait olmak ve kendilerini ifade edebilmek için yaklaşıyor. Bugün etkili sanat pazarlamasının, yüksek sesle konuşmaktan çok doğru dili kurabilmekle ilgili olduğunu düşünüyorum.

✓ Markalar bugün ürün ya da hizmet sunan yapılar olmanın ötesinde, kültürel bir rol de üstleniyor. İnsanlar artık bir markanın ne sattığından çok neyi temsil ettiğine ve nasıl bir dünya görüşü sunduğuna bakıyor. Bu noktada sanat, markalar için güçlü bir alan açıyor. Doğru kurulan iş birlikleri markalara prestij kadar derinlik, vizyon ve uzun vadeli bir kimlik kazandırabiliyor.

✓ Sanat, insanların duygu dünyasına dokunabilen en güçlü alanlardan biri. Günümüzde insanlar markalarla ,ilham veren, düşündüren ve kültürel olarak besleyen deneyimler yaşamak istiyor. Sanat üzerinden kurulan bağın daha samimi ve kalıcı olabildiğini düşünüyorum. Bir sergi, bir sanat projesi ya da kamusal bir uygulama, çoğu zaman klasik reklamların ötesinde bir iz bırakabiliyor.

“Hedef kitle”den “hitap kitlesi”ne…

Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Derya Açar Ergüç
Salt İletişim ve Yönetim Direktörü

✓ Ben markaların kültür-sanat iş birliklerini yalnızca bir etkinliği duyurmak ya da görünürlük yaratmak olarak görmüyorum. Bugün kültür-sanat iletişimi, insanlarla anlamlı bağ kurma ve ortak deneyim alanları yaratma pratiğine dönüşmüş durumda. Kültür-sanat alanında “hedef kitle” yerine “hitap kitlesi” kavramı öne çıkıyor. İzleyici artık pasif değil; katılan, paylaşan ve deneyimin parçası olan aktif bir topluluk. Bir sergiyi ziyaret eden kişinin kendi hikayesini paylaşması ya da bir festival deneyimini yeniden üretmesi, sanat iletişiminin yeni dilini oluşturuyor. Bence sanat iletişimi tam da burada başlıyor: İnsanları izleyici olmanın ötesinde, ortak anlam üreticisi olarak görebildiğimiz yerde.

✓ Bugün markalar ekonomik olduğu kadar kültürel aktörler. Bu nedenle sanatla kurdukları ilişki artık sadece sponsorluk görünürlüğüyle değerlendirilmiyor. Kültür-sanat projeleri markalara görünürlükten öte, insanlarla daha derin ve uzun soluklu bağlar kurma fırsatı sunuyor. Çünkü sanat, aidiyet ve ortak deneyim yaratıyor.

✓ Kültür ve sanat, duygu, hafıza ve deneyim üzerinden bağ kurabilen çok güçlü bir alan. İnsanlar artık katılmak, hissetmek ve bir şeyin parçası olmak istiyor. Kullanıcıların ürettiği içerikler ve paylaşımlar da bu bağı güçlendiriyor. Geleceğin güçlü markaları, hedef kitleye konuşan değil; hitap kitlesiyle birlikte düşünen markalar olacak.

Markalar ortak bir duygu yaratmaya katkı sağlıyor

Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Yeşim Gürer Oymak
İKSV Genel Müdürü

✓ Sanat pazarlaması, bana göre, sanatı doğru bağlamda, doğru izleyiciyle buluşturabilme amacı taşıyor. Sanat alanında pazarlama, sanatın özgünlüğünü koruyarak erişimini genişletmeye imkan tanıyor; nitelikli içeriğin görünürlük kazanmasını, yeni izleyicilerle temas etmesini ve kültürel dolaşıma girmesini sağlıyor. Herhangi bir ürünü pazarlamaktan farklı olarak, burada söz konusu olan bir deneyim, bir düşünce, yaratıcı bir üretim ve kültürel bir değeri tanıtmak, onunla mümkün olduğunca çok kişinin bağ kurabilmesini sağlamak.

✓ İKSV gibi faaliyetlerini farklı paydaşlarının katkılarıyla sürdüren bir kurum için markalar, kültürel üretimin önemli bir parçası ve çok destekleyici bir rol üstleniyorlar. Kültür-sanat projelerine verilen destek; yeni işlerin üretilmesine, genç sanatçıların desteklenmesine, erişilebilirliğin artması yolunda yeni adımlar atılmasına, sanatın izleyiciyle buluşmasına son derece önemli bir katkı sunuyor. Bu anlamda markaları, sanatın etrafında konumlanan, onu çoğaltan, destekleyen paydaşlar olarak görüyoruz.

✓ Sanat, toplumla en derin, en samimi ve kalıcı bağ kurma alanlarından biri. Markalar kitlelerle bu alan üzerinden iletişim kurduklarında, kültür-sanatın sunduğu ortak bir deneyimin, ortak bir duygunun parçası oluyor. Kültür-sanat kurumları için de bu destekler yaşamsal önem taşıyor.

featured
1 Ajans Reset: Yapay zeka dünyasında ajanslar nasıl dönüşecek?
Ajans Reset: Yapay zeka dünyasında ajanslar nasıl dönüşecek?
2 2027'nin rengi şimdiden belli oldu: Doğaya dönüşün yeni tonu “Grounded”
2027’nin rengi şimdiden belli oldu: Doğaya dönüşün yeni tonu “Grounded”
3 Günlük rahatlığın yeni tanımı: Spor giyim
Günlük rahatlığın yeni tanımı: Spor giyim
4 Ev temizliğinde rekabet buharlaşıyor!
Ev temizliğinde rekabet buharlaşıyor!
5 Fiyatlar arttı, talep geriledi: Özel yurtlarda aylık ücretler 80 bin TL’ye kadar çıktı!
Fiyatlar arttı, talep geriledi: Özel yurtlarda aylık ücretler 80 bin TL’ye kadar çıktı!
Güncel Haberler
Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Sanatın yeni küratörleri: Markalar
Araştırma: Haluk Levent, STK'lere güveni ne kadar sarstı?
Araştırma: Haluk Levent, STK’lere güveni ne kadar sarstı?
Ağustos ayının en çok izlenen gazetecileri: Fatih Altaylı yeniden ilk üçte
Ağustos ayının en çok izlenen gazetecileri: Fatih Altaylı yeniden ilk üçte
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

X, ödeme modelini yeniliyor: Ne kadar özgün o kadar fazla...
Haberler
X, ödeme modelini yeniliyor: Ne kadar özgün o kadar fazla…
Marketing Türkiye
3 hafta önce
Kahve Dünyası ve Altınmarka’nın kurucusu Birol Altınkılıç hayatını kaybetti
Haberler
Kahve Dünyası ve Altınmarka’nın kurucusu Birol Altınkılıç hayatını kaybetti
Marketing Türkiye
2 hafta önce
Anlam üretmek mi, silinip gitmek mi? Yeni "eksen çağında" pazarlama
Köşe Yazıları
Anlam üretmek mi, silinip gitmek mi? Yeni “eksen çağında” pazarlama
Ali SAYDAM
19 Temmuz 2026
24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü kutlu olsun
Haberler
24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü kutlu olsun
Marketing Türkiye
24 Temmuz 2026
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.