
Türkiye’nin AI paradoksu: Hem güveniyoruz hem de işimizi elimizden alacağından korkuyoruz!
Ipsos’un 32 ülkede gerçekleştirdiği “AI Monitör 2026” araştırması, yapay zekanın tüketici dünyasında ve iş ekosisteminde yarattığı “heyecan ile endişe” dengesini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Araştırma verilerine göre tüketici algıları durağan bir faza geçerken; Türkiye yapay zeka adaptasyonunda dünyaya liderlik eden ülkeler arasında yer alıyor. Ancak bu yüksek adaptasyona, iş hayatının geleceğine dair büyüyen bir endişe de eşlik ediyor.
Yapay zeka artık yalnızca teknoloji gündeminin değil, tüketici davranışlarından iş dünyasına kadar pek çok alanın önemli dinamiklerinden biri haline geldi. Ipsos’un 32 ülkede, 23 bin 532 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirdiği Global Advisor AI Monitör 2026 araştırması, markalar ve teknoloji liderleri için kritik içgörüler sunuyor.
Araştırma, ChatGPT’nin yarattığı kırılmanın ardından yapay zekaya ilişkin algının belirli bir dengeye oturduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre insanlar artık yapay zekayı ne tamamen tehdit ne de yalnızca fırsat olarak görüyor; küresel ölçekte “heyecan” ile “endişe” aynı anda varlığını sürdürüyor.

Türkiye, yapay zeka etkisini dünyadan daha fazla hissediyor
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, Türkiye’nin yapay zekanın günlük yaşamdaki etkisini en yoğun hisseden ülkelerden biri olması.
Dünya genelinde katılımcıların yüzde 54’ü, yapay zeka destekli ürün ve hizmetlerin son 3-5 yılda günlük yaşamlarını önemli ölçüde değiştirdiğini söylerken, Türkiye’de bu oran yüzde 62’ye ulaşıyor. Böylece Türkiye, küresel ortalamanın 8 puan üzerine çıkıyor ve 10. sırada yer alıyor.
“Yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler son 3-5 yılda günlük hayatımı oldukça değiştirdi” ifadesine üke bazlı katılım oranı:

Buna karşın geleceğe yönelik beklentilerde daha temkinli bir tablo dikkat çekiyor. Küresel ortalamada katılımcıların yüzde 66’sı önümüzdeki 3-5 yılda yapay zekanın hayatlarını daha da değiştireceğini öngörürken, Türkiye’de bu oran yüzde 74 ile hala yüksek seviyede olsa da 2023’e kıyasla 7 puan gerilemiş durumda. Bu sonuç, yapay zekaya yönelik ilk dönem coşkusunun yerini daha gerçekçi beklentilere bıraktığını gösteriyor.
“Yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler, önümüzdeki 3-5 yıl içinde günlük hayatımı oldukça değiştirecek” ifadesine ülke bazlı katılım oranları:

Türkiye, yapay zekanın faydasına daha fazla inanıyor
Araştırmaya göre küresel ölçekte toplum ikiye bölünmüş durumda.
Katılımcıların yüzde 55’i yapay zekanın dezavantajlarından çok fayda sağladığını düşünürken, Türkiye’de bu oran yüzde 65’e yükseliyor. Türkiye bu alanda dünya ortalamasının 10 puan üzerine çıkarak yapay zekaya en olumlu yaklaşan ülkeler arasında konumlanıyor. Çin, Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkeleri listenin üst sıralarında yer alırken, Avrupa ülkelerinde daha temkinli bir yaklaşım öne çıkıyor.
“Yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler, dezavantajlarından çok fayda sağlar” ifadesine ülke bazlı katılım oranları:

Endişe ve heyecan ikilemi: Türkiye pozitif tarafta
Ipsos’un uzun süredir izlediği “hayranlık-endişe dengesi” araştırmanın en dikkat çekici göstergelerinden biri olmaya devam ediyor.
Dünya genelinde yapay zekanın kendisini heyecanlandırdığını söyleyenlerin oranı yüzde 51, tedirgin ettiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 50. Küresel ölçekte iki duygu neredeyse eşit seviyede seyrediyor.
Türkiye ise bu dengede pozitif tarafta yer alıyor. Katılımcıların yüzde 65’i yapay zekanın kendilerini heyecanlandırdığını ifade ederken, bu oran dünya ortalamasının oldukça üzerinde bulunuyor. Ancak dikkat çeken nokta, 2023 yılında yüzde 74 olan heyecan seviyesinin üç yılda 9 puan gerilemiş olması. Yapay zeka artık şaşırtıcı bir yenilikten çok günlük hayatın olağan bir parçasına dönüşüyor.
“Yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler beni heyecanlandırıyor” ifadesine ülke bazlı katılım oranları:

Diğer yandan Türkiye’de yapay zekadan endişe duyduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 48 seviyesinde. Böylece heyecan duyanların oranı, endişe duyanların önünde kalmayı sürdürüyor. Küresel ölçekte ise iki duygu neredeyse başa baş ilerliyor.
“Yapay zeka kullanan ürünler ve hizmetler beni tedirgin ediyor” ifadesine katılım oranları:

Asıl kaygı iş gücü tarafında
Araştırmanın iş dünyası açısından en önemli bulgularından biri ise istihdam algısı.
Küresel ortalamada katılımcıların yüzde 35’i önümüzdeki beş yıl içinde yapay zekanın kendi işinin yerini alabileceğini düşünüyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 45’e yükseliyor. Böylece Türkiye, Tayland, Malezya, Hindistan ve Endonezya’nın ardından bu konuda en yüksek kaygı duyan ülkeler arasında yer alıyor.
Önümüzdeki 5 yıl içinde yapay zekanın işinizin yerini alması ne kadar olası?

Bu sonuç, Türkiye’de yapay zekanın üretkenliği artıracağına yönelik iyimser bakışın, bireysel kariyer ve istihdam söz konusu olduğunda daha temkinli bir yaklaşıma dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Sidar Gedik bilişsel çöküş riskine dikkat çekti
Araştırmayı değerlediren Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, yapay zeka hakkındaki görüşlerin teknolojinin gelişim hızına paralel değişmediğini söyledi. Gedik, Ipsos’un uzun süredir vurguladığı “hayranlık” ile “endişe” arasındaki git-gelin hala devam ettiğini belirtti.

Ipsos Türkiye CEO’su
İş hayatına etkiler konusunda algının daha temkinli olduğunu belirten Gedik, şunları söyledi:
Yapay zekanın iş yapış biçimlerini değiştireceği fikri yaygın olsa da işlerin tamamen yerini alacağına dair endişe düşük. Her üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. Ülkemizde ise bu konudan tedirgin olanların oranı yüzde 45 ile ülkeler ortalamasının üzerinde.
Beklentiler net: Üretkenliğin artacağı, hataların azalacağı, iş kalitesinin yükseleceği ve daha önce çözülemeyen problemlerin çözülebileceği düşünülüyor. Ancak tüm bu iyimserliğin yanında, uyarı veren tanıdık bir ses de var. Gerilim filmlerindeki “profesör” karakteri gibi, bizi olası riskler konusunda uyaran bir isim: Daron Acemoğlu. Filmlerde genellikle o profesör dinlenmez ve sonuçlar kaçınılmaz olur. İzlerken “dinleyin artık şu adamı” deriz.
O halde bu kez gerçekten dinleyelim:
Daron Acemoğlu’nun Şubat ayında yayınladığı makalesinden benim çıkarımım şu: “İnsanlar düşünmeyi, öğrenmeyi ve bilişsel üretimi bırakmamalı. Aksi takdirde toplu bir bilişsel çöküş riskiyle karşı karşıya kalabilir.” Yapay zekanın hayatımızda giderek daha fazla yer kaplamasının, kadim bilginin gelecek nesillere aktarılmasının önünde engel olabileceğini pek çok kez dile getirdim. Ama Daron Hoca’nın makalesinden sonra bu durumun bizi “Idiocracy”ye kadar götürmesinden endişe ediyorum.”
Araştırmanın künyesi: Ipsos tarafından 32 ülkede Global Advisor çevrimiçi platformu ve Hindistan’da IndiaBus platformu üzerinden, 20 Mart Cuma ile 3 Nisan Cuma 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hindistan’da 18 yaş ve üzeri; Kanada, İrlanda Cumhuriyeti, Malezya, Güney Afrika, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaş arası; Tayland’da 20-74 yaş arası; Endonezya ve Singapur’da 21-74 yaş arası; diğer tüm ülkelerde ise 16-74 yaş arası toplam 23.532 yetişkinle görüşme gerçekleştirmiştir. Örneklem Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, İspanya ve ABD’de yaklaşık 1.000 ‘er kişiden ve Arjantin, Şili, Kolombiya, Macaristan, Endonezya, İrlanda, İsrail, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Singapur, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Tayland ve Türkiye’de 500’er kişiden oluşmaktadır.
Enflasyonu sollayan lezzet: Lahmacun Haziran’da tüm büyükşehirlerde zamlandı!
