
İstanbul Bilgi Üniversitesi kapatıldı…
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırıldı. Karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanırken, üniversitenin yönetiminin garantör üniversite olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından yürütülmesi bekleniyor.
TMSF’nin el koyduğu Can Holding bünyesinde bulunan üniversite için alınan kararda, “Kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesi gereğince karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı.
Karar, yalnızca yükseköğretim alanında değil; medya, eğitim ve holding yapılanmaları arasındaki ilişki açısından da iş dünyasında geniş yankı uyandırdı. Özellikle son dönemde medya yatırımlarıyla dikkat çeken Can Holding’in eğitim alanındaki en önemli varlıklarından biri olan Bilgi Üniversitesi’nin statüsünün değişmesi, vakıf üniversitelerinin yönetim yapıları ve denetim süreçlerini yeniden gündeme taşıdı.
YÖK mevzuatı ne diyor?
YÖK’ün Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yer alan “Vakıf yükseköğretim kurumlarının mevzuata aykırı işlem ve eylemleri hakkında uygulanacak önlemler” başlıklı düzenlemeye göre; belirli durumlarda üniversite yönetimleri garantör üniversitelere devredilebiliyor.
Bu kapsamda; eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülemeyecek ölçüde mali açıdan zayıflaması, denetim süreçlerinin engellenmesi, vakıf mal varlıklarının izinsiz devri, resmi kayıtların gizlenmesi veya tahrif edilmesi ve mali yönetim sisteminin kasıtlı şekilde zafiyete uğratılması gibi durumlar kritik ihlal başlıkları arasında yer alıyor.
Garantör üniversite modeli nasıl işliyor?
Türkiye’de vakıf üniversitelerinin kuruluş süreçlerinde uygulanan “garantör üniversite” modeli kapsamında bir devlet üniversitesi, ilgili vakıf üniversitesinin akademik ve idari süreçlerinin mevzuata uygun şekilde sürdürülmesini garanti ediyor. Faaliyet izninin kaldırılması veya yönetim krizleri gibi olağanüstü durumlarda ise eğitim faaliyetlerinin kesintiye uğramaması amacıyla devreye garantör üniversite giriyor.
Bilgi Üniversitesi için bu görev, 2021 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne verilmişti. Üniversite yönetiminin yaptığı açıklamaya göre mevcut süreçte eğitim faaliyetlerinin MSGSÜ koordinasyonunda sürdürüleceği öngörülüyor.
Benzer süreçler daha önce de yaşandı
Türkiye’de vakıf üniversiteleriyle ilgili benzer süreçler daha önce de gündeme gelmişti. İstanbul Şehir Üniversitesi, faaliyet izninin kaldırılmasının ardından Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti. Üniversite, kamuoyunda uzun süre tartışılan mali yapı ve yolsuzluk soruşturmalarının ardından kapatılmıştı. Bir başka örnek olan Haliç Üniversitesi ise 2016 yılında “kötü yönetim” gerekçesiyle geçici olarak İstanbul Üniversitesi yönetimine bırakılmıştı.
1996’da kuruldu, Türkiye’nin en güçlü akademik markalarından biri haline geldi
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın başvurusu sonrası 1996 yılında Türkiye’nin dördüncü vakıf üniversitesi olarak kuruldu. Üniversite, zaman içinde Kuştepe, Dolapdere ve santralistanbul kampüsleriyle yaklaşık 210 bin metrekarelik bir alana yayıldı.
Bugün itibarıyla 20 binden fazla öğrencisi, 70 bini aşkın mezunu ve 1000’den fazla akademisyeni bulunan üniversite; 8 fakülte, 3 enstitü, 3 meslek yüksekokulu ve 150’den fazla programıyla Türkiye’nin en büyük vakıf üniversiteleri arasında yer alıyor.
Kuruluşundan itibaren Türkiye akademi, medya ve düşünce dünyasının önemli isimlerini bünyesinde toplayan üniversitede; Asaf Savaş Akat, İlter Turan, Gülten Kazgan, Murat Belge, Mete Tunçay, Ulus Baker, Suraiya Faroqhi, Pınar Kür, Betül Mardin ve eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem gibi çok sayıda isim görev aldı.
Laureate’tan Can Holding’e uzanan süreç
Üniversitenin yönetimi 2006 yılında dünya genelinde birçok üniversite yatırımı bulunan Laureate International Universities ağına geçti. 2019 yılında ise üniversite, yaklaşık 90 milyon dolarlık anlaşmayla Can Holding’e devredildi.
Satın alma sonrası holding, eğitim sektöründeki etkisini artırırken; 2025 yılında Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’yi Ciner Grubu’ndan satın alarak medya alanında da önemli bir genişleme gerçekleştirdi.
Kayyım ve soruşturma süreci nasıl başladı?
2025 yılının eylül ayında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Can Holding’e yönelik “suç örgütü kurmak”, “kaçakçılık”, “dolandırıcılık” ve “kara para aklama” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporlarında; sahte belgeler, faturasız işlemler ve gerçeğe aykırı sermaye hareketleriyle vergi yükümlülüklerinin azaltıldığı iddialarına yer verildi. Ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımı yapıldığı ve kaynağın gerçekte olmayan “ortaklara borçlar” hesaplarıyla gösterildiği öne sürüldü.
Operasyon kapsamında Bilgi Üniversitesi’nin yanı sıra Doğa Koleji, Energy Petrol ve holding bünyesindeki toplam 121 şirkete el konuldu; şirket yönetimleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi.
Ardından, YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Ahmet Ulusoy, Levent Çetin ve Avukat Mehmet Çiçek’ten oluşan kayyım heyeti görevlendirildi. Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yönetimi kayyıma devredilirken, mütevelli heyetinin görevine son verildi.
YÖK Başkanı Erol Özvar ise süreç sonrası yaptığı açıklamada üniversitedeki eğitim faaliyetlerinin kesintisiz biçimde devam edeceğini duyurmuştu.
Kaynak: Oksijen
Samsung’da kriz son anda önlendi: 48 bin kişilik grev askıya alındı
