
AI: Korkmalı mıyız, kucaklamalı mıyız?
The TECH Summit’te bir araya gelen NGC Yönetici Ortağı & Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Affan Yılmaz ve Google Ülke Kanal Lideri Dr. Serhan Yılmaz, yapay zekanın “korku ve merak” ikileminden çıkarak iş süreçlerini doğrudan yöneten aktif bir güce dönüştüğünü vurguladı. Şirketlerin yüzde 80’inin verisi henüz dokunulmamış halde beklerken, 7 trilyon dolarlık pazarda rekabet avantajı, karanlık veriyi aydınlatıp inisiyatif alabilen organizasyonların olacak.

NGC Yönetici Ortağı & Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Affan Yılmaz ve Google Ülke Kanal Lideri Dr. Serhan Yılmaz The TECH Summit’in üçüncü gününde “AI: Korkmalı mıyız, Kucaklamalı mıyız?” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı.
Panel, yapay zekaya yönelik iki temel duyguyu—korku ve merak/kucaklama— merkeze alarak başladı. Serhan Yılmaz, kendisini bir “anlam arayıcısı” olarak tanımladı ve teknolojinin özünde anlam yaratma çabası olduğunu söyledi. Yapay zekaya dair dramatik soruların aslında bilinmezliği temsil ettiğini, “I don’t know what I don’t know” düşüncesinin bu döneme en iyi uyan yaklaşım olduğunu ifade ettiler. Affan Yılmaz ise AI’e yönelik farkındalık yaratmanın, insanlara önce “bilmiyorum alanı” kazandırmakla mümkün olduğunu belirtti.
Konuşmanın ikinci bölümünde yapay zeka pazarının büyüklüğü ve akademik gelişimi ele alındı. Global AI pazarının 7 trilyon dolara ulaştığı, perakende ve telekom gibi dikeylerde yüz milyarlarca dolarlık hacim oluşturduğu belirtildi. Stanford AI Index raporuna göre makine öğrenmesi makalelerinde son 10 yılda dramatik bir artış yaşandığı; ML’nin tüm alt alanları geride bırakarak büyümenin ana motoru haline geldiği aktarıldı. Bu durum, teknolojinin “öğrendikçe anlamlanan” yapısının doğal bir sonucu olarak yorumlandı.
Verinin karanlık tarafı
Veri dönüşümünün zorluğu panelin en kritik noktalarından biri olarak öne çıktı. Şirketlerin yüzde 80’inin verisinin dokunulmamış durumda olduğu, en büyük problemin data governance ve veri tekilleştirme olduğu ifade edildi. Structured– unstructured ayrımı yapılarak şirketlerin esas değerinin çoğunlukla PDF, web içeriği, video, konuşma gibi dokunulmamış veri katmanında bulunduğu vurgulandı. Affan Yılmaz, Google Cloud’ın agentic mimarisinin bu dağınık veri kaynaklarını tek bir erişim katmanında topladığını belirtti.
Serhan Yılmaz, veri güvenliği konusundaki kaygılara net bir çerçeve çizdi: Google hiçbir müşterinin verisini eğitmek için kullanmadı, üçüncü taraflarla paylaşmadı, reklam için işlemedi ve müşteriler arası bilgi transferi yapmadı. Kurumsal güvenlik standartlarının uluslararası çerçevelerle uyumlu olduğunu ve regülasyonların (TBMM AI Komisyonu, GDPR, yeni yasa çalışmaları) global ölçekte güçlendiğini söyledi. Bu noktada “gerçeği savunmak” (defending reality) kavramı panelin kilit teması haline geldi; bireysel dijital manipülasyon örnekleri bile gerçekliğin ne kadar kırılgan olduğunu kanıtladı.
Konuşmada AI’ın evrimi; multimedya modellerden agentic modellere doğru sıralı bir dönüşüm şeklinde anlatıldı. Agent’ların artık yalnızca cevap veren değil, aksiyon alan yapılar haline geldiği; kasko pazarlığı yapmak, CRM içgörüsü hazırlamak, Jira sorunlarını çözmek, kampanya üretmek, tatil planlamak gibi görevleri üstleneceği ifade edildi. Bu dönüşümle birlikte şirketlerin “AI-first organization” olma yoluna girdiği aktarıldı. Son bölümde McKinsey’nin verimlilik–gelir etkileri paylaşıldı: Pazarlamada yüzde 71 gelir artışı, HR ve legal gibi alanlarda yüzde 30–37 maliyet düşüşü, supply chain’de kritik verimlilik kazanımları yaşandı. Ipsos araştırması ise kuşakların AI adaptasyonunda güçlü bir yükseliş olduğunu gösterdi; Baby Boomer kuşağında bile oran yüzde 46’ya çıktı. Panel, 2026’nın “kim ne yapabilir” değil, “kim olmak istiyor” yılı olacağını söyleyerek sona erdi.
