21 Şubat Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Taraftarlar "futbol 90 dakikaya sığmıyor" diyor
Haberler

Taraftarlar “futbol 90 dakikaya sığmıyor” diyor

Sena Tufan
2 saat önce
4 dk okuma

Taraftarlık Türkiye’de sadece 90 dakika tribüne sıkışan bir duygu değil; aile sofrasında başlayan, işyerinin WhatsApp grubunda devam eden, çocuğa miras bırakılan bir yaşam biçimi. Twentify’ın yapay zeka destekli araştırma platformu Quals.ai ile yaptığı “Taraftarlık Araştırması”, takımına çok bağlı insanlarla forma renklerinin onlarda bıraktığı izleri, günlük yaşamda yarattığı davranış, aidiyet ve duygusal dalgalanmaları mercek altına aldı. Çalışmada taraftarlık, bireyin kimlik mozaiğinde bazen en üstte, bazen “gönül köşesi”nde; ama asla silinmeyen bir renk olarak karşımıza çıkıyor...

Taraftar kimliği, çoğu katılımcı için sadece bir hobi değil, yaşamsal bir aidiyet noktası. Takıma olan bağlılık “aile”, “arkadaş” ve hatta “hayat arkadaşı” gibi tanımlanıyor. Taraftarlık başarıdan bağımsız, koşulsuz bir sadakati ifade ediyor. Takım renkleriyle cisimleşen bu kimlik, aileden devralınan bir miras ve bireyin hayata bakışını ve sosyal ilişkilerini de şekillendiriyor.

  • “Galatasaraylı olmak bir tutkudur, bu takımın taraftarı olduğum için gurur duyuyorum.” (Erkek, 32, Galatasaray)
  • “Fenerbahçe benim hayatımda haftalık planımı yaparken ilk baktığım şeylerden biri.” (Erkek, 23, Fenerbahçe)
  • “Beşiktaş bir bağlılık bir hayat anlamıdır, mutluluktur.” (E, 36, Beşiktaş)

Temel rollerden sonra taraftar kimliği geliyor

Taraftar kimliği kişisel kimlik sıralamasında bazen en üstte, bazen de aile ve iş gibi temel rollerin hemen ardından geliyor. Özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları bu kimliği “aileyle aynı hizada” veya “hayatının en tepesinde” olarak tanımlıyor. Taraftarlık, kişisel tanıtımlarda çoğunlukla ilk üçte yer alıyor ve bazı ortamlarda (arkadaş, iş, sosyal medya) görünürlüğü daha da artıyor.

  • “Adım ve soyadımdan sonra ilk olarak ‘Galatasaraylıyım’ diyorum.” (Erkek, 55, Galatasaray)
  • “Beşiktaş kimliği, hayat kimliğim içinde yüzde 90 yer kaplar.” (Erkek, 34, Beşiktaş)
  • “Kendimi tanımladığım her ortamda Fenerbahçeli olduğumu muhakkak söylerim.” (Erkek, 43, Fenerbahçe)

Taraftarlık bir miras

Taraftarlığın başlangıcı genellikle aileden, özellikle babadan ya da abiden devralınan bir kültür olarak başlıyor. Çocuklukta alınan ilk forma, birlikte izlenen maçlar veya mahalledeki baskın renkler bu aidiyetin temel taşlarını oluşturuyor. İlk “büyük maç”, stada gitmek ya da aileyle gol sevinci paylaşmak, bu kimliğin duygusal köklerini derinleştiriyor.

Takımına olan duygusal bağ, aile ve arkadaşlık ilişkilerini güçlendiren, bazen bu ilişkilerin önüne geçen bir aidiyet duygusuna dönüşüyor. Taraftarlar arasında kurulan bağ, ortak sevinç ve hayal kırıklıklarında en yoğun şekilde hissediliyor. Tribünde hiç tanınmayan insanlara sarılmak, sosyal medyada birlikte sevinmek veya üzülmek, bu sosyal bağları görünür kılıyor.

  • “O kalabalıkla birlikte Beşiktaş diye bağırırken beni en çok babamla birlikte olmak etkiledi.” (Erkek, 36, Beşiktaş)

Maç günü hayat durur, düğün bile ertelenir

Taraftar topluluğu içinde, bireyler kendini daha rahat, coşkulu ve filtresiz ifade ediyor. Tribünlerdeki enerji ve kolektif sevinç/keder paylaşımı, aile ve arkadaş ortamlarından farklı olarak daha anonim, geçici ama yoğun bir bağ sunuyor. Bunun aksine, iş ve aile gibi sosyal roller içinde taraftarlık daha kontrollü ve dengeli yaşanıyor.

Taraftarlık, günlük rutin ve planlarda ciddi değişikliklere yol açabiliyor. Maç günleri sosyal programlar, aile buluşmaları veya önemli iş toplantıları ertelenebiliyor. Ruh hali, takımının başarısı ile doğrudan bağlantılı olabiliyor ve bu durum hem aile hem de iş ilişkilerine yansıyor. Bu öncelik, yaş, takım ve sosyal rol farklılıklarında da çeşitli biçimlerde ortaya çıkıyor.

  • “Fenerbahçe maçı var diye düğünümü ertelemiştim.” (Erkek, 30, Fenerbahçe)

Maç günü herkes bir tribün emekçisi

Taraftar kimliği çoğu zaman diğer sosyal rollerle iç içe geçiyor. Katılımcılar, ailede kendilerini çocuklarına veya eşlerine taraftarlık mirası bırakırken bulabiliyor. İşyerinde takım kimliğiyle anılmak kimi zaman avantaj, bazen de sınırlandırıcı bir etken olabiliyor. Rol çatışmalarında genellikle aile ya da iş öncelik kazanıyor, fakat taraftarlık asla tümüyle geri plana atılmıyor.

İş ortamında taraftarlık, özellikle kendi takımını tutanlarla ya da futbolseverlerle hızlı bir iletişim ve bağ kurmayı sağlıyor. Aynı takımdan olanlar arasında “biz duygusu” doğrudan bir sıcaklık ve espri zemini oluştururken, maç sonrası sohbetler veya küçük atışmalar günün stresini dağıtan sosyal ritüeller halini alıyor. Takım kimliğinin, iş arkadaşları arasında karşılıklı güven ve samimiyet kurmada bir kolaylaştırıcı işlevi görüyor.

Öte yandan, takım kimliğiyle tanınmanın iş ortamında sınırları da var. Farklı takımları tutanların olduğu kalabalık ekiplerde bu kimlik bazen taraflaşma, gerilim veya “fazla fanatik” görülme korkusu nedeniyle geri plana çekilebiliyor. Takım kimliğiyle çok öne çıkmak, profesyonellik ve tarafsızlık algısına zarar verebileceği endişesiyle özellikle önemli toplantı veya resmi ilişkilerde bastırılabiliyor. Bazı katılımcılar, olası tartışmalardan kaçınmak ya da “ciddiyet” imajını korumak için işyerinde taraftar kimliğini daha “soft” veya geri planda yaşadıklarını belirtiyor.

Ayrıca, işyerindeki kurumsal kültür ve yöneticilerin tutumu da belirleyici olabiliyor. Özellikle takım sevgisiyle öne çıkan yöneticiler veya patronlar olduğunda, aynı takımı tutmak çalışanlar için “görünmez ayrıcalık” veya “ortak dil” anlamına gelebiliyor. Ancak bu durum bazen diğer takım taraftarlarında dışlanmışlık veya “grup dışı” hissi de yaratabiliyor.

Mağlubiyet, çoğu taraftar için günü, bazen tüm haftayı etkileyen geçici bir ruhsal çöküşe neden olabiliyor. Bu ruh hali bazı katılımcılarda daha içe dönük, diğerlerinde ise dışa vurumlu öfke, gerginlik ya da sosyal izolasyon şeklinde yaşanıyor. Katılımcılar genellikle bu üzüntüyü aile veya iş ortamına yansıtmamaya çalışsa da, yakın çevre tarafından kolayca fark edilebiliyor.

Takım ürünlerine yapılan harcama aidiyetin maddi göstergesi

Taraftarlık, harcama alışkanlıklarında sembolik bir rol üstleniyor. Takım ürünlerine yapılan harcamalar, forma-şapka-atkı gibi aksesuarlar, maç biletleri ve deplasman yolculukları, aidiyetin maddi göstergeleri oluyor. Özellikle galibiyet sonrası “kendini ödüllendirme” davranışı sıkça görülüyor.

Fanatizm ile vefa arasında ince bir çizgi…

Katılımcıların çoğu kendini “fanatik” ya da “çok bağlı” olarak tanımlasa da takım sevgisinin sınırlarını etik değerler ve sosyal sorumluluklarla çiziyor. Tartışmalarda, eleştiride veya rakip takıma karşı tutumda çoğu kişi “ölçülü” olmaya, aile ya da arkadaşlık ilişkilerini etkilememeye dikkat ediyor.

  • “Fanatik olmamaya çalışıyorum. Sonuçta futbol bir eğlence aracı.” (Erkek, 31, Galatasaray)
  • “Benim taraftarlığımda şiddet yok şiddetli kızdırmak var o kadar.” (Erkek, 54, Fenerbahçe)

Biraz “asabi çocuk”, biraz “olgun baba”, çokça “tribün neferi”

Taraftar kimliğinde psikolojik profiller takım, yaş ve yaşam deneyimine göre ayrışıyor. “Olgun taraftar”lar duygularını kontrol etmeyi, sakinliği ön plana çıkarırken, gençler ve takımından daha yüksek performans bekleyenler duygularını daha hızlı dışa vuruyor. Takım kimliğinde bazıları “koşulsuz vefa”, bazıları “kazanma odaklı”, bazıları ise “başkaldırı” veya “mücadele” ile kendini tanımlıyor.

  • “Takıma kızsam da hayata devam ederim birazda karşı takım sevinsin derim onlarında mutlu olmaya hakkı var der teselli olurum.” (Erkek, 54, Fenerbahçe)

Sonuç

Ne Galatasaraylı “Avrupa Fatihi” olmadan, ne Fenerbahçeli “Cumhuriyetin Takımı” diye övünmeden, ne Beşiktaşlı “Duruş” dersi vermeden, ne de Trabzonsporlu “Köroğlu gibi başkaldırmadan” durabiliyor… Taraftarlık Türkiye’de bir futbol topundan fazlası, kimlik kartının arka yüzü!

Araştırma, tribünlerin sesinin evde, işte, WhatsApp grubunda yankılandığını; galibiyetle yüzlerde güller açıyor, yenilgiyle iki gün suratların asıldığını ama üçüncü gün de “önümüzdeki maçlara bakacağız” neşesinin geri geldiğini gösteriyor. Kısacası, taraftarlık ülkenin en büyük “gizli partisi”. Katılım şartı renk seçmek, giriş ücreti ise sonsuz sadakat.

Araştırmanın metodolojisi

Çeşitli yaş, sosyoekonomik statülerden Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor’a “çok bağlı” olduğunu belirten taraftarlar ile Quals.AI ile yapay zeka destekli derinlemesine birebir görüşmeler yapıldı.

Türkiye’de taraftarlığın anatomisi: Spor denince akla ilk gelen markalar hangileri?

featured
1 Zam tablosu netleşti: Kimin maaşı ne kadar arttı?
Zam tablosu netleşti: Kimin maaşı ne kadar arttı?
2 Yeni dönemde reklam sektörünün odaklanacağı 5 başlık...
Yeni dönemde reklam sektörünün odaklanacağı 5 başlık…
3 İstanbulluların alışveriş rotası: Marka sadakati zayıflıyor, fiyat ön plana çıkıyor
İstanbulluların alışveriş rotası: Marka sadakati zayıflıyor, fiyat ön plana çıkıyor
4 Ali Atay: Yetersiz insan olmak bana komik geliyor
Ali Atay: Yetersiz insan olmak bana komik geliyor
5 Kredi kartlarında yeni dönem başladı: Peki, neler değişti?
Kredi kartlarında yeni dönem başladı: Peki, neler değişti?
Güncel Haberler
Ramazan ekonomisi: Tüketici planlı, kampanya beklentisi yüksek
Ramazan ekonomisi: Tüketici planlı, kampanya beklentisi yüksek
Taraftarlar "futbol 90 dakikaya sığmıyor" diyor
Taraftarlar “futbol 90 dakikaya sığmıyor” diyor
Türkiye'de çalışanların zam gerçekliği değişiyor: "Motivasyon değil, dayanma eşiği"
Türkiye’de çalışanların zam gerçekliği değişiyor: “Motivasyon değil, dayanma eşiği”
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

Reklamcılıkta yeni dönem: 2025’in dengesi ve 2026’nın işaretleri
Haberler
Reklamcılıkta yeni dönem: 2025’in dengesi ve 2026’nın işaretleri
Marketing Türkiye
3 hafta önce
Karaca İngiltere’de küresel markalara meydan okuyor!
Köşe Yazıları
Karaca İngiltere’de küresel markalara meydan okuyor!
Günseli ÖZEN
26 Aralık 2025
The TECH Summit'te kayıtlar devam ediyor! Geleceği deneyimlemeye hazır mısınız?
Haberler
The TECH Summit’te kayıtlar devam ediyor! Geleceği deneyimlemeye hazır mısınız?
Marketing Türkiye
2 Aralık 2025
Markalı perakende yıla sert düşüşle başladı!
Haberler
Markalı perakende yıla sert düşüşle başladı!
Ferruh Altun
3 gün önce
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.