
Sevgililer Günü’nün yeni trendi: Kendini şımartma…
Hopi ile Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirilen “Hediye Alma Alışkanlıkları” araştırması, Sevgililer Günü’nün alışveriş dinamiklerinde dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor. Gerçek zamanlı verilerle desteklenen bulgular, hediyenin yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı bir jest olmaktan çıkarak bireysel mutluluğun da bir aracı haline geldiğini gösteriyor. Araştırma, dönüşen tüketici beklentileriyle birlikte “kendini şımartan” yeni bir profilin yükselişini ortaya koyarken; markalar için de özel gün iletişiminde yeniden düşünülmesi gereken güçlü sinyaller sunuyor.
Hopi’nin uygulama içi anket modülü üzerinden, 1.087 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma; özel günlerde hediye alma motivasyonlarını, tercih edilen kategorileri ve alışveriş davranışlarındaki dönüşümü gerçek zamanlı verilerle ortaya koyuyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise net: Tüketici artık hediyeyi yalnızca karşısındaki kişiye değil, kendisine de alıyor.
Kendini şımartma yükselişte
Araştırmaya göre, kendine hediye alan tüketicilerin tercihi ağırlıklı olarak “iyi hissettiren” kategorilere yöneliyor. Kozmetik ve bakım ürünleri listenin başında yer alırken; spa, masaj gibi deneyim odaklı seçenekler de öne çıkıyor. Üstelik bu eğilim sadece ürünlerle sınırlı değil. Kendine hediye almayı planlayanların önemli bir bölümü, bu dönemi küçük bir tatille kutlamayı tercih ediyor. Bu tablo, tüketicinin maddi hediyelerden çok deneyim ve iyi hissetme arayışına yöneldiğini gösteriyor.
Kadınlar Sevgililer Günü’ne daha geniş bir çerçeveden bakıyor
Tüketicilerin yüzde 48’i hediye alışverişi yapmayı planladığını belirtirken, hediye alma eğilimi yüzde 57 ile erkeklerde daha yüksek görünüyor. Ancak kadınlar için Sevgililer Günü, yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı bir anlam taşımıyor. Kadın tüketiciler, eşi ya da partneri dışında kendileri için de alışveriş yaparak bu günü kişisel bir “iyi hissetme” anına dönüştürüyor.
Sevdiklerine giyim, kendine bakım ve deneyim
Hediye kategorilerinde genel tabloda liderlik yüzde 64 ile giyim ve aksesuara ait. Onu yüzde 24 ile kozmetik ve bakım ürünleri takip ediyor. Ancak söz konusu “kendine hediye” olduğunda dengeler değişiyor. Bu alanda kozmetik ve bakım ürünlerinin payı yüzde 44’e yükselirken, spa ve masaj gibi deneyim odaklı hediyeler yüzde 26’ya ulaşıyor. Kendine hediye almayı planlayanların yüzde 19’unun tercihini küçük bir tatilden yana kullanması ise dikkat çekici bir başka veri olarak öne çıkıyor.
Kalp seçiyor, kasada fiyat ve kampanya belirliyor
Araştırma, özel günlerde hediye seçiminde duygusal motivasyonun hala güçlü olduğunu gösteriyor. Her 10 kişiden 8’i için hediye almanın temel nedeni karşı tarafı mutlu etmek. Ancak iş ödeme aşamasına geldiğinde kampanyalar ve fiyat avantajı belirleyici oluyor. Kullanıcıların yüzde 42’si uygun fiyat ve kampanya sunan mağazaları tercih ettiğini belirtirken, bu oran 56 yaş ve üzeri grupta yüzde 51’e yükseliyor. Kadınlarda bütçe hassasiyetinin daha belirgin olduğu da araştırmanın öne çıkan bulguları arasında.
Kadınlar planlı, erkekler fırsat kolluyor
Alışveriş davranışlarında cinsiyete dayalı farklılıklar da verilerle netleşiyor. Kadınların yüzde 38’i hediye alışverişini haftalar öncesinden planlayarak tamamlarken, erkeklerde kampanya takibi ve son güne bırakma eğilimi daha yaygın. Erkeklerin yüzde 28’i kampanya dönemlerini beklemeyi tercih ederken, yüzde 17’si alışverişi son günlere bırakıyor. Karar verme hızında da benzer bir ayrışma görülüyor: Kadınların yüzde 59’u ne alacağını önceden bilerek hızlı karar verirken, erkeklerin yüzde 29’u daha fazla araştırma ve karşılaştırma yapıyor.
Hediye artık takvime bağlı değil
Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu ise hediye kültürünün yalnızca özel günlerle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Her 10 kişiden 8’i, hediye almak için Sevgililer Günü gibi belirli tarihleri beklemediğini söylüyor. “İçinden geldiği için” hediye alanlar arasında en çok tercih edilen kategori yüzde 48 ile giyim ve aksesuar. Bu oran özellikle kadınlarda ve 36–45 yaş grubunda yüzde 54’e kadar yükseliyor. Çiçek ya da tatlı gibi sembolik hediyeler yerine, günlük hayatta kullanılabilecek ürünlerin öne çıkması, hediyenin giderek daha işlevsel ve kişisel bir jest haline geldiğini gösteriyor.
