“Radyo TV’den 10 kat daha etkili”

Hem TV hem de radyo kanallarıyla kurulduğu günden beri Türk müzik sektörüne yön veren Kral Grubu, bu yıl 20’inci yaşını kutluyor. Markanın geride bıraktığı 20 yılı ve sektöre etkilerini konuşmak için bir araya geldiğimiz Kral Grubu Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akbay, özellikle grubun amiral gemisi olan “Kral FM”in bu süreçte liderliği hiç kaptırmadığına vurgu yapıyor. Reklam sektörüne ilişkin de çarpıcı açıklamalar yapan Akbay, radyo alanında komisyonların düşük olması nedeniyle medya planlama ve reklam ajanslarının reklamvereni bu mecraya yönlendirmediğini savunuyor. Akbay’ın iddiası ise büyük: “Bir TV kanalına verilen reklam bütçesinin 10’da biriyle Kral FM’de yapacağımız bir kampanya 10 katı daha fazla dönüş alacak, satışları artıracaktır.”

Söyleşi: Ferruh Altun

Kral TV ve Kral FM bu yıl 20’inci ya­şını kutluyor. Nasıl geçti bu 20 yıl ve Kral’ın müzik sektörüne katkı­ları neler oldu?

Kral markası 1993 yılında kuruldu. O yıllarda TV kanalları haftada bir saat yayın yapacak ka­dar klip bulamıyordu. Kral TV’nin daha birinci yılında yarattığı etkiyle o yıl üretilen klip sayısı binin üzerine çıktı. Ardından her yıl çekilen klip sayısında artış ya­şandı. Kral’ın müzik sektörüne en büyük katkılarından biri klip üretimine verdiği hız oldu. Kral markasını iki noktadan ele almak lazım. Bir tarafta Kral TV var, diğer tarafta ise Kral FM. Kral TV yayınladığı kliplerle popü­ler kültüre vizyon katıp bir klip sektörü oluştururken, Kral FM ise ağırlıklı olarak arabesk müzik yayın yapan bir radyo kanalı olarak yayına başladı. Kral FM kurul­duğu günden bu yana, yani 20 yıldır Türkiye’nin en çok dinlenen radyosu olma unvanını kimseye kaptırmadı. İlk yıllarda Kral TV ile Kral FM içerik anlamında olduk­ça farklı yapılardaydı.

Bu konumlamalar süreç içinde nasıl değişti?

Doğuş Grubu markayı satın aldıktan sonra kanal sayısı Kral TV, Kral FM, Kral POP TV ve Kral POP Radyo ol­mak üzere dörde çıktı. Başta bu kanalların içeriklerini birbirine yaklaştırmak istedik. Ancak gördük ki bu du­rum, arabesk ve halk müziği ağırlıklı yayın yapan Kral FM’in yapısını bozuyor. Çünkü o zaman Kral FM’in popüler kültürün içinde kaybolma tehlikesi baş gösterdi. O sebeple daha önce yüzde 90 oranında pop, yüzde 10 oranında ise arabesk yayını yapan Kral TV’yi tamamen yüzde 100 pop yayını yapan “Kral POP”a çevirdik. Fakat etnik müzik yapan sanatçılardan gelen bas­kıyla onların kliplerine de yer verecek bir TV kanalı kurmak için de elimizi taşın altına koyduk ve böylece sadece etnik müzik yayını ya­pan Kral TV’yi açtık. Kral FM yine eski yayın çizgisini sürdürürken bir de pop yayını yapan Kral POP Radyo’yu kurduk.

Kral FM’in 20 yıldır en çok dinlenen radyo olmasının ar­dından nasıl bir strateji yatıyor?

Kral FM’in başarısını sadece arabesk müzik yayını yapmasına bağla­mak doğru olmaz. Evet, iyi bir etnik müzik yayını yapıyor ve halkın gerçekleriyle örtüşen bir yayıncılığı var. Ancak başarısının asıl se­bebi benzeri olmayan bir yayıncılığa ve içeriğe sahip ol­ması. Benzersizlikten kaynaklanan bir liderlik bu. Bizim dışımızdaki radyoların hemen hemen birebiriyle aynı.

Kral’ın ilklerinden bir de Kral TV Müzik Ödül­leri yarışmasıydı. Ancak bu yıl bir ödül töreni yapılmadı…

Bir yıla yaydığımız 20. yıl etkinliklerimiz kapsamında Kral Müzik Ödülleri’nin ödül törenini bu yıl yapmama kararı aldık. Bunun arkasındaki nedenlerden biri de sektörde çok fazla üretimin olmaması. 90’larda olduğu gibi bir üretim yok bugün. Birçok alanda ödül verecek adaylar bulmakta zorlandık. Öte yandan müzik sektörü bu tür bir etkinliği kaldırabilecek bir yapıda değil, çünkü günün sonunda ne ödül alanı memnun edebiliyorsunuz ne de almayanı. Öte yandan bana kalırsa bir müzik ka­nalının böyle bir ödül töreni yapması da çok doğru değil.

Yurt dışında örnekleri var. MTV Ödülleri en saygın müzik ödüllerinden biri…

Evet, ama MTV uluslararası bir kanal. Sadece Ameri­ka’da yayın yapıyor olsaydı böyle bir yarışma yapmakta zorlanırdı. Bu bir haber kanalının siyaset ödülleri yap­ması, ekonomi kanalının da ekonomi ödülleri vermesi gibi bir durum. Öte yandan biz bu yıl tören yapmadık ama yine ödüllerimizi verdik. Ödülleri verirken de satış rakamları, radyolarda çalınma sayıları gibi somut ve­rilere dayanarak bir seçim yaptık. Bu verilerin tamamı bizden bağımsız olmasına rağmen sorun yaşadık. O se­beple şimdilik önümüzdeki yıl bu yarışmayı yapmayaca­ğız gibi görünüyor.

Sektörde üretimin bu denli düşmesinin nede­ni nedir? Tek sebep internetten indirilen mü­zikler mi?

Önceden sanatçılar bir albüm yaptığında milyonlarca satılıyordu. Ekstralar, konserler ve etkin­likler derken ciddi paralar kazanılıyordu. Sektörün en büyük hatası yaşanan dijital devrimi takip edememesi oldu. Sektör dijital dönüşümü sağlayamazken yasal eksiklikler­de süreci kötüye götürdü. Müzik tüketimi 1990’lı yıllara göre belki 20 kat artarken bu alandan elde edilen gelir aynı oranda azaldı. Çünkü sektör, kendi içinde tek ses olup yasal düzenlemelerin yapılması için baskı yapa­madı. Şimdi olumlu adımlar atılıyor ancak telif hakkı geriye dönük işlemiyor. Bugün toplanması gereken telif bedellerinin 20’de 1’i toplanamıyor. Herhangi bir kafeye girip bura­da müzik yayını yapıldığı için telif talep etseniz sizi döverek dışarı çıkarırlar. Toplumda telif ödeme anlayışı henüz yerleşmedi. Sistem bu konuda işlemiyor. Oysa siz kamuya açık bir alanda ticari bir işlet­mede müzik yayını yapıyorsanız bunun telifini ödemek zorundasınız.

Siz bu anlamda sektöre nasıl bir katkıda bulunuyorsunuz?

Biz daha önce kliplerinin daha fazla yayınlanmasını isteyenlerden ücret talep ediyorduk. Ancak şu anda sadece küçük bir bölümünden ücret talep ediyoruz. Klipleri oluşturduğumuz bir kurulda üç guru­ba ayırıyoruz. Birinci grubu kesinlikle yayınlamayacağımız, kalitesiz klipler oluşturuyor. İkinci gurupta “yayınlanabilir ama yayınlama­sak da olur” dediğimiz klipler yer alıyor. Son gurupta ise popüler sanatçıların yayınlayacağımız klipleri yer alıyor. Yayınımızın yüzde 7’sini promosyon alanı olarak beliyoruz ve burada normalde yayın­layamayacağımız kliplere ayırıyoruz ki, sadece bu kliplerden ücret alıyoruz. Ücretli alınan klipler de üç defadan fazla yayınlanmıyor. Ama bilinmeyen sanatçıların çok beğendiğimiz kliplerini de ücretsiz olarak yayınlıyoruz. Yayın akışımızı oluştururken satış oranlarına, ulusal radyolarda çalınan müziklere, üniversitelerdeki kiosk’lara ba­kıyoruz ve buradan derlediğimiz 20 parçanın ilk 10’unu daha yoğun, ilk beşini ise daha sık çalıyoruz. Yayın akışımızı objektif kriterlerle hazırlıyoruz.

Müzik kanalları arasında klipleri ilk kez yayınlıyor olmak önemli bir ayrıcalık. Aynı zamanda iyi bir pazarlama yön­temi. Bu anlamda sanatçılardan kliplerini ilk kez size gön­dermeleri yönünde bir talebiniz oluyor mu?

Sanatçılarla ve sektörle çok iyi ilişkiler içinde olduğumuz için popü­ler sanatçıların ilk tercihi Kral oluyor. Bu sebeple popüler kliplerin yüzde 95’i ilk kez Kral kanallarında izleyiciyle buluşuyor. Klipler ilk yayınlandığında ekranda “Bu klibi ilk kez Kral’da izliyorsunuz” ibaresi çıkar. Daha sonraki yayınlarda ise “Bu klibi ilk defa Kral’da izlediniz” yazısı çıkıyor. Önceki yıllarda klibini ilk kez bize gönderen sanatçılara ayrıcalıklar tanıyorduk ki kimi klipler bir hafta önce bizeulaşıyordu. Ardından bir gün önce almaya başladık klip­leri. Fakat bu uygulama diğer kanalları rahatsız edince biz herkese “tüm kanallara aynı anda gönderin” dedik. Klipler tüm kanallara aynı anda ulaştığı halde ilk yayın­layan biz oluyoruz, çünkü bizde çok hızlı bir işleyiş var. Öte yandan kimi kliplere ücret ödeyip sponsor oluyoruz ve Kral markasını klibin içine yerleştiriyoruz. Bu klipler de bize özel oluyor.

Kral markası altındaki dört kanalın izleyici pro­fili nedir? Hangi kanal hangi kitle tarafından daha çok takip ediliyor?

Kral FM Türkiye’nin en çok dinlenen radyosu ve tüm kesimlere ulaşan sosyal bir radyo kanalı. Dinleyici iste­diği her şeyi buluyor orada. Son aldığımız verilere göre; daha önce nüfusun yüzde 50’si radyo dinlerken bu oran bugün yüzde 60’a çıkmış durumda. Tahminlerin aksine radyo her gecen gün daha fazla dinleniyor. Dijitale hızlı bir geçiş var ancak hâlâ radyo daha çok klasik mecra­lardan dinleniyor. Şu anda radyoların dijital üzerinden dinlenme oranı yüzde 40’a çıkmış durumda. Radyo din­leyenlerin yüzde 30’u Kral FM dinliyor. Yani Kral FM’in 15 milyon dinleyicisi var. Türkiye dışında 160 ülkede dinleniyor Kral FM. Daha çok 20 yaş üstü bir hedef kit­leye sahibiz. Kral POP ve Kral TV ağırlıklı olarak, kafe ve lokanta gibi topluma açık alanlarda izleniyor. Sosyalle­şilen alanlarda insanlar müzik kanallarını izliyor, çünkü müzik herkesin ortak zevkine hitap ediyor. Bu anlamda özellikle Kral POP kanalımız reklam sektörü tarafından çok anlaşılmış değil. Çünkü bir kafede binlerce kişiye ulaşıyor Kral POP. Aynı zamanda bir açık hava mecra­sı. Ama ölçülmediği için reklamcılar bilmiyor değerini. Ölçüm yapılabilse ana kanallardan daha etkili bir mecra olduğunu görecekler. Kral TV ve Kral FM ise daha bi­reysel olarak izlenen ve dinlenen kanallar. Ama tabi bi­zim amiral gemimiz Kral FM. Hem kârlılık hem de etki olarak lokomotif mecramız Kral FM. Tüm mecralarımızı topladığınızda hem radyo hem de TV kanallarımızla ne­redeyse Türkiye’nin yarısına ulaşıyoruz. Üstelik bu kitle sadık ve Kral markasına güvenen bir kitle.

Radyo dinleme oranları artıyor, ancak radyo­nun reklam pastasındaki payı her geçen gün da­ralıyor. Buradaki terslik nereden kaynaklanıyor sizce?

Televizyon yüzde 90 erişimi olan bir kanal ve reklam pastasının yüzde 57’sini alıyor. Radyo ise yüzde 60’lık bir erişime sahip olmasına karşın reklam pastasından aldığı pay yüzde 3-4. Böyle bir mantık olabilir mi? Reklamveren radyoyu hem bilmiyor hem de kullanamıyor. Öte yan­dan araştırmalar radyonun televizyondan daha güvenir bir mecra olduğunu ve insanların kendisine daha yakın hissettiği bir mecra olduğunu gösteriyor. Radyo arkadaş ve yoldaş olarak görülüp, kişiliği yansıtan bir mecra ola­rak görülüyor. Tüm bu verilere baktığınızda radyonun reklam pastasından aldığı oranın düşük olması anlaşılır değil. Ama sanıyorum radyodaki reklam pastası ve ko­misyonlar düşük olduğu için medya planlama ve reklam ajansları buraları tercih etmiyor, ücretlerin daha yüksek olduğu mecralara yöneliyor. Radyoya özel reklam yapılmıyor. Oysa ben iddia ediyorum; bir TV kanalına verilen reklam bütçesinin 10’da biriyle Kral FM’de yapacağımız bir kampanya 10 katı daha fazla dö­nüş alacak, satışları artıracaktır. Çünkü radyo direkt satışa yönlen­dirmede çok etkili. Güvenilen bir mecra. Oysa TV’de güven diye bir şey yok. Dizi hangi kanala giderse izleyici de o kanala gidiyor.

Dediğiniz gibi radyo mecrası hızla dijitale kayıyor ve din­leyiciler artık internet üzerinden radyo dinliyor. Dijitale geçiş sürecinde siz neler yapıyorsunuz?

Biz, 2015 yılını dijital devrim yılı olarak tanımladık. Kral’ın mobil uygulaması yaklaşık 1 milyon 300 bin akıllı telefona indirilmiş du­rumda. Yeni bir uygulama hazırlıyoruz şu anda ve insanlar Kral’ın tüm içeriklerine bu uygulamalardan ulaşabilecekler. Başta ücretsiz olacak ancak daha sonra içeriklerin satın alındığı bir platform ola­cak burası. Sadece bu uygulamada bulunacak özel içerikler de ola­cak. Müzik sektörünün gelecek akıllı telefonlarda ve biz de bu alana yoğunlaşıyoruz. Dijital alandaki yayınımızla klasik mecralardaki ya­yınlarımız rekabet halinde olacak.

İLGİLİ HABERLER