Metro Türkiye zor günde HORECA’nın yanında!

Metro Türkiye Pazarlama, Marka Yönetimi ve İletişim Grup Müdürü Seçil Demiralp ile; 30. yılını kutlayan METRO’nun iletişim çalışmalarından HORECA’ya verdikleri desteğe, pandemi döneminde ve sonrasındaki süreçte değişen satın alma eğilimlerinden dijitalleşmeye uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte o keyifli söyleşinin satır başları…

Sağlıklı beslenme trendi kalıcı olacak

  • Metro Türkiye olarak, pandemi döneminin tüketici davranışına olan etkisini üç evrede incelememiz gerektiğini düşünüyoruz. Birinci evreyi Türkiye’de ilk vakanın açıklandığı 11 Mart sonrasındaki bir aylık dönem olarak nitelendiriyoruz. Bu dönem içerisinde pandeminin yarattığı panik, özellikle gıda ve hijyen ürünlerine talepte büyük artışa yol açtı. Ürün bulamama kaygısıyla temel gıda, hijyen ve temizlik ürünlerine satışlar 5 kat arttı. Bu evrede ayrıca günlük satış ortalamalarımıza göre kolonyada 29 kat, kâğıt ürünlerinde 10 kat, makarnada 9 kat, pirinç bakliyatta 5 katlık büyük talep artışları oldu.
  • İkinci evre Nisan ayı itibariyle girdiğimiz dönemde başladı. Panik havasının dağılması ve sokağa çıkma yasaklarının gelişiyle birlikte, evde daha fazla vakit geçirmeye bağlı olarak tüketicilerin günlük hayat pratiklerinde değişiklikler yaşandı. Özellikle hazır ve donuk gıdalarda, ekmek ve pastane ürünlerinde, kahvaltılık grubu ürünlerinde, süt ve süt ürünlerinde artış yaşandı. Online eğitim ve çalışma düzenine bağlı olarak kamera ve kulaklık gibi teknik ürünlerin satışı da arttı. Bu dönemde talep artışına bağlı olarak oyun ve yapboz grubunda 6 kat, bahçecilik ürünlerinde ve spor alet ve malzemelerinde 4 kat, kek, pasta ve ekmek yapımı malzemelerinde 9 kat, mayalarda ise 14 kat satış gerçekleşti.
  • Üçüncü evreyi ise normalleşmeye doğru giden ve normalleşme sürecinin kendisi olarak tanımlayabiliriz. Bu dönem sağlıklı olma ve sağlıklı kalma evresi oldu; en önemli ve kalıcı olan evre olduğunu, tüketici davranışlarındaki önemli değişimlerin bu evrede yaşandığını düşünüyoruz. Tüketiciler artık daha sağlıklı besleniyor, sağlıklı ve güvenilir ürünlere talebin arttığını gözlemiyoruz.
  • Metro Türkiye olarak, 34 ülkede faaliyet gösteren bir iş ağına sahip olmamızın sağladığı avantajla, koronavirüs salgınının dünya genelinde artmaya başladığı dönem itibarıyla diğer ülkelerde alınan tedbirleri ve önlemleri yakından takip ettik. Dolayısıyla, Türkiye’de de gerekli tüm çalışmalarımızı çok önceden planladık, atacağımız adımlarımızı belirledik. Stok, tedarik ve lojistik süreçlerimizi çok iyi bir şekilde yönettik ve müşterilerimizin taleplerine en hızlı şekilde cevap verdik. HORECA’nın yeniden faaliyete geçtiği “Mutfağa Dönüş” döneminde de tüm müşterilerimiz için doğru ve güvenilir alışverişin adresi olmak için aynı hassasiyetle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

“Küçük İşletmem İçin” projesiyle 1500 HORECA’ya destek verdik…

  • Türkiye’de ev dışında yeme-içme sektörü, 2019 yılında iyimser bir portre çizerek yılsonunda 19 milyar doların hemen altında bir büyüklüğe ve toplamda 110 milyar dolar gibi yüksek bir değere ulaşmıştı. Bu doğrultuda, sektör 2020’ye umutlu ve büyük hedeflerle başlamıştı ancak yapılan araştırmalara göre pandemi sürecinde Türkiye’de HORECA’nın yüzde 80’i, sezon otellerinin de yüzde 95’i kapanmak durumunda kalmıştı. Normalleşme planı kapsamında 1 Haziran itibarıyla birçok işletme kapılarını tekrar açsa da pandemi döneminden öncelikli olarak etkilenen sektör yeme-içme sektörü oldu
  • Metro Türkiye olarak 30 yıldır HORECA’nın önemli iş ortaklarından biriyiz. Bu zorlu dönemde de HORECA müşterilerimizin de yanında yer alarak gerek fiyat politikamızla onları destekledik; gerekse ihtiyaçlarını ve ekonomik açıdan karşılaştıkları zorlukları dinleyerek gerekli mercilerle paylaştık. İş ortaklarımızın koronavirüsün etkilerini yönetmelerine yardımcı olmak için acil durum planı hazırladık.
  • Tüm bu çalışmalarımızla birlikte, 29 Nisan’da büyük önem verdiğimiz ve yeme içme sektörüne büyük destek sağlayacağını umduğumuz “Küçük İşletmem İçin” projemizi başlattık. Gıda Kurtarma Derneği ve Dude Table iş birliğinde, Coca-Cola’nın ana partnerliği ve Unilever Food Solutions, PepsiCo, P&G, Barilla, Orkide Yağ, Altınmarka, Reis Gıda, Dimes Türkiye, Upfield, Bursa Pazarı, Hekimoğlu Un, Dardanel ve Mikro Yazılım’ın destekleriyle hayata geçirdiğimiz proje kapsamında yeme içme sektöründe koronavirüs salgını sonrasında tekrar hizmet vermeye başlayacak küçük işletmelere can suyu olmak amacıyla 5 bin TL’lik ürün ve hizmet yardımı sağlamayı hedefledik. Proje kapsamında 1500 işletmeye ürün ve teslimatlar 17 Ağustos itibarıyla tamamlandı. Böylece, 10 bin kişilik istihdamın korunmasına ve 3 milyar TL’lik yerel ekonominin canlandırılmasına katkı sağlıyoruz.

Bir dijital çözüm ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz

  • Pandemi, her alanda dijitalleşmeye duyulan ihtiyacı önemli ölçüde arttırdı ve dijital dönüşüm süreci hızlandı. Hem market müşterilerinin hem, HORECA’nın kendi müşterilerinin beklentileri değişti. Biz müşterimize farklı seçenekler sunmak için mobil aplikasyonlarla alışverişten, mağaza içinde sıra beklemeden alışverişe kadar mevcutta var olan ve müşterilerin geri bildirimleriyle her an geliştirilebilecek bir dijital çözüm ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.
  • Örneğin, ürünlerin alışveriş sepetinde okutularak sadece ödemenin kasada alındığı yöntem farklı müşterilerimizin ihtiyaçlarına hizmet ediyor. Şu an mobil aplikasyon üzerinden mağazada alışveriş sırasında ürün barkodlarını kendi kendilerine dijital olarak okutarak kasa sırasına girmedikleri, METRO Fast adını verdiğiniz yeni alışveriş sistemimizi hayata geçirdik. Şu anda diğer mağazalara yayılımı için de çalışıyoruz. 2015 yılında başlattığımız marina sevkiyatı hizmetine bu yıl Bodrum yarımadasında yer alan tüm iskele ve marinalardaki özel yatlara online sipariş hizmeti sunarak devam ediyoruz. Müşterilerimiz www.metroyatservis.com üzerinden sipariş verebiliyor.

Müşterilerimiz 30 dakikada kendi internet sitelerini kurabiliyor

  • Sunduğumuz çözümler arasında, müşterilerimizin en kolay ve en hızlı şekilde kendi internet sitelerini oluşturmalarını sağlayan DISH platformu yer alıyor. Bu platform sayesinde müşteriler, teknik altyapı bilgisine ihtiyaç duymadan, Metro Türkiye’nin internet sitesi kurulum aracı sayesinde, kurulum ve alan adı ücreti gerektirmeden 30 dakikada kendi internet sitelerini kurabiliyor ve internette görünürlüklerini artırabiliyor. Bu çözüm, işletmeler için her sene yaklaşık 4 bin TL tasarruf anlamına geliyor.
  • Sunduğumuz bir diğer dijital çözüm olan Menü Kit yazılımı da restoran sahibi müşterilerimizin işletmelerinde servis ettiği menülerin maliyetini hesaplıyor. B2B e-ticaret platformumuza entegrasyon sayesinde de Metro’dan satın aldıkları ürün maliyetlerinin otomatik olarak reçete maliyetlerine yansımasını sağlıyorlar. Ayrıca müşterilerimiz, POS Satış Otomasyon sistemimiz üzerinden masa adisyonunu dijital ortama taşıyarak stok kontrolü yapabiliyor, reçete ve sipariş işlemlerini en verimli hale getirebiliyor. Bunlara ek olarak, Dijital Menü aracılığıyla restoran müşterilerinin akıllı telefon ya da tablet ortamında sipariş verebilmelerine yönelik projelerimizi sürdürüyoruz.

30 yıldır Türk mutfağının hak ettiği yere gelmesi için çalışıyoruz

  • yılımızı tüm paydaşlarımızla iş birliğimizi daha da ileriye taşıyarak kutluyoruz. 2020’de Türk mutfağının dünyada hak ettiği yere gelmesi için 30 yıldır sürdürdüğümüz projelerimizi yeni reklam kampanyalarımızla kamuoyuna duyurmaya devam ediyoruz. Burada da aslında yürekten şeflerimizi kutluyoruz.Metro Türkiye olarak yeni imaj kampanyamız kapsamında “İşin Mutfağında” söylemiyle çektiğimiz yeni reklam filmimiz, 17 Temmuz Cuma günü yayınladı. Filmde, Metro Türkiye’nin Türk mutfağının korunup gelişerek nesilden nesile aktarıldığı bir gelecek için 30 yıldır “İşin Mutfağı”nda olduğunu vurguluyoruz.

  • Ünlü halk ozanı Neşet Ertaş’ın çok sevilen “Doyulur mu?” türküsünün 3k1a tarafından özel olarak hazırlanan versiyonu eşliğinde sunulan filmde, Türk mutfağındaki usta şeflerin ellerinden çıkan eşsiz lezzetlerinin görüntüleri izleyiciyle buluşuyor. Reklam filminde, Metro Türkiye’nin tam 30 yıldır başta profesyoneller olmak üzere gastronomiye gönül vermiş herkese benzersiz çeşitlilikteki ve kusursuz kalitedeki ürünleri yerel lezzetleri koruyarak ve izlenebilirliği mümkün kılarak sunduğu mesajı aktarılıyor. “İzlenebilirlik ve sürdürülebilirlik, yerellik, çeşitlilik ve kalite” başlıkları altında, Metro’nun işin mutfağında neler yaptığını anlatan üç ayrı reklam filmi de izleyiciyle buluştu.

 

 

 

İLGİLİ HABERLER