Kendi merakının peşinden giderek teknoloji anlatıcılığına uzanan bir yolculuk Çiçek Çizmeci Devge’nin ki… YouTube kanalı “Çiçek ile Teknoloji”de, “anlamak ve anlatmak” odağında şekillenen içerik üretim pratiğiyle teknolojiyi karmaşık bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarıp herkes için erişilebilir bir hikayeye dönüştürüyor. Yapay zekayı bir tehditten ziyade yaratıcılığı destekleyen bir “süper güç” olarak tanımlayan Devge; içeriklerin giderek tekdüzeleştiği bir gelecekte samimiyetin, kişiselliğin ve “insan dokunuşunun” yeniden değer kazanacağını ve doğru kullanıldığında teknolojinin insanlığın en büyük şansı olacağını söylüyor…
Sizi tanımayanlar için kendinizi ve kanalınızı biraz anlatabilir misiniz?
Ben Çiçek Çizmeci Devge. Boğaziçi Üniversitesi Küresel ve Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Aslında kariyerim tek bir çizgide ilerlemedi, farklı alanları deneyimleyerek şekillendi. Önce aile işinde çalıştım, ardından özel sektörde e-ticaret tarafına geçtim. Bu arada bir üniversite arkadaşımla birlikte kendi girişimimizi kurduk ve o hala bu girişim dönüştürerek başarıyla yoluna devam ediyor.
Ama içimde hep başka bir şey vardı. Hikaye anlatmak, ekran önünde olmak, insanlara bir şey aktarmak… Bunun peşinden giderek spikerlik eğitimi aldım ve Habertürk’te bir yıl gece spikerliği yaptım. Tam da o dönemde şunu fark ettim; ben başkalarının yazdığı metinleri okumaktan çok, kendi merak ettiğim şeyleri anlatmak istiyorum. 2017’de bu yüzden kendi YouTube kanalımı açtım. İlk başta teknoloji ürünleriyle başladım ama zamanla bu bir “ürün inceleme” kanalından çıkıp bir “öğrenme ve anlatma” platformuna dönüştü. Arada dünyayı gezdim, farklı projelerde yer aldım, “Cebimdeki Anahtar” gibi içerikler ürettim. Ama özünde yaptığım şey hiç değişmedi, öğrenmek ve öğrendiğimi paylaşmak.
“Çiçek ile Teknoloji” fikri nasıl ortaya çıktı, bu kanalı diğer teknoloji kanalarından ayıran temel yaklaşım ne?
“Çiçek ile Teknoloji” aslında çok basit bir ihtiyaçtan doğdu: Anlamak. 2017’lerde teknoloji dünyasında konuşulan şeyler çoğu insan için biraz uzaktı, teknikti, karmaşıktı. Ben de bu kavramları önce kendim anlamak, sonra da herkesin anlayabileceği şekilde anlatmak istedim.
İlk kameramı kredi çekerek aldım, hala o kamerayı kullanıyorum. Tripod, ışık, drone… Hepsini deneye deneye öğrendim. O süreçte şunu fark ettim, öğrenmek bana gerçekten büyük bir keyif veriyor. Ve daha da önemlisi, öğrendiğim şeyi anlatmak. Kanalı farklı yapan şey de bu bence. Ben bir şeyi anlatırken “ben bunu yeni öğrenmiş biri olsaydım nasıl anlardım?” diye düşünüyorum.
YouTube’da teknoloji içerikleri üretmek ile klasik medya platformlarında çalışmak arasındaki farklar neler?
Klasik medya bana hep biraz sıkışmış hissettirdi. Çünkü orada içerik çoğu zaman senin değil, markanın oluyor. Reklam verenin ne istediği, neyin gösterileceği, neyin gösterilmeyeceği… Hala teklifler alıyorum ama içime sinmiyor. Çünkü ben bir şeyi gerçekten seviyorsam anlatmak istiyorum, sadece anlatmam istendiği için değil.
YouTube’da ise tam tersine bir özgürlük var. Evet, belki daha az izleniyorsun, belki daha az kazanıyorsun ama yaptığın iş sana ait oluyor. Bu benim için çok daha değerli. Klasik medyanın ekip, organizasyon ve iş bölümü gibi büyük avantajları var. Ama özgürlük yoksa o avantajlar benim için çok anlamlı olmuyor.

Yapay zeka gibi teknik bir konuyu geniş kitlelere anlatırken en çok zorlandığınız nokta ne oluyor?
Aslında en zor kısım şu; önce kendime anlatmak zorundayım. Bir şeyi gerçekten anlamadan anlatmanın mümkün olmadığını çok erken fark ettim. Bu süreç bazen yorucu oluyor çünkü bir konunun içine girince o konunun içinden onlarca yeni soru çıkıyor. Hepsini tek tek araştırmak, anlamak, sindirmek gerekiyor. Ama tam da bu yüzden çok geliştirici bir süreç.
Ben eskiden çok konuşan biri değildim, daha çok dinleyen taraftaydım. Ama bu işi yapabilmek için iyi bir anlatıcı olmak gerektiğini fark ettim. Bu yüzden diksiyon, Türkçe, hikaye anlatımı üzerine dersler aldım ve hala alıyorum. Zorlanıyorum diyemem aslında, bu benim işimin bir parçası. Hatta en sevdiğim parçası.
Teknoloji yayıncılığında erkek egemen bir medya yapısı görüyoruz. Burada bir kadın yayıncı olmak size ne hissettiriyor?
Bu alanda kadın olmak ve her geçen gün daha fazla kadın yayıncı görmek beni gerçekten mutlu ediyor. Neden teknoloji sadece erkeklerle anılsın ki? Bence hiç öyle değil. Hatta bana kalırsa bugün en “cool” şey, bir kadının kendi tarzıyla, kendi enerjisiyle teknolojiyi anlaması ve anlatması. Kadınların bu alanda olması sadece bir temsil meselesi değil, aynı zamanda bakış açısını da değiştiriyor.
Türkiye’de dijital ve yapay zeka okuryazarlığını nasıl görüyorsunuz? İnsanların yapay zekaya dair en büyük yanılgısı ne?
Yaklaşık 10 yıldır bu alandayım ve net bir şekilde şunu görüyorum, ilgi inanılmaz arttı. İlgi arttıkça okuryazarlık da artıyor. Etkinliklere gittiğimde en çok dikkatimi çeken şey şu; yaş fark etmiyor Ama hala çok kritik bir yanlış algı var. Yapay zekayı bir “insan” gibi görmek… Ona bir karakter, bir kişilik atfetmek… Bence bu en büyük hata. Yapay zeka bir araç. Tıpkı bir mikroskop gibi, bir teleskop gibi. Sana görmediğini gösterir, hız kazandırır ama senin yerine düşünmez, senin yerine var olmaz.
Markalar yapay zekayı gerçekten anlıyor mu, yoksa trendi mi takip ediyor?
Aslında markalar bu işi yeni öğrenmiyor. Yıllardır veri topluyorlar, analiz ediyorlar, tahmin modelleri kuruyorlar. Yani yapay zekanın temelini zaten kullanıyorlardı. Bugün değişen şey şu, bu artık görünür hale geldi. Chatbotlar, yapay zeka uygulamaları… Bunlar vitrindeki kısmı.
Ama aynı zamanda büyük bir trend etkisi de var. Kimse bu treni kaçırmak istemiyor. Bu yüzden bazı markalar gerçekten derinlemesine kullanırken, bazıları sadece “biz de buradayız” demek için kullanıyor.
Şirketlerin yapay zeka yolc u l u ğ u n d a o d a k l anma s ı gereken temel öncelikler neler olmalı? Yapay zeka entegrasyonu iş yapma biçimlerini sizce nasıl dönüştürüyor?
Bence en kritik şey şu, yapay zekayı “ekstra bir araç” gibi değil, ayrı bir yapı olarak görmek gerekiyor. Bunun için de şirket içinde bu işe odaklanmış bir ekip olması şart. Veri mühendisleri, makine öğrenimi uzmanları, proje yöneticileri… Bu işin temelini veri oluşturuyor. Veriyi doğru toplamazsan, doğru analiz etmezsen üzerine kurduğun hiçbir sistem sağlıklı çalışmaz. Ama sadece teknik taraf değil, etik taraf da çok önemli. Bugün özellikle ajan sistemleriyle birlikte iş yapma biçimi tamamen değişiyor. Artık insanlar tek başına değil, yapay zekayla birlikte çalışıyor. Bu da insanı daha güçlü hale getiriyor ama aynı zamanda yeni bir sorumluluk da getiriyor.
Yapay zeka, içerik üreticilerini güçlendiren bir araç mı, yoksa bir tehdit mi?
Şu an için kesinlikle bir süper güç. İçerik üretimini hızlandırıyor, planlamayı kolaylaştırıyor, hatta içerik fikirlerini bile senin yerine üretebiliyor. Ama tam da bu yüzden bir risk var. Çünkü herkes aynı araçları kullanmaya başladığında ortaya çıkan içerikler birbirine benzemeye başlıyor.
Benim en büyük endişem, internetin tamamen yapay zeka içerikleriyle dolması ve insanların bu içeriklerden sıkılması. O noktada bence tekrar “insan dokunuşu” değer kazanacak.
Yapay zeka çağında geride kalmamak için bugün yapılması gereken ilk şey ne?
Bence en kritik şey, yapay zekayı kullanmayı ve onunla birlikte üretmeyi öğrenmek. Bugün artık kod yazmak bile eskisi gibi değil. Bir chat kutusuna ne yapmak istediğini anlatıyorsun ve sistem sana adım adım yol gösteriyor. Bana kalırsa herkes “vibe coding” yani yapay zeka ile yazılım yapmayı denemeli, bunun için tek yapmanız gereken sohbet kutusuna yapmak istediğinizi yazmak ve adım adım sizi yönlendirmesini sağlamak, bunun için 5. Sınıf öğrencisinin anlayacağı şekilde bana adım adım anlat demeniz yeterli. Ve olmazsa olmaz “agent” sistemlerini herkes kurmalı. Kendi kişisel ve iş ihtiyaçlarına göre farklı uzman çalışanları herkes kendi dijital akışlarına ve otomasyonlarına dahil etmeli.
Geleceğe dair sizi en çok heyecanlandıran, korkutan, umutlandıran teknolojik trendler neler?
Teknoloji beni en çok umutlandıran şeylerden biri. Özellikle iklim krizi gibi çok büyük sorunların çözümünde kritik rol oynayabileceğine inanıyorum. Dünya şu anda zor bir yerden geçiyor. Ama aynı zamanda elimizde daha önce hiç sahip olmadığımız kadar güçlü araçlar var. Yapay zeka, kuantum teknolojileri ve diğer gelişmeler doğru kullanılırsa eşitsizliği azaltabilir, eğitimi yaygınlaştırabilir, daha iyi bir dünya kurabilir.

