6 Ağustos Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Köşe Yazıları

Markalar insanlarla aynı dili konuşuyor mu?

Temel AKSOY
5 Ağustos 2015
3 dk okuma

İnsanların nasıl düşündüklerini, nasıl karar aldıklarını ve alışkanlıklarını anlamak pazarlama disiplininin özüdür. İnsanda alışkanlık yaratan her şeyin kendine göre bir nedeni, bir mantığı vardır. Yeni bir ürünü ya da yeni bir markayı insanların hayatlarına sokmak için onların mevcut alışkanlıklarını anlamak ve bu alışkanlıkları değiştirmenin yollarını bulmak gerekir.

İnsanların, sabahtan akşama kadar yaptıklarının çoğu, bir önceki günün aynısıdır. 

Sadece her gün alışkanlıkla tekrarladıkları davranışları değil, kullandıkları markaların da çoğu aynıdır. İnsanlar, genellikle bildikleri birkaç marka peyniri, pirinci, çayı satın alırlar; aynı mağazalardan alışveriş yapar, aynı yerlerde yemek yerler. 

Alışkanlıklar, insan davranışlarının yüzde 95’ini yönetir.

Alışkanlıklar insanın hayatını kolaylaştırır; insana enerji ve zaman kazandırır. İnsan alışmış olduğu bir davranışı tekrar ederken, hiç düşünmeden çok hızlı ve çok isabetli karar alır. Çoğu insan, yeni bir şey denemek yerine bildiğini yaparak, risk almadan çözüm elde eder; bildiği yol, insana güven verir. 

Alışkanlıkların insan davranışları üzerinde bu kadar etkili olması, pazardaki yerleşik markalar ve özellikle yüksek pazar payına sahip markalar için çok büyük bir avantaj oluşturur. Uzun zaman önce insanların hayatlarına girmiş, onların alışkanlıklarının bir parçası olmuş bu markaları, insanlar hiç düşünmeden, hiç sorgulamadan tekrar tekrar satın aldıkları için, piyasaya yeni giren markalar bu ilişkiyi kırmakta çok zorlanırlar. Ne kadar mantıklı önermeler ileri sürseler de, insanların alışkanlıklarını kolay kolay değiştiremezler. 

Nobel Ödüllü Daniel Kahneman ve Amos Tversky, yaptıkları çalışmalarla insan beyninde iki farklı sistemin iç içe çalıştığını ortaya koydular. “Sistem 1” olarak adlandırdıkları sistem, sezgiler ve duygulara dayanan, kısa yollar kullanarak karar alan bir sistemdir. İnsan, günlük işlerinin neredeyse tamamını Sistem 1 ile yönetir. Sistem 1, alışkanlıklar üzerine kurulu bir sistem olduğu için çok hızlıdır. İnsan Sistem 1 ile karar aldığında, neredeyse hiç “düşünmeden” karar alır; herhangi bir çaba göstermesine gerek kalmaz. Sistem 1, oto pilot işlevi gördüğünden, insan karar aldığının farkına bile varmaz. 

Alışkanlık huzur verir

İnsan, bir arkadaşını gördüğünde, onun üzgün olduğunu Sistem 1 sayesinde hemen –hiç düşünmeden- anlayabilir. Stres altında ya da aniden karar almak zorunda olduğu zaman, Sistem 1 ile karar alır. Sistem 1, insanın hayatta kalmasını güvence altına almaya programlanmıştır. İnsanı düşmanlardan, tehlikelerden koruyan, Sistem 1’dir. İnsana atalarından miras kalan bütün içgüdüler, Sistem 1’e ait özelliklerdir.

“Sistem 2” olarak adlandırdıkları sistem ise, verileri titizlikle inceleyen, hesap yapan ve çok daha yavaş çalışan bir sistemdir. İnsan ilk kez karşılaştığı bir durumu, Sistem 2 ile anlamaya ve çözmeye çalışır. Bir matematik problemini çözmek, iki ürünün özelliklerini kıyaslayıp, bir sonuca ulaşmak Sistem 2’nin işidir.  

Sistem 2, yavaş çalışan, analiz yapan ve zor karar alan bir sistemdir. İnsan, Sistem 2’yi çalıştırırken fazladan bir güç harcadığı için, enerji tüketir ve yorulur. Kimi zor kararları aldıktan, bazı problemleri çözdükten sonra, insanın fiziksel olarak yerinden hiç kalkmamış olsa bile, kendisini bir savaştan çıkmış gibi yorgun hissetmesi, Sistem 2’yi çalıştırmak için harcadığı yoğun enerji nedeniyledir. 

Çoğu insan, düşünmeyi çok zahmetli bulduğu için, düşünmeden karar almayı tercih eder ve zamanla “düşünmemeyi” alışkanlık edinir. Sistem 2 ile enerji harcamak yerine, kendini Sistem 1’e teslim ederek, otomatik pilotta yaşamayı tercih eder. Çoğu insan, bu nedenle alışık olduğu davranışları tekrar etmekten, huzur ve mutluluk duyar. 

Ama kendisine sorulduğunda, her insan, düşünerek karar aldığını söyler. Önüne çıkan seçenekleri mantıklı bir şekilde değerlendirdiğini, analiz etiğini ve en akılcı seçimi yaptığını iddia eder. Hiç düşünmeden karar aldığı bir konuda bile, bu kararın nedeni sorulduğunda, çoğu insan hemen o anda ilk kez düşünerek, kendisini en “akıllı” gösterecek cevabı verir. 

Markanız “denemeye değer” mi?

Bir insanın bir markanın sadık tüketicisi olması demek, o markayı, alışkanlıkla yani Sistem 1 ile satın alması demektir. Sadık tüketici, içinde bulunduğu durumdan memnun olduğu için herhangi bir arayış içine girmez. Aynı davranışı sürekli tekrar eder.

Pazara yeni giren bir marka, önce hedef kitleye varlığını duyurur ve sonra neden mevcut markalardan daha iyi bir seçenek olduğunu anlatmaya başlar. Genellikle de bunu mantıklı gerekçeler ileri sürerek yapar. Mevcut markalara göre hangi üstünlüklerin olduğunu anlatır. Hedefi, tüketicilerin durumu değerlendirmelerini ve söz konusu markayı tercih etmelerini sağlamaktır.  

Eğer yeni marka, Kahneman ve Tversky’nin ifadesiyle insanların Sistem 2’lerini devreye sokabilirse, durup, düşünmelerini ve gerçekten bir kıyaslama yapmalarını sağlayabilirse, insanları ikna etme şansını elde edebilir. 

Bu yol teorik olarak mümkündür ama gerçek hayatta çok zor işleyen bir yoldur. İnsanlarda uzun bir sürede oluşmuş, her gün tekrarlanarak günlük hayatlarının bir parçası olmuş, etrafında birçok duygusal bağ oluşmuş alışkanlıkları, bir markanın mantıksal önermelerle değiştirmesi, gerçekten hiç kolay bir iş değildir. Pazara giren birçok yeni marka, bu alışkanlıkları kıramadığı için başarısız olur.

Piyasaya yeni çıkan ürünlerin ya da yeni markaların başarısızlığının en önemli nedeni, Sistem 1 ile karar veren insanlara, Sistem 2 ile seslenmektir. Bu, tıpkı insanlara bilmedikleri bir dille konuşup, onları ikna etmeye uğraşmak gibidir. Yeni markalar, çok yüksek iletişim yatırımı yapsalar bile, bu yatırımları hedef kitleye ulaşmadığı için, başarısız olurlar.  

Çoğunlukla yeni bir markanın “denemeye değer” olduğunu insanlara anlatmanın yolu, onların zihinlerindeki kısa yolları keşfedip, onların duygularına hitap eden bir iletişim kurmaktan geçer.   

İnsanların nasıl düşündüklerini, nasıl karar aldıklarını ve alışkanlıklarını anlamak pazarlama disiplininin özüdür. İnsanda alışkanlık yaratan her şeyin kendine göre bir nedeni, bir mantığı vardır. Yeni bir ürünü ya da yeni bir markayı insanların hayatlarına sokmak için, onların mevcut alışkanlıklarını anlamak ve bu alışkanlıkları değiştirmenin yollarını bulmak gerekir. 

İyi pazarlamacılar, iyi iletişimciler, bu yolları bulan insanlardır.

1 McDonald’s Türkiye, Örümcek Adam’ı menülerine taşıdı
McDonald’s Türkiye, Örümcek Adam’ı menülerine taşıdı
2 Carrefour'da içki satışı sona eriyor!
Carrefour’da içki satışı sona eriyor!
3 Reklamcılıkta kurallar değişiyor: 1 Ağustos’tan sonra markaları ne bekliyor?
Reklamcılıkta kurallar değişiyor: 1 Ağustos’tan sonra markaları ne bekliyor?
4 Influencer Pazarlama Raporu açıklandı: TikTok yükselişte, rekabet tabana yayılıyor
Influencer Pazarlama Raporu açıklandı: TikTok yükselişte, rekabet tabana yayılıyor
5 TurkNet'te Türkiye genelinde erişim sorunu: İlk açıklama geldi
TurkNet’te Türkiye genelinde erişim sorunu: İlk açıklama geldi
Güncel Haberler
Rekabet Kurulu'ndan A101'in CarrefourSA devralmasına koşullu onay
Rekabet Kurulu’ndan A101’in CarrefourSA devralmasına koşullu onay
TDK sözlüğünde "Sürdürülebilirlik" tanımı genişletildi
TDK sözlüğünde “Sürdürülebilirlik” tanımı genişletildi
Google DeepMind'da Türk bilim insanına kritik görev...
Google DeepMind’da Türk bilim insanına kritik görev…
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

Meta'nın AI krizi: Instagram hesapları chatbot üzerinden ele geçirildi
Haberler
Meta’nın AI krizi: Instagram hesapları chatbot üzerinden ele geçirildi
Nafizcan Önder
3 Haziran 2026
Honor'dan yeni logo hamlesi: Odağında yapay zeka var
Haberler
Honor’dan yeni logo hamlesi: Odağında yapay zeka var
Marketing Türkiye
2 hafta önce
Dünyanın en güçlü pasaportları açıklandı: Türkiye kaçıncı sırada?
Haberler
Dünyanın en güçlü pasaportları açıklandı: Türkiye kaçıncı sırada?
Marketing Türkiye
2 hafta önce
Rekabet Kurulu'ndan A101'in CarrefourSA devralmasına koşullu onay
Haberler
Rekabet Kurulu’ndan A101’in CarrefourSA devralmasına koşullu onay
Sena Tufan
7 saat önce
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.