
Türkiye’nin yüzde 73’ü “yapay zekaya hazırım” diyor!
Bosch Tech Compass 2026 sonuçları, Türkiye’de teknolojiye yönelik güçlü bir ilgi ve hazırlık düzeyi bulunduğunu gösterirken, bu dönüşümün hızına karşı temkinli bir tutumun da sürdüğünü ortaya koyuyor. Yapay zekâ, mobilite ve robotik çözümler toplumsal fayda beklentisiyle öne çıkarken, inovasyonun itici gücü olarak özel sektör öne çıkıyor.
Bosch tarafından bu yıl beşincisi gerçekleştirilen ve 7 ülkeden 11 bini aşkın kişinin katıldığı “Tech Compass 2026” araştırmasına bu yıl ilk kez Türkiye de dahil edildi. Araştırma sonuçları, Türkiye’de teknolojiye yaklaşımın bir yandan yeniliğe açıklık ve ilerleme arzusuyla şekillenirken, diğer yandan bu dönüşümün hızı ve yaratacağı etkiler konusunda ihtiyatlı bir tutum olduğuna işaret ediyor.
Yapay zekaya ve teknolojiye ilgi küresel ortalamanın üzerinde
Araştırma sonuçlarında yapay zekanın önümüzdeki 10 yılın en etkili teknolojisi olarak görülmesi dikkat çekiyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 71’i bu görüşü paylaşırken, yüzde 54’ü yapay zekanın topluma olumlu bir katkı sağlayacağına inanıyor.

Türkiye’deki katılımcıların yüzde 73’ü yaklaşan yapay zeka çağını karşılamaya kendini hazır hissediyor. Bu oran, yüzde 56 olan küresel ortalamanın oldukça üzerinde. Türkiye bu alanda Hindistan’ın ve Çin’in hemen arkasında konumlanıyor.

Katılımcıların yüzde 78’i teknolojiyle uğraşmaktan ve nasıl çalıştığını anlamaya çabalamaktan hoşlandığını belirtiyor. Hatta her 10 kişiden yaklaşık 6’sı (yüzde 55) hayatını kolaylaştırması karşılığında kişisel verilerini yapay zeka destekli hizmetlerle paylaşmaya hazır olduğunu söylüyor. Yüzde 42 ise beyninin doğrudan internete bağlanması fikrine sıcak bakıyor.
Ancak bu iyimser tabloya bir kontrol isteği de eşlik ediyor. Toplumun yüzde 58’i, sonuçların daha iyi anlaşılabilmesi için teknolojik gelişmelerin yavaşlatılması gerektiğini savunuyor. Katılımcıların yüzde 32’si ise teknolojik değişimin hızına yetişmekte zorlandığını söylüyor.
İnsanlar teknolojinin öncelikli olarak işlerini kolaylaştırmasını (yüzde 62), hayatı daha konforlu kılmasını (yüzde 59) ve daha iyi sağlık imkanları sunmasını (yüzde 52) bekliyor.
Türkiye’de inovasyonun motoru olarak özel sektör görülüyor
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, inovasyonu kimin sürüklediğiyle ilgili beklentide ortaya çıkıyor. Global sonuçlarda inovasyonun ana itici gücü olarak eğitim kurumları ve nitelikli insan kaynağı öne çıkarken; Türkiye’deki katılımcıların yaklaşık üçte biri, inovasyonu ileri taşıyacak birincil gücün şirketler, yani özel sektör olduğuna inanıyor.
İnovasyona en çok ihtiyaç duyulan alanlara bakıldığında ise eğitim Türkiye’de açık ara ilk sırada; katılımcıların yaklaşık yarısı önceliği bu alana veriyor. Tarım ve sağlık da öne çıkan diğer alanlar arasında. Üretim sektöründe inovasyon ihtiyacı hissedenlerin oranı Türkiye’de yüzde 31 ile küresel ortalamanın (yüzde 14) iki katından fazla bir düzeye ulaşıyor. Bu durum, üretim ve sanayide yenilenme ve yeni teknolojilere yatırım beklentisinin Türkiye’de diğer ülkelere kıyasla çok daha güçlü algılandığını gösteriyor.
Odak noktası: İklim, sağlık ve savunma teknolojileri
Türk halkı, teknolojik yeniliklerin öncelikle iklim ve sağlık ekseninde yoğunlaşmasını istiyor. Katılımcıların yaklaşık üçte biri teknolojik yeniliklerin öncelikle iklim değişikliğiyle mücadeleye odaklanması gerektiğini düşünüyor. Benzer bir oran da sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesini en kritik alan olarak görüyor.Yeni bir inovatif ürün söz konusu olduğunda ise, tüketiciler için en kritik özellikler veri gizliliği ve güvenlik (yüzde 35) ile sürdürülebilirlik (yüzde 34) oluyor. Fiyat (yüzde 30), performans ve kullanım kolaylığı (yüzde 29) önemini korumakla birlikte “iyi ürün” tanımı giderek hem güvenli hem de çevresel etkisi düşük çözümlerle bağdaştırılıyor.
Türkiye’nin küresel inovasyon yarışında en çok öne çıktığı alan olarak yüzde 32 ile havacılık ve savunma işaret ediliyor. Bunu bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon (yüzde 27) ile sağlık (yüzde 23) takip ediyor.
Türkiye’de katılımcılar ilaç ve tıbbi malzeme ile yenilenebilir enerjiyi global sonuçlarla paralel şekilde ilk sıralarda konumlandırıyor. Bunun yanı sıra savunma teknolojileri (yüzde 36) ve yapay zeka (yüzde 28) gibi kritik alanlarda, bu teknolojilerin ithal edilmek yerine yerli olarak geliştirilmesi beklentisi küresel ortalamaların çok üzerinde seyrediyor.
Mobilite ve robotik çözümlerden toplumsal fayda bekleniyor
Bosch Tech Compass 2026 verileri, Türkiye’de mobilite ve robotik alanlarına yönelik beklentinin küresel ortalamanın üzerinde konumlandığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 32’si insansı ve servis robotlarının (globalde yüzde19), yüzde31’i ise otonom sürüş teknolojilerinin (globalde yüzde 20) topluma önemli ölçüde katkı sağlayacağını düşünüyor.
Araştırmanın Metodolojisi
Bosch Tech Compass 2026 kapsamında, Ağustos–Eylül 2025 döneminde farklı kıtalardan yedi ülkede (Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Birleşik Krallık ve ABD) 18 yaş ve üzeri kişilerle online görüşmeler gerçekleştirildi. Çalışma, Robert Bosch GmbH adına Gesellschaft für Innovative Marktforschung mbH (GIM) tarafından yürütüldü. Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’ta her biri en az 1.000; Brezilya, Çin, Hindistan ve ABD’de ise her biri en az 2.000 kişi araştırmaya katıldı. Örneklemler, ilgili ülkelerde bölge, cinsiyet ve yaş dağılımı açısından temsil niteliği taşıyacak şekilde seçildi. Araştırma sırasında Bosch’un araştırmanın sahibi olduğu katılımcılara belirtilmedi.
Türkiye ayağında ise, 24 Ekim–6 Kasım 2025 tarihleri arasında 18–69 yaş aralığında 1.004 kişiyle online anket (CAWI) yöntemiyle görüşüldü. Örneklem, Türkiye’de bölge, cinsiyet ve yaş dağılımı açısından temsili olacak şekilde oluşturuldu. Çalışma, küresel Bosch Tech Compass metodolojisiyle uyumlu biçimde GIM tarafından yürütüldü. GIM, ISO 20252:2019 standardına göre sertifikalı bir pazar araştırma şirketidir.
