Sosyal mesafeyle birlikte post-korona kültürel etkinliklerinin yeni yüzü

Fransa ve İtalya karantinada; Boris Johnson İngiliz vatandaşlarına zorunlu olmayan temaslardan kaçınmalarını istediğini söyledi; Beyaz Saray toplantıların en fazla 10 kişilik tutulmasını iletti. Sağlık uzmanlarının ve global liderlerinin vatandaşları evde kalmaları ve COVID-19’un yayılmasını önlemeye teşvikleriyle sosyal mesafe uygulamaları dünyanın yeni normali haline geldi. Peki bu kültürümüz için ne anlama geliyor?

Global sağlık krizinin göbeğinde bulunduğumuz bu dönemde alışılmış sosyal etkileşim kanalları yok oluyor. Mekanlar kapanıp etkinlikler iptal edildikçe toplulukların iletişim bağları yeniden şekilleniyor. Yüz yüze gerçekleşen birlikteliklerin artık mümkün olmaması toplumsal bağlar kurarken yeni paradigmaların ortaya çıkmasına neden oluyor; ve bu paradigma sırtını fiziksel yakınlıktan ziyade, kolektif sorumluluğa dayıyor.

Kültürel etkinliklere katılma ve kültürel kurumları deneyimleme şekillerimiz salgınla birlikte değişirken kültürel mihenk taşları da bu değişimden etkileniyor. Coachella ve Glastonbury müzik festivalleri yeniden planlandı, Met Gala süresiz olarak ötelendi, spor müsabakaları kış uykusuna yattı ve müze ve tiyatrolar kepenklerini indirdi.

Yüz yüze planlama aşamalarının ortadan kalkmasıyla kültürel birliktelikler sanal etkileşim için yeniden formatlanıyor. Güncel bulgular insanların evlerinde kalmasıyla dijital tüketimin rekor seviyelere ulaştığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki aralarında Louvre ve Coachella’nın da bulunduğu kültürel mihenk taşları sanallaştırılabilir mi?

Kültürün sanallaşmasına dair bazı örnekler 

Hem sanatçılar hem de kurumlar sanallaşma sürecinde adım atmaya çalışıyor. John Legend, Chris Martin ve Keith Urban Instagram Live üzerinden #BirlikteEvde (#TogetherAtHome) hashtagi ile ücretsiz sanal konser veren sanatçılardan sadece birkaçı. Country yıldızı Brad Paisley Sony Music Nashville iş birliğiyle 19 Mart’ta Facebook üzerinden vereceği sanal konserinden önce takipçilerinden istek parçalar aldı. 19 Mart’ta gerçekleşen bir başka gelişme ise Billboard’ın aralarında JoJo, Luke Bryan ve Josh Groban’ın da bulunduğu sanatçıların performans sergilediği canlı ve online bir konser serisi düzenlemesiydi. Koronavirüs salgını nedeniyle iptal edilen Ultra Music Festival, yeni kimliği Ultra Virtual Audio Festival ile 20 Mart’ta SiriusXM’in UMF radyo kanalı üzerinden sunduğu line-up’ta Major Lazer, Afrojack ve Martin Garrix’in eserlerine yer verdi.

Broadway’den Hollywood’a, izleyiciler film ve tiyatro oyunlarını artık koltuklarından deneyimleyecek. 16 Mart’ta Metropolitan Opera arşivlerinde bulunan ve ilki Carmen’in 2010 yapımı olan klasik opera eserlerini canlı yayınla izleyicilerine sundu. Melbourne Senfoni Orkestrası ikonlaşmış opera sahnesinin kapalı olması üzerine YouTube üzerinden canlı yayınlara başlarken Berlin Filarmoni de dijital arşivini 30 günlüğüne ücretsiz bir şekilde müzikseverlerle paylaştı.

Broadway resmi olarak 12 Mart tarihinde kapanmış olmasına rağmen müzikal tutkunları BroadwayHD platformundan geçmiş performansları izleyebiliyor. Broadway’in ünlü isimlerinden müzikal öğrencilerine herkesin bir gün içinde bir oyun yazıp oynadığı 24 Hour Play Festival ise 17-18 Mart tarihlerinde kesintisiz bir canlı yayınla izleyicilerle buluştu.

Tüm yılını bir filmin ülkesine gelmesini bekleyen sinema severler ise Emma, Frozen 2 ve The Hunt gibi filmleri beklediklerinden daha da erken bir şekilde dijital platformlardan izleyebilecek.

Müzeler ve hayvanat bahçeleri misafirlerini eserlerini ve hayvanlarını sanal olarak deneyimlemeye davet ediyor. Aralarında Louvre Müzesi, Vatikan ve Metropolitan Museum of Art bulunan dünyanın en önemli sanat noktaları salgın nedeniyle kapalı oldukları süre boyunca sanal turlar sunmaya devam edecek. Boston’da bulunan New England Akvaryumu her gün deniz canlılarının beslendiği videoları, akvaryumun turlarını ve günlük uğraşlarını Facebook Live üzerinden paylaşıyor. Bu trende diğer akvaryum ve hayvanat bahçeleri de uyum sağlıyor.

Çoklu duyu deneyimi hizmeti veren Meta’nın kurucusu ve CEO’su Justin Bolognino, “ilk gördüğünüz şey sonu gelmeye Zoom konferansları, sanal konferanslar ve online canlı yayın oldu” diyor ve fizikselliğin kültürel bir deneyimi eve taşırken gerekli olduğunu belirtiliyor. Etkinliklerin “dokunma odaklı, insan enerjisine dayanan bir tarafı olmalı; deneyime gerçekten dokunabilmeli, onu hissedebilmeli ve yaratabilmelisiniz” diyen Bolognino sanal kültürün geleceği hakkında ise, “hepimiz etkileşimi bir şekilde yaşatmalı, hayranlık ve merak uyandırmaya devam etmeliyiz” diyor.

Bir öğrenme sürecinden geçeceğimiz açık, ancak önümüzde fiziksel kültür etkinliklerini sanata çevirememiz için hiçbir engel yok.

Kaynak: Wunderman Thompson – Intelligence

İLGİLİ HABERLER

 
e-Bülten üyeliği ile
son haberler size ulaşsın